- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,370
- Mesajlar
- 18,384
- Online süresi
- 4mo 19d
- Reaksiyon Skoru
- 4,080
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- MmoLira
- 39
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
PRATİK TEMELLİ BİR KURAMI DOĞRU
Kategorik teori iktidarı kabul ederken, pratik politika unsurunu yadsımıştır. Geleneksel popüler kültürdeki “Cinslerin Savaşı” komedisi, yine bu tür bir yadsıma işlemiyle cinsel politikaların hayalidir. Kategoriciliğin daha karmaşık biçimlerinde; mantık, pratik politikayı marjinalleştirir. Cinsel politikada belirli bir çizgi, Gyn / Ecology gibi metinlerde strateji seçimi olarak değil de ataerkilliğin içsel yapısından kaynaklanan mantıksal zorunluluk olarak görülür.
Bu tarz bir seçim daima yanlış yapma olasılığı ve kuşku içerir. Kategoriciliğin rol teorisi üzerindeki etkisi ve iktidarın kabulünü elde bulundurarak tüm ağırlığı politikanın pratik kısmına yüklemek toplumsal cinsiyet teorisinde bir sonraki adımın en genel şartı olacaktır.
Bu, bir taraftan iradeciliğe ve çoğulculuğa, bir taraftan da kategoriciliğe ve biyolojik belirlenimciliğe doğru kaymadan, kişisel yaşam ve toplumsal yapının iç içe geçmesine açıklama getiren bir toplum kuramı biçimini gerektirir. Bu toplum kuramının en iyi biçimi toplumsal cinsiyete ilişkin modern yazılarda, kurgu ve otobiyografi tarzında görülmektedir.(Connell;1998:94-97)
Kişilerin kadın ve erkek olarak farklı rol ve beklentileri vardır. Toplumsal cinsiyet kavramıyla bu rol ve beklentiler arasındaki farklılıklar, oluşum süreçleri, gibi kavramların irdelenmesi sağlanmaktadır. Ülkenizde toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri büyük boyutlarda yaşanmaktadır. Kadınlar hayatın her alanında geri kalmakta (ya da bırakılmakta)dır. Bir çok ülkede kadınlar iş gücünün en az yarısını oluşturmaktadır. Bu gerçeği göz ardı eden gelişme stratejileri toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine yol açar. İş gücünün bütün potansiyelini tam olarak kullanma fırsatı vermez. Bu durum sadece kadınlar için olumsuz bir durum teşkil etmez. Aynı zamanda ülke ekonomisi içinde olumsuz bir durum teşkil eder. Ülkenin en değerli kaynağı olan insanın verimli kullanılamaması, eğitim ağlık gibi sosyal hakların herkes tarafından eşit olarak kullanılamaması o ülkenin kalkınamamasını sağlar.
Ayrıca toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin eğitim alanında da görülmesi, gelecekte iş gücünün %50’sini oluşturacak olan kadınların niteliksiz, kalifiye olmayan elemanlar olması demektir.
Yasalarla 8 yıllık temel eğitimin herkes için zorunlu ve parasız olduğu ülkemizde, uygulamada sorunlar vardır. Her çocuğa hizmet götürülememektedir. Bu sorundan en çok kız çocukları etkilenmektedir. Bu sorun sadece Türkiye’ye özgü bir sorun değildir. Tüm dünyada 110milyon okullaşamayan kız çocuğu vardır ve bunların üçte ikisi kız çocuğudur.
Bu çalışma kız ve erkek çocukları arasında eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaya, okulu bırakmış çocukların çeşitli yöntemlerle tekrar topluma kazandırılmasına ve eğitimine devam ettirmelerine yardımcı olacaktır. Toplumsal cinsiyetle ilgili sorunlara ışık tutacağı düşünülmektedir.
2.5.ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ
Bu bölümde araştırma modeli evren ve örneklem veriler ve toplanması, verilerin çözüm ve yorumlanması ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir.
Bu araştırmada Tarama modeli kullanılmıştır. Tarama modeli geçmişte ya da halen var olan bir durumun, var olduğu şekliyle betimlemeyi amaçlayan araştırma yaklaşımıdır (Karasar;1995:77). Araştırmaya konu olan olay, birey ya da nesne kendi koşullarında başka bir ifadeyle olduğu gibi tanımlanmaya çalışılır. Herhangi bir şekilde değiştirme çabası gösterilmez.
Araştırmada veri toplama tekniği olarak anket kullanılmıştır. Anket araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Bunun için önce ilgili literatür taranmış, yapılan araştırmalar gözden geçirilmiş ve bir anket taslağı hazırlanmıştır. Bu taslak danışman hocama gösterilerek görüş ve eleştirileri alınmıştır. Bu görüşlere göre son şekli verilen anket araştırmacı tarafından örneklemi oluşturulan gruba bizzat uygulanmıştır. Elde edilen veriler uygun istatistiki yöntemlerle tasarlanmış ve yorumlanmıştır.
2.6.VARSAYIMLAR:
1)Ekonomik düzeyin düşük olması eğitim seviyesinin düşüklüğü ile doğru orantılıdır.
2)Sosyo - kültürel yapı ve aile baskısı kız çocuklarının eğitiminde olumsuz bir etkendir.
3)Ergenlikte yaşanan toplumsal sapmalar eğitim hayatının sürekliliğine olumsuz etkide bulunur.
2.7.SINIRLILIKLAR:
Bu araştırma
1) Toplumsal Cinsiyet Sorunları ve Kız Çocuklarının Okutulmaması ile sınırlıdır.
2) Veri toplama tekniğinde anket ve görüşme yöntemiyle sınırlıdır.
3) İstanbul ili Zeytinburnu ilçesi 15-27 yaş arası okulu bırakmış kişilerle sınırlıdır.
2.8.EVREN VE ÖRNEKLEM:
Evren araştırmaya konu olan sahayı ifade eden terimdir. 2 tür evren vardır
1) Genel evren, tanımlanması kolay fakat ulaşılması güç çoğu zaman imkansız evrendir.
2)Çalışma evreni, ulaşılan alandır.
Bu araştırmanın çalışma evreni İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan15-27 yaş arası okulu bırakmış kızlar oluşturmaktadır. Bunlar hiç okula gitmemiş, ilköğretimi bırakmış ve ortaöğretimini bırakmış olmak üzere üç grupta incelenmiştir.
Evrenin büyük olması nedeniyle örnekleme yoluna başvurulmuştur. Araştırmanın örneklemini İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan okulu bırakmış kızlardan tesadüfi olarak seçilmiş 86 kişi oluşturmaktadır.
Kategorik teori iktidarı kabul ederken, pratik politika unsurunu yadsımıştır. Geleneksel popüler kültürdeki “Cinslerin Savaşı” komedisi, yine bu tür bir yadsıma işlemiyle cinsel politikaların hayalidir. Kategoriciliğin daha karmaşık biçimlerinde; mantık, pratik politikayı marjinalleştirir. Cinsel politikada belirli bir çizgi, Gyn / Ecology gibi metinlerde strateji seçimi olarak değil de ataerkilliğin içsel yapısından kaynaklanan mantıksal zorunluluk olarak görülür.
Bu tarz bir seçim daima yanlış yapma olasılığı ve kuşku içerir. Kategoriciliğin rol teorisi üzerindeki etkisi ve iktidarın kabulünü elde bulundurarak tüm ağırlığı politikanın pratik kısmına yüklemek toplumsal cinsiyet teorisinde bir sonraki adımın en genel şartı olacaktır.
Bu, bir taraftan iradeciliğe ve çoğulculuğa, bir taraftan da kategoriciliğe ve biyolojik belirlenimciliğe doğru kaymadan, kişisel yaşam ve toplumsal yapının iç içe geçmesine açıklama getiren bir toplum kuramı biçimini gerektirir. Bu toplum kuramının en iyi biçimi toplumsal cinsiyete ilişkin modern yazılarda, kurgu ve otobiyografi tarzında görülmektedir.(Connell;1998:94-97)
2. BÖLÜM: KIZ ÇOCUKLARININ OKUTULMAMASININ NEDENLERİ
2.1.ARAŞTIRMA PROBLEMİ:
Bu çalışmada, toplumsal cinsiyet sorunları ve kız çocuklarının okutulmamasının nedenleri sorularına cevaplar aranmıştır.
2.2.ALT PROBLEMLER:
Bu araştırmada okulu bırakmış 15-27 yaş arasında 86 kişiyle yapılıp toplumsal cinsiyet ayrımcılığının ve okulu bırakma nedenlerinin neler olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır.
Bu amaca ulaşılmak için aşağıdaki sorulara cevaplar aranmıştır.
1) Okulu bırakma nedenleri nelerdir?
2) Toplumsal Cinsiyet ayrımcılığının okulu bırakmadaki etkisi nedir?
3) Çok kardeşli olmanın okullaşma oranına etkisi nedir?
4) Ekonomik yetersizlikle okulu bırakma arasındaki korelasyon nedir?
2.3.ARAŞTIRMANIN AMACI:
Bu araştırmanın amacı toplumsal cinsiyet sorunlarını gidermek ve kız çocuklarının okutulmamasının nedenlerini araştırmak ve çözüm bulmaktır.Bu çalışmada, toplumsal cinsiyet sorunları ve kız çocuklarının okutulmamasının nedenleri sorularına cevaplar aranmıştır.
2.2.ALT PROBLEMLER:
Bu araştırmada okulu bırakmış 15-27 yaş arasında 86 kişiyle yapılıp toplumsal cinsiyet ayrımcılığının ve okulu bırakma nedenlerinin neler olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır.
Bu amaca ulaşılmak için aşağıdaki sorulara cevaplar aranmıştır.
1) Okulu bırakma nedenleri nelerdir?
2) Toplumsal Cinsiyet ayrımcılığının okulu bırakmadaki etkisi nedir?
3) Çok kardeşli olmanın okullaşma oranına etkisi nedir?
4) Ekonomik yetersizlikle okulu bırakma arasındaki korelasyon nedir?
2.3.ARAŞTIRMANIN AMACI:
2.4.ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ:
Toplumsal cinsiyet, yaşanılan zamana, mekana ve kültüre göre değişiklikler gösteren, kadın ve erkek olmak üzere farklı cinsiyetlerde bulunan insanlardan beklenen norm ve değer yargılarıyla bağlantılı olarak sosyal rol ve davranışların fiziksel görünüşle bütünleşmesidir.Kişilerin kadın ve erkek olarak farklı rol ve beklentileri vardır. Toplumsal cinsiyet kavramıyla bu rol ve beklentiler arasındaki farklılıklar, oluşum süreçleri, gibi kavramların irdelenmesi sağlanmaktadır. Ülkenizde toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri büyük boyutlarda yaşanmaktadır. Kadınlar hayatın her alanında geri kalmakta (ya da bırakılmakta)dır. Bir çok ülkede kadınlar iş gücünün en az yarısını oluşturmaktadır. Bu gerçeği göz ardı eden gelişme stratejileri toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine yol açar. İş gücünün bütün potansiyelini tam olarak kullanma fırsatı vermez. Bu durum sadece kadınlar için olumsuz bir durum teşkil etmez. Aynı zamanda ülke ekonomisi içinde olumsuz bir durum teşkil eder. Ülkenin en değerli kaynağı olan insanın verimli kullanılamaması, eğitim ağlık gibi sosyal hakların herkes tarafından eşit olarak kullanılamaması o ülkenin kalkınamamasını sağlar.
Ayrıca toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin eğitim alanında da görülmesi, gelecekte iş gücünün %50’sini oluşturacak olan kadınların niteliksiz, kalifiye olmayan elemanlar olması demektir.
Yasalarla 8 yıllık temel eğitimin herkes için zorunlu ve parasız olduğu ülkemizde, uygulamada sorunlar vardır. Her çocuğa hizmet götürülememektedir. Bu sorundan en çok kız çocukları etkilenmektedir. Bu sorun sadece Türkiye’ye özgü bir sorun değildir. Tüm dünyada 110milyon okullaşamayan kız çocuğu vardır ve bunların üçte ikisi kız çocuğudur.
Bu çalışma kız ve erkek çocukları arasında eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaya, okulu bırakmış çocukların çeşitli yöntemlerle tekrar topluma kazandırılmasına ve eğitimine devam ettirmelerine yardımcı olacaktır. Toplumsal cinsiyetle ilgili sorunlara ışık tutacağı düşünülmektedir.
2.5.ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ
Bu bölümde araştırma modeli evren ve örneklem veriler ve toplanması, verilerin çözüm ve yorumlanması ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir.
Bu araştırmada Tarama modeli kullanılmıştır. Tarama modeli geçmişte ya da halen var olan bir durumun, var olduğu şekliyle betimlemeyi amaçlayan araştırma yaklaşımıdır (Karasar;1995:77). Araştırmaya konu olan olay, birey ya da nesne kendi koşullarında başka bir ifadeyle olduğu gibi tanımlanmaya çalışılır. Herhangi bir şekilde değiştirme çabası gösterilmez.
Araştırmada veri toplama tekniği olarak anket kullanılmıştır. Anket araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Bunun için önce ilgili literatür taranmış, yapılan araştırmalar gözden geçirilmiş ve bir anket taslağı hazırlanmıştır. Bu taslak danışman hocama gösterilerek görüş ve eleştirileri alınmıştır. Bu görüşlere göre son şekli verilen anket araştırmacı tarafından örneklemi oluşturulan gruba bizzat uygulanmıştır. Elde edilen veriler uygun istatistiki yöntemlerle tasarlanmış ve yorumlanmıştır.
2.6.VARSAYIMLAR:
1)Ekonomik düzeyin düşük olması eğitim seviyesinin düşüklüğü ile doğru orantılıdır.
2)Sosyo - kültürel yapı ve aile baskısı kız çocuklarının eğitiminde olumsuz bir etkendir.
3)Ergenlikte yaşanan toplumsal sapmalar eğitim hayatının sürekliliğine olumsuz etkide bulunur.
2.7.SINIRLILIKLAR:
Bu araştırma
1) Toplumsal Cinsiyet Sorunları ve Kız Çocuklarının Okutulmaması ile sınırlıdır.
2) Veri toplama tekniğinde anket ve görüşme yöntemiyle sınırlıdır.
3) İstanbul ili Zeytinburnu ilçesi 15-27 yaş arası okulu bırakmış kişilerle sınırlıdır.
2.8.EVREN VE ÖRNEKLEM:
Evren araştırmaya konu olan sahayı ifade eden terimdir. 2 tür evren vardır
1) Genel evren, tanımlanması kolay fakat ulaşılması güç çoğu zaman imkansız evrendir.
2)Çalışma evreni, ulaşılan alandır.
Bu araştırmanın çalışma evreni İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan15-27 yaş arası okulu bırakmış kızlar oluşturmaktadır. Bunlar hiç okula gitmemiş, ilköğretimi bırakmış ve ortaöğretimini bırakmış olmak üzere üç grupta incelenmiştir.
Evrenin büyük olması nedeniyle örnekleme yoluna başvurulmuştur. Araştırmanın örneklemini İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan okulu bırakmış kızlardan tesadüfi olarak seçilmiş 86 kişi oluşturmaktadır.

