Krutzo 1
Krutzo
shrpnl 1
shrpnl
Best Studio 1
Best Studio
D 1
delimuratt
Aliyldrim 1
Aliyldrim
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
melankolıa18 1
melankolıa18
Agora Metin2 1
Agora Metin2
Cannn6161 1
Cannn6161
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Kategorİk Kuram

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan TruvaGame
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 44
Metin2 Pvp GM

TruvaGame

Level 23
GM
TM Üye
Katılım
23 Ocak 2016
Konular
8,370
Mesajlar
18,385
Online süresi
4mo 19d
Reaksiyon Skoru
4,080
Altın Konu
0
Başarım Puanı
506
MmoLira
39
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

KATEGORİK KURAM
Kategorik teori; toplumsal cinsiyet kavramının iktidar ve çıkar çatışmalarına dayandırılarak açıklanmasıdır. Cinsel politikalardaki karşıt çıkarları, belirli bir insan kategorisiyle sıkı biçimde özdeşleştirir. Kategorinin oluşturduğu süreçler ya da kategorinin unsurları yerine bir birim olarak kategori üzerinde yoğunlaşılır. Bir bütün olarak toplumsal düzen birbirleriyle, iktidar ve çıkar çatışması aracılığıyla belirlenen birkaç kategori kapsamında betimlenir. Özellikle radikal feminizmdeki ataerkillik tartışması 1970’lerden sonra kategorik toplumsal cinsiyet teorisi üzerinde temellenmiştir. “Tecavüz tüm erkeklerin, tüm kadınları korku içinde tutmalarını sağlayan bilinçli bir sindirme sürecidir.”(Brawnmiller;1975:140-156) Argümanındaki gibi rol teorisinden farklı olarak daha geniş kapsamda yargılarda bulunmuşlardır.

Bu yaklaşıma göre kadınlar ve erkekler içsel olarak farklılaşmamış genel kategoriler olarak görülürler. Bu tarz bir analiz kategoriler arasındaki ilişkiyi açığa çıkarırken doğruluklarını da sorgulamaksızın kabul eder. Toplumsal cinsiyete ilişkin kategoriler temelde bu ilişkiye getirdiği açıklamalar kapsamında farklılaşır (Chafetz;1980:103-125).

Bu temel olarak doğrudan bir tahakküm ilişkisidir. Küresel ataerkillik tasviri gibi açıklamalarla temelde kadınlara yönelik erkek şiddeti üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu tema kültürel feministlerce ele alınan pornografi ve tecavüz temalarıyla bağdaşmaktadır. Pornografi, erkek cinselliğindeki şiddetin dışa vurumu ve kadınlar üzerin tahakküm kurma aracı olarak görülmektedir. Tecavüz ise cinsel arzudan çok ataerkil şiddetin unsuru olarak kabul edilir (Griffin;1981 ve Dwarkin;1981).

Cinsel tabakalaşma üzerindeki çalışmalar, kategoriler arasındaki ilişkilerin eşit olmadığını varsayarak soyut bir yaklaşım içindedirler. Bu yaklaşımlar kadın ve erkeklerin eşit olmayan yaşama biçimlerini ve özelliklerini ortaya koyarlar. Kadınların erkeklerin tüm statülerinde karşılaşılan, yüksek ve düşük eşitsizlik düzeylerinde, hangi genel koşulların etkili olduğunu açıklamak amacıyla çalışmalar yapılmaktadır. Chatfez ekonomik gelişme, çevre, din vb gibi genel koşulların eşitsizlikle bağlantısını kültürler arası bir alan araştırmasıyla açıklamaya çalışmıştır. Ancak Chatfez bu araştırmasıyla dışsal bir teoriye yakınlaşır. Bu bağlamda kategoricilik dışsal teorilerin bir çoğu için toplumsal cinsiyet modeli oluşturmaktadır. Cinsiyete dayalı iş bölümü analizleri toplumsal cinsiyet kategorilerini genellikle ekonomik yaşamdaki basit bir sınırlama çizgisi olarak kurar ve bu çizginin farklı toplumlardaki görünümünü ayrıntılarıyla çıkararak daha da karmaşıklaşmasını sağlar.

Kategoriciliğin toplumsal modeli basitleşmiş, bir normatif aile modeli olarak karşımıza çıkar. Kategoriler evlilik kurumu tarafından oluşturulur. Ve kategoriler arasındaki ilişkinin özü karıların ücretsiz emeklerinden çıkan fazlalığı kocaların sahiplenmesidir.

Kategoricilikle ilgilenen yazarların ortaya çıkarmış olduğu argümanlar, yazarların tüm incelikli çalışmalarına rağmen ortaya koydukları toplumsal cinsiyet haritasının tümü, basit bir biyolojik ikililik üzerine temellenmiştir. Kategorilerin biyolojik olduğu varsayılabildiğinde veya aralarındaki ilişki kollektif veya standartlaşmış bir ilişki olarak görülebildiğinde, toplumsal cinsiyete ilişkin düşünme en yalın şeklini alır; ancak biyolojik ikilik mutlaka kategoriciliği ortaya çıkarmaya bilir. Örneğin transeksüelliğe ilişkin literatürün bir kısmın da yazarlar, uzlaşımsal kategoriden sapmanın biyolojik temelleriyle ilgilenirler. Biyolojik temel ya da biogramer teorileri, en güçlü biçimlerinde yine kategoriciliğe yönelir. Bu teoriler üreme biyolojisinin, insanı basit ama tam olarak iki farklı kategoriye ayırdığını varsaymaktadır. Yazarlar bu noktada hatalı analizler yapmaktadır.

Kategoricilik; yapısalcılık, biyolojizm ve politik eylemi seferber etmeye yönelik geniş ve basit kategorilere yapılan katışıksız retorik başvurulardan oluşmuştur. Kategoricilik rol teorisi ve liberal feminizme alternatif teşkil ettiği için önemini korumaktadır. Bazı sorunlar için, toplumsal cinsiyetin içsel olarak farlılaşmış genel kategoriler olarak değerlendirilmesi ilk adım olarak yeterlidir. Gelir, eğitim, meslek ve sağlık alanlarındaki cinsiyet eşitsizliğine dayalı literatür, bu bağlamda başarılıdır.

Eğer bu ilk adım aynı zamanda sonucu da oluşturursa sorunlar gündeme gelmeye başlar. “Kadın” ve “Erkek” kategorileri mutlak olarak kabul edildiklerinde daha fazla incelemeye ve ince bir farklılaşmaya duyulan gereksinim kalkmış olur. Çünkü bu sonuçta işe yaramayacağı ve yaklaşımın giderek yanıltıcı olacağı sorunlu alanları temsil eder. Bu konuda belki de en bilinen örnek normatif standart aile kapsamında ifade edilen analizdir. Refaha ilişkin pek çok feminist araştırma herkesin çekirdek aile içinde yaşadığını ön gören, bütün kadınların kendilerini geçindiren erkekleri olduğunu belirten, çocuk sahibi olmanın bir kocanın varlığının ön koşulu olduğunu direten resmi sosyal yardım ve ekonomi politikasını destekleyen varsayımların yanlış olduğunu kanıtlamaya yönelmiştir.

Toplumsal cinsiyetin tipik birey kapsamında analiz edilmesi Hester Eisenstein’in “Düzmece Evrensellik” kavramıyla açıklanabilir.

“Bir dereceye kadar bu düşünce alışkanlığı, kaçınılmaz olarak Toplumsal Cinsiyeti meşru bir düşünsel kategori halinde sunma ihtiyacından ortaya çıkmıştır. Ama sıklıkla, beyaz, orta sınıf deneyimlerinden oluşan yetersiz temeline rağmen, siyah ya da beyaz, zengin ya da yoksul tüm kadınlar adına ve onlar hakkında konuşuyormuş gibi görünen bir analize yol açmıştır” (Eisenstein;1985:104-105).

Bu şekilde temellendirilen ve gelişen bir teori tarihin farklı dönemlerinde dünyanın farklı kısımlarıyla birlikte bir bütün olarak ele almaya yönelik güçlü bir eğilime sahiptir. Feministler Hindistan’da kocası ölen kadınların kocalarıyla birlikte yakılması, Afrika’da kadınların sünnet edilmesi, Çin’de kadınlara demir ayakkabı giydirilmesinden, ABD’deki pornografiye kadar pek çok olumsuz durumu sıralamakta ve bunların her birinin aynı temel yapıdan kaynaklandığını savunmaktadırlar. Bu tür yapılarla toplumsal cinsiyetin dünya çapındaki boyutunu ve evrensel, ortak bir ataerkil yapının varlığı belirtirler bu her toplum ve dönemin aynı temel düşünceye sahip olduğu kanısı, bu çizgide yaklaşan feministleri budunmerkezcil konumlara yöneltmiştir. Bazı yazarların, feministlerin bu yaklaşımına eleştirileri çok çarpıcıdır. Dul kadınların kocalarıyla birlikte yakılması konusunda Hintli kadınları pasif bir şekilde ataerkil vahşetten ıstırap çekiyor olarak gösteren ve onların, direniş ve harekete geçiş biçimlerine ve amaçlarına açıklama getirmeyen, Irkçı Batılı kaynaklar üzerinde temellenen bu düşünce tarzı, ne bu konuyu ne de Hintli kadınların davranışlarını tam anlamıyla analiz edebilir (Ram;1981:2-8).

Kadınların sömürülmesi ve tabi kılınmalarının açık kabulünü ve bunun düzeltilmesi için ihtiyaç duyulan toplumsal değişmelerin temel karakterini, tabi kılınmanın farklı kültürlerde kendine özgü biçimlerinde kök salmasının ve büründüğü farklı şekiller dolayısıyla gereksinim duyulan, farklı stratejilerin yine aynı ölçüde güçlü kabulüyle birleştirilmesi mümkündür. Bu tür bir teori, Birleşmiş Milletler Kadın ve Kalkınma Asya Pasifik Merkezi Tarafından Bangkok’ta Düzenlenen feminist ideoloji ve yapılar konulu seminerde (1979) Taslak Raporu şeklinde incelenmiştir. Ancak bu tarz bir rapor kategorik teoriden uzak bir şekildedir (Connell;1998:91).

Sınıf, ırk veya milletin kategorik bir yapı olarak ele alınması durumunda; bunları, kategorik toplumsal cinsiyet analizlerine dahil etmek mümkündür. Bu kavramlaştırma çeşitli değişkenlerin çapraz bir şekilde sınıflandırmasını içerir ki bu nicel sosyolojide sıkça görülür. Çapraz sınıflandırma ne kadar karmaşık olursa statik mantığa yerleşmiş analizler o kadar katı olur. Ayrıca bu durum kategorik teorinin, toplumsal cinsiyet analizinde ortaya çıkan ayrımları incelerken karşılaştığı güçlüğü arttırır.

Karşılaşılan sorunlardan biri cinsel nesne seçme politikasıdır. Heteroseksüel cinsiyetçilik ve Homofobi, toplumsal cinsiyet ilişkilerindeki kilit örüntülerden biri olarak görülür. Kategorik bir toplumsal cinsiyet modeli kullanılarak Heteroseksüel bir yapıyı açıklamak güçtür. Erkek / Kadın sınıflamasının karşına Homo / Hetero sınıflaması konularak çapraz sınıflandırma konulabilir ama bu bölünmenin kategorik analizinde birinci planda önem taşımasının görünürde hiçbir nedeni yoktur. Ayrıca bu tarz bir çapraz sınıflandırma konuyu daha da karışık hale getirmektedir. Çünkü bu tarz bir sınıflandırma erkek eşcinselliğiyle kadın eşcinselliğini eş görmektedir. Oysa içsel ve dışsal olarak bu iki kavram arasında farlılıklar vardır.

Kategorik teori genellikle çıkar çatışmalarını vurgular. Ancak çıkarların oluşma biçimleriyle ve kişilerin çıkarları tanımlayan yapılarla mücadele biçimlerini açıklamakta yeterli değildir. Kategorik teorinin toplumsal çıkarı kabulü gereğinden fazla şemalaştırılmıştır.

Kategoricilik, baskının olmadığı ütopik bir geçmiş ve ütopik bir gelecek tasarlar, ancak şimdiki zamanda her şeyi erkek iktidarı ve kadının tabi kılınmasıyla bağdaştırma eğilimindedir. Genel olarak tüm kadınlar arasında metafizik bir dayanışmanın, tüm erkeklere karşı bir tutum içinde olmaları yapı ile kategorilerin evrensel olması nedeniyle anlamsız olduğu düşüncesi hakimdir. Çoğu kadın kendi yaşamında erkeklerle ilişkiye girmekten fiilen kaçma şansına sahip olmadığı için pratik sonuç feminizm içinde ortaya çıkan çözümsüz bir ikilemdir.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst