Hikayeler

Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Toplumsal Cİnsİyet

TruvaGame

Level 20
Uzman
Katılım
23 Ocak 2016
Konular
8,206
Mesajlar
16,392
Online süresi
4ay 15g
Reaksiyon Skoru
3,970
Altın Konu
0
Başarım Puanı
506
TM Yaşı
10 Yıl 2 Ay 29 Gün
MmoLira
2,055
DevLira
0

Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!

CİNSİYET:BİR KAVRAMIN ANLAM YELPAZESİ

Toplumsal cinsiyet; yaşanılan zamana, mekana ve kültüre göre değişiklikler gösteren, farklı cinsiyetlerdeki insanlardan beklenilen norm ve değer yargılarıyla bağlantılı olarak sosyal rol ve davranışların yanında fiziksel görünüşle bütünleşen bir kavramdır. Bunlara, içinde bulunduğumuz kültürde aileyle birlikte başlayan uzun bir sürecin sonunda modeller gözleyerek ve öğrenerek sahip oluruz.

Butler’e göre toplumsal cinsiyet etkisi belirli bedensel eylem; jest ve hareketlerin stilize edilmiş tekrarı aracılığıyla ve bir “Toplumsal Zamansallık” olarak yaratılır. Ona göre belirli şekillerde davranmamızın sebebi toplumsal cinsiyetimiz değildir. Toplumsal cinsiyet denilen kimliğe, onun normlarını kurup sürdüren bir davranışsal kalıplar aracılığıyla kavuşuruz Tekerrür süreci zaten toplumsal olarak kurulmuş olan bir anlamlar dizisinin bir anda yeniden yaşanması ve tecrübe edilmesidir. Onların dünyasal ve ritüelleşmiş meşruyet biçimidir (Foucault;1993:57).

Bir başka toplumsal cinsiyet tanımı; insanların Eril ve Dişil olarak üremeye dayalı bölünmesi kapsamında veya bu bölünmeyle bağlantılı olarak örgütlenmiş pratik anlamına gelmektedir. Toplumsal cinsiyet bu görüşe göre bir nesne olmaktan çok bir süreçtir. Eril ve Dişil kategorileri, toplumsal yaşamın ve cinsel politikaların kategorileridir. (Oğuz;2004;57 )

1970’lerde ilk defa toplumsal cinsiyet kavramı kullanılmaya başlandığında asıl amaç kadın ve erkek rollerinin doğal olmadığı görüşünü benimsetmekti. Bu kavram ilk defa feministlerin bu rollerin sonradan kazanıldığını söylemeleri ile gündeme gelmiştir. Batılı ülkelerdeki kadınların yaşadığı en büyük sorun bu ayrımların doğal olduğu ve değiştirilemeyeceğiydi, ancak feministler antropolojik çalışmaların da yardımıyla farklı kültürlerde ve farklı yerleşim merkezlerinde kadınlık ve erkekliğin farklı biçimde yapılandırıldığını, yani birer toplumsal kurgu olduğunu belirtmişlerdir. Fakat “Toplumsal Cinsiyet” kavramının “Cinsiyet” kavramı yerine geçmesi insanların kadın ve erkek olarak ikiye ayrılması bu kategorilerin toplumsal olarak kurgulanmakla birlikte biyolojik temelli olduğu düşüncesi, toplumsal cinsiyetin cinsiyet kavramı yerine kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Yani kadın ya da erkek olmamız doğuştan ve doğaldır. Kadınlık ve Erkekliği nasıl yaşacağımız ise kültür tarafından belirlenir anlayışı hakimiyet kazanmıştır.

Böylelikle kadın ve erkek rolleri, biyolojinin kadınlık ve erkeklik rolleri de kültürün alanına girmektedir. Bu noktadan bakıldığında Ruh / Beden ikileminin yerini feminizmde sex / gender veya biyolojik cinsiyet / toplumsal cinsiyet alır. Bu bakımdan beden farklı kültürel kurguların işlenebileceği boş bir alan olarak ele alınmıştır. Biyolojik yapı bütün kültürlerde aynı ise, yani derin biyolojik hakikatler varsa, bunlar bir tür alt yapı olarak işlev görebilir. Kadınların doğurgan olmaları bu hakikatlerdendir ve cinsiyet eşitsizliğinin evrenselliğini açıklamakta kullanılmıştır. Anatomik öğelerin, biyolojik işlevlerin dürtü ve zevklerin aynı başlık altında toplanması cinsiyetin cinsellikle iç içe kurgusal bir kategori haline gelişini fark etmek, bunu politik bir mesele olarak kavramak ancak “derin biyolojik hakikatler” fikrinden kopmakla gerçekleşir. Toplumsal cinsiyet kadınlık ya da erkekliği değil, kadınlarla erkeklerin birbirleriyle ve kendi aralarında cinsiyet ilişkilerine işaret etmekle birlikte; kim, neyi, nasıl yapacak, sınırlarını nereden çizecek, kime hangi, özellik ve değerler atfedilecek konularıyla ilgilenir...
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Geri
Üst