farkmt2official 1
farkmt2official
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Bvural41 1
Bvural41
Hikaye Ekle

100 Temel Eser (Arşivlik)

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan JoJoPaPi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 102
  • Görüntüleme Görüntüleme 35K
Robinson Crouse

(Daniel Defoe)

Kitabın Adı : Robinson CROUSE
Kitabın Yazarı : Daniel DEFOE
Kitabın Basımevi : Bilgi Yayınevi
Kitabın Basım yılı : 1994
Çeviren : Ayla ŞENTÜRK

YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Lodra`da doğdu. Gerçekciliği benimseyen ilk İngiliz yazardır. Yoksul bir ailenin çocuğudur. Babası ailenin geçimini kasaplık yaparak sağlamakta idi. Yazar geçimin sağlamak için çeşitli işlere girip çıkmıştır. Avrupanın çeşitli ülkelerini dolaşarak armotörlük ve politik alanda önemli rol oynamıştır. Yazmaya 22 yaşında din adamları aleyhine bir broşür yayınlamakla başladı. 1685 ‘deMouncount Dükünün emri altındaki ihtilalcilere katıldı ve cezalandırılmaktan zor kurtuldu. 1701 yılında hiciv şiiri “Gerçek İngiliz`i“ yayınladı. Hükümet aleyhine yazdığı yazılar yüzünden hapse girdi.hapisten Çıktıktan sonra Peview adında bir dergi çıkardı.En önemli eseri Robinson Crusoe`yi yazdığı zaman 60 yaşına gelmişti. 1731 yılında Londra`da öldü.

ESERİN ÖZETİ

Robinson Crusoe orta halli bir İngiliz ailenin çocuğu idi . Babası Robinsonun iyi bir iş tutup sakin bir hayat sürmesini arzuladığı halde,Robinson denizlere açılıp maceracı bir hayat sürmeye öylsine can atıyorduki, en sonunda evinde daha fazla kaşlamayacağını anladı.Büyüklerin haberi olmadan ilk yolculuğa çıktı.Gemi mütiş bir fırtınaya tutulmuştu.Robinson`u öyle bir deniz tutmuştuki karaya sağsalim kavuşamamaktan korkuyordu.Karaya bir çıksam bir daha denizlerin adını anmıyacağım diye düşünüyordu.

Karaya sağsalim çıktıktan sonra arzuları yeniden depreşti.tüccarlığa başlıyarak Avurpaya mal götüren bir gemiye girdi.Bindiği gemiyi birFas korsan esir aldı.Fas kıyılarında bir limana esir olarak götürüldü.Orada hayatı öyle zor şartlar altında geçiyorduki ilk fırsatta küçük bir sanadala atlatıp kaçtı.Bir Portekiz yük gemisi onu buldu ve Birezilya`ya bıraktı.

Bir İngiliz çifti ona Afrikaya gidip köle getirmesini önerince Robinson`un denizlere açılma arzusu yeniden uyandı,geçirdiklerini unutarak yeniden yola çıktı.Bu yolculuk Robinson`unun hayatında bir dönüm noktası oldu ve büyük serüven böyle başladı. Gemi Güney Amerika Sahillerinden biraz uzakta bir adanın yakınlarında bir kaya çarpıp parçalandı.Yolcu ve mürettabattan yalnız Robinson kurtuldu.Dalgalar onu kıyıya sürükledi.Adada hiç kimse yoktu.Vahşi hayvanların bulunduğunu gösteren birbelirtide göze çarpmıyordu.Robinson batmış gemiden çeşitli araçlar ve yiyecek alarak adaya sandalla taşıdı. Önce küçük bir tepenin eteğine yelken bezinden bir çadır kurdu.Herşeyden önce barutunu dikkatle saklıyordu.Robinson`un ikinci düşüncesi yiyecek stokuydu.İlk günlerde elinden geldiği kadar az yiyecek tüketiyordu.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Çok geçmeden Robinson gemide mürekkep ve kağıt buldu ve günüügnüne son hatıralarını yazmaya başladı.Barınağını uzun müddet oturacak hale soktu.Çadırın arka tarafında bir mağara buldu ve ilkel araçlarla mağarayı genişletti.Mağaraya sandalye,raf ve masa yaptı.
Robinson`un bundan sonra adada geçen son yirmidört yılıda ilk günlerden farklı geçmedi.Robinson adanın her tarafını gezdi ve adanın diğer yanına bir yazlık ev yaptı.Mısır,arpa ve pirinç yetiştire biliyordu.Her yıl yeni tohumları dikkatle saklıyordu,en sonunda küçük bir tarla ekecek kadar tohumu oldu.Yaban keçileri yakalayıp onları ehlileştirdi.Papağan yakaladı,onlarla oyalandı.Yeni eşyalar yaptı,mağarayı genişleterek,dışarıdan gelecek tehlikelere karşı muhafazalı hale getidi.
Robinson`un adadaki yirmidördüncü yılının ortasında bir olay,sürdüğü hayatın şeklini değiştirdi.Bir buçuk yıl kadar önce adaya vahşilerin geldiğini görmüştü.Bunlar hehalde başka adadan sanadalla gelmişlerdi.Bunlar başka bir kabile ile savaşa başlamışlardı.Robinson bir sabah insan kemikleri ve parçalanmış insan eti bularak korkuya kapılmıştı.Vahşilerin geri dönüp kendisini bulmasından çekiniyordu.Ensonuda vahşillerin bir kısmı adaya döndü,kendilerine ziyafet hazırlığı yaparken Robinson üzerlerine ateş açrak onları korkuttu.Vahşilerin yanındaki esirlerden birini alı koymayı başardı.Artık adada yalnız değildi.Adama onu yakaladığı günün adını verdi.Cuma diye çağırmaya başladı.Cuma onun sadık bir kölesi oldu.

Bir zaman sonra Robinson,Cuma`ya İngilizce öğretmeyi başardı.Cuma,ona geldiği adada onyedi beyaz adamın esir olarak tutulduğunu anlattı.Robinson onları kurtararak birlikte uygar dünyaya dönmenin çarelerini araştırmak istiyordu.Robinsonla Cuma büyük bir kayık yaptı ve öbür adaya gitmek üzere hazırlandılar.Bu sırada adaya yeni bir vahşi topluluğu geldi ve yanlarındada bir miktar daha esir getirmişlerdi.Esirlerden birisi beyaz adamdı.Esirlerin arasında Cuma`nın babasıda vardı.Bu iki esiri kurtarmayı başardılar.Robinson onyedi beyaz esirden biri olan İspanyola elinden geldiği kadar iyiy baktı.Cuma`nın adasını bir düşman kabile istila etmişti ve oradaki beyaz esirlerin hayatı tehlikedeydi.

Robinson İspanyolu ve Cuma`nın babasını öbür esirleri kurtarmaay gönderdi.Onların dönüşünü beklerken bir İngiliz gemisinin adaya demir attığını gördü.Çok geçmeden kaptanla iki adamının gemide isyan çıkartan mürettebat tarafından atıldıklarını öğrendi.Robinson,Cuma ve üç denizci gemiyi almatı başardılar.Cuma`nın babası gelmeden adadan ayrılmak istemiyordu.Günün birinde gelip onların ne durumda olduklarını öğrenmeyi tasarladı.İsyancı tayfalardan beşi İngiltere`ye gidip asılmakatansa adada kalmatı uygun buldular.Robinsonla Cuma İngiltere`ye dönmüşlerdi.Otuzbeş yıl süren ayrılıktan sonra1687 Haziranın`da ana vatanına geldiği zaman hiç kimsenin tanımadığı bir yabancıydı.Ama Robinson`un maceraları bukadarlada bitmiyordu.Eski evini bulunduğu yere gelince,annesiyle babasının ve yakınlarının çoğu ölmüşlerdi.Yalnız iki kız kardeşiyle bir erkek kardeşinin sağ kaladıklarını öğrenmişti.Artık onu İngiltere`de tutan hiçbirşey kalmadığını gören Robinson Lizbon`a gitti.Akadaşları mallarını saklamışlardı.Robinson öğrendiklerinden memun şekilde İngiltere`ye döndü.Evlendi ve üç çoçuğu oldu. Karısı öldükten sonra 1695`de yeğenin kaptanlık ettiği bir gemiye binerek Doğu Adalarına ve Çin`e gitmek üzere yola çıktı.Gemi Robinson`un adasına da uğramıştı.İspanyollarla İngiliz gemiciler yerli kabilenin kızları ile evlendiklerini ve adanın nüfusunun günden güne artmakta olduğunu gördü.

Küçük kolonini emniyet ve huzur içinde olduğunu anladıktan sonra Cuma ile Robinson yine gemiye binipo denize açıldı.Brezilya`ya giderken gemiye vahşiler hücüm etti.Savaş sırasında Cuma öldürüldü.Brezilyadan sonra Robinson Ümit Burnu`nu dolaştı ve Çine gelince Rob burada bırakılmasını istediler. Rob Çinden sibiryaya giden bir kervana katıldı. En sonunda İngiltereye vardı 54 yıllık ömrünün büyük bölümünü vatanından uzakta macera peşinde geçirmişti. Artık hayatınıngeri kalan kısmınıda vatanında sukunet içinde dönüşü olmayan o büyük yoculuğa yavaş yavaş hazırlanmakla geçirecektir.

ESER HAKKINDA BİLGİ

Gerçekci roman türünün en güzel örneklerinden olan Robinson Crusoe yazıldığı zamanyayınevleri bu romanı basmak istemediler. Bu eserin okuyucu bulamayacağından kuşku duyuyorlardı. Eserde karekterlerden çok sürüvene önem verilmiştir.Kahramanların karakterleri gerçekçi bir dille anlatılmasına rağmen onların ruhlarından ve iç dünyalrından pekaz söz edilmiştir.Robinson bilinmeyen ve işlenmeyen ve işlenmemiş cesaretin simgesi olarak ele alınmıştır.Çünkü Robinson tek başına ıssız bir adada kalmasına rağmen sadece elindekini kullanarak kalmaz,adada kendine özgü birde uygarlık kurarar.

ESERİN ANAFİKRİ

Bana göre eserin ana fikri insanın ne olursa olsun hayattan kopmaması gerektiğini,elindeki imkanları değerlendirerek yaşama sımsıkı sarılması gerektiğidir.

BAŞLICA KİŞİLER

ROBİNSON:Eserin kahramanıdır.Robinson maceracı bir kişiliğe sahip olup hayata sımsıkı bağlıve elindeki imkanları iyi kullanmasını bilen bir insandır.
CUMA:Robinson`un vahşilerin elinden kurtardığı bir yerlidir.Sadık ve çalışkan bir insandır
 
Safahat

(M. Akif Ersoy)

Kitabın Adı : Safahat
Kitabın Yazarı : Mehmet Akif Ersoy
Kitabın yayın evi : İnkılap Kitabevi, 1999

Kitabın Özeti

Mehmet Akif, hem bir şair, hem bir yazar; hem de hatiptir.Bir taraftan Sırat-ı Müstakim ve Sebilü`r-Reşad`daki makaleleri, şiirleri, çevirileriyle, diğer taraftan vaazlarıyla halkı toparlanmaya ve düşmana karşı birlik olmaya çağırmıştır.Birinci dünya savaşı sırasında Osmanlı devletinin ve Arapların toparlanması, birlik olması için çok gayret etti.Kurtuluş savaşı sırasında Kuva-yı Milliye`den yana yazılar yazdı.Bu esnada Anadolu`ya geçerek Birinci Büyük Millet Meclisi`nde Burdur Milletvekili olarak görev yaptı.

Bu arada Konya ayaklanmasını önlemek ve halka öğüt vermek için Konya`ya gönderildi. Oradan Kastamonu`ya geçti, Nasrullah Camisi`nde Sevr Antlaşması`nın iç yüzünü, Kurtuluş Savaşı`nın niteliğini anlatan coşkulu bir vaaz verdi, bu vaaz Diyarbakır`da basılarak bütün vilayetlere ve cephelere dağıtıldı.Mehmet Akif milletini ve dinin seven, insanlara karşı merhametli davranan, şair tabiatının heyecanlarıyla dalgalanan meşhur bit Türk şairdir. İstiklal Marşı şairi olması bakımından da ‘`Milli Şair`` ismini almıştır. Şairin en büyük eseri safahat genel adı altında toplanan 7 kitaptan oluşmuştur. Şair bu eserinde halka seslenmiş, yalın ve halkın anlayabileceği bir dili tercih etmiştir.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Yazarı Hakkında Bilgi

İstiklâl Marşı şâiri. Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif 1873 yılında İstanbul`da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayâtı boyunca yabancı dil derslerine ilgi duydu. Fransızca ve Farsça öğrendi. Babasından Arapça dersleri aldı.

1893 senesinde Tophâne-i Âmire veznedârı M. Emin Beyin kızı İsmet Hanımla evlendi. Âkif okulda öğrendikleriyle yetinmeyerek, dışarda kendi kendini yetiştirerek tahsilini tamamlamaya, bilgisini genişletmeye çalıştı. Memuriyet hayatına başladıktan sonra öğretmenlik yaparak ve şiir yazarak edebiyat sâhasındaki çalışmalarına devam etti. Fakat onun neşriyat âlemine girişi daha fazla 1908′de İkinci Meşrutiyetin îlânıyla başlar. Bu târihten itibaren şiirlerini Sırât-ı Müstakîm`de yayınlanır. Mehmed Âkif milletini ve dînini seven, insanlara karşı merhametli bir mizaca sâhip, şâir tabiatının heyecanlarıyla dalgalanan, edebî bakımdan kıymetli şiirlerin yazarı meşhur bir Türk şâiridir. İstiklâl Marşı şâiri olması bakımından da “Millî Şâir“ ismini almıştır.
 
Köprü

(Ayşe Kulin)

KİTABIN ADI : KÖPRÜ
KİTABIN YAZARI : Ayşe Kulin
YAYINEVİ : Remzi Kitabevi
BASIN YILI : Nisan 2001
SAYFA SAYISI : 255

KİTABIN KONUSU :

Anadolu da yaşayan trajik bir yaşam öyküsü olan KÖPRÜ, Erzincan dolaylarında, fırat nehri üzerinde inşa edilen bir köprünün, bu köprüyü yaptırabilmek için çırpınan bir bürokratın ve yöre insanının romanı.

KİTABIN ÖZETİ :

Bayram çocuk bekleyen bir babadır. Ve karısının doğum zamanı gelmiş çatmıştır. Sancılarla beraber Bayram, karısını hastaneye götürecektir Ama fırat buna engel olmaktadır. Fırat`ın karısına geçmeyen bayram ve onun talihsiz karısı oracıkta doğurur. Fakat karısı bu acıya dayanamaz ve kan kaybından yaşamını yitirir. O günden sonra Bayram ve onun çocuğu yalnız başına yaşamaktadır. Bayram çocuğu alarak doğru Valinin yanına gider ve olayı ona söyler. Vali o günden sonra bu olaya yakınlaşır ve köprüyü yaptırabilmek için girişimlerde bulunur. Köprüyü, Erzincan`ında dışında yabancı bir mühendise yaptırmak istiyordu. Bunun için Gürcistanlı baba ve oğul mühendislerle görüşmelere başladı. Gürcü mühendisler köprüyü yapabileceklerini söyleyerek Gürcistan`a dönmüşler; fakat bir daha geri dönmemişler.

Bunun üzerine Ankara dan bir mühendisle görüşmeye başladı. Mühendisler Erzincan`a gelerek köprü yerini gördü ve birkaç inceleme yaparak köprüyü yapabileceklerini söylediler. Mühendisler Ankara`ya dönerek gerekli çalışmalara başladı ve bir grup oluşturdular. Yaklaşık bir hafta bir çalışmadan sonra köprü Erzincan da değil de Ankara da yapılarak tırlar la Erzincan`a götürüleceğini söyledi. Vali buna şaşırmıştı. Fakat mühendislere güveni sonsuzdu. Valinin etrafındakiler buna inanmıyorlardı. Vali etrafındakilere aldırmayarak gerekli parayı sağlamaya çalışıyordu. Yaklaşık bir ay sonra ilk grup Erzincan`a giderek köprü ayaklarını dikmeye gelmişlerdi. Daha çalışmanın ikinci gününde gerçekleşen terörist saldırıyla personel Ankara`ya kaçmışlardır.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Öksüze bakan Elmas ile Mevlüt yasak aşklarından dolayı ailesine yakalanmaktan korkuyordu. Mevlüt, İstanbul da ki asker arkadaşını ayarlayarak İstanbul`a gitmeyi düşünüyordu. Vali gerekli gıdasal yardımı öksüze bakan aileye sağlıyordu.

Mühendisler köprünün yapımını tamamlamış ve Tırlar la Erzincan`a yola çıkmışlardı. Mühendisler ve Vali bir araya gelerek köprünün montajı hakkında konuşmaya başladılar. Köprünün kıyıdaki ilk ayağı oturtturulmuştu. Diğer ucunu ise karşıya geçirmek için, Feribottan

Tahta güvertesine köprünün diğer ayağı oturtturulmuştu. Yalnız bir sorun çıkmıştı. Daha yolun yarısında feribot bozulmuştu. Çalışmalar aksamıştı. Bu da halkta tedirginlik yaratmıştı. Bir sonraki gün arıza giderilmiş ve yoğun bir çalışmayla köprü tamamlanmıştı. Yapıldığı akşam Vali, Bayram ve Öksüz köprüye oturarak ufka doğru bakıyorlardı.

KİTABIN ANA FİKRİ :

Yaptığımız bir işte azimle çalışmalı ve sonucunu sabırla beklemeliyiz ki bir sonuca ulaşabilelim.

KİTPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :

Kitapta ki olaylar gerçek olduğundan, kitaba bir ılımlı yaklaşım yaratmaktadır. .

Vali, hırslı, iradeli ve bir şeyler yapma ve kazandırma yolunda olan birisidir.

Bayram, kendisinin çektiği acıyı başkalarının da yaşamasını istemeyen yardımsever birisidir.

Elmas ve Mevlüt, yakalanma korkusuyla sürekli yer değiştiren ürkek iki eştir.

Gürcü Mühendisler, İki yüzlü ve sözlerine inanılmayan kişilerdir.

Türk Mühendisler, PKK terörüne rağmen işlerinden yılmayan ve köprüyü yapan kişilerdir.

KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER :

Kitaptaki gerçek olaylar duru ve akıcı bir üslupla anlatıldığından; Türkiye gerçeklerini de içerdiğinden bu kitabı herkese tavsiye ediyorum.

KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :

Ayşe KULİN, Arnavut köy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. 1986`da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmeliğini üstlendiği “Ayaşlı ve Kiracıları“ adlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneğinin En İyi Sanat Yönetmeliği Ödülünü kazandı.

1977 de yayınlanan “Adı : Aylin“ adlı biyografik romanı ile, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi
 
Yüzüklerin Efendisi

(İki Kule)

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ-2 (İKİ KULE)

Boromir`in cesedini kayığa koyarak nehirde açılmasını sağlayan Gimli, Legolas ve Yolgezer esir iki hobbiti kurtarmak için orkların izini sürerler.

Yolda Rohan Süvarileriyle karşılaşırlar. Komutan ve vekilharç Faramir, Boromir`in kardeşidir. İzinsiz Rohan topraklarına girmelerine rağmen üç yoldaşa arkadaşlarını bulduktan sonra dönmeleri için izin verir.

Pippin ve Merry orklar tarafından bin bir zorlukla yürütülürler. Sonunda iki arkadaş Rohanlıların Orkları istilası sırasında kaçarak Ent ormanına girerler.

Orada ağaçlara benzeyen Entler yaşamaktadır. Onların en yaşlısı Ağaçsakal iki hobbiti bulur. İki hobbit ona dünyada olan kötülüklerden ve Saruman`ın ihanetinden bahsederler. Bunun üzerine Entler bir meclis toplayarak Saruman`ın üzerine gitmeye karar verirler.

Gimli, Legolas ve Aragorn Gandalf`ı tekrar bulurlar. Gandalf artık daha irfanlı ve beyazlar içerisindedir. Hep birlikte Rohan kralı Theoden`in yanına giderler. Kral, danışmanı Solucandil`in sözleriyle büyülenmiş; güçsüz ve korkak olmuştur. Solucandil`e bu şekilde davranması için Saruman emir vermiştir. Gandalf, Solucandil`i kovar ve kralın yüreklenmesini sağlar.

Kralın ordusu Miğfer Dibi`ndeki Orkları temizler. Entlerin ağaçları da gizli bir güç olarak onlara yardım ederler.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

İsengard`a Saruman`ın üzerine giden Roharrimler, Orthanc kalesi dışında heryerin Entler tarafından yıkıldığını görürler. Orthanç çok güçlüdür ve Saruman ile Solucandil oraya saklanırlar.

Yol arkadaşları Orthanc`a girerek Saruman`ın yanına giderler. Saruman`ın sesi büyülüdür. Gandalf onları önceden bu konuda uyardığı için sesi artık etkisiz gibi olur. Gandalf Saruman`ın güçsüzleştiğini gösterir. Saruman onlara bir küre fırlatır. Küreyi Pippin yakalar; Gandalf bu küreyi ondan alır ve hiçbir açıklama yapmaz.

Bunun ne olduğunu merak eden Pippin gizlice küreye bakar ve çığlık atarak bayılır. Bu palantirdir ve Karanlıkların Efendisi bu küre aracılığıyla Pippin`i sorgular.

Frodo ve Sam, kendilerini yol boyunca takip eden Gallum`u yakalarlar. Kıymetlisi yani yüzük üzerine yemin edince onu rehber olarak kullanırlar. Ölü Bataklık`tan geçerken Frodo`nun yükü artar.

Kara kapının önüne gelirler. Fakat birçok Ork ve insan tarafından korunan bu kapıdan giremezler. Kendilerine tavşan bulan Gallum`un itirazlarına rağmen Sam ateş yakar ve yahni yapar. Bu ateşi Faramir`in adamları görür.

Sam ve Frodo`yu Faramir sorguya çeker. Boromir hakkında sorular sorar ve yüzük yüzünden öldüğünü anlar.

Tekrar yola koyulan Frodo`yu Gallum Batı`daki pencereye götürür ve merdivenlerden çıkarlar. Gallum eski dostu örümcek Shelob ile anlaşır ve hobbitleri yemesine karşılık olarak o da yüzüğü almaya karar verir.

Gallum Sam`e, Shelob Frodo`ya saldırır. Sam Gallum`u hakeder ve örümcek tarafından zehirlenen beyine yardım etmeye çalışır. Shelob`u yaralar, fakat geç kalmıştır.

Ölen beyinin üzerinden yüzüğü ve kılıcı alır; görevi bitirmeye karar verir. Fakat beyini bulan Orkların konuşmasından onun ölü değil baygın olduğunu öğrenir ve onları takip eder.
 
Yüzüklerin Efendisi

(Kralın Dönüşü)

Gandalf, Pippin`i alarak Gondor`a gider. Gondor kralı, Boromir`in babasıdır. Kral Denethor Pippin`e oğlu hakkında sorular sorar ve Pippin`i silahtarı olarak alır.

Aragorn, Gondor`a kral olacak, İsildur`un soyundan gelen kişi olduğu için ülkesine giderken ölülerin yolunu seçer ve Gondor`a, geçerken çok az kişinin kurtulduğu bu yoldan gider.

Karanlık daha da yayılmış ve güçlenmiştir. Roharrimler`de Gordor`a yardıma giderler. Merry`de Rohan kralının silahşörü olur.

Orklar tarafından kuşatılan Gondor`un yardımına öncelikle Roharrimler yetişir; sonra Aragorn gelir. Düşman püskürtülür.

Faramir ve kral Theoden`in kızı saydığı ve savaş meydanına gizlice giden Eoweyn yaralanır. Kral Theoden savaş meydanında ölür. Eoweyn Kara Süvarilerin liderini öldürürken yaralanmıştır; bu sırada Kara Süvariye arkadan kılıcını batıran Pippin`de yaralanır. Aragorn onları krallara özgü bir güçle iyileştirir.

Kral Denethor umutsuzluğa kapılarak kendini yakar.

Son bir müzakere yapılarak Mordor üzerine ordu yürütülmesine ve Karanlıklar Efendisinin dikkatini Frodo`ya vermesini engellemek için ordunun hemen ilerlemesine karar verilir.

Kara kapıya ilerleyen ordu orklarla çarpışmaya başlar.

Sam, birbirine girip kendi yoldaşlarını öldüren Orkların arasından Frodo`yu kurtarır. Gölge diyarında ilerlerler ve Hüküm Dağı`na varırlar. Yüzük yapıldığı kötü diyarlara yaklaştıkça daha da ağırlaşarak Frodo`yu yürüyemez hale getirir. Tam Hüküm Dağı`na vardıklarında Gallum onlara yetişir. Sam onu öldüreceği sırada serbest bırakır.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Cehennem Çukuru`na yüzüğü atacakken, yüzüğün etkisi altına giren Frodo, yüzükte hak iddia eder ve yüzüğü takar. Bu sırada Gallum Frodo`yla kavgaya başlar. Frodo`nun parmağını ısırarak onu görünür kılar, fakat yüzükle birlikte ateşe düşerek yok olur.

Yüzüğün yok olmasıyla Kara Kule yok ve zafer kazanılmış olur.

Aragorn`u seven, fakat sevgisine karşılık bulamayan Eowyn Faramir`le tanışır. Birbirlerine aşık olur ve evlenmeye karar verirler. Faramir İthilien Prensi olur.

Aragorn da yıllardır sevdiği, fakat krallığını eline almadan evlenemeyeceği Elf Elrond`un kızı asil Arwen`le evlenir.

Frodo, üç hobbitle Shire`a döndüğünde ülkesinde karışıklıklar vardır. Eşkıyalar Ortanctan kaçıp gelen Saruman`ın emri altında Hobbitköy`ü altüst etmişlerdi. Dört hobbit bütün köylüyü ayaklandırarak Shire`ı eşkıyalardan temizlerler.

Frodo`nun yaraları sürekli ağrımaktadır. Üçüncü dünyanın üçüncü çağının Karanlıkların Efendisinin ölümüyle bitmesi üzerine elflerden Galadriel, Celeborn, Elrond ile Bilbo, Frodo`yu alarak deniz yoluyla üçüncü dünyadan giderler.

Sam evlenir, çocukları olur. Defalarca belediye başkanı olur.

Pippin ve Merry önemli görevlerde bulunurlar. Legolas ve Gimli denize gider. Gandalf da Frodo`yla gider. Aragorn Gondor Kralı olur.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst