- Katılım
- 14 Ağu 2014
- Konular
- 481
- Mesajlar
- 1,499
- Online süresi
- 6h 7m
- Reaksiyon Skoru
- 183
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 11 Yıl 10 Ay 1 Gün
- Başarım Puanı
- 154
- MmoLira
- -21
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Duyurusundan beri deli gibi beklediğim, alpha ve betasını heyecanla oynadığım Destiny sonunda karşımda. Aslında bu bekleyişim oyunun çıkışından iki-üç hafta önce duraksadı. Seviye sınırının 20 olduğunu öğrenmemden sonra kafamı bir silkeleyip kendime geldim. Duyurusundan beri Bungie, Activision, Sony üçlüsü tarafından sürekli pohpohlanan Destinynin o kadar da başarılı olmayabileceği aklıma gelmişti. Alpha ve betadan sonra oyunun hayal kırıklığı olmayacağını bilsem de iki-üç hafta önce başlayan şüphelerim bazı konularda gerçeğe dönüştü.
Oyunun eksilerine ve artılarına birer birer değineceğim. Öncelikle Destinynin bizlere ne anlattığıyla başlamak istiyorum.
Dili var, fikri yok.
Destinynin başlangıç hikayesi oldukça ilgi çekici. Dünyadan farklı gezegenlere adım atılması ve bu gezegenlerde yaşamın başlamasıyla hikaye ilk meyvelerini veriyor. Ardından Traveler isimli minik gezegen boyutundaki varlığın insanlığın karşısına çıkması ve The Darknessın Travelerı takip etmesiyle tarih, hayatındaki en büyük değişimi yaşıyor. İnsanlık The Darkness yüzünden yok olma noktasına geldiğinde ışığın kaynağı olan Traveler kendisini feda ederek insanlığa savaşmak için umut veriyor. Biz de Travelera yeniden hayat vermek için sıradan bir Guardian olarak mücadelemize başlıyor.
Hikaye çok yaratıcı olmasa da güzel bir şekilde başlıyor. Fakat gelecek vaat ettiğini söyleyemeyeceğim. Minik dostunuz Ghostun oyun içerisinde sizi bilgilendirmeye çalışması, görev öncesindeki dış ses ve ufak tefek ara sahneler yer alsa da hikayeyi pek umursayamıyorsunuz. Görevlerdeki amacınız hikayenin sonrasını öğrenmek değil, daha fazla yaratık kesmek oluyor. Destiny bu konuda içimde biraz burukluk yarattı.
Seçiminizi yapın
Hikayeyi aradan çıkarttığımıza göre oyuna başlangıcımızı yapabiliriz. Destiny özünde MMOFPS olan bir oyun. Haliyle ilk olarak bir karakter yaratmanız gerekiyor. İnsan, awoken ve exo ırklarından birini seçip, ardından cinsiyetinizi ve en önemlisi sınıfınızı belirlemelisiniz. Titan, Warlock, Hunter sınıfları özünde birbirlerinin aynısı. İkileme düşeceğiniz tek konu özel yetenek olacaktır. Titan saf güç veya savunma özelliklerinden birini kullanırken, Warlock büyü, Hunter silah veya kılıç yeteneklerinden birini kullanıyor. Ufak tefek birkaç farklılık bulunsa da özünde vermeniz gereken tek seçim noktası kullanmak istediğiniz yeteneği belirlemek olacak.
Tüm bunları belirledikten sonra sıra karakterinizin dış görünüşünü belirlemede. Açıkçası karakter çeşitliliği konusunda Destinyden beklediğimi alamadım. Betadakinden daha fazlasını beklerken karşıma tıpatıp aynısı çıktı. Yüz ve renk çeşitliliği yeterli seviyede olsa da saçlarda oyun bir hayli kıt. Hepsinin birbirinden abartılı olması da cabası.
Yetenek konusundaysa Destiny şüphelerimi yıkmaya başardı. Önceden oyunun yeterli düzeyde yetenek çeşitliliğine ayrılmayacağından korkuyordum. Bir MMORPG kadar olmasa da Destiny yeterli bir çeşitlilik sunuyor. Her sınıfın iki adet alt sınıfı bulunuyor. Titanda saldırı ve savunma, Warlockta saldırı ve diğer özelliklerini güçlendirme, Hunterdaysa uzak ve yakın menzilli olarak ikiye ayrılıyor. Yetenek ağacında da belirleyebileceğiniz birkaç farklı özellik var. Bombalar, uzun atlama - kısa ama kontrollü atlama, görünmezlik - hız gibi birçok ikili veya üçlüden birini belirlemeniz gerek. Her ne kadar karakterler bambaşka dünyalara ayrılmasa da bir farklılık yaratabildiğinizi hissetmek hoş bir duygu.
Her MMO oyununda olduğu gibi loot da Destinyde önemli bir yer kaplıyor. Başlarda daha çok görev sonlarında ödül olarak verilen eşyalarla idare etmeniz gerekecek. Fakat seviyeniz arttıkça öldürdüğünüz düşmanlardan daha çok eşya düşmeye başlıyor. Son seviyelerde girdiğiniz görevlerin içinde ortalama beş adet eşya düşürebiliyorsunuz. Diablo veya Borderlandsteki loot çılgınlığı Destinyde yer almıyor. Zaten oyunda loot çılgınlığı olabilecek kadar eşya da yok.
Biraz da seviye sınırından bahsedelim. Oyunda 20. seviyeye geldiğinizde sınıra ulaşıyorsunuz. Ardından 29. seviyeye kadar çıkmanız da mümkün. Bunu yapmak içinse içerisinde ışık (light) bulunan eşyaları giymeniz gerekli. Bu sayede seviyenizi 29'a kadar çıkarabiliyorsunuz.
Seviye sınırını ilk duyduğumda hayal kırıklığına uğramıştım. Destiny'yi oynadıktan sonraysa bunun sebenin Destiny değil, günümüzde yer edinen seviye mantığı olduğunu fark ettim.. Oyundaki seviye sınırının düşük olmasının sebebi sıkıştırılmış olması. Hem seviye atlamak o kadar kolay değil, hem de aralarında uçurum yok. Örnek olarak 15. seviyedeyken 12. seviyedeki düşmanlar yeri geldiğinde sizi zorlayabiliyor. Geliştiğinizi fark etmenizin yanında düşmanların sizi ara sıra hala zorlayabilmesi, takdir edilmesi gereken bir başarı.
Al sana bomba.
Destinynin oynanış mantığı Haloya oldukça benziyor. Zaten iki yapımı da aynı stüdyo yaptığı için bu durum kaçınılmaz. Destiny ise biraz daha fantastik ve modern bir Halo olmuş. Günümüz oyunlarındaki yakınlaştırma sisteminin olması, daha hızlı bir oynanış sunması ve özel yetenekler kullanabilmek Destinyyi Halodan ayırıyor. İki oyunun birbirine benzer ve farklı yanlarını bir kenara bırakıp Destinyyi tek ele alalım. Oyunun aksiyonu oldukça tok. Silah ve özel yeteneklerin birleşimiyle oldukça dinamik sahneler ortaya çıkıyor. Bunun üstüne bir de co-op eklenince zevkten dört köşe olmanız mümkün.
Raid oyuna eklense de herkesin beş adet Destiny oynayan arkadaşı olmadığı göz önüne alındığında Raidin de Destinyyi içerik anlamında kurtaramayacağını söyleyebiliriz. Oyunun içerik anlamında zenginleşmesi gerekiyor. Haritalardaki boş alanların keşfedilmeye değecek şeylerle doldurulması ve hikaye anlamında daha zengin görevlerin yer alması gerekiyor. Her ne kadar yeterli olmasa da Bungienin oyunu yeni içeriklerle besleyeceğine dair güvenim tam, fakat bu içeriklerin bir süre sonra iyice DLCye kayacağından çekiniyorum. Umarım Activision böyle bir paragözlük yapmaz.
Guardian, Guardiana karşı.
Biraz da işin PvP kısmına, yani The Cruciblea gelelim. The Crucibleın mekanikleri Call of Duty sosuna bandırılmış Halo tadı veriyor. Hızlı ama taktiksel olması, özel yetenek kullanımı, ufak tefek sorunlar harici dengeli oynanışı oldukça takdir ettim. Bunun yanı sıra çeşitli ve başarılı bir şekilde tasarlanmış 11 adet harita bulunması da artı bir taraf.
PvPdeki can sıkıcı fakat gerekli olan bir nokta da seviyeler arasındaki dengeleme. 3. seviyedeki oyuncu 18. seviyedeki oyuncuya kafa tutamayacağı için bir dengeleme getirilmiş. Eşyalarınızın hepsi The Cruciblea geldiğinizde bir testten geçiyor ve en dengeli hale getiriliyor. İşin can sıkıcı tarafıysa silahların neredeyse hepsinin birbirine eşit olması. Dengeleme getirildiği için kendi silahınızın başka silahlardan farkı kalmayabiliyor. Seviyelere göre oyuncu bulunması gibi bir çözüm de eşleştirme sistemini uzatacağı için bu tercih biraz zorunlu olmuş. Ancak betada zaman zaman açılan Iron Bannera girerek eşyalarınıza hiçbir dengeleme getirilmeden diğer Guardianlara karşı mücadele verebiliyorsunuz. Ancak Iron Banner tam sürümde henüz açılmış değil.
The Crucibledaki modlarsa başlangıç itibariyle bana pek yeterli gelmedi. Bölge ele geçirmeli Control, Team Deathmatch (Clash), herkes tek (Rumble), Skirmish ve Salvage oyunda şimdilik yer ediniyor. Her zaman taktiksel modları seven biri olarak Control, Skirmish ve Salvageı oldukça beğendim.Skirmish temelinde 3e 3 bir Team Deathmatch. Ölenleri iyileştirebilmek gibi bir seçenek yer aldığı için bu mod ayrı bir lezzete sahip. Salvage da 14 Eylülde açılan bir mod. Bu modda Skirmishteki sistemin üzerine haritada rastgele çıkan bir bölgeyi ele geçirmeniz ve tutmanız gerekiyor. Henüz açılmayan bir mod daha var. O da Combined Arms. Bu modda da araç ağırlıklı çatışmalar olacak.
The Crucibleın uzun ömürlü olup olmayacağını konuşmak için biraz erken. Şahsen ben zamanımı The Crucibleda harcamaya devam edeceğim. Şimdilik biraz kısır olan mod sayısı ileride ücretsiz olarak arttırıldığı takdirde PvPnin ömrü kesinlikle katlanacaktır. Call of Duty, Battlefield, Halo üçlüsü arasında yer edinmesi kolay olmasa da en azından kendi kitlesini oluşturacağından eminim.
Manzara izlemek varken niye savaşıyoruz?
Teknik kısma geldiğimizde Destiny yükleme süreleri dışında muazzam bir iş çıkarmış. Bir online oyuna göre grafikler çok başarılı. Işıklandırma ve gölgeler hikaye moduna ağırlık veren çoğu oyunda bile göremeyeceğimiz kalitede. Mekanların ve manzaraların da hayal gücü geniş akıllardan çıktığı rahatlıkla belli oluyor.
Halo müzikleriyle de adından söz ettiren bir seri olmuştur. Bungie geleneğini bozmayarak Destinyde de bu durumu devam ettiriyor. Hem sakin hem de hareketli parçalarla son zamanlardaki en başarılı oyun içi müzikler oluşturulmuş. Özellikle düşman akınında çalan müzikler zevkinizi ikiye katlıyor.
Kader esprisi yapmadan sona geldik.
Destiny hakkındaki son karara varmadan önce oyundan ne beklediğinizi düşünmeniz gerek. Tam donanımlı bir MMO arıyorsanız Destiny sizi birçok konuda üzecektir. Hem hikaye hem de online moda sahip FPS arıyorsanız da hikayesinin güçlü olmaması, mekanların güzel olsa da bazen tekrar etmesi gibi etmenler yüzünden canınız sıkılabilir. Biraz ondan, biraz bundan arıyorsanız Destiny sizin için gerçekten de oldukça başarılı bir oyun olacaktır. Ayrıca ileriki zamanlarda gelecek yeni içeriklerle birlikte oyunun daha da zenginleşeceğine güveniyorum.
Oyunun eksilerine ve artılarına birer birer değineceğim. Öncelikle Destinynin bizlere ne anlattığıyla başlamak istiyorum.
Dili var, fikri yok.
Destinynin başlangıç hikayesi oldukça ilgi çekici. Dünyadan farklı gezegenlere adım atılması ve bu gezegenlerde yaşamın başlamasıyla hikaye ilk meyvelerini veriyor. Ardından Traveler isimli minik gezegen boyutundaki varlığın insanlığın karşısına çıkması ve The Darknessın Travelerı takip etmesiyle tarih, hayatındaki en büyük değişimi yaşıyor. İnsanlık The Darkness yüzünden yok olma noktasına geldiğinde ışığın kaynağı olan Traveler kendisini feda ederek insanlığa savaşmak için umut veriyor. Biz de Travelera yeniden hayat vermek için sıradan bir Guardian olarak mücadelemize başlıyor.
Hikaye çok yaratıcı olmasa da güzel bir şekilde başlıyor. Fakat gelecek vaat ettiğini söyleyemeyeceğim. Minik dostunuz Ghostun oyun içerisinde sizi bilgilendirmeye çalışması, görev öncesindeki dış ses ve ufak tefek ara sahneler yer alsa da hikayeyi pek umursayamıyorsunuz. Görevlerdeki amacınız hikayenin sonrasını öğrenmek değil, daha fazla yaratık kesmek oluyor. Destiny bu konuda içimde biraz burukluk yarattı.
Seçiminizi yapın
Hikayeyi aradan çıkarttığımıza göre oyuna başlangıcımızı yapabiliriz. Destiny özünde MMOFPS olan bir oyun. Haliyle ilk olarak bir karakter yaratmanız gerekiyor. İnsan, awoken ve exo ırklarından birini seçip, ardından cinsiyetinizi ve en önemlisi sınıfınızı belirlemelisiniz. Titan, Warlock, Hunter sınıfları özünde birbirlerinin aynısı. İkileme düşeceğiniz tek konu özel yetenek olacaktır. Titan saf güç veya savunma özelliklerinden birini kullanırken, Warlock büyü, Hunter silah veya kılıç yeteneklerinden birini kullanıyor. Ufak tefek birkaç farklılık bulunsa da özünde vermeniz gereken tek seçim noktası kullanmak istediğiniz yeteneği belirlemek olacak.
Tüm bunları belirledikten sonra sıra karakterinizin dış görünüşünü belirlemede. Açıkçası karakter çeşitliliği konusunda Destinyden beklediğimi alamadım. Betadakinden daha fazlasını beklerken karşıma tıpatıp aynısı çıktı. Yüz ve renk çeşitliliği yeterli seviyede olsa da saçlarda oyun bir hayli kıt. Hepsinin birbirinden abartılı olması da cabası.
Yetenek konusundaysa Destiny şüphelerimi yıkmaya başardı. Önceden oyunun yeterli düzeyde yetenek çeşitliliğine ayrılmayacağından korkuyordum. Bir MMORPG kadar olmasa da Destiny yeterli bir çeşitlilik sunuyor. Her sınıfın iki adet alt sınıfı bulunuyor. Titanda saldırı ve savunma, Warlockta saldırı ve diğer özelliklerini güçlendirme, Hunterdaysa uzak ve yakın menzilli olarak ikiye ayrılıyor. Yetenek ağacında da belirleyebileceğiniz birkaç farklı özellik var. Bombalar, uzun atlama - kısa ama kontrollü atlama, görünmezlik - hız gibi birçok ikili veya üçlüden birini belirlemeniz gerek. Her ne kadar karakterler bambaşka dünyalara ayrılmasa da bir farklılık yaratabildiğinizi hissetmek hoş bir duygu.
Her MMO oyununda olduğu gibi loot da Destinyde önemli bir yer kaplıyor. Başlarda daha çok görev sonlarında ödül olarak verilen eşyalarla idare etmeniz gerekecek. Fakat seviyeniz arttıkça öldürdüğünüz düşmanlardan daha çok eşya düşmeye başlıyor. Son seviyelerde girdiğiniz görevlerin içinde ortalama beş adet eşya düşürebiliyorsunuz. Diablo veya Borderlandsteki loot çılgınlığı Destinyde yer almıyor. Zaten oyunda loot çılgınlığı olabilecek kadar eşya da yok.
Biraz da seviye sınırından bahsedelim. Oyunda 20. seviyeye geldiğinizde sınıra ulaşıyorsunuz. Ardından 29. seviyeye kadar çıkmanız da mümkün. Bunu yapmak içinse içerisinde ışık (light) bulunan eşyaları giymeniz gerekli. Bu sayede seviyenizi 29'a kadar çıkarabiliyorsunuz.
Seviye sınırını ilk duyduğumda hayal kırıklığına uğramıştım. Destiny'yi oynadıktan sonraysa bunun sebenin Destiny değil, günümüzde yer edinen seviye mantığı olduğunu fark ettim.. Oyundaki seviye sınırının düşük olmasının sebebi sıkıştırılmış olması. Hem seviye atlamak o kadar kolay değil, hem de aralarında uçurum yok. Örnek olarak 15. seviyedeyken 12. seviyedeki düşmanlar yeri geldiğinde sizi zorlayabiliyor. Geliştiğinizi fark etmenizin yanında düşmanların sizi ara sıra hala zorlayabilmesi, takdir edilmesi gereken bir başarı.
Al sana bomba.
Destinynin oynanış mantığı Haloya oldukça benziyor. Zaten iki yapımı da aynı stüdyo yaptığı için bu durum kaçınılmaz. Destiny ise biraz daha fantastik ve modern bir Halo olmuş. Günümüz oyunlarındaki yakınlaştırma sisteminin olması, daha hızlı bir oynanış sunması ve özel yetenekler kullanabilmek Destinyyi Halodan ayırıyor. İki oyunun birbirine benzer ve farklı yanlarını bir kenara bırakıp Destinyyi tek ele alalım. Oyunun aksiyonu oldukça tok. Silah ve özel yeteneklerin birleşimiyle oldukça dinamik sahneler ortaya çıkıyor. Bunun üstüne bir de co-op eklenince zevkten dört köşe olmanız mümkün.
Raid oyuna eklense de herkesin beş adet Destiny oynayan arkadaşı olmadığı göz önüne alındığında Raidin de Destinyyi içerik anlamında kurtaramayacağını söyleyebiliriz. Oyunun içerik anlamında zenginleşmesi gerekiyor. Haritalardaki boş alanların keşfedilmeye değecek şeylerle doldurulması ve hikaye anlamında daha zengin görevlerin yer alması gerekiyor. Her ne kadar yeterli olmasa da Bungienin oyunu yeni içeriklerle besleyeceğine dair güvenim tam, fakat bu içeriklerin bir süre sonra iyice DLCye kayacağından çekiniyorum. Umarım Activision böyle bir paragözlük yapmaz.
Guardian, Guardiana karşı.
Biraz da işin PvP kısmına, yani The Cruciblea gelelim. The Crucibleın mekanikleri Call of Duty sosuna bandırılmış Halo tadı veriyor. Hızlı ama taktiksel olması, özel yetenek kullanımı, ufak tefek sorunlar harici dengeli oynanışı oldukça takdir ettim. Bunun yanı sıra çeşitli ve başarılı bir şekilde tasarlanmış 11 adet harita bulunması da artı bir taraf.
PvPdeki can sıkıcı fakat gerekli olan bir nokta da seviyeler arasındaki dengeleme. 3. seviyedeki oyuncu 18. seviyedeki oyuncuya kafa tutamayacağı için bir dengeleme getirilmiş. Eşyalarınızın hepsi The Cruciblea geldiğinizde bir testten geçiyor ve en dengeli hale getiriliyor. İşin can sıkıcı tarafıysa silahların neredeyse hepsinin birbirine eşit olması. Dengeleme getirildiği için kendi silahınızın başka silahlardan farkı kalmayabiliyor. Seviyelere göre oyuncu bulunması gibi bir çözüm de eşleştirme sistemini uzatacağı için bu tercih biraz zorunlu olmuş. Ancak betada zaman zaman açılan Iron Bannera girerek eşyalarınıza hiçbir dengeleme getirilmeden diğer Guardianlara karşı mücadele verebiliyorsunuz. Ancak Iron Banner tam sürümde henüz açılmış değil.
The Crucibledaki modlarsa başlangıç itibariyle bana pek yeterli gelmedi. Bölge ele geçirmeli Control, Team Deathmatch (Clash), herkes tek (Rumble), Skirmish ve Salvage oyunda şimdilik yer ediniyor. Her zaman taktiksel modları seven biri olarak Control, Skirmish ve Salvageı oldukça beğendim.Skirmish temelinde 3e 3 bir Team Deathmatch. Ölenleri iyileştirebilmek gibi bir seçenek yer aldığı için bu mod ayrı bir lezzete sahip. Salvage da 14 Eylülde açılan bir mod. Bu modda Skirmishteki sistemin üzerine haritada rastgele çıkan bir bölgeyi ele geçirmeniz ve tutmanız gerekiyor. Henüz açılmayan bir mod daha var. O da Combined Arms. Bu modda da araç ağırlıklı çatışmalar olacak.
The Crucibleın uzun ömürlü olup olmayacağını konuşmak için biraz erken. Şahsen ben zamanımı The Crucibleda harcamaya devam edeceğim. Şimdilik biraz kısır olan mod sayısı ileride ücretsiz olarak arttırıldığı takdirde PvPnin ömrü kesinlikle katlanacaktır. Call of Duty, Battlefield, Halo üçlüsü arasında yer edinmesi kolay olmasa da en azından kendi kitlesini oluşturacağından eminim.
Manzara izlemek varken niye savaşıyoruz?
Teknik kısma geldiğimizde Destiny yükleme süreleri dışında muazzam bir iş çıkarmış. Bir online oyuna göre grafikler çok başarılı. Işıklandırma ve gölgeler hikaye moduna ağırlık veren çoğu oyunda bile göremeyeceğimiz kalitede. Mekanların ve manzaraların da hayal gücü geniş akıllardan çıktığı rahatlıkla belli oluyor.
Halo müzikleriyle de adından söz ettiren bir seri olmuştur. Bungie geleneğini bozmayarak Destinyde de bu durumu devam ettiriyor. Hem sakin hem de hareketli parçalarla son zamanlardaki en başarılı oyun içi müzikler oluşturulmuş. Özellikle düşman akınında çalan müzikler zevkinizi ikiye katlıyor.
Kader esprisi yapmadan sona geldik.
Destiny hakkındaki son karara varmadan önce oyundan ne beklediğinizi düşünmeniz gerek. Tam donanımlı bir MMO arıyorsanız Destiny sizi birçok konuda üzecektir. Hem hikaye hem de online moda sahip FPS arıyorsanız da hikayesinin güçlü olmaması, mekanların güzel olsa da bazen tekrar etmesi gibi etmenler yüzünden canınız sıkılabilir. Biraz ondan, biraz bundan arıyorsanız Destiny sizin için gerçekten de oldukça başarılı bir oyun olacaktır. Ayrıca ileriki zamanlarda gelecek yeni içeriklerle birlikte oyunun daha da zenginleşeceğine güveniyorum.
- Katılım
- 18 Ağu 2014
- Konular
- 44
- Mesajlar
- 827
- Reaksiyon Skoru
- 13
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 11 Yıl 9 Ay 28 Gün
- Başarım Puanı
- 62
- MmoLira
- 4
- DevLira
- 0
Eline sağlık,Teşekkürler
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 69
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 116
- Cevaplar
- 4
- Görüntüleme
- 255




