INSIDE İnceleme
INSIDE, Limbo ile tanınan Danimarkalı stüdyo Playdead'in geliştirdiği, atmosferiyle öne çıkan bir bulmaca-platform oyunudur. İsimsiz küçük bir çocuğu yönetiyor, karanlık ve tekinsiz bir distopyada sağdan sola doğru ilerliyoruz. Oyunda tek bir satır yazı ya da diyalog yok; hikâye tamamen çevre, ses ve görüntü üzerinden anlatılıyor.
Bu sessiz anlatım, oyunun en güçlü yanı. Nereye gittiğimizi, peşimizdekilerin kim olduğunu ya da bu dünyada neyin ters gittiğini bize kimse açıklamıyor; her şeyi kendimiz sezmeye çalışıyoruz. Arka planda gördüğümüz küçük ayrıntılar bile bu distopik düzenin nasıl işlediğine dair ipuçları taşıyor ve çevreyi dikkatle izlemeyi ödüllendiriyor.
Beni en çok etkileyen şey, oyunun yarattığı sürekli tedirginlik hissi oldu. Bulmacalar hiçbir zaman sırf zorlamak için konmamış; her biri dünyanın işleyişini biraz daha açığa çıkarıyor ve çözdükçe bu karanlık düzenin parçası hâline geliyoruz. Işık, gölge ve sesin ustaca kullanımı, en sade sahneyi bile gerilim dolu bir ana çeviriyor. İlerledikçe karşımıza çıkan bazı anlar öyle beklenmedik ki, oyunu bitirdikten sonra bile uzun süre üzerine düşünüyoruz.
Şunu da söylemeli: oyun oldukça kısa ve hikâyesini açıkça anlatmadığı için, her şeyin net olmasını isteyen oyuncular sonda biraz kafası karışmış hissedebilir. Buna rağmen etkileyici sanat yönetimi, kusursuz temposu ve akıllardan çıkmayan finaliyle INSIDE, kısa ama unutulmaz bir deneyim sunuyor. Playdead'in az sözle çok şey anlatmayı başardığını; atmosfer odaklı oyunları sevenlerin kesinlikle görmesi gerektiğini söyleyebilirim.
İyi Forumlar.
INSIDE, Limbo ile tanınan Danimarkalı stüdyo Playdead'in geliştirdiği, atmosferiyle öne çıkan bir bulmaca-platform oyunudur. İsimsiz küçük bir çocuğu yönetiyor, karanlık ve tekinsiz bir distopyada sağdan sola doğru ilerliyoruz. Oyunda tek bir satır yazı ya da diyalog yok; hikâye tamamen çevre, ses ve görüntü üzerinden anlatılıyor.
Bu sessiz anlatım, oyunun en güçlü yanı. Nereye gittiğimizi, peşimizdekilerin kim olduğunu ya da bu dünyada neyin ters gittiğini bize kimse açıklamıyor; her şeyi kendimiz sezmeye çalışıyoruz. Arka planda gördüğümüz küçük ayrıntılar bile bu distopik düzenin nasıl işlediğine dair ipuçları taşıyor ve çevreyi dikkatle izlemeyi ödüllendiriyor.
Beni en çok etkileyen şey, oyunun yarattığı sürekli tedirginlik hissi oldu. Bulmacalar hiçbir zaman sırf zorlamak için konmamış; her biri dünyanın işleyişini biraz daha açığa çıkarıyor ve çözdükçe bu karanlık düzenin parçası hâline geliyoruz. Işık, gölge ve sesin ustaca kullanımı, en sade sahneyi bile gerilim dolu bir ana çeviriyor. İlerledikçe karşımıza çıkan bazı anlar öyle beklenmedik ki, oyunu bitirdikten sonra bile uzun süre üzerine düşünüyoruz.
Şunu da söylemeli: oyun oldukça kısa ve hikâyesini açıkça anlatmadığı için, her şeyin net olmasını isteyen oyuncular sonda biraz kafası karışmış hissedebilir. Buna rağmen etkileyici sanat yönetimi, kusursuz temposu ve akıllardan çıkmayan finaliyle INSIDE, kısa ama unutulmaz bir deneyim sunuyor. Playdead'in az sözle çok şey anlatmayı başardığını; atmosfer odaklı oyunları sevenlerin kesinlikle görmesi gerektiğini söyleyebilirim.
İyi Forumlar.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 35
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 17