HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Botany Manor İnceleme
Botany Manor, kapısını sessizce açıp sizi eski bir İngiliz malikânesinde kendi temponuza bırakan bir bulmaca oyunu. 1890'ların İngiltere'sinde, botanikçi Arabella Greene'in yarım kalmış "Unutulmuş Floralar" kitabını tamamlamaya çalışıyorsunuz. Oyunda düşman, süre baskısı ya da başarısızlık korkusu yok; sadece odaları karıştırıp ipuçlarını bir araya getirme hali var.
Botany Manor'da her bitki küçük bir dedektiflik dosyası gibi. Bir odada sıcaklıkla ilgili bir not buluyorsunuz, başka bir yerde ışıkla ilgili bir çizim görüyorsunuz, sonra bunları serada denemeye başlıyorsunuz. Doğru ortamı kurup bitkinin çiçek açtığını görmek büyük bir patlama yaratmıyor belki, ama sakin ve temiz bir tatmin veriyor.
Botany Manor'un hikâyesi de arka planda güzel işliyor. Kadın bir bilim insanının dönemindeki zorluklarını, doğrudan bağırmadan çevredeki notlarla anlatıyor. Çok zor bulmacalar ya da uzun bir macera bekleyenler için kısa ve yumuşak kalabilir. Ama bir akşam sakin sakin gezip düşünmelik, güzel görünen ve yormayan bir oyun arıyorsanız gayet hoş bir tercih.
Malikânenin odalarını gezmek de başlı başına keyifli. Her masa, raf ve duvar afişi sanki birinin orada yaşadığını hissettiriyor. Botany Manor bu çevre anlatımı sayesinde yalnızca bitki yetiştirme bulmacası değil, sessiz bir hayat hikâyesi gibi de okunuyor.
Botany Manor'un huzuru biraz da başarısızlık baskısı olmamasından geliyor. Bir ipucunu kaçırdığınızda oyun sizi cezalandırmıyor; malikânede biraz daha dolaşıp cevabı kendi temponuzda buluyorsunuz.
Botany Manor'da büyük olaylar, patlamalar, telaş yok. Hatta bazı oyuncular "bu kadar sakinlik fazla" bile diyebilir. Ama malikânede oda oda gezip eski notlardan bir bitkinin derdini çözmek bana çok temiz bir kafa dinleme oyunu gibi geldi.
İyi Forumlar.
Botany Manor, kapısını sessizce açıp sizi eski bir İngiliz malikânesinde kendi temponuza bırakan bir bulmaca oyunu. 1890'ların İngiltere'sinde, botanikçi Arabella Greene'in yarım kalmış "Unutulmuş Floralar" kitabını tamamlamaya çalışıyorsunuz. Oyunda düşman, süre baskısı ya da başarısızlık korkusu yok; sadece odaları karıştırıp ipuçlarını bir araya getirme hali var.
Botany Manor'da her bitki küçük bir dedektiflik dosyası gibi. Bir odada sıcaklıkla ilgili bir not buluyorsunuz, başka bir yerde ışıkla ilgili bir çizim görüyorsunuz, sonra bunları serada denemeye başlıyorsunuz. Doğru ortamı kurup bitkinin çiçek açtığını görmek büyük bir patlama yaratmıyor belki, ama sakin ve temiz bir tatmin veriyor.
Botany Manor'un hikâyesi de arka planda güzel işliyor. Kadın bir bilim insanının dönemindeki zorluklarını, doğrudan bağırmadan çevredeki notlarla anlatıyor. Çok zor bulmacalar ya da uzun bir macera bekleyenler için kısa ve yumuşak kalabilir. Ama bir akşam sakin sakin gezip düşünmelik, güzel görünen ve yormayan bir oyun arıyorsanız gayet hoş bir tercih.
Malikânenin odalarını gezmek de başlı başına keyifli. Her masa, raf ve duvar afişi sanki birinin orada yaşadığını hissettiriyor. Botany Manor bu çevre anlatımı sayesinde yalnızca bitki yetiştirme bulmacası değil, sessiz bir hayat hikâyesi gibi de okunuyor.
Botany Manor'un huzuru biraz da başarısızlık baskısı olmamasından geliyor. Bir ipucunu kaçırdığınızda oyun sizi cezalandırmıyor; malikânede biraz daha dolaşıp cevabı kendi temponuzda buluyorsunuz.
Botany Manor'da büyük olaylar, patlamalar, telaş yok. Hatta bazı oyuncular "bu kadar sakinlik fazla" bile diyebilir. Ama malikânede oda oda gezip eski notlardan bir bitkinin derdini çözmek bana çok temiz bir kafa dinleme oyunu gibi geldi.
İyi Forumlar.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 10
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 132
