noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Cannn6161 1
Cannn6161
onur akbaş 1
onur akbaş
PrimeAC 1
PrimeAC
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
romegames 1
romegames
Fethi Polat 1
Fethi Polat
xranzei 1
xranzei
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

İşletmelerde Büyüme ve Çevre

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan TruvaGame
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 65
Metin2 Pvp GM

TruvaGame

Level 23
GM
TM Üye
Katılım
23 Ocak 2016
Konular
8,370
Mesajlar
18,403
Online süresi
4mo 19d
Reaksiyon Skoru
4,085
Altın Konu
0
Başarım Puanı
506
MmoLira
124
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

GİRİŞ

I. Büyümeyi Gerekli Kılan Davranışsal ve Çevresel Etmenler
II. Büyüklüğün Ölçüsü
III. Büyüme ve Sinerji Etkisi

A-) Sinerji etkisinin hesaplanmasına ilişkin yaklaşımlar
B-) Büyüme ve sinerjinin işletme fonksiyonları bakımından yararları

IV. Büyüme Yolları

A-) İç büyüme
B-) Dış büyüme

V. Büyümenin Yönleri

A-) Yatay büyüme
B-) Dikey büyüme
C-) Dairesel büyüme
D-) Karışık büyüme

VI. Büyüme Türleri

A-) Şirketler arası işbirliği anlaşmaları
B-) Ortaklaşa faaliyetleri içeren büyüme türleri
C-) Bağımsız şirket birimlerinin denetimini içeren büyüme türleri

VII. Büyümenin Vergisel Avantajları
VIII. Birleşmelerde Finansal Stratejiler
IX. Birleşme ve Satın Alma Süreci
X. Firmalar Arası Birleşmelerde Başarı Olanağını Artıran Koşul ve Önlemler

KAYNAKLAR

GİRİŞ

Liberal düşüncenin bırakınız yapsınlar-bırakınız geçsinler anlayışı günümüzde yerini küreselleşme ve özelleştirme anlayışlarına bırakmıştır. Ülkelerin kaderlerini büyük ölçüde ekonomik yeteneklerinin belirlediği günümüz dünyasında, karar merkezleri parayı ellerinde bulunduranlara kaymış durumda. Açık bir toplum olan ve serbest piyasa ekonomisini tam anlamıyla hayata geçirme çabası içinde olan Türkiye’de bu değişimin sancıları her geçen gün artmakta ve değişim ihtiyacı her geçen gün biraz daha artmaktadır. 1980 sonrası ithal ikameci modelin, yerini ihracat öncülüğünde büyüme modeline bıraktığı ekonomik oluşum günümüze kadar uygulana geldi. Dışarıya ihracat yoluyla açılma politikası yalnızca Türkiye için değil her ülke için gerekli ancak yetersiz bulunmaktadır. Türkiye gibi önce ithal ikamesi ile yola çıkan ve sonra ihracat önderlikli modeli uygulayan Brezilya ve Hindistan dahi çözümün yabancı ortaklıklarla olduğunu kabul etmiş ve 19 yıldan bu yana uygulamaya koymuşlardır.

Halen akademik yayınlarda sıkça kullanılan mukayeseli avantajlar (karşılaştırmalı üstünlükler teorisi) yerini stratejik avantajlara bırakmaktadır. Çünkü karşılaştırmalı avantajlarla baz alınan ülke pazarı, stratejik avantajlarda baz alınan global pazardır. Rakipler ortak haline gelmektedir.

London School of Economics ‘den Leslie Hannah ‘ın bulguları, Şubat 2001 ekonomik krizi de göz önüne alındığında, ilginç olmaktadır : “Esas olarak kararlı bir şekilde büyümüş şirketler, ülkelerinin ekonomik zigzaglarından bağımsız bir şekilde,dünya ekonomisinin genel eğilimine uygun bir gelişme göstermişlerdir. Büyük firmaların ülkeden ziyade dünya ekonomisinin dinamiğine bağlı oldukları anlaşılmıştır.” Bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde işletmeler açısından sağlıklı bir büyümenin ne kadar gerekli olduğu açıktır.

Günümüzde kamu kesimi küçülmekte özel kesim büyümektedir. Özel kesimin ekonomideki ağırlığının arttığı günümüz koşullarında, rekabet yoğunlaşmakta,bu durum küçük şirketlerin büyük şirketlerin adımları altında ezilmelerine yol açmaktadır.

Büyüme ve büyüklük İşletmelerin ulaşmak istedikleri ortak amaçlardandır. Büyüklük ölçüleri başarının değerlendirilmesinde bir standart olarak kullanılır. Birçok yönetici firmalarının başlıca amacı olarak büyümeyi de üretim ve kar sağlama amaçlarının yanı sıra uzun dönemdeki hedefleri arasında düşünürler. Mamul talebindeki artışların yarattığı fırsatlardan yararlanmak üzere işletmeler üretimlerini arttırmak politikasını uygulamayı arzularlar. Büyük ölçekte üretim faaliyetleri genel olarak maliyetlerde önemli düşüşler sağlar. Rekabetin az çok bulunduğu bir ortamda, işletme yönetici ve girişimcileri firmanın yaşamını sürdürebilmesi ve rakip firmalar karşısında varlığını koruyabilmesi için faaliyetlerin genişletilmesi, hatta daha da güçlenebilmek için başka alanlarda yatırımlara girişerek büyüme zorunluluğu duyarlar.

Büyümeyi inceleme konusu olarak tercih etmemizdeki nedenler az çok ortaya konulmaya çalışıldı. Tercihimizdeki temel etken ise ortak hareket-ortak paylaşım ve ortak gelişim yaklaşımıyla esen Globalleşme rüzgarının dünyayı hızla yeni bir yüzyıla taşımasıdır. Bu yeni yüzyılda ülkelerin kaderlerini Transnasyonal dediğimiz çokuluslu şirketler ve bunların stratejileri belirlemekte. İşte Türk şirketleri için kaçınılmaz bir hale gelen büyüme ve uluslar arası rekabet gücünün artırılması gerçeği, yine Türk şirketleri ve gelecekte bunların yönetimi ve işleyişi üzerinde söz sahibi olacak biz Türk gençlerini vizyonumuzu genişletmeye zorluyor.

İşte büyümenin şirketler açısından “hayatta kalabilme” meselesi haline gelmesi, bu konuya odaklanmamıza neden oldu. İçinde yaşadığımız şu günlerde bu hayati olmak konusunun belki de en güzel örneklerinden birini yaşamaktayız. Perakendecilik sektöründe, Hiper marketlere karşı birleşme ve büyüme kararı alan bakkal esnafı konunun önemini bir kez daha vurguluyor.

Ödevimizin amacı büyümenin genel olarak incelenmesidir. Büyümenin finansal yönü de ödevimizin kaps..... yer alacaktır.


BÜYÜME

Büyüme ve büyüklük işletmelerin ulaşmak istedikleri ortak amaçlardandır. Büyüklük ölçüleri başarının değerlendirilmesinde bir standart olarak kullanılır. Birçok işadamları firmalarının başlıca amacı olarak büyümeyi de üretim ve kar sağlama amaçlarının yanı sıra uzun dönemdeki hedefleri arasında düşünürler.

Nüfusun artması,kalkınmanın hızlanması ve yaşama standartlarının gelişmesi daha fazla mamulün üretilmesini ve pazarlamasını gerekli kılmaktadır. Öteden beri kurulu ve tanınmış olan şirketler,artan talepleri karşılayabilmek için gerekli kapasite artırımını, sahip oldukları üretim tesisleri,yönetim kadrosu,deneyim ve finansal kaynaklar yardımı ile yeni bir firmadan çok daha kolay gerçekleştirebilirler. Bu nedenle, Türkiye’de büyük işletmelerin sayıca artması ve geniş olanakları bulunan şirketlerin holdingleşme yoluna gitmeleri planlı kalkınma dönemlerinde daha hızlı olmuştur.

Mamul talebindeki artışların yarattığı fırsatlardan yararlanabilmek üzere işletmeler üretimlerini artırmak politikasını uygulamayı arzularlar. Büyük ölçekte üretim faaliyetleri genel olarak maliyetlerde önemli düşüşler sağlar. Rekabetin az çok bulunduğu bir ortamda,işletme yönetici ve girişimcileri firmanın yaşamını sürdürebilmesi ve rakip firmalar karşısında varlığını koruyabilmesi için faaliyetlerin genişletilmesi,hatta daha da güçlenebilmek için başka alanlarda yatırımlara girişerek büyüme zorunluluğu duyarlar.

Çeşitli firma dışı etmenler de, yine büyümeyi gerekli kılmaktadır. Örneği, hammadde ve işçilik maliyetlerinin sürekli artması da büyümenin başlıca etmenlerinden ve gerekçelerinden olmuştur. Bütün bunlar büyük ölçekte ve bütünleşik üretimden beklenen yararı giderek artırmaktadır.

Bu bölümün amacı, büyümenin genel olarak incelenmesidir. Bu kapsamda büyümeyi gerekli kılan etmenler,büyüklüğün ölçüsü,büyüme ile sinerji kavramı ilişkileri ve bunların yarar ve sakıncaları, büyümenin yönleri ve türleri ele alınarak ayrıntılı olarak incelenmektedir.

I. BÜYÜMEYİ GEREKLİ KILAN DAVRANIŞSAL VE ÇEVRESEL ETMENLER

İşletmelerin büyümesini gerekli kılan etmenler çok çeşitli ve birbirine girift olmakla birlikte iki ana grupta incelenebilir. Bunlardan birincisi işletmenin girişimci-yöneticilerinin davranışlarına ilişkin etmenlerdir. Diğeri ve daha önemli olanı ise,işletmenin dış çevresinden gelen etkiler dolayısıyla büyümeyi gerekli kılan etmenlerdir.

İşletmelerin büyüyerek finansal yönden güçlenmeleri ile kendisi üzerinde olumsuz etkiler yapabilen ve riski artıran,sanayi dalında talebin artması,yeni rakiplerin ortaya çıkması, yada ortadan çekilmesi sonucu Pazar yapısında oluşan değişmeler,hammadde kaynaklarının daralması, yada artması,teknolojik gelişmeler gibi birtakım çevresel etmenlerin hiç olmazsa bir kısmını denetim altına almaya çalışması doğaldır. Bunun aşırı bir durumu tekelleşme olmaktadır. Sözü edilen etmenler büyüme biçimi ve yolunun seçiminde etkili olmaktadır.

İşletmelerin büyüme süreci içerisinde ağırlığı olan etmenlerden birincisi daha çok işletme sahibi olan girişimci, ya da yönetici gruplarının insancıl güdülerine dayanan davranışsal etmenlerdir. İşletme politikalarının saptanması,yürütülmesi ve başarısından sorumlu olan kişilerin güdüleri,umutları ve bekleyişlerini kısaca incelemek yararlı olacaktır. İşletme yetkililerinin firmayı büyütmelerine yol açan güdüler dört grupta incelenebilir:

• Kişisel Hırslar

Girişimci yada yöneticilerin işletmeyi büyütmeye yöneltmelerinin altında yatan en güçlü güdü kişisel hırslardır. İşletmenin büyüklüğü ile artan karları,itibarı artıran öğelerdir. Yeteneklerinden emin olan bir kişi küçük bir işletmeden çok büyük bir işletmeyi yönetmeyi arzu edecektir. Kişisel hırsların kökeninde yaratıcı olma dürtüsü,kendini tanıtma gücünü kanıtlama arzuları, başarıya ulaşma ve kişinin beşeri çevresinin kendisini onaylaması ve saygı duyması isteği gelmektedir.

• Yaratıcılık

Diğerleri yanında daha az önemli olmakla birlikte yaratıcılık, yönetici ya da girişimcinin durgunluğa karşı ve yapıcı-yaratıcı olma arzularından doğmaktadır. Yaratıcı dürtü çoğu kimsenin fikirlerinin somut sonuçlara ulaştığını görme isteği sonucu bir “yapma” duygusu ile belirir.

• Spekülasyon

Bazı yönetici yada girişimcilerin yaratıcı dürtü ile fethetme ve başarılı olma arzularından hareketle işletmelerini büyütmelerine karşılık,bazıları iş yaşamında karşılaşılan risk ve belirsizliklerle uğraşmaktan hoşlanırlar. Geleceğin belirsizlik ortamında düşlerindeki fikirleri uygulama ve başarı, ya da başarısızlığın risklerine katlanarak spekülatif nitelikteki bir takım davranışlarda bulunmakla tatmin bulan yöneticiler vardır.

• Kar Amacı

Bilindiği gibi kar, temeli ekonomik nedenlere dayanan işletme amaçlarından biridir. Şirketlerin kar elde etmeleri onların büyümelerini sağlamakta ve gelişimlerinin temel finansman kaynağı olmaktadır. Kuşkusuz,yukarıda saymış olduğumuz davranışsal etmenlerle büyüme, yada genişleme konusunda planlar yapan yöneticilerde hem büyümenin finanslanması, hem de daha fazla ve daha yeni kar alanları yaratma bakımından,kar elde etme amacı ağır basacaktır.

Esasen,büyüklüğün ölçülerinden biri olan kar,aynı zamanda iş sahipleri,ya da şirket ortaklarına karşı yöneticilerinin bir sorumluluğudur. Nitekim, bu özendirici etmenin önemi, yönetim kurulu üyeleriyle ortaklara büyüme planları sunma gereği doğduğunda artmaktadır.

Büyüme sonucu varılan büyüklük ve karlılık arasında bir ilişki bulunduğu birçok araştırmalara konu olmuştur. Büyüklük ile karlılık arasında olumlu bir ilişki olduğunu savunanların sayısı,bu iki değişken arasında olumsuz bir ilişki bulunduğunu savunanlardan fazladır.

Şirketlerin birleşmeler,yada holdingleşme yoluyla büyümeleri,hem daha fazla karın elde edilmesini sağlamakta,hem şirketler arasında bir bütünleşme sağlayarak sinerji etkisi yaratmaktadır. Böylece ortaklar bakımından firma değerinin de maksimum kılınabilmesi mümkün olmaktadır.

Çevresiyle sürekli bir etkileşim içinde bulunan karmaşık yapıdaki modern işletmeleri,daha çok ekonomik nitelikleri olan bir takım çevre koşulları da büyümeye itmektedir. İşletmeyi etkileyen çevre koşullarının varlığı onlar sürekli ve hızlı bir değişim sürecine,yeniliğe,yaratıcılığa ve uzmanlaşmaya iterek çağdaş koşullara ayak uydurmaya zorlayacaktır. İşletmelerin genişleyip büyümeleri de, bu olgunun bir sonucudur. Bunu geçekleştiremeyen işletmeler varlıklarını yitirmek,yada başka bir oluşuma yönelmek zorunda kalır.

Çevre koşulları genellikle işletmenin dışında oluştuğundan yönetici,yada girişimcilerin bunları denetleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Büyüme açısından davranışsal etmenler karşısına daha ağır basan çevresel etmenler,Türkiye’de kurumlaşma ve holdingleşme çağını başlatmıştır. Bu çevresel koşullar aşağıdaki sırada incelenebilir.

• Ekonomik Koşullar

Türkiye’de hızlı ekonomik kalkınma nedeniyle şirketlerin karşılaştıkları en büyük iki sorun finans kaynaklarının kıt oluşu ve fiyat düzeylerinde görülen dalgalanmaların tutarsız maliyetlerde üretime yol açmasıdır.

Fiyat düzeyleri her işletmeyi kesinlikle etkilemektedir. Özellikle hammadde ve malzeme gibi girdi fiyatlarında 1970’lerde dünya çapında beliren büyük artışlar üretim maliyetlerini olumsuz etkilemiştir. Fiyat artışlarının bu durumu sermaye yapısı sermaye yapısı fazla güçlü olmayan işletmeler üzerinde baskı yaratmaktadır.

Enflasyonun baskılarını bir ölçüde etkisiz kılabilmek için karmaşık yapıda büyükçe şirketler, yatay,dikey ve dairesel büyüme ve bütünleşmeyi sağlayacak atılımlarda bulunmaktadır. Bu yaklaşımla işletmeler hammadde,malzeme,işgücü,enerji,bilgi gibi girdi kaynaklarından, çıktılarının dağıtım ve satışı ile bakım ve onarım gibi hizmetleri kendi denetimlerine almaktadırlar.

• Teknolojinin Durumu

Üretimde verimliliğin artması da şirketin pazardaki rekabetçi durumunu güçlendireceğinden,belirli bir girdi tutarına karşılık daha fazla çıktı sağlayabilecek teknolojinin kullanımı zorunlu hale gelmiştir. Teknoloji her şeyi yapmak , ya da meydana getirebilmek üzere sahip olunan bilgilerin tümünü kapsayan genel bir terimdir. Galbraith teknolojiyi “bilimsel ya da başka niteliklerdeki örgütlenmiş bilgilerin, yapılması mümkün görevlere sistematik bir biçimde uygulanması” olarak tanımlar. Teknolojik gelişim çizgisinde gerçekleştirilen büyüme ise, üretimin etkinliği ve verimliliğin artmasına olanak sağlar. Görüldüğü gibi üretkenlik kısmen de olsa teknolojinin durumu ile ilişkilidir.

• Yönetim Kadrosu Sorunu

Çevre koşullarının dikkati çeken başka bir önemli yönü de toplumdaki karmaşıklaşmaya paralel olarak ortaya çıkan yönetici ihtiyacıdır. Nitekim, Türkiye’de yatırım yapacak olan birçok şirketin karşılaştığı en önemli sorunlar şunları içermektedir.

Bir yatırım yapılacağında bu yatırımı yürütebilecek kapasitede bir profesyonel yönetici kadrosu gelmektedir. Sermaye sahibi girişimcilerin büyüklüğü önemli boyutlara ulaşmış karmaşık yapıda örgütlerin yönetiminde, küçük aile şirketlerinde olduğu kadar yönetimi etkinlikle yürütebilme olanağı kalmamıştır. Girişimcinin birçok yetkilerini kendi adına iş görecek başarılı bir yönetici kadrosuna devretmesi gerekmektedir. Oysa, yurdumuzda yönetici talebi ile arzı arasındaki olumsuz yöndeki açık gitgide büyümektedir.

İkinci derecede önemli sorun eldeki know-how (Teknik Bilgi)’nin düzeyidir. Karmaşık nitelikteki üretim süreçleri yüksek uzmanlık düzeyinde bulunmayı gerektirebilir. Bu türden yatırım projelerinde Türkiye’de bulunmayan teknik bilginin dışarıdan satın alınması gerekmektedir. Bu da, teknoloji transferi uygulamasını oluşturmaktadır. Teknoloji transferi gerek makro ekonomi, gerekse firma düzeyinde sorunlar yaratmaktadır.

Diğer bir önemli konu da, yeterli ve güçlü bir sermaye yapısına sahip olunmasıdır. Güçlü sermaye ile girişilen yatırımların daha uzun,örneğin en az 5 yıl gibi, bir sürenin hedef olarak saptanabilmesine olanak bulunur. Yatırımcının başarıya ulaşmasında bu üç öğenin optimal bileşimi önemli rol oynar.

• Yasalar, Siyasal Ortam ve Toplumsal Yapı
Vergi yasaları Türkiye’de Holdinglerin gelişimini teşvik etmiştir. İştiraklerden sağlanan kazançlar üzerine tanınan kurumlar vergisi istinası, gelir vergisi stopajının ertelenebilmesi bu etmenlerdendir.

Toplumsal yapının değişime ve yeniliklere olanak vermesi de yine şirketleri büyümeye yöneltmiştir.

Ülkelerdeki siyasal ortam yatırımcının kararları üzerinde önemli etkilere sahiptir. Girişimci ve yöneticiler kendilerine iş yapma olanaklarını kısıtlamayacak er siyasal atmosferde uğraşılarını sürdürebilirler. Ancak siyasal ortamın tutarlılık göstermediği ülkelerde gelecekte yapılmak üzere bugünden iş taahhütlerinde bulunmayı öngören işletme yöneticileri için, geleceğe yönelik yatırımlarda bulunmak büyük risklere katlanma zorunluluğu yaratır.

• Uluslar arası Çevre Koşulları:

Dış etmenlerin sonuncusu da günümüzde önemini duyuran uluslar arası çevre koşullarının varlığıdır. Özellikle,Türkiye gibi kalkınma sürecinde bulunan ülkelerdeki işletmeler devlet tarafından ne ölçüde rekabete karşı korunmuş olurlarsa olsunlar, güncel bir konu olan dev çok uluslu şirketlerin etkisinden kurtulamamaktadırlar.

Dünya ekonomisinin önemli bir kısmını sahip oldukları üstün üretim,dağıtım,yatırım,yenilikler ve buluşlar, teknolojik yayılma, işgücü çalıştırma olanakları ile denetim altına almayı başarmış bulunan çokuluslu şirketlerin etki rekabetine bir ölçüde karşı durabilmek, optimal büyüklüğe ulaşmış şirketlerle mümkün olabilecektir.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst