Hikayeler

Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Dış Ekonomi Politikasının Tanımı ve Kapsamı

TruvaGame

Level 20
Uzman
Katılım
23 Ocak 2016
Konular
8,206
Mesajlar
16,362
Online süresi
4ay 15g
Reaksiyon Skoru
3,970
Altın Konu
0
Başarım Puanı
506
TM Yaşı
10 Yıl 2 Ay 29 Gün
MmoLira
2,055
DevLira
0

Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!

1. DIŞ EKONOMİ POLİTİKASININ KAPSAMI VE TANIMI
İçinde yaşadığımız yirminci yüzyılın ikinci yarısında hükümetlerin izlemiş oldukları ekonomi politikalarını kesin çizgilerle birbirinden ayırıp iç ve dış ekonomi politikaları olarak sınıflandırmak oldukça güç bir iştir. Bu sebep)e, genel ekonomi politikası içinde dış ekonomi politikasının yeri ve önemini belirleyebilmek için, önce dış ekonomi politikasının sınırlarını açıklığa kavuşturmak gerekir.
Dış ekonomi politikası, ülkedeki bütün ekonomik faaliyet)er)e yakından ilgili bulunmakta ve günlük yaşantımızın her döneminde etkisini göstermektedir. Mesela, dış ticareti kısıtlayıcı bir hükümet politikası tüketicilerin ithal mallarına daha yüksek bir fiyat ödemelerine sebep olurken, liberal bir dış ticaret politikası uluslararası ihtisaslaşmanın sağlamış olduğu avantajlardan daha fazla yararlanılmasını mümkün kılmaktadır. Aynı şekilde izlenen dış ekonomi politikası sonucunda ülke içi üretici)er ile ihracatçılar korunup bunların dış ülkelere daha fazla mal satmaları mümkün olabileceği gibi, bunun
tam tersi de söz konusu olabilmektedir. Dış ekonomi politikasının kapsamını bu şekilde belirledikten sonra dış ekonomi politikasının tanımına geçebiliriz. Profesör K. Boulding dış ekonomi politikasını bir ülkenin yabancılarla olan ekonomik ilişkilerini düzenlemeye yönelik tek yanlı bir politika şeklinde düşünmektedir. Gerçekten bu tanım çok genel ve kapsamlıdır. Bu sebeple dış ekonomi politikasını, geniş ve dar anlamda olmak üzere ikiye ayırarak ele almakta yarar vardır. Geniş anlamda uluslararası ekonomi politikası diğer bir deyişle dış ekonomi politikası, hükümetlerin ticaret ve üretim faktör)eri akışlarının yönüne, bileşim ve hacmine müdahaleye yönelik tüm faaliyetleri olarak tanımlanabilir. Bu anlamda tanım, sadece tarife politikasını değil, fakat aynı zamanda hükümetin para ve maliye politikaları gibi genel ekonomi politikalarını da kapsamaktadır. Özellikle para ve maliye politikaları dış ticaret ve yatırımlara büyük ölçüde etkide bulunma özelliğine sahip olduğundan dış ekonomi politikası ile yakından ilgilidir. Mesela, tam istihdam gibi dahili hedeflere ulaşmak için alınan ekonomik kararlar, aynı zamanda ülkenin dış ekonomik ilişkilerine de yansımaktadır.
Bu açıdan konuya yaklaştığımızda dış ticaret, dış yardım, dış yatırım ve ödemeler dengesi ile ilgili olarak alınan kararlar bir taraftan milli gelirin artması dağılımı ve seviyesi üzerinde çeşitli etkiler yaratırken, diğer taraftan istihdam seviyesi fiyatlar ve ülkenin diğer dahili ekonomi politikalarına yansımaktadır. Bu karşılıklı etkilerden dolayı ekonomi politikasını tamamen iç ve dış diye ayırmaya imkan yoktur.
Dış ekonomi politikasını, hükümetlerin dış ticareti iç, ve dış yatırımları sınırlaması, düzenlemesi, teşvik etmesi veya bunlara yol göstermesi olarak kabul edersek, dar anlamda uluslararası ekonomi politikası kavramına ulaşmış oluruz. Fakat bu anlamda dahi olsa, bu politikanın ekonomi politikası ile olan yakın ilişkisini ihmal etmemek gerekir. Dış ekonomi politikasını genel ekonomi politikasından soyutlamaya imkan olmadığına göre, bu politikanın genel ekonomi politikası ile tutarlı ve ona uygun olması doğaldır. Dolayısıyla, dış ekonomi politikasının genel ekonomi politikası ile tutarsızlık göstermeyecek şekilde ve ona uygun bir biçimde düzenlenmesi zorunluluğu vardır.

2. DIŞ TİCARETTE KORUMACILIĞIN NEDENLERİ
Dış ticarette koruyuculuğu savunanlar çok çeşitli faktörler üzerinde dururlar. Bunların bir bölümü, ulusal güvenlik, iktisadi kalkınma, stratejik ticaret politikası ve dampingin önlenmesi gibi haklı görülebilecek nedenlere dayanır. Diğer bir grup görüşler ise ancak belirli koşullar altında geçerlidir: Ulusal çalışma düzeyinin yükselmesi, ticaret hadlerinin iyileştirilmesi ve dış pazarlık gücünün artırılması gibi.
Bazıları ise ulusal çıkarlarla ilgili olmaktan çok belirli meslek gruplarının özel çıkarlarını yansıtır. Koruyucu politikalar, korunan endüstrilerde çalışanları dolaysız biçimde yararlandırır. Bu bakımdan üretici gruplar, mevcut gümrüklerin kaldırılmasına şiddetle karşı çıkar veya gönüllü ihracat kotaları ve diğer kısıtlamalarla bağlı oldukları endüstrilere karşı korumanın artırılmasını savunurlar.

2.1. Ulusal Güvenlik
Bir savaş sırasında, ekonomik maliyeti ne olursa olsun, ulusal savunma endüstrilerine sahip bulunmak gerekir. Bu bakımdan, ulusal savunma ile doğrudan ilgili olan endüstrilerin kurulması ve geliştirilmesinde dış korumaya gerek vardır. Ulusal savunma ile ilgili araç ve gereçlerin sağlanmasında dışarıya bağımlı olmanın sakıncaları konusunda her ülkenin siyasal tarihinden pek çok örnekler verilebilir.
Aslında Adam Smith bile "savunma zenginlikten daha önemlidir" diyerek ulusal savunma amacıyla koruyuculuğu kabul eder. Bununla birlikte yukarıda da belirtildiği gibi, ulusal güvenlik bakımından hiçbir ülke tam anlamıyla kendi kendine yeterli sayılamaz. Büyük ülkeler de savaş sanayi için gerekli bazı hammaddelerden yoksundurlar. Bu mallarda kendi kendine yeterli olmak, ancak savaştan önce yapılan stoklamalarla sınırlıdır. Kısacası savaşta dayanma gücünü artıran ve askeri-siyasal nedenlerle kurulmasına karar verilen endüstrilerin dış rekabetten korunmasında zorunluluk vardır.

2.2. Genç Endüstri Tezi
İktisadi kalkınma amacıyla devletin dış ticarete müdahalesini gerektiren önemli nedenlerden birisi �genç endüstri tezi� (infant industry argııment)�dir.
Bu görüşe göre, ilerde gelişip karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olacak endüstriler optimum üretim düzeyine ulaşıncaya kadar gümrük tarifeleriyle dış rekabete karşı korunmalıdırlar. Tarihsel veya doğal nedenlerle başka ülkelerde daha erken kurulmuş bulunan bir sanayi dalı, o alanda yeni kurulacak olanlara göre bir üstünlük kazanır. Bu, onun elde etmiş olduğu deneyim, teknik bilgi ve ölçek ekonomileri gibi gelişmelerin bir sonucu olabilir.
Dolayısıyla doğal kaynaklar, işgücü ve piyasa gibi özellikler yönünden kurulması ülke koşullarına en uygun olsa bile, deneyimsiz genç endüstrilerin olgunluk çağına gelinceye kadar dış rekabetten korunmaları gerekir. Bu yapılmazsa, yabancı firmaların rekabeti, daha çocukluk çağında gelişme fırsatı bulamadan onları boğacaktır.
Uluslararası rekabet konusunda, genç endüstrileri henüz işin başındayken yıkmak için yapılan girişimlerin örnekleri pek çoktur. Bir ülkeye işlenmiş ürün satan yabancı şirketler, kendilerine iyi bir pazar olduğu sürece söz konusu ülkede bu malların üretilmesini çıkarlarına uygun bulmayabilirler. O nedenle pazar ülkedeki genç endüstriyi daha baştan baltalamak istemeleri olağandır.
Genç endüstriler tezinde dikkati çeken bir nokta, koruyuculuğun sürekli değil, geçici olduğudur. Koruma, endüstriye çocukluk çağını atlatıncaya kadar zaman

kazandırmaya yarar. Maliyetlerin düşmesi içsel ve dışsal ölçek ekonomileriyle açıklanır. Koruyuculuğun sağladığı şemsiye altında üretim hacmi genişledikçe, işçiler işi yaparak öğrenirler, daha gelişmiş teknikleri kullanmak olanağı doğar ve yönetim bilgisi ilerler. Bunlar içsel ölçek ekonomileridir.
Bunlardan ayrı olarak, endüstrideki firma sayısı arttıkça, teknik bilgi alışverişi hızlanır, kalifiye işçi sağlanması kolaylaşır ve ulaştırma, haberleşme, bankacılık vb. gibi alt yapı tesisleri tamamlanır. Firma dışından sağlanân bu gibi yararlara da dışsal ölçek ekonomileri dendiğini biliyoruz.
Kısaca, bu tezde yeni kurulan endüstrilerin, optimum üretim hacmine ulaştıklarında sağlanacak içsel ve dışsal ekonomiler nedeniyle yabancı üreticilerle, rekabet edebilecek düzeye gelecekleri savunulmaktadır.
Özetle, hükümet yetkililerinin koruma isteyen endüstrileri çok iyi değerlendirmeleri gerekir. Üreticilerin, korumacılığın verdiği rahatlık içinde verimliliği artıracak yöntemleri uygulamada isteksiz davranmalarını önlemek için, maliyetlerdeki düşüşle birlikte gümrük tarifelerinin de indirilmesi yoluna gidilebilir. Bu da korunan endüstriler üzerinde sınırlı bir hükümet denetimini gerekli kılabilir.
Tarifeleri kaldırmanın bir yolu da bunları önceden belirlenen oranlarda aşamalı olarak indirmek ve belirli bir süre sonunda sıfırlamaktır. Böylece, girişimciler tarifelerin gelecekte ne oranda düşürüleceğini bugünden bilecekleri için ona uygun hareket eder, yani maliyeti düşürücü yol veya yöntemleri araştırırlar. Ancak bu ele alınacak endüstrinin özelliklerine göre değişebilecek bir olaydır; bu konuda genelleştirme yapmak güçtür.
İktisadi kalkınma amacıyla koruyuculuğu gerektiren nedenler arasında genç endüstriler tezi tek faktör değildir. Bunun yanında, ihracat piyasalarında istikrarsızlık, ticaret hadlerinin tarım ürünleri aleyhine dönmesi, özel maliyetlerin sosyal maliyetleri yansıtmaması gibi nedenler üzerinde de durulmaktadır. Bütün bu durumlarda kaynak etkinliğini gözden uzak tutmadan, ekonomik yapıyı çeşitlendirecek ve sanayileşmeyi kolaylaştıracak bir koruyuculuk politikası izlemek gerekebilir.

2.3. Stratejik Ticaret Politikası
Dış ticarette koruyuculuk lehindeki görüşlerden bir diğeri de oldukça yeni sayılan stratejik ticaret politikasıdır (strategic trade policy). Bu görüşe göre sanayileşmiş bir ülke, korumacı önlemlerle, gelecekteki hızlı büyümesi için kilit kabul edilen yarı geçişkenler, bilgisayar, iletişim araçları ve benzeri endüstrilerde karşılaştırmalı üstünlük yaratabilir. Bunun için koruyucu dış ticaret önlemlerinden, sübvansiyon ve vergi önlemleri vb. den geçici olarak yararlanılabilir. Sözü edilen ileri teknoloji endüstrileri, yüksek risklerle karşı karşıyadır ve bu alanlarda ölçek ekonomilerinin gerçekleştirilebilmesi için büyük ölçekli üretimi gerektirirler. Ancak başarılı olduklarında büyük ölçüde dışsal ekonomi sağlarlar.
Kısacası, stratejik ticaret politikası tezine göre, ekonomide kilit endüstrilerin özendirilmesi dolayısıyla sağlanan dışsal ekonomilerden bütün ülke yararlanır ve böylece de gelecekteki büyüme olanakları arttırılır. Görüleceği gibi, bu politika bir anlamda yukarıda incelenen genç endüstriler tezine benziyor; ama onun için kalkınmakta olan ülkeler için değil, sanayileşmiş ileri ülkeler için geliştirilmiştir. Ayrıca, ondan farklı olarak ileri teknoloji endüstrilerine de uygulanır. Bazı iktisatçılar, II. Dünya Savaı�ndan sonra Japonya�nın sanayi ve teknoloji alanındaki başarısını büyük ölçüde, uyguladığı stratejik sanayi ve dış ticaret politikasına bağlarlar.
Japonya�da stratejik sanayi ve ticaret politikasının örnekleri 1950�lede çelik endüstrisinde, 1970 ve 1980�lerde yarı geçişkenlerde (semi conductors) görülmüştü. Avrupa�da ise 1970�lerde concorde süpersonik uçağı, 1970 ve 1980�lerde de Airbus uçaklarının geliştirilmesinde bu uygulamalara rastlanır. ABD�ye gelince, bilgisayar çipleri gibi birçok yeni üründe kullanılan yarı geçişkenler piyasasını 1970�lerde bu ülke elinde tutuyordu. Japonlar 1970�lerin ortalarında başlayarak, AR-GE�nin finansmanı, yatırımlara vergi kolaylıkları sağlama, hükümet-sanayi işbirliğinin özendirilmesi ve iç piyasanın dış rekabetten (ABD) koruması gibi yollarla bu endüstriyi geliştirme çabasına giriştiler. Bu sürecin sonunda Japonlar 1980�lerin ortalarında, önce ABD�nin yarı geçişkenler piyasasını, sonra da tüm dünya piyasalarını ele geçirdiler.
 
Paylaşım için teşekkürler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Geri
Üst