- Katılım
- 25 Tem 2009
- Konular
- 276
- Mesajlar
- 974
- Online süresi
- 17d 14h
- Reaksiyon Skoru
- 248
- Altın Konu
- 78
- Başarım Puanı
- 184
- MmoLira
- 12,120
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Kültür Endüstrisi
Kültür Endüstrisi kavramı ilk defa Adorno ile Horkheimer’ın birlikte kaleme aldıkları “Aydınlanmanın Diyalektiği” adlı eserde “Külltür Endüstrisi: Kitlelerin Aldatılması Olarak Aydınlanma” başlığı altında ele alınmıştır. Adorno’nun daha sonradan “Kültür Endüstrisi’ne Genel Bir Bakış” ve “Kültür Endüstrisini Yeniden Düşünürken” adlı makalelerinde belirttiğine göre aslında ilk etapta, yazım aşamasında “kitle kültürü” terimini kullandıklarını ama daha sonra bu kullanımın farklı çevreler tarafından belli bir kitlenin halis kültürü olarak yorumlanıp savunulabileceğini düşünerek bu kullanıştan vazgeçtiklerini belirtmiştir.
Adorno ve Horkheimer’ın burada belirtmek istedikleri, işaret edilen bu kültürün doğal bir şekilde insanlar tarafından yaratılmış bir kültür olmayıp kapitalizm tarafından oluşturulmasıdır. Kültür normalde insanın yaratıp aktardığı bir değerler bütünü iken “kültür endüstrisi”, endüstriyel ve kitlesel üretime, kâr için üretip gereksinim gibi sunmaya, tek tipleşmeye, aynılaşmaya, şeyleşmeye ve tahakküme işaret etmektedir. Artık insan kültürü yaratan özne değil, endüstriyel olarak seri bir şekilde üretilen kültür tarafından daha üretim aşamasında üretilen bir nesnedir. Bu üretim insanların tüm kültürel pratiklerini, neyi nasıl yapacaklarını, neye nasıl tepki vereceklerini, nasıl eğleneceklerini, bir sinema filmini nasıl izleyeceklerini belirlemektedir. Kültür endüstrisi bunu film, kitap, müzik ve her türlü sanatsal/kültürel ürünle yapmaktadır.
Kültür endüstrisi üretim, dağıtım ve tüketim için çağın teknolojik olanaklarını kullanmaktadır. Bu olanaklar günümüzde geleneksel ve sosyal medya başta olmak üzere kitle iletişim araçlarının tamamını kapsamaktadır. Kültür endüstrisinin bu üretim, tüketim ve dağıtım aşamaları, onun ekonomik ve politik arka planını aşikâr eder.
Kültür endüstrisi, Adorno’ya göre eski olanla tanıdık olanı yeni bir nitelikte birleştirerek yeniden üretmekte ve kitlelerin tüketimine göre yapılan bu üretim aslında tüketimin yapısını belirmektedir. Tüketiciler daha ürün üretilirken reklamlar ve çeşitli araçlarla buna hazırlanmakta, manipüle edilmektedir. Üretim gerçekleşince ise tüketiciler bunu bir gereksinim olarak görmektedir. Oysa tüketilen, doğal yollardan gereksinim duyulan bir ihtiyaç değildir.
Kültür endüstrisi modern toplumda bireyin hayatına etki eden her alanda kendisini göstermektedir. Kitle iletişim araçlarında, giyimde, yiyecekte, mimaride ve daha birçok alanda onun izlerini görmek mümkündür. Kapitalizm sonucu seri üretim gerçekleştiren bu endüstri, milyonlarca insanın ihtiyacını giderdiğini ileri sürerek yaptığı eylemin ve yeniden üretimin toplum için gerekli, hatta zorunlu olduğunu savunmaktadır. Çünkü bu endüstriye göre, standartlar toplumun ihtiyacına göre şekillenmektedir. Bu söylem, toplumun kültür endüstrisi ürünlerini direnç göstermeden kabul etmesini sağlamaktadır. Bununla beraber üretim sürecini ellerinde bulunduranlar belli bir ritim tutturunca, yani tüketicilerin benimsediği, çabucak üretilip tüketilen bir ürün ürettiklerinde bunun dışına çıkmamaktadırlar. Çünkü onların zihninde oluşan tüketici profiline uymayan yeni üretimler mümkün değildir, üretici güçler bu konuda ortak bir anlaşmaya varmışlarcasına hareket etmektedirler. Zaten farklı tüketici tipleri için araştırmalar yapılmış, onlara göre kategoriler, sınıflandırmalar oluşturulmuştur.
Adorno ve Horkheimer’a göre kültür endüstrisi şemalar oluşturarak, müzikte, filmde veya diğer alanlarda bu şemaları kullanarak birçok içerik üretmekte, ama aslında aynı şeyi sunmaktadır. Belirli bir şema oluşturulmakta ve aralara ayrıntılar eklenerek zenginleştirilmiş gibi yansıtılmaktadır. Oysa her defasında ortaya çıkan şey aynı olmaktadır. Filmin finali, sonunda kimin kazanacağı veya kaybedeceği baştan bellidir. Adorno ve Horkheimer’a göre insanlar bu şemalara alıştırıldıkları için sürekli bunları tüketmeyi seçerler. İnsanların kulakları bile kültür endüstrisi sayesinde belli bir ritme, ölçüye alıştıırlabilmektedir. İnsanlar müziğin başını duyunca sonunu rahatlıkla kestirebilmektedir. Tabii ki bu alıştırılan kulak, göz veya herhangi bir duyu organı, ilerleyen süreçte bir şarkı çıkaran sanatçının veya film çeken yönetmenin ölçütü olacaktır. Üretici eserinin satılmasını istiyorsa bu alıştırılmış kulağı ve gözü dikkate almak zorundadır. Aksi taktirde ürünleri tüketilmeyecek, sıkıcı bulunacaktır. Kültür endüstrisi, bu yönüyle tahakkümcü ve acımasızdır; herkesi ortaya koyduğu kalıplara uymaya zorlamaktadır. Kalıplara uymayan üreticiler dışlanıp iflasa sürüklenirken, uyan üreticileri denetim altına alır ve istendiği gibi şekillendirir. Bu durum sadece meta üretimi açısından değil, insan ilişkileri de dâhil her açıdan böyledir.
Kültür endüstrisi insanlar için ihtiyaçlar oluşturup -aslında ihtiyaç olmayan- daha sonra bu ihtiyaçları giderme vadinde bulunarak ürettiği ürünleri reklamlarla birlikte insanlara sunmaktadır. Bu ürünleri tüketmeleri için insanlar zaten ürünün üretim aşamasından itibaren yönlendirilmiş, analiz edilmiş ve hesaplanmışlardır. Bu bir kısır döngüdür ve bu şekilde devam etmektedir. Adorno ve Horkheimer kültür endüstrisinin tüm dallarıyla, insana gündelik hayattan uzaklaşma vadettiğini söyleyerek bunu mizah dergilerindeki, kızının evden kaçışına yardım edip, gece aşağıda merdiveni tutan babaya benzetirler.
Kültür endüstrisi kavramı Adorno ve Horkheimer tarafından yaratılmış olsa da sonraki yıllarda birçok kesim tarafından kullanılmış ve tartışılmıştır. Bu süreçte bazı araştırmacılar kültür endüstrisi kavramını Adorno ve Horkheimer gibi olumsuz anlamda kullanırken bazı araştırmacılar da bu yaklaşımı eleştirmişlerdir. Bu eleştiriler genelde Frankfurt Okulu düşünürlerinin bireyi ve toplumu pasif bir konumda ele aldıkları ve karamsar oldukları yönünde olmuştur. Kültür endüstrisi kavramı daha sonraki yıllarda kültür endüstrileri, yaratıcı endüstriler, içerik endüstrileri gibi adlarla olumlu anlamda anılmaya başlamıştır.

