- Katılım
- 25 Tem 2009
- Konular
- 276
- Mesajlar
- 974
- Online süresi
- 17d 14h
- Reaksiyon Skoru
- 248
- Altın Konu
- 78
- Başarım Puanı
- 184
- MmoLira
- 12,120
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Eleştirel Kuram
Eleştirel Kuram, Frankfurt Okulu üyelerinin görüşlerinin genel adıdır. Eleştirel Kuram ve Frankfurt Okulu birbirinin yerine kullanılmaktadır ancak okul üyeleri Eleştirel Kuram adlandırmasını kullanmaktadır. Eleştirel Kuram, Marksist ideoloji eleştirisi ile Kantçı eleştiri felsefesi geleneklerinden türetilmiştir. Eleştiri, okulun adını belirleyecek kadar önemli bir kavramdır ve 1937 yılında Hokheimer’ın makalelerinden oluşan “Geleneksel ve Eleştirel Kuram” adlı eserde detaylı bir şekilde ele alınmış, bu yayının ardından Marcuse “Felsefe ve Eleştirel Teori” makalesiyle eklemeler yapmıştır. Ayrıca Marcuse, Zeitschrift für Sozialforchung’te kaleme aldığı yazılarında Eleştirel Teori’yi daha da tanıtmış, onu diyalektik felsefe ve ekonomi politiğin eleştirisi üzerinde temellenen toplum teorisi olarak açıklamıştır. . Eleştirel Teori, modern dünyanın kapitalist olsun komünist olsun tümüne yönelik ilk ciddi felsefi başkaldırıdır. Adlandırmada yer alan geleneksel teori pozitivizmi ifade etmektedir ve Horkheimer eserinde bu kuramın doğa bilimlerindeki rehberliğini izleyen toplumbilimlerindeki yayılışını ele alır. Geleneksel kuramın karşısında konumlanan ve bir sosyal düşün yöntemi olan Eleştirel Kuram ise bilgiyi praksisten ayırıp yüceltmez, fetişleştirmez. Ayrıca Eleştirel Kuram, daha insanın bile özgür ve bağımsız olamadığı dünyada, bir bilimsel araştırmanın özgürce ve hiçbir çıkar kaygısı güdülmeden yapılabileceğini reddeder. Eleştirel Teori, gelenekselden farklı olarak bilime ve tümele değil tikele, bütünün içindeki parçaya, bu parçanın varlığını korumasına ve özgürleşmesine önem vermektedir. Topluma gizlice müdahale edip sosyal yaşamı şekillendiren güçlere, bunların kurduğu ve devam ettirmeye çalıştığı ideolojiye odaklanıp bu süreçleri açığa çıkarmayı amaçlar.
Horkheimer, yazıları 1960’larda tekrar yayımlanırken bu yazıların Eleştirel Teori adı altında bir araya getirilmesine izin vermiştir. Horkheimer’a göre buradaki eleştirelden kasıt, salt aklın idealist eleştirisinden ziyade ekonomi politiğin diyalektik eleştirisidir. Bu Eleştirel Teori’yi benimseyen insanlar çok farklı çevrelerden ve disiplinlerden olsalar da genelde modern dünyadaki tahakküme ve toplumsal baskı biçimlerine eğilmiş, bunların kökenlerini araştırarak insanların, özgürlüklerinin her alanda sınırlandırıldığı bu konuma nasıl geldiklerini anlamaya, anlatmaya çalışmışlardır. Bu sebeple Eleştirel Teori, amacına ulaşmak için ilk olarak aydınlanmanın köklerine inerek aydınlanma ve pozitivizmin eleştirisi yapmıştır. Adorno ve Horkheimer ise bu amaçla, Aydınlanmanın Diyalektiği adlı başyapıtlarında aydınlanmanın mitteki izini sürerek günümüze kadar gelen sürede insan bilincini nasıl şekillendirdiğini gözler önüne sermişlerdir.
Eleştirel kuramcılara göre pozitivizm insanları yanlış yönlendirerek toplumsal hayatın yanlış bir şekilde anlaşılmasına sebep olur ve bunu pekiştirir. Yalnızca var olanla ilgilenip mevcut siyasal düzeni koruyarak radikal bir değişimi engeller, yeni bir tahakküm biçimi olan teknokrasinin2 üretilmesi ve sürdürülmesini sağlar. Ayrıca pozitivizm olguları birbirinden ayırarak bağımsız bir şekilde ele almaktadır ancak Hegel ve Marx başta olmak üzere, eleştirel teorisyenler olguların birbirleri ile ilişkilendirilmesi, yalıtılmaması gerektiğini savunmaktadırlar.
Eleştirel teorisyenlere göre aksi yöndeki tutum toplumu bugüne getirip bu bozuk düzeni yaratmıştır. Bu sebeple okul üyelerinin amaçları pozitivizme alternatif bir epistemoloji geliştirmek olmuştur. Eleştirel teorisyenler çalışmalarında, yaşadıkları dönemdeki toplumlarda meydana gelen sıkıntıları kültürel ve psikolojik bağlamda ele almışlardır. Bu sebeple çalışmaları genelde kültürel üstyapıyı çözümlemeye yöneliktir. Bu bağlamda geliştirmiş oldukları kültür kuramı, Eleştirel Teori’nin sosyal bilimlere en önemli katkılarından biridir. Eleştirel teorisyenlerin başlarda “kitle kültürü”, daha sonra “kültür endüstrisi” gibi adlarla tanıttıkları bu kuramla kültürün bağımsız, kendi içinde irdelenmesi gereken bir alan olduğunu savunmuşlardır.

