bikral 1
bikral
ShadowFon 1
ShadowFon
D 1
delimuratt
PrimeAC 1
PrimeAC
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Best Studio 1
Best Studio
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Mektuplar | Platon

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan zeyn0
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 582

zeyn0

Gönüllerin Admini
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
7 Eki 2010
Konular
9,213
Mesajlar
34,101
Reaksiyon Skoru
4,131
Altın Konu
1
TM Yaşı
15 Yıl 8 Ay 9 Gün
Başarım Puanı
400
MmoLira
183
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Platon'dan Dionysios'a.

İyilikler

Yanınızda geçirdiğim uzun yıllar boyunca devlet yönetimi işlerinde herkesten çok bana başvurduğunuz haldebütün nimetlerden siz yararlanıyor bense birçok kara çalmayla karşılaşıyordum; ama sizin yaptığınız kıyıcılıkların benim razı olmamla olabileceğine kimsenin inanmayacağını bildiğimden bu kara çalmalara ağır olmalarına karşınkatlanıyordum. Devlet yönetimini sizinle paylaşanlar çoğunu yardım ederek cezalardan kurtardığım kimselerbana bu yolda tanıklık ederler. Birçok kez kesin ve tam erk vererek devletin başına getirdiğiniz beni bir dilenciye bile yapılmayacak aşağılamalarla yanınızdan kovdunuz; bunca yıl aranızda kaldığım halde hemen gemiye binip uzaklaşmamı istediniz.

Ben artık beni insanlardan biraz daha uzaklaştıracak bir ömür sürmeye karar verdim. Sen de ey Tyrannos Dionysios yapayalnız kalacaksın. Gezim için verdiğin o bol parayı sana bu mektubumu getiren Bakkheios geri verecektir. Bu para yolculuk giderlerimi karşılayamayacağı gibi başka bir işe de yaramayacaktı; onu vermek senin için bir onursuzluk olacağı gibi kabul etmek de benim için onursuzluk olurdu; onun için kabul etmiyorum. Böyle bir parayı ha almışsın ha vermişsin senin için hepsi bir. Onu al dostlarından başka birini sevindir tıpkı beni sevindirdiğin gibi! Ben senin nimetlerinden yeterince yararlandım.

Burada Euripides'in şu sözlerini yinelemek çok uygun düşer sanıyorum; bir gün talihin değiştiğini görünce:

Yanında benim gibi bir adam bulunmasını isteyeceksin.

Şunu da anımsatayım ki tragedya şairlerinin çoğunda bir tyrannos katilin elinde can verirken şöyle bağırır:

Ne talihsizim! ölüyorum; hiçbir dostum da yok!

Hiçbir tragedya yazarının yapıtında parasızlıktan ölen bir tyrannos görülmez. İşte sana akıllı kimselerin pek kötü bulmadıkları birkaç dize daha:

Ne ölümlülerin umutsuz yaşamlarında pek bulamadıkları o parlak altınlar
Ne mücevherler ne insanların öylesine değer verdikleri gümüş yataklar
Ne engin ovalarda ağır başakların kendi kendine bittiği tarlalar
Erdemli kimselerin düşünceleri gibi parlak olamazlar.

Hoşça kal. Bana ettiğin büyük haksızlıkları bil de başkalarına daha iyi davran.

Platon'dan Dionysios'a.

İyilikler
Arkhedemos'tan öğrendiğime göre senin için hiçbir şey söylemememi istediğin gibi dostlarım da hoşuna gitmiyecek ne bir şey yapmalı ne bir şey söylemeliymiş. Bu yolda yalnızca Dion'a izin veriyormuşsun. Oysa bu "Dion'dan başka" sözleri dostlarım üzerinde hiçbir etkim olmadığını açıkça gösteriyor; başkalarının senin ve Dion'un üzerinde sandığın gibi bir etkim olsaydı emin ol bundan sen de yararlanırdın. Dion da bütün öteki Helenler de. Her neyse ben kendimi güçlü buluyorum çünkü yaşamıma düzen veren aklımdır. Kratistolos'la Polyksenes sana birtakım yanlış şeyler söylemiş olmasalardı böyle bir şeyin sözünü bile etmezdim; amabunlardan biri Olympia'da benimle birlikte olan kimselerden birkaçının sana karşı olduklarını işittiğini söylemiş. Belki de kulağı benimkinden daha delikmiş; çünkü ben bir şey duymadım. Bundan böyle sana herhangi birimiz için buna benzer şeyler söylenecek olursa bana mektup yaz; doğruyu çekinmeden sahte bir utanç göstermeden bildiririm.

İkimize gelince karşılıklı durumumuz şudur sanıyorum: bizi tanımayan bir Helen (1) yoktur diyebilirim; aramızdaki ilişki de herkesin ağzında. Emin ol bunun gelecekte de sözü edilecektir; çünkü önemi ve salmış olduğu ün bakımından bu ilişkimizi birçok kimse duyacaktır. Ne demek istiyorum? Ta gerilere giderek anlatayım: bilgelikle erk doğa yasalarınca hep birleşirler; hep birbirinin ardı sıra gider birbirini arar hep bir araya gelirler. Örneğin Hieron'la Lakedaimonyalı Pausanias'ın sözü edilince insan Simonides'in onlarla olan ilişkisini neler yaptığını onlara neler dediğini amımsamaktan zevk alır; Korinthoslu Periandos'la Miletli Thales'i; Perikles'le Anaksagoras'ı birlikte övmek artık gelenek olmuştur; Kroisos'la Solon gibi bilgeler de yüce hükümdar Kyros'la birlikte anılmaktadır. Şairler de böyle yapıyorlar: Kreon'u Teiresias'la; Polyeidos'u Minos'la; Agamemnon'u Nestor'la; Odysseios'u da Palamedes ile birleştiriyorlar. Yanılmıyorsam ilk insanlar da Prometheus'la Zeus arasında bunlara benzer bir ilişki bulmuşlardır; şairlerin gösterdiğine göre bu yiğitler ya nefretle birbirlerinden ayrılıyor ya da dostlukla birleşiyorlar; kimi zaman dost kimi zaman düşman oluyorlar; kimi şeylerde anlaşıyorkimi şeylerde de anlaşamıyorlar.

Bunları söylemekten amacım biz öldükten sonra da adlarımızın ağızlarda dolaşacağını anlatmaktır; bunuaklımızda tutmamız gerek. Bana öyle geliyor ki geleceği düşünmek boynumuza borçtur. Kimi sıradan kimselerbir doğa yasasıyla bu sıkıntıya gelemiyorlar; oysa en iyiler gelecek kuşaklarca iyi tanınmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ben burada ölülerin bu dünyada olup bitenleri sezdiklerini gösteren bir tanıt görüyorum: en güzel ruhlar bunun böyle olduğunu en kötü ruhlar da böyle olmadığını haber veriyor; ama tanrısal kimselerin sözlerine başkalarınınkinden daha çok önem vermeliyiz.

O sözünü ettiğim eski insanların aralarındaki ilişkileri düzeltmek ellerinde olsa ünlerinin şimdikinden daha iyi olması için ellerinden geleni yapacaklarından kuşku duymuyorum. Bizim aramızda da ayıplanabilecek bir şey geçmişse bunu Tanrı'nın da yardımıyla eylemlerimiz ve sözlerimizle düzeltmek henüz elimizdedir; başkalarının felsefe üzerinde edinecekleri doğru kanı da ilişkilerimizde kusur olmazsa daha uygun olacaktır; birbirimize karşı kötü davranırsak bunun tersini beklemeliyiz. Bu noktaya dikkat etmekten daha kutsal bir şey olmayacağı gibionu savsaklamak da dine aykırı davranmak olacaktır.

Şimdi sana bunu nasıl yapabileceğimizi doğruluğun bizden ne beklediğini anlatacağım. Sicilya'ya felsefeyle uğraşan kimselerin kat kat üstünde olduğum ünüyle geldim; Syrakusa'ya gelince benim sayemde çoğunluğun da felsefeye saygı göstermesi için senin bu ünümü değerlendirip anlayacağını ummuştum. Umudum gerçekleşmediyse nedeni birçoklarının sandığı gibi değildir; bu daha çok bana güvensizliğinden; beni uzaklaştırıp yanına başkalarını çağırarak niyetlerimin ne olabileceğini araştırmak istemenden ileri gelmiştir. İşte bundan ötürüdür ki birçok kimse beni aşağı gördüğünü başka işlerle uğraştığını her yana yaydılar. Bundan böyle ne yapacağımızı sana şimdi söyleyecek karşılıklı durumumuzun ne olacağı konusunda sorduğun şeylere de yanıt vereceğim. Felsefeyi hepten aşağı görüyorsan onu bir yana bırak; başkasından öğrendiğin ya da kendi kendine bulduğun bir öğreti varsa ona bağlan; yok benim öğretimi iyi buluyorsan bana büyük saygı göstermelisin. Başlangıçta olduğu gibi bugün de ilk adımı sen at ben de arkandan gelirim; beni sayarsan ben de seni sayarım: beni aşağı görürsen susarım. Şunu da ekleyeyim ki beni sayar bunda da ilk adımı sen atarsanherkes felsefeyi saydığını düşünecek ve birtakım başka düşünceleri de tanımış olduğundan birçok kimselerce filozof olarak tanınacaksın. Ama senden hiçbir saygı belirtisi görmeden seni ben sayarsam zenginliği sevenzenginlik peşinde koşan bir adam olarak tanınırım ki bu duruma güzel bir ad vermediklerini ikimiz de biliriz. Sözün kısası beni sayarsan bu sana da onur getirir bana da; ben seni sayarsam bu ikimiz için de onursuzluk olur. Bunun üzerinde daha çok durmayacağım.

O küçük kürenin (2) tam olmadığını Arkhedemos dönünce sana gösterecek; daha önemli daha Tanrılık olan ve Arkhedemos'u yanıt alsın diye gönderdiğin öteki konuyu da sana anlatacaktır. Arkhedemos'un söylediğine bakılırsa İLK'in özü konusunda iyi aydınlatılmamış olduğundan yakınıyormuşsun; anlatayım; ama bunumektubum "denizin ya da karaların bir köşesinde" kazaya uğrayıp yiterse biri okuyup anlamasın diye pek açık yazmayacağım.

Bütün şeyler her şeyin hükümdarının çevresinde döner; her şeyin sonu güzel olan her şeyin nedeni odur; ikincinin çevresinde ikinci şeyler bulunur; üçüncünün çevresinde de üçüncü şeyler. İnsan ruhu kendisine yakınlığı olan şeyi gözönünde tutarak bu ilkelerin özünü bilmeye can atar; ama hiçbir şey onu doyurmaz. O sözünü ettiğim hükümdarla varlıklara gelince onlara benzeyen bir şey yoktur. Bunun üzerine ruh; "peki bunların özleri nedir?" diye sorar. İşte ey Dionysios'la Doris'in oğlu; işte bu soru daha doğrusu ruhta neden olduğu o doğurma acısıdır ki ondan kurtulmadıkça gerçeğe erilemez.

Bununla birlikte bir gün bahçede defne ağaçlarının altındayken bu soruya bir yanıt düşünmüş ve bunu kendin bulmuş olduğunu söylemiştin. Ben de bulduğun doğruysa beni birçok sözden kurtaracaksın diye yanıt vermiştim; onu bulan kimseye raslayamadığımı; o sorunun beni her zaman uğraştırdığını da eklemiştim. Ama sen ya birinden duydun ya Tanrı'nın yardımı seni doğru yola götürdü konunun tanıtlarını sıkıca kavradığını sandın; bunları bağlamadın; şimdi de gerçekle hiç ilgisi olmayan görünüşler çevresinde bir oraya bir buraya gidip duruyorlar. Böyle bir şey ilk olarak senin başına gelmiş değildir. Beni ilk olarak dinleyenlerin hepsi başlangıçta hep aynı şaşkınlıkla karşılaşmışlardır. Bundan kimileri çok kimileri de daha az güçlük çekerek kurtulmuşlardır. Ama kimse bu şaşkınlıktan çaba göstermeden çıkamadığı gibi hemen hemen kimse de kendini kolayca kurtaramamıştır.

Bu geçmişte de bugün de böyle olduğuna göre "karşılıklı durumumuz ne olmalıdır?" sorusuna bir yanıt bulmuş oluyoruz sanıyorum. Öğretilerimi başka öğretmenlerden ders alıp onlarınkiyle karşılaştırarak ya da kendin inceleyerek denediğine göre bu denemen ciddiyse öğretilerim kafana yerleşecek onlara da bana dabağlanacaksın.

Bu amaca nasıl erişeceğiz? Bu söylediklerimizi nasıl gerçekleştireceğiz? İyi ettin de Arkhedemos'u gönderdin. Yanına dönüp yanıtımı verince belki gene birtakım yeni kuşkular içine düşeceksin. O zaman akıllı davran daArkhedemos'u gene bana gönder; o da yükünü alıp yanına döner. İki üç kez böyle yap göndereceğim yanıtları da dikkatle incele; bak o zaman şimdiki kuşkuların başka bir yöne yönelmez mi? Öğütlerimi güvenle yerine getir; ne sen bundan daha iyi bir alışveriş yapabilirsin; ne Arkhedemos bundan daha iyisine aracı olabilir; ne de Tanrıların daha hoş karşılayacakları bir alışveriş vardır.

Ama dikkat et; öğretilerim okumamışların eline geçmesin; çoğunlukça bunlardan daha saçma bir şey olmayacağı gibi yetkili kimselerin bunlar karşısında duyacakları hayranlık ve coşkunluğun da benzerini bulmak güçtür. Bu öğretiler uzun yıllar boyunca yinelenerek birçok kez dinlenerek ancak büyük çabalarla açıklanabilir; altın da böyle temizlenmiyor mu? Bundan dolayı sana birşey anlatacağım şaşacaksın: derslerimi dinlemiş birçok kimse var; bunlar işittiklerini anlayıp belleyecek her şeyi herhangi bir biçimde derinleştirip ölçtükten sonra bir yargıya varacak yetideler; şimdi yaşlanmışlardır; derslerimi dinleyeli de otuz yıl oluyor; işte bu kimseler önceleri inanmadıkları şeylere şimdi inandıklarını ve bunları çok açık bulduklarını; önce inandıkları şeylere de şimdi artık inanmadıklarını söylüyorlar. İyi düşün; dikkat et öğretimi çok çirkin olarak yaymış olmaktan ileride pişman olmayasın! En sakınmalı davranış bir şeyi yazmayıp ezberlemektir; çünkü yazıların herkesin eline geçmesi önlenemez. İşte bu nedenle ben bu sorunlar üzerine bir şey yazmadım; Platon'un yazılı bir yapıtı yokturolmayacaktır da. Onun olduğu söylenen yapıtlar Sokrates'in o güzel gençlik çağındaki Sokrates'in yapıtlarıdır. Hoşçakal; öğütlerimi dinle; bu mektubu defalarca okuduktan sonra yak.

Bu kadarı yeter. Polyksenos'u sana göndermediğime şaşıyorsun. Onunla Lykophron'la ve düşüp kalktığın daha başka kimselerle ilgili olarak öteden beri edindiğim kanıya göre sen tartışmada yaradılıştan olan yetinle çekişme biçiminle onların hepsinden üstünsün. Bu adamlar eleştirilere kimilerinin sandığı gibi pek öyle gönülden değiltersine istemeye istemeye katlanıyorlar. Bununla birlikte sen onlara bence iyi davrandın; onları yetesiye hoşnut ettin. Artık daha çoğunu söylemeyeceğim; değerleri düşünülecek olursa çok bile söyledim.

Philistion'a gelince gerekli görürsen onu istediğin gibi çalıştır; ama olabilirse Speusippos'a ver ona gönder. Bunu senden Speusippos'un kendisi diliyor; Philistion da izin verirsen seve seve Atina'ya geleceğine söz verdi bana. Taş ocaklarında hapsettiğin adamı iyi ettin de çıkardın. Ailesi ve Aristo'nun oğlu Hegesippos konusundaki dileğimi de sanırım bir yük saymayacaksın; çünkü mektubunda bunların hiçbirine haksızlık edilmesine izin vermeyeceğini yazıyordun. Lysikleides'e gelince doğrusu ilişkilerimizi olduğu gibi gösteren yalnızca o var; aramızda geçenler konusunda hep iyi şeyler hep iyi sözler söylüyor.


Platon'dan Dionysios'a.

Neşeler
Böyle demekle en iyi selam biçimini bulmuş mu oluyorum yoksa gene her zamanki gibi dostlarıma yazdığım mektuplarda kullandığım o alışılmış biçimi koruyarak "İyilikler" demek daha mı iyi olacak? Tanrı sözcüsüne danışmaya gelenler senin Delphoi'daki Tanrı'yı "Neşeler!" diye selamladığını ve şunu yazdığını söylüyorlar:

"Neşeler ey Tanrı! Tyrannos'un o sevinçli yaşamını sürekli kıl!"

Ben Tanrılar şöyle dursun bir insanın bile böyle selamlanmasını doğru bulmam. Bir Tanrı'nın böyle selamlanmasını doğru bulmam; çünkü Tanrılık hazdan acıdan uzaktır; dileğim Tanrı'nın özüne aykırı olur. Bir insanın böyle selamlanmasını doğru bulmam; çünkü hazla acı çoğu zaman zararlıdırlar; ruhta üşengeçlikunutkanlık çılgınlık ve yeğinlik uyandırırlar. İşte selamlama üzerine söyleyeceklerim; bunları okuduktan sonrasen gene istediğin selam biçimini seç.

Birçok yerden işittiğime göre sarayına gönderilen kimi elçilere şunu demişsin: Bir gün benim önümde"Sicilya'daki Helen kentlerinin yeniden kurulmasına yardım edeceğini; tyrannosluk yerine krallığı koyarakSyrakusalıların boyunduruğunu gevşeteceğini" söylemişsin. Ben de bütün isteklerine karşın buna engel olmuşum; ve sanki şimdi aynı tasarıları gerçekleştirmesi için Dion'u sıkıştırıyormuşum; elinden erki almak için desenin kendi düşüncelerini kullanıyormuşuz. Bu gibi sözlerin sana bir yararı olur mu olmaz mı; bunu sen elbette daha iyi bilirsin ama doğruya aykırı şeyler söylemekle sanırım bana haksızlık etmiş oluyorsun. Akropolis'te kaldığımdan beni Philistide ve başkaları Syrakuzalılarla ücretli askerlere kötüleyip durdular; dışardakiler de bir yanlışlık yapılınca her sözümü dinliyorsun diye bütün bu yanlışlıkları bana yüklediler; bu yetmez mi? Sen de çok iyi bilirsin ki devlet yönetiminde kendi isteğimle bir pay aldıysam bunu yalnızca işlerini yürüttüğümü sandığım zaman ara sıra ta başlangıçta yaptım ve birkaç önemsiz şeyden başka yasalarınızın yalnızca giriş bölümleriyle ciddi olarak uğraştım. Dahası bunlara da sen ve başkaları birçok ek yaptınız. Bu girişleri kimilerinin gözden geçirip düzelttiklerini işittim; ama benim biçemimi anlayabilenler hangi parçalar benim hangileri değilyanılmazlar.

Demin de söylemiştim: beni Syrakusalılara ve sözlerine kanan başka kimselere kötülememenizi istediğim gibikendimi o ilk suçlamanıza ve şimdi de daha ağır daha yeğin olan ikinci suçlamanıza karşı savunmak istiyorum. Böyle iki yönden suçlandığıma göre kendimi iki yönden savunmak zorundayım. İlk savunmam devlet yönetimini seninle paylaşmaktan gerektiği gibi sakındığımı belirtmek; ikinci savunmam da Helen kentlerinin yeniden kurulmasına yardım etmek istediğin zaman bir takım yönlendirmelerde bulunarak seni bu yoldan ben alıkoymadığım gibi önüne çıkan engelin de ben olmadığımı göstermek olacaktır. Önce o sözünü ettiğim yakınmaların birincisine vereceğim yanıtı dinle.

Dion'la sen beni Syrakusa'ya çağırdınız. Ben de geldim Dion birçok kez evinde kalmış olduğum bana bağlı bir dostumdu; yaşının verdiği olgunluk ve güç bir parça sağduyusu olan kimselerin de kabul edeceği gibi o zaman karşılaşmış olduğun sorunlar kadar önemli işler üzerinde bir karara varabilmek için gereken koşullardı. Sen çok gençtin; görgün yoktu; ben de seni tanımıyordum. Çok geçmeden (bundan ötürü bir insanı mı Tanrı'yı mı yoksa senin de yardım ettiğin yazgıyı mı suçlayalım; bilemiyorum); Dion'u uzaklaştırdın ve yalnız kaldın. Kendisine bağlı olduğum bir bilgeyi yitirdikten sonra ortada birtakım ahlakı bozuk kimselerle düşüp kalkan onları dinleyendevleti yönettiğini sanan bir çılgının kaldığını görünce devlet yönetimini seninle paylaşır mıydım sanıyorsun? Bu durumda ne yapabilirdim? Devlet işlerinden elimi eteğimi çekmek kıskançların kara çalmalarına karşı önlem almak ayrılık ve anlaşmazlıklarınıza karşın Dion'la seni barıştırmak için elimden geldiğince çalışmaktan başka ne yapabilirdim? Sizi barıştırma yolunda hiçbir çabayı esirgemediğimi sen de bilirsin. Sonunda binbir zorlukla şu karara vardık: ülkeniz savaşta olduğundan ben gemiye binip Atina'ya gidecektim; barış olunca Dion'la beni Syrakusa'ya çağıracaktın biz de gelecektik. İşte Syrakusa'ya ilk kez gelişimle yurduma sevinçli dönüşüm arasında olup bitenler.

Barış olduktan sonra beni ikinci kez çağırdın; ama anlaşmamıza aykırı olarak yalnız gelmemi yazıyor; Dion'u biraz sonra çağıracağına söz veriyordun. İşte ben bu nedenle gelmedim ve bu yüzden Dion'u kırdım; çünkü ogitmemin ve sözlerini dinlememin daha iyi olacağını düşünüyordu. Bir yıl sonra bir üç çifte kürekli geldi senden mektuplar getirdi. Bu mektuplar "Gelirsen Dion'un işleri de düzelir gelmezsen tersi olur" diye başlıyordu. Dostlarıma tanıdıklarıma İtalya'dan Sicilya'dan senin ya da senin yönlendirmenle başkalarının yazdıkları ne çok mektup geldi; doğrusu söylemeye yüreğim elvermiyor. Bu mektupların hepsi gitmem ve sana güvenmem yolunda beni yüreklendiriyordu. Başta Dion olmak üzere herkes de hiç durmadan hemen yola çıkmam gerektiğini düşünüyordu. Ben boş yere yaşımı ileri sürüyor; onlara boş yere bizi düşman görmek isteyen karaçalmacılara dayanacak güçte bir adam olmadığımı söylüyordum. Çünkü bugün olduğu gibi o zaman da görüyordum kikişilerin kralların bile zenginlikleri ne denli geniş ve ölçüsüz olursa zenginlerin zararlı ve insanı alçaltan zevklerini paylaşmaya hazır o denli çok dalkavuk o denli çok korkunç karaçalmacı türer zenginliğin ve erkin başka nimetlerinin doğurduğu en büyük kötülük de işte budur. Bununla birlikte bu düşünceleri bir yana bıraktım; yola çıktım dostlarımdan hiçbirinin bütün servetini kurtarmak elimdeyken korkaklığım yüzünden yitirdiğini söyleyerek beni suçlamasını istemiyordum.

Syrakusa'ya geldiğimde (o zamandan beri neler olduğunu sen de biliyorsun) mektuplarında söz verdiğin gibiönce Dion'u çağırmanı onunla yeniden dost olmanı istedim; beni o zaman dinlemiş olsaydın önsezilerim beni yanıltmıyorsa bu dostluk senin Syrakusalıların ve öteki Helenlerin yararına olacak; olaylar şimdi olduğundan büsbütün başka bir yön alacaktı. Bundan sonra Dion'un malının mülkünün senin de pek iyi tanıdığın o yardımcıların eline bırakılmayarak akrabalarına emanet edilmesini rica ettim; bundan başka da Dion'a gönderilen yıllık paranın ben burada olduğum için artırılacağını sanıyordum indirileceğini değil. Hiçbir dileğimi yerine getirmedin ben de gitmeye karar verdim. Bunun üzerine Dion'un malını mülkünü satıp paranın yarısını ona Korenthus'a göndereceğini geri kalan bölümünü de oğluna vereceğini söyleyerek beni kandırdın; o yıl yanında kaldım. Verip de tutmadığın daha başka sözler de var ama bunlar o kadar çok ki kısa kesmek daha iyi olacak.

Dion'un onayı olmadan hiçbir şeyini satmayacağını söylediğin halde bütün mülkünü sattın; üstelik doğrusu çok beğenilecek adamsın; üstelik hiç de güzel ustaca doğru ve yararlı olmayan bir kurnazlıkla parayı göndermeni istememem için sanki amacını bilmiyormuşum gibi beni korkuttun ve böylece sözünü tutma yolunda en parlak örneği vermiş oldun. Ne Syrakusalılar ne de ben doğru bulmadığımız halde Herakleides'i sürdün. Böyle davranmaman için Theodotes'le Eurybios'a katılarak yalvardım. Sen de bunu fırsat bilerek uzun zamandır seni hiç saymadığımı; sanki büyük bir suç altında bulunan Theodotes'le Herakleides'i cezadan kurtarmak üzere elimden geleni yapmak için bunların Dion'un dostları olmaları yetermiş gibi yalnızca Dion'la ve onun dostları ve akrabalarıyla ilgilendiğimi söyledin.

İşte devlet işlerinden aldığım pay. Sana karşı biraz soğuk davrandığımı görüyorsan nedeni bütün bu yaptıklarındır. Bunu böyle bil ve şaşma. Beni erkinin büyüklüğü çekseydi de eski bir dostuma senin yüzünden mutsuz olan bir arkadaşıma senden hiç de aşağı olmayan bir adama sırt çevirip doğallıkla para sevgisiyle senin gibi eğri bir adamı ona yeğleyerek dediklerini yapsaydım bütün akıllı kimselerce alçak bir adam olarak tanınırdım. Çünkü sana dönseydim bendeki bu değişme para sevgisinden başka hiçbir şeye yorulamazdı. İşte sayendearamızda bir "kurt dostluğu" kuran ayrılık doğuran olaylar.

Bu sözünü ettiğim konuyla sıkı bir bağı olan ikinci noktaya geçiyorum: bunda da kendimi savunacağımı söylemiştim. Beni iyi dinle: Bak bakalım söylediklerim yalan mı; doğrudan uzaklaşacak mıyım? Syrakusa'dan Atina'ya yola çıkışımdan yirmi gün kadar önce bahçendeydik. Arkhedemos'la Aristokrites de bizimleydi. Senbugün olduğu gibi o gün de Herakleides'in ve başkalarının çıkarlarıyla seninkilerden daha çok ilgilendiğimi söylüyor sitem ediyordun. Sonra bu iki adamın önünde Syrakusa'ya geldiğimde Helen kentlerini yeniden kurmanı salık verdiğimi anımsayıp anımsamadığımı sordun; anımsadığımı bundan daha iyi bir şey yapılamayacağını düşündüğümü söyledim. Bundan sonra söylenenleri de anımsamak gerek Dionysios. Sanayalnızca bunu mu söyledim; başka şeyler de eklemedim mi diye sordum. Sen de öfkene kapılmış ve beni aşağıladığını sanarak (şunu da söyleyeyim ki senin o zaman aşağılama sandığın şey bugün bir düşlem olmaktan çıkmış gerçekleşmiştir) istemeye istemeye gülmüş iyi anımsıyorsan şu yanıtı vermiştin: "Bana geometri mi öğreteceksin ne öğreteceksin?" Verilecek yanıt tam dilimin ucuna gelmişken kendimi tuttum; yurduma dönmeyi umduğum yol açık bırakılacak yerde önemsiz bir sözümle kapatılır diye korkmuştum.

Bunları şunun için söyledim: Barbarların yıktıkları Helen kentlerini yeniden kurmak ve tyrannosluğun yerine krallık koyarak Syrakusalıların boyunduruğunu gevşetmek isteğine engel olduğumu söyleyip bana kara çalma; çünkü hakkımda düşüncelerime bundan daha az uyan bir yalan söyleyemeyeceğin gibi yetkili bir mahkeme olsa daha açık kanıtlar da getirerek seni çürütebilirim; bu öğütleri sana benim verdiğimi senin de tutmadığını gösterebilirim. O kurduklarımız gerçekleşmiş olsaydı bundan sana da Syrakusalılara da Sicilyalılara da en büyük yararları sağlamış olacağını açıkça göstermek de kolaydır. Ancak dostum söylediklerini yadsırsan davamı kazanırım; açıklarsan Stesikhoros'un (3) bilge olduğunu kabul etmiş ve onun o dönüşüne öykünerek yalandan doğruya geçmiş olursun.


Platon'dan Syrakusalı Dion'a.

İyilikler
Olup bitenlerle candan ilgilendiğimi bunların bir sonuca varması için çok çabaladığımı her fırsatta açıkça gösterdim sanıyorum; böyle davranmış olmamın nedeni her şeyden önce güzel şeylere beslediğim sevgidir. Çünkü bence gerçekten erdemli olan erdeme göre davranan kimselerin uygun oldukları onuru elde etmelerinden daha doğru bir şey olamaz. Çok şükür işler şimdilik yolunda gidiyor; ama dövüş asıl gelecekte ateşli olacak. Başkaları gözüpeklikleri hızları ya da güçleriyle kendilerini gösterebilirler; ama gerçek doğruluk ve ruh yüksekliğine ve bu erdemlerle birlikte giden seçkinliğe gelince hiç kimse bunlara saygı duyanların üstünlüğünü yadsıyamaz. Bu söylediklerim çok açıktır; ama kimilerinin (kimleri demek istediğimi sanırım anlıyorsun) başka insanlardan insanların çocuklardan olduğundan daha üstün olmaları gerekir. Bizim görevimiz de söylediğimiz gibi insanlar olduğumuzu göstermektir; bu Tanrı'nın da yardımıyla kolay olacaktır. Başkalarıkendilerini tanıtmak için ülke ülke dolaşmak zorundadırlar; ama sen öyle bir durumdasın ki (böyle bir şey söylemek abartma olmazsa) bütün dünya gözlerini bir yere o yer de sana çevirmiştir. Böylece bütün gözler sana çevrilmiş olunca sen o eski zamanların ünlü yasa koyucusu Lykurgos'u Kyros'u ve kişilikleriyle yarattıkları kurumlarla ün salmış o üstün adamları kendi kişiliğinde yaşatmaya hazır olmalısın; üstelik şunu da düşün kiburada birçok kimse hemen hemen herkes Dionysios ortadan kalkınca senin Herakleides'in Theodotes'in ve başka büyük kimselerin hırsları yüzünden işlerin bozulacağını söylüyorlar. Böyle bir hastalığa kimsenin tutulmamasını dileyelim; ama tutulan olursa her şeyin yolunda gitmesi için hekimlik etmek sana düşer. Senin de benim kadar iyi bildiğin bu şeyleri yazmamı belki gülünç bulursun; ama tiyatroda çocukların el çırpmalarıyla coşan oyuncular dostlarının alkışlarıyla daha da coşarlar; o dostlar ki bütün yüreklendirmeleri çabalarından ve iyilik isteklerinden ileri geliyor. Şimdilik siz kendiniz çalışın çabalayın; bir eksiğiniz olursa bize yazın.

Burada her şey bıraktığın gibi. Neler yapmış olduğunuzu şimdi neler yapıp ettiğinizi yazın. Çünkü birçok şey söyleniyor ama biz doğrusunu bilmiyoruz. Lakedaimonya'ya Aegina'ya Theodotes'le Herakleides'den şimdi birkaç mektup geldi. Yineliyorum: burada birçok şey duyuyoruz ama orada ne oluyor ne bitiyor hiçbir şey bilmiyoruz. Şu noktaya da dikkatini çekmek isterim: kimileri seni gerektiği kadar iyicil bulmuyorlarmış; unutma kiona buna hoş görünmek devlet yönetiminden sayılır; kurumlanmaksa kişinin yalnız kalmasına yol açar. Başarılar.


Platon'dan Perdikkas'a.

İyilikler
Mektubunda dilediğin gibi Euphraios'a işlerinle uğraşmasını ve bütün zamanını bunlara vermesini söyledim. Sözünü ettiğin konular üzerinde hele Euphraios'dan nasıl yararlanacağın konusunda sen dostuma da kutsal denen o öğütleri vermem doğru olur. Euphraios'dan çok yararlanacaksın; çünkü daha gençsin ve bu konuda gençliğe öğüt verebilecek pek az kimse bulunur. Her devletin her yaşayan varlık gibi kendisine özgü bir dili vardır: demokrasi oligarşi monarşi (4) hep başka başka dillerde konuşurlar. Birçok kimse bunları bildiklerini söyler ama gerçekte (birkaç kişiyi bir yana bırakalım) bu dilleri anlamaktan epey uzaktırlar. Tanrı ve insanlarla olan ilişkilerinde kendi dilini kullanan eylemlerini de buna uyduran her devlet gelişir yerinde kalır; başka bir dile öykünecek olursa ortadan kalkar. Euphraios sana birçok şeyde olacağı gibi her şeyden önce bu yolda yararlı olacaktır; monarşiye yakışan sözleri bulmakta sana yanındakilerin hepsinden daha çok yardımı dokunacağını sanıyorum. Onu bu yolda çalıştırırsan sen kendin yararlanacağın gibi ona da büyük hizmet etmiş olacaksın.

Sana bu sözleri söylediğimi duyan bir kimse belki şöyle der: "Platon demokrasiye yararlı olacak şeyleri bildiğini söylüyor ama halk toplantısında konuşmak en yararlı öğütleri vermek elindeyken kalkıp da bir sözcük bile söylemedi." Ona şu yanıtı verirsin: "Platon yurdunda çok geç dünyaya geldi; halkın yaşlanmış atalarının etkisiylevereceği öğütlerle çelişen birçok şeyi yapmaya alışmış olduğunu gördü. Hiçbir başarı elde etmeden boş yere çabalayacağını düşünmemiş olsaydı halka tıpkı bir baba gibi öğüt vermekten son derece mutlu olacaktı."

O kimse de bana öğüt vermeye kalksaydı benim gibi davranırdı sanıyorum. Yola gelmeyeceğimi görünce benden uzaklaşır benim ve işlerim üzerinde öğüt vermekten sakınırdı. Başarılar.


Platon'dan Hermeias Erastos ve Koriskos'a.

İyilikler
Bana öyle geliyor ki yararlanmasını bilirseniz eliaçık ve iyiliksever bir Tanrı size güzel bir yazgı hazırlıyor. Üçünüz de birbirinize yakın yerlerde oturduğunuzdan birbirinize en büyük hizmetleri edebilecek bir durumdasınız. Hermeias'ın her alandaki erki sürü sürü at başka savaş hazırlıkları ve zenginliğine kattığı altınlardan çok sağlam huylu ve güvenilir dostlar edinmekle artacaktır. Erastos'la Koriskos'a gelince yaşlı olmakla birlikte şunu ileri süreceğim ki o güzel idealar evrenine ulaşmış olmakla birlikte kendilerini kötü ve eğri kimselere karşı koruyacak başka bir bilime kendilerini savunabilecek bir güce gereksinmeleri vardır; çünküyaşamlarının büyük bir bölümünü bizim gibi doğru ve bozulmamış kimseler arasında geçirdiklerinden pek görgüleri yoktur. Gerçek bilimi savsaklamak zorunda kalmamaları insan yaşamının gereksinmelerine gereğinden çok önem vermemeleri için böyle bir dayanağa gereksinmeleri vardır. Bu yetiyi (kendisini hiç görmemiş olmakla birlikte anladığıma göre) doğa vergisi yeteneğiyle görgünün sağladığı bilgiyle Hermeias elde etmiştir.

Bu sözlerle ne demek istiyorum? Erastos'la Koriskos'un huylarını iyice incelemek için elime senden çok fırsat geçmiştir Hermeias. Şunu söyler şuna güvence veririm ki bu komşularından daha çok güvene değer bir kimse kolay kolay bulamazsın. Onun için sana söylüyorum bunlara doğruluğun izin verdiği ölçüde bağlan; bunu önemsiz sanma. Erastos'la Koriskos da Hermeias'a bağlanmalı. Birbirinize böylece bağlanınca karşılıklı dostluk bağlarınızı sağlamlaştırın. İnsanca şeyler sürekli olamayacağından aranızdan biri bu birliğinizi bozacak olursayakınılarınızı buraya bana ve dostlarıma bildirin. Size buradan gelecek olan ve doğrulukla onur konularına dayanan yanıtlar ayrılığınız çok önemli nedenlerle olmamışsa her türlü büyülü seslenişten daha güvenli olaraksizi birbirinize yaklaştıracak ve üçünüzü de daha önce bağlamış olan dostluğu ve birliği yeniden kuracaktır. Böylece siz de biz de bilgeliğe elimizden geldiğince uygun olarak davranırsak gelecekle ilgili olarak söylediğim bu sözler gerçekleşecektir; böyle davranmazsak. susuyorum; çünkü ben yalnızca iyi şeyler konusunda geleceği haber veririm. Tanrıların izniyle bütün bunları iyi bir sonuca vardıracağımızı söyleyebilirim.

Bu mektubu olabilirse üçünüz birden okumalısınız; olmazsa ikişer ikişer hem de elinizden geldiğince sık okuyun. Bunu doğru da olacağı gibi bir sözleşme bağlayıcı bir yasa sayın; ciddilikle ama ciddiliğin kardeşi olan incelik ve şakacılıktan uzaklaşmadan ant için. Tanıklarınız olan ve olacak her şeyin başı Tanrı'yla başın ve nedenin gücü sonsuz Babası olsun; gerçekten filozofsak bu gücü sonsuz Baba'yı göklerin iyiliğini görmüş kimseler gibi açık olarak tanıyacağız.


Platon'dan Tarantolu Arkhyas'a.

İyilikler
Arkhippos Philonides ve yanındakiler kendilerine vermiş olduğun mektuplarla geldiler; senden haber getirdiler. Kentle olan işlerini kolayca gördüler; aslında bu işler öyle pek güç de değildi. Sana gelince; devlet işleriyle uğraşmak yükünden kurtulmadığın için sıkılıyormuşsun. İnsanın yaşamda kendi işleriyle uğraşması (hele bunlar senin seçtiklerin gibi olursa) elbette hoştur; bunu herkes bilir. Ama unutmaman gereken bir şey var: biz yalnızca kendimiz için doğmadık; varlığımızın bir parçası yurdumuzun; bir parçası ana babamızın; bir başka parçası dostlarımızındır; ama büyük bir parçası yaşamın bizi bağladığı durumlara verilmelidir. Yurdumuz bizi devlet yönetimi işlerine çağırırsa bunu geri çevirmek yakışık alır mı? Hem aslında böyle bir şey yaparsak yerimizi devlet işlerine girdikleri zaman iyiyi hiç düşünmeyen değersiz kimselere bırakmış oluruz. Bu konuda söylediklerim yeter. Ekhekrates'e gelince onunla şimdi olduğu gibi senin babası Phrynion'un ve gencin kendi hatırı için gelecekte de ilgilenmeyi sürdüreceğim.


Platon'dan Laodamas'a.

İyilikler
Sana daha önce de yazmıştım; o sözünü ettiğin işler için Atina'ya gelmen çok yararlı olacaktır. Ama "Gelemem" dediğine göre en iyisi gene ya benim ya da mektubunda yazdığın gibi Sokrates'in gelmesi olacaktır. Ama Sokrates idrar zorluğundan hasta; bana gelince oraya gelip de göreyim diye çağırdığın işi iyi bir sonuca bağlayamazsam çok küçük düşerim. Aslında bu işin başarılabileceğini de pek ummuyorum. Bak neden? Bunu sana uzun uzadıya anlatmam için başka bir mektup hem de uzun bir mektup yazmam gerek. Ben artık yaşlandım; orada burada dolaşmak denizde karada birtakım tehlikelere göğüs germek için gereken beden gücüm de kalmadı. Yolculuğun da bilirsin binbir tehlikesi var. Bununla birlikte sana ve yanındaki yurttaşlara öğüt verebilirim; öğütler benim ağzımda Hesiodos'un söylediği gibi pek yalın gibi görünürlerse de bunları tasarlamak epey güçtür. Yurttaşların gündelik yaşayışlarını gözetmek; kölelerin özgür kimselerin ölçü ve yiğitlikle davranmalarını sağlamak için yönetim gücü ve yeteneği olan bir kimse bulunmazsa yalnızca gelişigüzel yasalar koymakla iyi bir yönetim kurabileceğini sanmak yanlıştır. Böyle bir erke değerli bir kimse bulunursa bu sonuca varılabilir. Ama sizi yetiştirmek için birine gereksinmeniz varsa korkarım orada ne bir öğretmen ne de bir öğretmenden ders almış bir kimse bulamayacaksınız ve tanrılara başvurmaktan başka bir yolunuz kalmayacak. Aslında eski devletler aşağı yukarı hep böyle kurulmuşlardır; ancak sonra savaş gibi başka şeyler gibi büyük olayların yardımıyla ortaya büyük gücü olan bir kimse çıkınca iyi yönetilmişlerdir. Şimdilik bu söylediklerimi iyi dinleyin; bu görevinizdir ve gereklidir. Bütün bu konuyu söylediğim gibi görün; kolayca başarı elde edeceğinizi de sanmayın. Başarılar.

Platon'dan Syrakusa tyrannosu Dionysios'a.

İyilikler
Mektubuma bu selamla başlayayım da benden olduğuna bir belirti olsun. Bir gün genç Lokrialıları yemeğe çağırmıştın; sofrada benden biraz uzakta oturuyordun. Kalktın bana doğru geldin ve benim de yanımda oturan güzel gencin de çok iyi bulduğumuz hoş bir şey söyledin. O zaman bu genç sana: "Dionysios" dedi "Bilgeliği araştırma yolunda Platon'un herhalde sana çok yararı olmuştur." Sen de "Yalnız bu mu ya? Daha birçok konuda yararını gördüm; bak onu buraya getirmekle hemen yararlandım" dedin. İşte Dionysios bu yoldan şaşma dabirbirimizden gördüğümüz yararlar artsın. Bana gelince hep bu amacı güderek bugün sana Pythagorasçıların yazılarıyla bölümleri ve o zaman anlaştığımız gibi senin de sarayında olduğuna göre Arkhytas'ın da yararlanabileceğiniz bir adam gönderiyorum. Adı Helikon'dur; Kyzikos'da doğmuştur; Eudoksos'un öğrencilerindendir ve bütün öğretilerimi tümüyle kavramıştır. Bundan başka Isokrates'in bir öğrencisiyle ve Bryson'un öğrencilerinden Polyksenos'la arkadaşlık etmiştir. Üstelik çok geçimlidir ve sert değil yumuşak ve uysal huylu olduğunu sanıyorum. Bunu hiç çekinmeden söylüyorum sanma; verdiğim yargı bir insan üzerinedir; insan da kötü değil ama kimi bakımlardan birkaç kişiyi bir yana bırakırsak değişik bir hayvandır. Korku ve güvensizlik içinde olduğundan Helikon'u bir arada olduğumuz zaman hep inceledim; sonra kentteşlerinden sordum; hiçbiri ona karşı bir şey söylemedi. Onu sen de incele ve dikkatli davran. En iyisi boş zamanın olursaondan ders almaktır; ama felsefe yolundaki araştırmalarına hiçbir zarar gelmesin. Zamanın yoksa ona başka birini gönder öğrendiklerini zamanın olduğunda sana da öğretir. Sen de böylece daha iyi olursun; ün kazanırsın; ve benden yarar görmekten hiç geri kalmazsın. İşte bu kadar.

Göndermemi yazdığın şeylere gelince: Apollo'nun yontusunu yaptırdım; Leptines sana getirecek; yetenekli bir sanatçının Leokhares'in yapıtıdır. Evinde çok güzel bulduğum bir yapıt daha gördüm; satın aldım. Bunu hasta ya da sağlıklıyken bana ikimize de uygun bir tavırla bakmış olan karına armağan etmek istiyorum. Uygun bulursan ver. Çocuklar için on iki testi şarapla iki testi bal gönderiyorum. Kuru incirlere gelince biz buraya varınca toplama mevsimi geçmişti ayırtamadım. Sakladığımız mersin meyvaları da çürümüş; bir daha sefere daha dikkatli davranırız. Bitkilere de gelince Leptines sana her şeyi anlatır.

Bu gönderdiğim şeyleri satın almak ve kente vergileri ödemek için gereken parayı Leptines'den istedim. Kendisine Leukadia gemisi için harcadığım on altı mina kadar bir parayı kendi kesemden verdiğimi söyledim (bunu söylemeyi doğru ve uygun bulmuştum). Ondan aldığım parayı da harcadım bu gönderdiğim şeyleri satın aldım.

Para bakımından Atina'da senin durumun nedir benim durumum nedir şimdi ona geçelim. Sana önce de söylemiştim; paranı başka dostlarımınki gibi elimden geldiğince az harcayacağım; yalnızca gerekli olan benim ve parayı verenin doğru ve uygun bulduğumuz şeyler için kullanacağım. Benim durumum şöyle: verdiğin tacı üstelemelerine karşın kabul etmediğim zaman ölen yeğenlerimin dört kızına bakmak zorundaydım. Bunlardan biri bugün evlenme çağındadır; ikincisi sekiz yaşında üçüncüsü üçten biraz fazla sonuncusu da bir yaşında bile değil. Sağlığımda evlenecek olanlara dostlarımın da yardımıyla drahoma vermek görevimdir; ötekilerle ilgilenmek bana düşmez. Gelecekte babaları benden daha zengin olacak kızlara da drahoma verecek değilim. Ama bugün en talihlileri benim; annelerinin de drahomasını Dion ve başkalarıyla birlikte ben vermiştim. Bu kızlardan biri dayısı Speusippos ile evleniyor; buna otuz minadan çok istemez; bunca drahoma bizim için yeter. Annem de ölürse mezarını yaptırmak için on minadan çoğuna gereksinmem olmayacak. Sicilya'ya yapacağım yolculukta kendi harcamalarım ya da devlete verecek ödenti olursa önce söylediğim gibi davranmalıyız: ben bunları elimden geldiğince kısmaya çalışacağım; ama harcamalar olanaklarımı aşarsa aşan bölümünü sen ödeyeceksin.

Şimdi Atina'daki harcamalarına geçiyorum: önce şunu söyleyeyim ki Khoregialık (10) ya da buna benzer başka bir şey için para harcamamı istiyorsan sandığımızın tersine bana bu parayı verecek hiçbir konuğun yoktur. Sonra parasını bir adam gönderinceye dek geri bırakmayıp hemen vermekte yarar olan bir işin varsa yalnızca can sıkıcı bir durumla karşılaşmayacaksın; küçük de düşeceksin. Bunu ben kendim denedim: Erastos'u bir şeye gereksinmem olursa başvurmamı söylediğin konuğun Aiginalı Andromedes'e yolladım. Sana o mektubunda istediğin daha pahalı şeyleri gönderecektim. Bir insandan beklenecek şu olağan yanıtı verdi: babana verdiği paraları geri almak için epey güçlük çekmişti; sana şimdi ödünç olarak az bir para verebilirdi ama daha çoğunu göze alamıyordu. İşte bunun için Leptines'den borç aldım. Leptines de yalnızca bu parayı verdiği için değil bunu seve seve yaptığı; söz ve davranışlarıyla gerçek bir dostun olduğunu gösterdiği için övülmelidir. İyi olsun kötü olsun sana nasıl davrandıklarını; herkesin senin için ne gibi niyetler beslediğini bildirmem gerekir. Öyleyse para konusunda düşündüklerimi açıkça söyleyeceğim; böyle yapmam doğru olacaktır; aynı zamanda sarayında gördüklerime dayanarak konuşacağım. Yaptığın harcamaları sana bildirmeleri gereken kimseler seni kızdırmaktan korkarak bundan çekiniyorlar. Onları her şeyde olduğu gibi bunda da açıkça konuşmaya alıştırzorla; her şeyi olabildiğince bilmelisin; her şey üzerinde karar verebilmeli her şeyi öğrenmekten çekinmemelisin. Gücünü arttırmak için en iyi çare budur. Harcama yerinde yapılmalı zamanında ödenmelidir; bu her bakımdanhele insanların zenginliklerini yönetmeleri bakımından çok önemlidir; sen de böyle söylemiştin sözünden dönecek değilsin. Senin çıkarlarını gözettiklerini söyleyen kimselerin herkesin önünde sana kara çalmalarına meydan verme; para işlerinde zorluk çıkaran bir insan olarak tanınmak ünün için ne iyi olur ne de güzel.
Şimdi Dion'a geçiyorum: başka şeyler üzerine o sözünü ettiğin mektubun gelmeden önce bir şey söyleyemem. Dion'a bildirmememi istediğin tasarıları bildirmedim; onunla bunlar üzerinde de konuşmadım. Yalnızca bu tasarıları güçlükle mi kolaylıkla mı kabul edeceğini anlamak istedim; bunlar gerçekleşirse epey üzüleceğini sezdim. Başka bakımlardan Dion gerek sözlerinde gerek davranışlarında çok ölçülü görünüyor.

Timotheos'un kardeşi dostumuz Kratinos'a bizim ağır piyadelerin taşıdığı o yumuşak zırhlardan bir tane; Kebes'in kızlarına da yedi kulaçlık üç gömlek armağan edeceğiz; hani şu Sicilya'da yapılan keten gömlekler var ya işte ondan; o zengin işlemeli Amorgos gömleklerinden değil. Kebes adını sanırım işitmişsindir: şu Sokrates'in konuşmalarında Simmias'ın yanında yer alan; ruh üzerine diyalogda Sokrates'le konuşan Kebes. Onu hepimiz candan bir dost sayıyoruz.
Ciddi olan mektuplarımı ciddi olmayanlardan ayıran işarete gelince bunu unutmamışsındır sanırım. Ama sen gene bir anımsa ve iyice dikkat et. Birçok kimse kendilerine mektup yazmamı istiyorlar; yazamayacağımı açıktan açığa söylemek de pek kolay olmuyor. Ciddi mektuplarıma "tanrı"; o denli ciddi olmayanlara da "tanrılar" sözcüğüyle başlıyorum.

Elçiler de sana mektup yazmamı dilediler; bunda da şaşılacak bir şey yok; hepsi hele o zaman elinden rahatsız olan Philagros ikimizi her yerde övüyorlar; bu yolda hiçbir çabadan çekinmiyorlar. Büyük kralın yanından dönen Philaides de senden söz etti. Mektubumu uzatmak isteseydim neler söyledi yazardım; ama sen Leptines'e sor o sana söylesin.

Zırhı ve istediğim öteki şeyleri gönderirsen bunları istediğin kimseye emanet et. Kimseyi bulamazsan Terillos'a ver. O hep denizlerde dolaşır; dostumuzdur. Her şeyi hele felsefeyi iyi anlar. Ben Sicilya'dan ayrılırken kent başlarından olan Teisonos'un damadıdır.

Hoşçakal; felsefeyle uğraş gençleri yüreklendir kendilerini felsefeye versinler. Top oyunundaki arkadaşlarına selamlarımı söyle; herkese hele Aristokritos'a buyur benden bir yapıt ya da mektup gelirse sana elden geldiğince çabuk haber versinler; ve istediğim şeylerle uğraşmayı unutursan anımsatsınlar. Leptines'e borcunu vermeyi unutma; bunu hemen yap ki ona nasıl davrandığını görenler bize hizmet etmeye daha istekli olsunlar.

Myronides'le birlikte kölelikten kurtardığım Latrokles sana gönderdiğim şeylerle gemiye bindi. Onu hizmetine alçünkü onun için çok iyi duygular besliyorum; hangi işte istersen çalıştır. Mektubumu ya da özetini sakla; tutmuş olduğun yoldan da hiç şaşma.





 
Son düzenleme:
Paylaşımınız için Teşekkürler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst