bikral 1
bikral
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Bvural41 1
Bvural41
ShadowFon 1
ShadowFon
mavzermete 1
mavzermete
YazilimMühendisi 1
YazilimMühendisi
Fethi Polat 1
Fethi Polat
InfernoShade 1
InfernoShade
Hikaye Ekle

Delta Force 2 - İnceleme

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan xRoYaLx
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 314

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Son zamanlarda herkesin ağzında iPad 2, eh bu pek şaşırtıcı değil Apple gibi teknolojiye yön veren bir şirketin ürünü olunca. Lakin Apple dediğimizde son yıllarda herkesin aklına aynı şey geliyor; iPhone. Daha sadece 4 yıl önce ilk kez piyasaya çıkmış olmasına rağmen (4 yıl, 4 model) muhtemelen hem Apple'ın hem de Steve Jobs'un göz bebeği konumunda. Tek başına insanların hayatını etkilemeyi başardı, özellikle telefon sektöründe büyük bir devrime imza attı. Hatta devasa şirketlerin iflas bayrağını çekmesine sebep oldu. Şöyle kısaca bakarsak RIM'i kan kaybından ölüme sürükledi, Blackberry'i intihar eşiğine getirdi, Nokia ise hala can çekişiyor. Tabi bu kadar da vahim hale getirmeyelim durumu, bundan Apple'ın dışında karlı çıkanlar oldu elbet. Mesela mobil işlemciler üreten Texas Instruments ve Qualcomm ilk sırada geliyor kazançlı çıkanlar arasında, keza Apple'ın açıklamalarına göre App Store üzerinden geliştiricilere toplamda 2 milyar Dolar aktarılmış, az buz rakam değil bu. Konuyu bir yerlere bağlamak gerekirse, iPhone kimilerince sevildi kimilerince nefret edildi ama hayatımızda büyük değişikliklere sebep oldu. Hakkında şimdiye kadar çok şey yazıldı fakat yazılmayanlar da var, şimdi onları yazmakta bize düşüyor.

O bir fotoğraf makinası! O bir smartphone! O bir... O bir.. "O bir konsol" mu acaba?

Bir PS 3 değil, çıkışını beklediğimiz NGP de değil fakat PSP ile kıyasıya rekabet edebilecek seviyede. Tabi bu noktada iPhone'u tek ve rakipsiz görüpte taraflı olunmamalı, zira Android platformu da konsol olabilme yolunda emin adımlar atıyor ve hatta bir de Xperia Play'imiz var Sony'e ait olan (Android'in katkılarıyla). Zaman zaman haberlere konu olur Apple'ın bir konsol geliştirmek istediği, ben bunlara gerçekçilik payı vermesem de aslında iPhone o yolda emin adımlar atıyor. Belki Apple'ın bile planlarının arasında bu yoktu fakat mevzu bahis cihaz bir mini bilgisayar kalibresinde olunca geliştiriciler rahat durmuyor.

Zaman içersinde Snake kalitesindeki oyunlar evrim geçirip Modern Combat tarzı FPS'lere dönüşüyor, iPhone'nun en büyük avantajı ise tabiki App Store oluyor bu noktada. Hem uygun fiyatları hem ulaşım kolaylığı ile hemen her an cüzzi bir miktar karşılığı istediğimiz oyuna sahip olabiliyoruz, donanımsal olarak üstün bir ürün olunca da geliştiriciler hep daha iyisini ortaya koymak için adeta savaşıyor. 1 GHZ işlemci, 512 MB RAM, ve türlü türlü sensörlere sahip bir cihazda -ki bu noktada en önemlisi jiroskop- sanırım Bomberman beklemek biraz ayıp kaçar.

Yazarken şöyle düşündüm de teknoloji sahiden nerelere gelmiş di mi Güntekin? Windows 98 zamanı kullandığımız makinalarla konfigürasyon olarak hemen hemen aynı olan bir cihaz şuan ceplerimizde (RAM miktarı olarak onlardan da ileride). Jiroskop önemli dedik (gerçi iPhone 4'te bulunuyor sadece), iPhone 4 ilk tanıtıldığı zamanlar dikkatimi çeken noktası buydu bir çok kişinin aksine zira jiroskop ile ortaya çıkabilecekler neredeyse sınırsız. Elimizdeki cihaz istersek bir direksiyon, istersek silah, istersek gitar olabilirdi ki zaten oldu da. Ha iPhone 4 üzerinden gidiyorsak bir de insanda ekranı yalama isteği doğuran güzeller güzeli Retina Display var. Biraz sapkınlık yarattı bende bu teknoloji, 3.5 inch'lik ekranda 960x680 çözünürlük öyle yenilir yutulur bir şey değil (bu iğrençliği es geçebilirsiniz; "telefon zaten yenilmez"). Zaten Apple'ın tasarımlardaki ana fikri de Eye Candy olayıdır, yani gözlere şenlik bebelere balon. Bir ürün ne kadar güzel görünürse o derece talep alacaktır.

Steve Jobs; "Ben yaptım oldu"

Tanıtımlarda bahsedilen ekranın gözün algılayamayacağı kadar derinliğe sahip olduğuydu, abartma var mı bilemem fakat pikselleri göremiyorsunuz. Sanırım oyun oynayacağınız bir cihazda pikselleri saymak rahatsız edebilirdi, en azından eski nesil oyunlara aşina olmayanlar için. Bu açıdan iPhone'larda en eleştirilen nokta 4'ncü nesilde ortadan kalkınca biraz daha oyun cihazına benzediği söylenebilir. Donanım güzel, ekran güzel, e başka ne var? Dokumatik bir cihazdan bahsediyorsak en önemli noktası dokunuşları nasıl algıladığıdır, siz isterseniz 10 çekirdekli işlemci yerleştirin fakat dokunuşları iyi algılayamadıktan sonra değersiz bir çöp parçasına dönüşebilir o cihaz. Apple zaten ilk nesil iPhone'dan beri bu hususta lider olduğundan üstüne konuşmaya gerek görmüyorum, fakat şunu söyleyebilirim ki o küçücük ekran 5 parmağınızı algılayabiliyor. Ne gerek var derseniz ben de bilmiyorum, yaptım oldu.

Pekiii, bir oyunda grafik kadar önemli diğer unsur nediiiir? Sıkı oyuncular hemen cevaplamıştır bile, diğer unsur sesdir. Diyelim muhteşem görüntü desteği olan bi oyun içindesiniz ve fekat sesler rezalet. Tüm atmosfer maafolur, rezil olur. Tersini düşünün, görüntü kalitesi muhteşem değil, ama harika ses desteği var. Rüzgar hışırtısı, kuş, börtü, böcü sesleri, uzaktan gelen konuşma baarışma sesleri. Havaya girmeniz için (en azından benim için) yeter de artar bile. Demek oluyor ki, ses grafikten daha da bile önemli ve de etkili olabiliyor. İnanın böyle söylememin sebebi bu oyuna torpil geçmek değil, ne de olsa bu yorum için bana para veren yok. Silah sesleri açık arazida dalga dalga yayılıyor. Seslerin volümü mesafeye göre azalıp artıyor. Bazan yakınlarda kuşlar ötüyör, böcekler keman çalıyor, bazan uzakta bir eşek anırıyor, bir köpek havlıyor, vs... Alarm halindeki düşmanın birbirlerine baarıp çaarmaları işitiliyor, vurulan insanların acıyla karışık küfürleri ve inlemeleri işitiliyor, gene vs... Sonuçta gerçekten inandırıcı bir atmosfer oluşuyor.

Sese ek olarak, oyundaki dünya sizi adeta içine alıyor ve bir hayli dinamik. İnsanlar silah seslerini işitince bir çok değişik tepkiler veriyorlar. Bazıları bağıra çağıra koşuşturuyor, bazıları hemen yere yatıyor, bir kısmı bir yerlere saklanıyor, bir kısmı da umursamıyor. Birçok görevde gerçekten çok sayıda düşman var, adeta ayıklamakla bitmiyorlar, mermim yetecek mi diye düşünmeye başlıyorsunuz. Mümkün olduğunca uzun otlar, ağaçlar, kayalar, tepeler gibi yerlerin arkalarına saklanaraktan ilerlemek ihtiyacı hissediyorsunuz. Bu uzun otlar olayı gerçi yakından bakınca pek ota benzemiyorsa da, saklanma hususunda çok yardımcı oluyor. Bazı durumlarda da teröristlerin işine yarıyor, çünkü alarm durumunda otların arasında yere yatan düşmanları görebilmeniz neredeyse imkansız hale geliyor.

Bir diğer özellik, bazı görevlere havadan paraşütle indirme yöntemiyle başlıyor olmanız. Bu tamamen otomatik olarak gerçekleşen bir işlem, yani paraşüt üzerinde kontrolünüz yok gibi. Bildiğim tek kontrol bakış yönünü değiştirince paraşütün o yöne doğru ilerlemesi. Yine de olaya bir parça heyecan katıyor, örneğin bir bakıyorsunuz ki kalabalık bir terörist grubunun üstüne doğru inmektesiniz.

Oyun arayüzü öncekine nazaran biraz daha gelişmiş ve temiz. Mesela sağ alt tarafta sürekli olarak görünen küçük bir harita oldukça yardımcı oluyor. İkide bir harita ekranına geçmek zorunda kalmıyorsunuz. Bununla birlikte, bir öncekine oldukça benzer bir şekilde, takım görevlerinde arkadaşlarınızla iletişimde bulunma imkanları çok kısıtlı ve pek yardımcı olmuyorlar. Görevde belirtilmiş yolun dışına çıktığınız anda bu arkadaşlar adeta intihar eder gibi düşman savunmasının ortasına doğru koşmaya başlıyorlar. Neyse ki komuta haritasında aşama noktalarının yerlerini değiştrebiliyorsunuz. Bu haritayı çok oyunculu oyunlarda arkadaşlarınızın hareketlerinin koordinasyonu içinde kullanabilirsiniz. Örneğin: Ali, sen 2 numaralı noktayı tut, Veli ve Hasan 5 numarayı ele geçirsin, gibi.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst