- Katılım
- 19 Kas 2009
- Konular
- 1,188
- Mesajlar
- 4,208
- Çözüm
- 11
- Online süresi
- 26d 23h
- Reaksiyon Skoru
- 2,736
- Altın Konu
- 32
- Başarım Puanı
- 344
- MmoLira
- 18,954
- DevLira
- 90
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Ninja Gaiden 4 İnceleme
Ninja Gaiden 4, ne kadar uzun zamandır hack-and-slash oynamadığımı fark etmemi sağladı. Kesinlikle türü sevmediğimden değil, yanlış anlamayın. Sadece, düşünüyorum da… Son yıllarda souls alt türü oyun sektörünü öyle bir domine etti ki eskinin o kanlı, vurdulu kırdılı ve bol kombolu aksiyon oyunları sanki biraz gölgede kalmış gibiydi. En azından Ninja Gaiden serisi için durum böyle.
Serinin son ana oyunu 2012 yılında çıkmıştı ve o zamandan beri de sessizliğini koruyordu. Şimdi ise PlatinumGames iş birliğiyle kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Peki eskisinden bile daha hızlı aksiyona sahip bir hack-and-slash formülü 2025’in oyun dünyasında kendine yer bulabilecek mi? İşte, ekranımın başına geçtiğimde aklımdaki soru tam da buydu.
Seriye aşina olanlar Ryu Hayabusa efsanesini hatırlayacaktır. Serinin eski ana karakteri bu devam oyununda yerini Karasu Klanı’nın genç üyesi Yakumo’ya bırakıyor. Hikâye, Hayabusa’nın Karanlık Ejderha'yı mağlup etmesinden sonrasını konu alıyor. Ancak görüyoruz ki bu zafer Tokyo'ya pek de huzur getirmemiş. Ejderhanın devasa iskeleti şehrin üzerinde asılı durarak lanetli bir kan yağmuru yağdırıyor ve bu da şehri karantina altına alınmış, tehlikeli bir bölgeye çeviriyor.
Hayabusa ve güçleri, ejderhanın tam olarak ölü kalmasını sağlayan mühürleri korurken, Yakumo ve klanının farklı bir planı var: Kadim bir kehanete göre ejderhayı kalıcı olarak yok etmenin tek yolu, onu önce diriltmek ve ardından arındırmak. Bu zıt hedefler, kaçınılmaz olarak iki efsanevi ninjayı karşı karşıya getiriyor ve oyunun anlatısına heyecan verici bir gerilim katıyor.
Fütüristik ve siberpunk esintili Tokyo tasarımı kesinlikle büyüleyici. Neon tabelaların aydınlattığı dar sokaklarda gezinmek ve şehrin üzerinde asılı duran o ürkütücü iskeletin gölgesinde savaşmak, inanılmaz bir atmosfer yaratıyor. Ancak bu atmosfer, modern oyun tasarımının bazı can sıkıcı klişeleriyle zaman zaman sekteye uğruyor.
Görevinizle ilgili bilgi almak için karakterinizin yavaş bir yürüyüş temposuna geçip kulağındaki vericiyle konuştuğu anlar, oyunun baş döndürücü hızını kesintiye uğratabiliyor. Benzer şekilde, tırmanabileceğiniz her yüzeyin bariz bir şekilde sarı boyayla işaretlenmesi de keşif hissini baltalıyor ve gereksiz bir elden tutma hissi veriyor. Sanki eğitim bölümünü oynuyormuşum gibi.
Bir ninjutsu klasiği
Şimdi tüm eleştirileri bir kenara bırakıyorum, çünkü Ninja Gaiden serisini bu kadar kıymetli kılan şey bizzat dövüş sisteminin kendisi ve Ninja Gaiden 4, bu konuda şimdiye kadarki en derin, en katmanlı tecrübeyi sunuyor. PlatinumGames'in dokunuşu ilk andan itibaren hissediliyor. Yakumo, inanılmaz derecede çevik ve akıcı hareket ediyor; bu, Hayabusa’nun daha oturaklı ve "ağır" hissiyatına alışkın olan eski hayranlar için ilk başta bir yadırgama yaratabilir. Ancak bu yeni hıza alıştığınızda, dövüş mekaniklerinin ne kadar tatmin edici olduğunu anlıyorsunuz.
Oyunun temelinde, seriden aşina olduğumuz kombolar, duvar koşuları ve tabii ki efsanevi Izuna Drop gibi hareketler yatıyor. Düşmanların uzuvlarını koparmak ve ardından Ninja Gaiden 2'den hatırladığımız ikonik Obliteration Technique sayesinde onlara bitirici vuruşlar yapmak hâlâ inanılmaz derecede keyifli. Oyunun vahşet seviyesi ise adeta arşa çıkmış. Her kılıç darbesiyle etrafa saçılan kanlar Yakumo'yu kısa sürede kırmızıya boyuyor ve her bir saldırınızın ölümcüllüğünü size sonuna kadar hissettiriyor.
Ancak oyunu seleflerinden ayıran asıl şey, Yakumo'nun Kanbağı adındaki yeni yeteneği. Sol tetiğe basılı tutarak anında Kanlı Karasu formuna geçiş yapabiliyorsunuz. Bu, acil durumlar için saklanan bir süper güç değil, daha ziyade çatışmanın tam ortasında anlık olarak geçiş yapabileceğiniz temel bir stance mekaniği. Kanlı Karasu formu size sadece daha güçlü saldırılar sunmakla kalmıyor, aynı zamanda düşman gardlarını kırmanıza, silahlarınızı daha ölümcül formlara dönüştürmenize ve normalde bloklanamayan özel saldırıları karşılamanıza olanak tanıyor. Düşmanlarınızı normal saldırılarla hırpalayıp Kanlı Karasu formuna geçerek savunmalarını kırmak ve ardından kombonuza devam etmek, oyunun dövüş sisteminin temel ritmini oluşturuyor.
Bu sisteme bir de dolduğunda sizi neredeyse yenilmez yapan Berserk özelliği, arenalarda hızla yer değiştirmenizi sağlayan kancanız ve kaçınma ile bloklama mekaniklerini eklediğinizde, ortaya inanılmaz derecede zengin bir dövüş sistemi çıkıyor. Ancak bu zenginlik, aynı zamanda oyunun en büyük zorluğunu da beraberinde getiriyor. Başlangıçta tüm bu mekanikler üst üste bindiğinde dövüş sistemi aşırı dolu ve karmaşık hissettirebilir. Tüm bu seçenekler ilk başta bana da biraz boğucu gelmişti. Fakat sabredip sistemin derinliklerinde ustalaşmaya başladığınızda, ilk denemelerdeki acemiliğin, yerini dudak uçuklatan stillerle ve akıcılıkla sergilenen kanlı bir baleye bıraktığını göreceksiniz.
Oyundaki ustalığınızı ise tamamen yeni silah becerileri ve yetenek sistemleri şekillendiriyor. Gelişim süreci, keşfe dayalı ve oldukça organik hissettiriyor. Haritanın çeşitli bölgelerinde bulduğunuz kırmızı gözlü kuzgun, size yeni dövüş sanatlarını öğreten Tyran’i çağırıyor ve katlettiğiniz düşmanlardan topladığınız kaynaklarla beceri ağacınızı genişletebiliyorsunuz. Yine benzer şekilde, kırmızı gözlü kuzgunun hemen yanında beliren KaraYuva Terminali aracılığıyla eşya satın alabiliyor, yan görevleri başlatıp bitirebiliyor ve telsizin ucundaki yoldaşınız Umi ile sohbet edebiliyorsunuz.
Dost karakter demişken, Ninja Gaiden 4'ün dünyasını ayakta tutan tek şey Yakumo'nun yolculuğu değil, aynı zamanda etrafını saran karakterler. Bu karakterlerin merkezinde ise belki de en büyük rakibiniz olarak karşınıza dikilen bir efsane duruyor: İncelemenin başında da adını sıkça andığımız Ryu Hayabusa. Serinin ikonik kahramanını bu kez bir hasım olarak görmek, hikâyeye inanılmaz bir ağırlık katıyor. Hikâyenin gizem perdesini aralayan Ejderha Rahibesi gibi kilit figürler ve becerilerinizi açmanızı sağlayan yan karakterler dünyaya renk katarken, Ryu'nun varlığı tek başına bile macerayı çok daha kişisel ve anlamlı kılıyor.
Tokyo'nun sefiri
Ninja Gaiden serisi, acımasız zorluğuyla ünlüdür ve Ninja Gaiden 4 bu mirastan vazgeçmiyor. Özellikle yüksek zorluk seviyelerinde en ufak hatanızı bile affetmiyor oyun. Ancak seri tarihinde bir ilk olarak, modern ve kapsamlı erişilebilirlik seçenekleri sunduğunu görüyoruz. Otomatik bloklamadan iyileştirmeye, düşmanları vurgulamaktan kan efektlerini ayarlamaya kadar birçok seçenek, oyunu kendi yetenek seviyesine göre ayarlamak isteyen oyuncular için eklenmiş. Serinin o meşhur Ninja Dog zorluk seviyesiyle oyuncuları adeta alay konusu yaptığı günlerden bu yana ne kadar yol kat ettiğinin bir başka kanıtı da bu olsa gerek.
Üstelik oyunun bu zorlayıcı yanı sadece dövüş kısımlarına hapsolmuş değil. Toplam 19 chapter’dan oluşan Ninja Gaiden 4’ün hatırı sayılır bir kısmı platform oynanışından oluşuyor. Özellikle Seori’yi yutan köpek balığını Tokyo’nun yer altı sularında takip ettiğimiz bölümü resmen gözümü kırpmadan oynadım. Gerek platformdan platforma, portaldan portala sıçrayarak düşman haklamak, gerekse de yolun sonunda in midir cin midir anlayamadığım bir canavarla yüzleşecek olmak epey gerilim yaratıyor açıkçası.
İşin iyi yanı, bu gerilim hissi oyunun geneline eşit bir şekilde dağıtılmış. Farklı bölümlerde uğradığımız farklı bölgeler sadece çevreyi değiştirmekle kalmıyor, dövüş yöntemlerine alışmayı gerektiren yeni düşman türleri de çıkarıyor karşımıza. Bir bakmışsınız uçan piyadeler, bir bakmışsınız dev çorba kazanını andıran kaplumbağalar, bir bakmışsınız sırtınıza yapışıp duran piranalar… Oyunda düşmanlar oldukça çeşitli ve yakanızı bırakmaya pek de niyetli değiller. Eh, bunu da siz istediniz, ne yapayım…
Çeşitlilik demişken, bu çeşitlilik sadece sıradan düşmanlarda değil boss savaşlarında da karşımıza çıkıyor. Hemen hemen her boss’un kendine özgü bir tasarımı ve haliyle saldırma biçimleri var. Birinde uyguladığınız tekniği bir sonrakinde uyguladığınızda genelde başarısız oluyorsunuz. Şimdi oturup size bir spoiler kombosu vermeyi çok isterdim, ama linç yememek adına şu kadarını söyleyeyim: Dövüşmekten hiç sıkılmıyorsunuz.
Şimdi işin biraz da teknik boyutunu ele alalım: Serinin en büyük sorunlarından biri nihayet çözüme kavuşmuş. Dolu dolu 10 saate ulaşan inceleme sürem boyunca kamera açısı bana neredeyse hiç sorun yaratmadı ve aksiyonu takip etme konusunda mükemmel bir iş çıkardı.
Ninja Gaiden 4, PlatinumGames’in kendi oyun motoruyla geliştirildi. Ve açıkçası Unreal Engine 5’e boğulduğumuz şu günlerde biraz olsun farklı görsel tarza sahip oyunlar görmek beni epey mutlu ediyor. Grafikleri genel hatlarıyla takdir etsem de biraz detaylara indiğinizde ne yazık ki eskimeye yüz tutmuş bir oyun görüyorsunuz. Sanki 10 yıl önce geliştirilen bir oyunun remaster sürümünü oynuyor gibi hissettim zaman zaman. Grafiklerde aldığım bu izlenim, kendini özellikle su üzerinde kaydığımız bölümlerde de hissettiriyor. Bu bölümler doğrudan eski bir oyundan alınmış ve biraz cilalanıp paketlenmiş gibi.
Öte yandan karakter yüzleri, animasyonlar ve çevre tasarımları takdire şayan bir titizlikle hazırlanmış, tüm bunların üzerine bir o kadar başarılı seslendirmeler ve Türkçe dil seçeneği de eklenince oyundan aldığım keyif her chapter’da biraz daha arttı doğrusu. Diyaloglar samimi ve eğlenceli, çoğu zaman yolunuza devam ederken bir yandan konuşmaları da dinlemek istiyorsunuz. Sonra böyle benim gibi tökezliyorsunuz. Ayrıca her iki geliştiricinin de hakkını vermem gerek. Ninja Gaiden 4 kelimenin tam anlamıyla yağ gibi akıyor. Optimizasyon kusursuza yakın, birkaç büyük patlama sahnesi dışında hiçbir sekansta FPS’in düştüğünü de görmedim.
Ninja Gaiden 4 ile geçirdiğim sürenin tamamından keyif aldım ve oyunu büyük bir ilgiyle oynadım. Oynanışa getirilen dokunuşlar ve yenilikler, eski popülerliğini kaybeden bir tür ve seri için adeta can suyu niteliğinde. Grafikler ve seslendirmeler mükemmele yakın, akıcı performansı ve Türkçe dil desteğinin bulunması da cabası… Ninja Gaiden 4’ün tekerleği yeniden icat etmek gibi bir iddiası yok, oyunda riskli sayılabilecek hiçbir yenilik bulunmuyor desem yeridir. Ama buna rağmen 70 dolarlık fiyat etiketi bazı soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Özellikle de jenerik sahnesine ulaşmanın yalnızca 15 saat kadar sürdüğünü düşünürsek. Oyunun Game Pass kütüphanesinde yer alması demek, bu soluksuz aksiyonu çok daha fazla oyuncu deneyimleyecek demek, ama Microsoft’un ekosistemine dahil olmayanlara Yakumo ile tanışmak için biraz daha beklemelerini öneriyorum. Zira Ninja Gaiden 4, bugüne kadar gördüğüm en pahalı 70 dolarlık oyunlardan bir tanesi.










