Scarlet 1
Scarlet
Bvural41 1
Bvural41
mavzermete 1
mavzermete
Fethi Polat 1
Fethi Polat
xranzei 1
xranzei
Hikaye Ekle

Deus Ex: Human Revolution

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan _tusunami_
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 332

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Şu aralar piyasa iyi bir bilim kurgu yapımının yokluğunu hissediyor(du). Daha doğrusu kanımca bu yokluk hep vardı. Bilim kurgu oyunu olarak niteleyebileceğimiz Mass Effect, Halo ya da Crysis oyunlarının hepsinde uzaylılara karşı bir mücadelenin içerisindeydik. Deus Ex: Human Revolution ise bu oyunlardan ayrılıyor. Kamera açısı olarak tıpkı Halo ve Crysis gibi FPS olan oyun, aynı zamanda Mass Effect gibi RPG ögeleriyle bezenmiş durumda ve hikaye olarak bin bir komplonun yanı sıra, uzaylılardan dünyayı kurtarmak gibi bir amacımız da yok.

Gelecekte Büyük Bir Macera


İnsanlığın kendini geliştirme tutkusu Romalılar`dan beri vardır. Romalılar ömür boyu süren antrenmanlarla vücutlarını şekle sokarlar ve güçlerini arttırırlardı. Yıl 2027`de de insanlığın bu sevdası değişmemiştir. Gelişen teknolojiyle birlikte insanların rahat ve uzun bir ömür yaşama sevdası mekanik bir takım parçalarla desteklenir bir hal almıştır. Augmentation adını alan bu parçalar insanlara dahil edildiklerinde onlara çeşitli güçler kazandırmaktadırlar ve bu mekaniklerin geliştirilmesine öncülük yapan Sarif Industries şirketinde, bana MGS`nin karizmatik karakteri Snake Eater`ı hatırlatan, adamımız Adam Jensen güvenlik görevlisi olarak çalışmaktadır.

3398_1.jpg
Deus Ex: Nanotechnological`dan 25 yıl öncesinde yaşanan olayları konu alan Human Revolution`a başladığımızda gizli ve gizemli bir toplantıyla karşılaşıyoruz. Toplantı bitimindeyse kendimizi Sarif Industries şirketinde kısa bir gezinin içerisinde buluyoruz ve çok geçmeden şirket binası saldırıya uğruyor ve biz de bu saldırıdan maksimum yarayı alıp, son anda mucizevi bir şekilde ölümden dönüyoruz. Ancak bunun bir bedeli var. Artık Jensen`ın vücudu tamamen Augmentation ile kaplıdır. Jensen iyileşir iyileşmez bu saldırının arkasında kimin olduğunu araştırmaya ve araştırdıkça birçok gizemi ortaya çıkarmaya başlıyor.

Human Revolution dünyası içerisindeki sürtüşmeler bakımından biraz X-Men dünyasını hatırlatıyor. X-Men`de mutantlar ve mutant karşıtları varken, burada Augmentation`ı savunanlar ve Purity First adında, Augmenatation`ın insanlar için kötü bir şey ve Tanrı`ya isyanın bir göstergesi olduğunu kabul eden, hatta bu uğurda çeşitli terör eylemleri de düzenlemekten de geri kalmayan bir örgüt var. Başlangıçta saldırının bu örgüt tarafından gerçekleştirildiği düşünülse de çok geçmeden işlerin göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkıyor ve Human Revolution`ın en parlak noktalarından olan hikaye ve işlerin kurgulanış şekli daha oyunun onuncu dakikasından itibaren gözümüze çarpıyor. Zaten elimizin altındaki bir RPG oyunu olunca hikayede bu derece kuvvetli olmak zorundaydı, yoksa ne kadar iyi grafiklere sahip olursa olsun o oyun iş yapamaz.

3398_2.jpg
İçerisinde bulunduğumuz dünya gelecek olunca ve oyunumuz bir bilim kurgu yapımı olduğu için, çoğu RPG yapımının aksine bu kez dağda bayırda kırlarda dolaşmıyor, günümüzden çok farklı bir şekilde hazırlanmış geleceğin Detroit, Şangay ve Montreal gibi değişik mekanlarda geziniyoruz. Oyun açık dünyalı bir yapım olmasa da şehirlerin büyüklükleri sizi tatmin ediyor. Hikaye akışı sırasında bir yerden başka bir yere sürükleniyor olsak da, içinde bulunduğumuz dünya genel olarak karamsar bir yapıya hakim ve atmosfer tonlaması olarak da, yapımcılar bu karamsar yapıyı sürdürmek adına sarı renkleri tercih etmişler.

3398_3.jpg
Oyun içerisinde verdiğimiz kararlar Witcher 2`deki kadar muazzam bir etki yaratmıyor. Hatta aslında çevreyle olan etkileşimimiz, diğer bir takım kaliteli RPG oyunlarına kıyasla bana biraz düşük bile geldi. Çevredeki bizle alakası olmayan yapay zeka karakterleriyle tek taraflı sohbet edebiliyoruz, ama böyle bir fonksiyon olmasa da pek bir şey kaybedeceğinizi zannetmiyorum. Önemli karakterlerle girdiğiniz diyaloglar ise daha ziyade anlık etkiler yaratıyor. Örneğin bara girerken orada duran güvenlik görevlisiyle konuşuyorsunuz ve bara girmeniz için ona rüşvet vermeniz gerekiyor. Tabi bu görünen seçenek. Bir de görünmeyen bir seçenek var. Güvenlik görevlisinin kafasına sıkıp ardınıza bakmadan bara girmek. Bana kalırsa Deus Ex: Human Revolution`ın oynanıştaki en büyük artısı da bu. Her zaman bir alternatif yol var. Şehirde dolaşırken sizi bir bölgeye almıyorlar mı? Çatıların üzerinden onların arkasına çıkabilirsiniz. Tabi bunu gerçekleştirebilmeniz için genelde Jensen`ın yüksek zıplama ve yüksekten düştüğünde yaralanmama özelliklerini aktif hale getirmiş olmanız gerekiyor.

Geleceğin Mucizesi Augmentation


Tıpkı her RPG oyununda olduğu gibi Human Revolution`da da karakterimizi upgrade edebiliyor ve silahlarımıza çeşitli parçalar ekleyerek onları geliştirebiliyoruz. Jensen`ın vücudundaki Augmentationlar sayesinde az önce saydığımı özelliklerin yanı sıra, karakterinize kısa süreli görünmezlik özelliği kazandırabiliyor, düşmanların hareketlerini takip ettiğiniz radar sistemini geliştirebiliyor, sağlığını arttırabiliyor ve daha birçok farklı yönden ortaya mükemmel bir karakter çıkarıyorsunuz. Yine klasik olarak silahlarınıza ise susturucu, lazer nişangahı gibi oynanışı kolaylaştırıcı bir takım parçalar ilave edebiliyorsunuz.

3398_4.jpg
Karakterimizin upgrade işlemleri için Praxis`lerden yararlanıyoruz. Bu parçaları nadiren de olsa görev anında bulabileceğimiz gibi, Limo adı verilen ve alış veriş yaptığımız yerlerden oyun anında elde ettiğimiz kredileri ile satın alabiliriz. Ayrıca oyunda belli bir deneyim puanı kazandıkça da bir adet Praxis elde ediyoruz. Deneyim puanı kazanmak için yapmanız gereken şeyse yalnızca oyunu oynamak. Düşman öldürün, ana ve yan görevleri tamamlayın, gizli yollar keşfedin ve karşılığında deneyim puanı kazanın. Oyunda mermi ihtiyacınızı Limo ve çevredeki satıcılardan satın alarak giderebileceğiniz gibi öldürdüğünüz düşmanlardan da temin edebilirsiniz. Ancak Human Revolution`da pek fazla mermi ihtiyacı yaşamayacağınızı da belirtelim. Çünkü oyun, Conviction`ı bir kenara bırakırsak, oynanış bakımından fazlasıyla Splinter Cell`e benziyor.

Yapımcılar size iki alternatif sunmuşlar. Ya düşmanlarınızı öldüre öldüre yolunuzda ilerlersiniz ya da sessiz sedasız yolunuzda ilerlerken karşınıza çıkan bir düşmanın işini çaktırmadan bitirir ve bedenini bulunmasın diye bir yere saklar hiç bir şey olmamış gibi ilerlemeye devam edersiniz. İkinci yöntem Splinter Cell`de de sıkılıkla yaptığımız bir şeydi ve Jensen`ın Tıpkı Sam Fisher gibi hafif bir ateş altında öldüğünü düşünürsek, yapımcıların da bizden oyunun gizlilik yönü daha ağır olan bir oynanış beklediğini anlayabiliyoruz. Ayrıca üstün zekalı düşmanlarımızı da unutmamak gerek. Uzun zamandır bu kadar zeki düşmanlara karşı mücadele etmemiştim. Oyunun zorluk seviyesini en düşüğe indirdiğinizde biraz aptallaşsalar da normal seviyede, özellikle çatışma anlarında siperlerini terk edip de “Beni vur, beni vur!“ gibisinden saçma hareketler yapmıyorlar. Ayrıca en ufak bir sese karşı bile duyarlılar ve hemen bulunduğunuz noktaya gelip sizi aramaya koyuluyorlar.

3398_5.jpg
Düşmanınıza arkadan yaklaştınız ve sessizce onun işini bitireceksiniz. Bu yüzden silahınıza sarılamazsınız. Böyle bir durumda karşınıza iki alternatif çıkıyor, ya düşmanınızı pataklayarak bayıltın ya da öldürün. Öldürmek genelde çok ses çıkardığı için varlığınız fark edilebilir bu yüzden düşmanı bayıltmak en iyisi. Yalnız her istediğinizde bunu gerçekleştiremiyorsunuz. Nedendir bilinmez yapımcılar ekranın üst köşesine pil gibi işaretler dahil etmişler ve her bu şekilde sessizce düşmanınızın işini bitirdiğinizde bu işaretlerden biri boşalıyor. Hepsi boşaldığında ise en az birinin yeniden dolması gerekiyor. Yani hareketi yapmak için bir süre beklemeniz gerekiyor. Ancak beklemeyi sevmeyen oyuncular için, yapımcılar bu gücü anında şarj eden bir madde de oyuna dahil etmişler. Tabi bunu genelde satın almanız gerekiyor.

Her ne kadar Jensen`ın canı kendi kendine yenilense de çoğu zaman bu uzun sürüyor ve yoğun bir çatışmada ölmeniz yalnızca birkaç saniye sürüyor. Bu gibi durumlar için sağlığınızı arttırıcı materyallerde oyuna dahil edilmiş. Ayrıca bu materyalleri kullanmak için canınızın azalması da gerekmiyor. Örneğin Jensen`ın canı 100`ken kendisine şarap içirdim, klasik olarak kısa süreliğine de olsa görüntü kaybı yaşandı ancak akabininde kendisinin sağlık seviyesi 120`ye çıktı. Bu seviye sizi çatışmaya girip de canınızı tekrardan 100`ün altına çekene kadar sabit olarak kalıyor.

Human Revolution bizlere yepyeni ve merak edilesi bir dünya sunuyor. Siz de bu dünyayı merak ediyorsanız, tavsiyem çevrenize iyi bakın. Çevredeki e kitaplar, gazeteler ve bir takım bilgisayarlar oyunun dünyasını ve hikayenin içini doldurmayı başarıyor. Yalnız çoğu bilgisayara girmek için bir hackleme işlemi gerçekleştirmeniz gerekiyor. Benzer şekilde bazı kilitli kapıları açmak ve güvenlik birimlerine sızıp çevredeki kameraları ve güvenlik robotlarını atlatmak için de hackleme işlemleri yapmalısınız.

Hackleme işleminde, zamana karşı yarıştığınız bir oyun ile karşılaşıyorsunuz. Her kilit kendine ait bir hackleme seviyesine sahip. Şayet karakterinizin hackleme özelliğini upgrade etmediyseniz, güvenlik seviyesi bir olan kilitleri açabilirsiniz. Daha üst güvenlik seviyeleri için karakterinizi upgrade etmeniz şart. Oyun hackleme seviyenizi yükseltmeniz için size baskı yapmıyor, ancak bazı mekanlara sızdığınızda çevredeki güvenlik önlemlerini devre dışı bırakmak oynanışınızı fazlasıyla kolaylaştırıyor. Tabi bunu yaparken bir takım riskleriniz de var. Hackleme işlemi sırasında oyundan tamamen kopmadığınız için, çevrede devriye dolaşan düşmanlar sizi görebiliyor ve anında saldırıya geçiyor. Ya da hackleme sırasında başarısız olursanız, anında alarm veriliyor ve başınız büyük bir derde giriyor.

3398_6.jpg
Human Revolution gelenekçi bir yapıya da sahip. Çoğu günümüz oyunlarının aksine, yapımcılar oyuna boss savaşları da dahil etmişler. Böylecxe oyun boyunca karşınıza çıkan gıcık karakterlerle hesabınızı teke tek olarak görüyorsunuz. Gerçi boss savaşlarının çok da muazzam olduğunu söyleyemem. Genelde bir kedi fare oyununun içerisinde oluyoruz ve oyuna devam edebilmemiz için farenin kediyi devirmesi gerekiyor. Kedinin hantal ve robotik hareketleri de boss savaşlarının biraz anormal görünmesine yol açıyor.

Deus Ex: Human Revolution grafik konusunda başarılı bir yapım. Başarılı çevre tasarımları, size gerçekten de başka bir zamanda olduğunuz hissini yaşatıyor. Oyunun başarılı kaplamaları ve atmosferdeki renk tonlamaları da oyuncuya çoğu zaman harika bir seyir zevki yaşatıyor. Işıklandırmalar da fazlasıyla başarılı. Zaman zaman gölgeri görüp yan odada merak ettiğiniz oluyor. Yine de oyunda bazı hatalar mevcut. Karakterlerin bazen kapıyı açmadan ellerin kollarının kapıdan geçmesi, atılan el bombaları ve mermilerin ara sıra duvardan geçiyor olması can sıkıcı. Siper aldığımızda kamera açısının üçüncü şahıs görüşüne geçmesi oynanışı kolaylaştırsa da, anlamsız bir şekilde Jensen`a zoom yapan kamera size birkaç saniyeliğine de olsa zor anlar yaşatabilir.

Genel Yorum

Çevre seslerinden tutun da, etraftaki sıradan insanlar ve Jensen`ın seslendirmesine kadar, oyun mükemmel bir iş çıkarıyor. Grafikler için gördüğüm en iyi grafikler diyemesem de “Neden daha iyi değiller?“ sorusu da aklıma gelmiyor. Oyunda birkaç hata olsa da, memnuniyetle görmezden gelinebilecek hatalar oldukları için Deus Ex: Human Revolution`ı herkese gönül rahatlığıyla öneriyorum. Unutmayın... Herkes oyun oynar!
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst