Scarlet 1
Scarlet
Bvural41 1
Bvural41
mavzermete 1
mavzermete
Fethi Polat 1
Fethi Polat
xranzei 1
xranzei
Hikaye Ekle

Dead to Rights: Retribution

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan _tusunami_
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 211

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Dead to Rights oyunuyla ilk tanışmamız bundan tam 8 sene önce, 2002 yılında olmuştu. Bir polis memuru olan Jack Slate`i yönettiğimiz oyunda, salt bir aksiyon içerisine giriyorduk. Oyunun en dikkat çekici yönü ise, yanımızda dolaştırdığımız K9 köpeği olan Shadow`u da kontrol edebiliyor olmamızdı. Bu özellik, hem oynanışa ayrı bir tat, hem de ilerleyişteki tek düzeliği ortadan kaldıran bir etken oluyordu. Ayrıca oyundaki “Bullet Time“ özelliği de, oynanışı bir hayli zevkli kılan bir etkendi. Karşıdan gelen düşmanlarımızın üzerine atlayıp, “Bullet Time“ özelliği ile zamanı yavaşlatıp, onları teker teker avlayabiliyorduk. Dead to Rights, yoğun bir aksiyon üzerine kurulu olmasına rağmen bir süre sonra kendini tekrarlamaya başlıyordu. Oyunun başlarında üzerinize doğru 4- 5 adam gelirken, oyunun sonlarına doğru 15- 20 adam gelmeye başlıyordu. Yapımın başıyla sonu arasındaki tek fark bundan ibaretti diyebilirim. Oturmuş bir senaryo yoktu. Dolayısıyla oyun bir zamandan sonra sıktığı için fazla sürükleyici olamamıştı. Fakat olumsuz yönlerine rağmen Dead to Rights başarılı bir satış grafiği elde etmeyi başarmıştı.
Ardından 3 sene sonra Jack Slate, Dead to Rights 2 ile bir kez daha karşımıza çıktı. Yine ilk oyuna benzer bir yapıya sahip olan yapımda pekte değişen bir şey yoktu. Sadece biraz daha iyileştirilmiş grafikler ve derinleştirilmeye çalışan fakat başarılı olunamayan bir hikâye kurgusuyla, Dead to Rights 2 bu sefer pekte başarılı olamamıştı.

Nitekim 2010`da bir Dead to Rights oyunu daha raflardaki yerini aldı. Bu sefer daha özenli bir hikâye ve daha gelişmiş grafiklerle. Şimdi gelin bakalım 2010 model Dead to Rights nasıl bir yapım olmuş.

Doğrular İçin Yaşayan Bir Polis

Dead to Rights: Retribution Xbox360 ve PS3 için özel olarak üretilmiş bir yapım. Açıkçası yapımcıların oyunu PC için neden çıkarmadıklarını anlamış değilim. Zira ilk oyunu sadece PC için yayımlanmış, temelleri PC üzerine atılmış bir serinin son oyununun da PC`ye çıkmasını beklerdim. Neyse, yapımcılar böyle uygun görmüş, bizde kontroller açısından biraz zorlansakta, oyunu PS3`te deneme şansını yakaladık.

2554_4.jpg
Oyuna ilk girdiğimizde Jack Slate`in kanlar içinde yerlerde süründüğü bir video bizleri karşılıyor. Açıkçası Jack`in o hale nasıl düştüğünü ben çok merak ettim. Çünkü karakterimiz ilk 2 oyunda binlerce kişiyi tek başına öldürmüş bir yetenekti. Demek Jack biraz yaşlanmış. Eee kolay değil 8 sene bu. Formdan biraz düşmüş olması normal karşılanabilir. Neyse, lafı daha fazla uzatmadan oyunumuza dönelim. Jack yerde sürünürken, etrafında da bir grup serseri onu izliyor. İşte tam bu esnada Jack`in sevgili dostu, can yoldaşı köpeği Shadow çıkageliyor. Oyunun ilk birkaç dakikasını Shadow`la serserileri harcayarak geçiriyoruz. Ayrıca bu bölümde Shadow`u nasıl kontrol edeceğimizi de öğrenmiş oluyoruz. Jack`i kurtardıktan sonra ise bir video daha giriyor ve şehrin en önemli gökdeleninin teröristler tarafından ele geçirdiliğini öğreniyoruz. Yüzlerce teröristin ele geçirdiği gökdelende ise birçok çalışanın rehin alındığı ve öldürülmeye başlandığı bize söyleniyor. Tabi ki Jack, Bizans`ın üzerine tek başına giden Kara Murat edasıyla yanına köpeğini de alıp gökdelene dalmak üzere harekete geçiyor. Her ne kadar amirimiz bizi engellemeye çalışsa bile, Jack söylenenleri duymazdan gelerek dalıyor gökdelenin içine. İşte bu noktadan sonra da oyun sonuna kadar dinmeyecek bir aksiyon fırtınası başlamış oluyor.

Havada Uçuşan Mermiler

2554_2.jpg
Dead to Rights: Retribution`da serinin diğer oyunları gibi, içerisinde bolca aksiyon barındırıyor. Hani oyun boyunca vurduğumuz adamların haddi hesabı yok desem yeridir. Çünkü bir gelmeye başladılar mı teker teker değil, düzineler halinde üzerimize saldırıyorlar. Mesela bir odaya giriyorsunuz, 10 adamı alaşağı ediyorsunuz, bir kat yukarı çıkıyorsunuz, çıkarken hiçbir sorun yok, merdivenler, asansör son derece temiz, fakat başka bir odaya giriyorsunuz ve mermiler havada uçuşmaya başlıyor. Herhalde bu merdivenler bizim biraz dinlenmemiş için boş bırakılmış. Eee kolay değil tabi, o kadar adam vuruyoruz. Elimiz silah tutmasa bile gamepad tutuyor. O da sürekli çatışmalarda parmakları bir hayli yoruyor.
Yazımın başında da bahsettiğim gibi, serinin bu oyununda da zamanı yavaşlatarak ateş etme özelliği yani, “Bullet Time“ özelliği bulunuyor. Kalabalık düşman gruplarıyla karşılaştığımızda bu özellik bir hayli işimize yarıyor. Zamanı yavaşlattığımız zaman düşmanlarımız dona kalıyor. Biz ise onlara oranla 4- 5 kat daha hızlı hareket edebiliyoruz. Dolayısıyla düşmanlarımızı keklik misali avlayabiliyoruz. “Bullet Time“ özelliği rehineleri kurtarırken de çok işimize yarıyor. Çünkü düşmanlarımız bizi fark ettiklerin de direk olarak rehineyi öldürüyorlar. Bu yüzden fark edildiğiniz de zamanı yavaşlatarak rehinenin yakınında bulunan adamları temizlemenizi öneririm. Zira rehinenin etrafında bulunan adamları öldürdüğünüzde, uzağında bulunan adamlar ona dönüp ateş etmeye tenezzül etmiyorlar. Onlar için öncelikli hedef siz oluyorsunuz. Zaten rehineleri kurtardıktan sonra geri kalan düşmanlarınızı, biricik dostunuz Shadow`un da yardımıyla kısa sürede etkisiz hale getirebiliyorsunuz.
2554_1.jpg
Yapımda, hoşuma giden diğer bir şey ise siper sistemi. Her ne kadar SC: Conviction`da ki gibi muazzam bir siper alma sistemi olmasa da, bizi üzerimize yağmur gibi yağan mermilerden koruyabilen bir yapıya sahip. Jack hemen hemen her nesnenin arkasına siper alabiliyor. Ayrıca siper aldığı masada kullanacağı bir eşya varsa, bu eşyalarla düşmanını da etkisiz hale getirebiliyor. Pek başvurmanızı tavsiye etmesem de, oyunda yakın dövüş olayının da olduğunu sizlere belirteyim. Bu dövüş esnasında, deminde bahsettiğim gibi çevremizdeki objelerden de yararlanabiliyoruz. Neden tavsiye etmediğimin sebebine gelirsek, biz karşımızdaki bir adamlar dövüşmeye başlasak bile, geride kalan diğer teröristler bizi taramaya devam ediyor. Teke tek kalındığında belki zevk için yakın dövüşü tercih edebilirsiniz fakat kitleler halinde size saldıran düşmanlarınıza karşı daha sağlam silahlar kullanmanızı tavsiye ederim.

Jack`in oyun boyunca en büyük yardımcısı ise köpeği Shadow oluyor. Bütün memleketin polisi, dışarıda kapının önünde beklemesine rağmen, bir tanesi bile zahmet edip içeri girmiyor. Buda işin enteresan yanı. Oyunda zaman zaman Shadow`u da kontrol ediyoruz. Shadow düşmanlarımızı etkisiz hale getirmenin yanı sıra, onların dikkatini dağıtmakta da bir hayli başarılı oluyor. Shadow`un havlamasına gelen düşmanlarımızın arkasından sessizce yaklaşarak onları kolayca etkisiz hale getirebiliyoruz. Özellikle rehinelerin bulunduğu odalarda Shadow`u düşmanların dikkatini dağıtmak için kullanmak çok daha faydalı oluyor.

Genel Yorum

Sonuç olarak Dead to Righs: Retribution iyi grafiklere sahip, bolca aksiyon içeren ama ne yazık ki bir süre sonra kendini tekrarlamaya başlayan bir oyun. Eğer önüme geleni indirmek, durmadan ateş etmek istiyorum diyorsanız, bu yapım tam size göre demektir. Kendini tekrarlamasının haricinde oyunda pekte olumsuz bir yön bulunmuyor. Hatta oyunun %70`ine kadar hiç sıkılmadan, bir çırpıda gelebilirsiniz. Zira kendine bağlayan bir yapıya sahip. Oynadıkça şu bölümü de geçiyim, şu rehineyi de kurtarayım diyorsunuz. Fakat sonra bir bakıyorsunuz ki, aynı şeyi yapıp duruyorsunuz. Genel anlamda ortalamanın üzerinde bir yapım olan Dead to Rights: Retribution`u denemenizi öneririm. Unutmayın… Herkes Oyun Oynar!
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst