- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 8 Ay 25 Gün
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
[ctrl + f yaparak aradığınızı bulabilirsiniz.]
BEGINNER
Articles
ARTICLES (a-an-the) â A/AN
A-an isimlerin önüne gelir ve onların bütün benzerleri içinden â herhangi bir â tanesi olduğunu belirtmeye yarar. Örneğin bir koyun sürüsünden hiç ayrım yapmadan bir tanesini seçelim. Bu seçtiğimiz koyun herhangi bir özelliği olmayan, bütün benzerleri içinden sadece herhangi biridir. Veya yanlış yazdığımız birşeyi silme için arkadaşımızdan silgi istediğimizde, herhangi bir silgi istiyoruzdur. İngilizceâde isimleri kullanma ihtiyacı hissettiğimizde mutlaka onları genelleştiren ( herhangi bir anlamı veren ) bazı eklere ihtiyaç duyulur ve bu ekler İngilizce gramerinde â Article â diye adlandırılır.
â İsimler sessiz bir harf ile başlıyorsa önüne (a), sesli bir harf ile başlıyorsa (an) getirilir.
Examples;
⺠a pencil (bir kalem)
⺠a student (bir öğrenci)
⺠an apple (bir elma)
⺠an accountant (bir muhasebeci)
--------------------------------------------------------------------------------
â â a ve an â sadece isimlerin önüne gelir, sıfat veya fiilerin önüne kesinlikle gelmez. Ayrıca a veya an gelen isimler mutlaka tekil olmalıdır, çoğul isimler article almaz.
âºa village (Köy)
âºan animal
âºa study (yanlış, çünkü study bir fiildir)
--------------------------------------------------------------------------------
â Sesli ve sessiz harf kavramı İngilizce'de kelimelerin yazılışı değil okunuşuyla ilgilidir. Örneğin "university" kelimesinin ilk harfi sesli olduğu halde okunuşu "yunivörsiti" şeklinde olduğu için başına a gelir. Veya "hour" kelimesinin ilk harfi sessiz olduğu halde "aır" şeklinde okunduğundan kelimenin başına an gelmesi gerekir.
⺠a university
⺠an hour
â İngilizce'de sayılamayan isimlerin önüne "a" veya "an" gelmez. İngilizce'deki sayılabilen ve sayılamıyan kelimelerin mantığı Türkçe'ye göre terstir. Örneğin Türkçe'de "bir bardak veya bir şişe su anlamında "bir su" diyebildiğimiz halde, İngilizce'de böyle bir kullanım yoktur.
a water (bir su olmaz)
a weather (bir hava olmaz)
â THE
A ve an article'larını anlatırken bir silgi örneğinden söz etmiştik. Bu örnek üzerinden şimdi de "the" article'ını anlamaya çalışalım. Masanın üzerinde bir sürü silgi olduğunu düşünün. Masanın hemen yanında oturan arkadaşımızdan bir silgi isteyeceğiz. Eğer o anda amacımız sadece birşeyler silmekse, karşımızdaki insana Türkçe olarak şöyle deriz;
⺠Bir silgi verir misin? (Can you give me an eraser?)
Şimdi örneği biraz değiştirelim. Arkadaşınıza birkaç gün önce bir silgi ödünç verdiğinizi düşünün. Kalemi arkadaşınızdan nasıl istersiniz?
⺠Bir silgi verir misin? (Can you give me an eraser?)
⺠Silgiyi verir misin? (Can you give me the eraser?)
İkinci cümlede "Silgiyi" ifadesi bize bu silginin belirli bir silgi olduğu fikrini verir. Karşımızdaki kişi "Silgiyi" dediğinizde hemen ödünç aldığı silgi olduğunu anlar. İşte bu tür kelimelerin başına "the" gelir.
Kısaca bir kapı aç dediğimizde "a" veya "an" kapıyı aç dediğimizde ise "the" kullanılır.
"The" "a" veya "an" gibi sayısal bir değere sahip değildir bu yüzden tekiller ve çoğullar ile kullanılabilir sadece onların bilinip bilinmediğinden bahseder. Ama "a" ve "an" çoğul kelimelerle kullanılmaz.
the car araba
the cars arabalar
a car herhangi bir araba
a cars kesinlikle olmaz
Şimdi birkaç örneği birarada görelim
Bana bir silgi ver (Give me an eraser)
Bana silgiyi ver (Give me the eraser)
Bir kapı açarmısın? (Can you open a door?)
Kapıyı açar mısın? (Can you open the door?)
"The"nın kullanıldığı özel durumlar
â Doğada yalnızca bir tane olan isimlerin önünde kullanılır.
the sun (güneş)
the North pole (kuzey kutbu)
the South pole (güney kutbu)
the earth (dünya)
the world (dünya)
the moon (ay)
the sky (gökyüzü)
the air (hava)
the weather (hava)
the wind (rüzgar)
the rain (yağmur)
â Coğrafi isimlerin önünde kullanılır.
the Everest (dağlar)
the Nile (nehirler)
the Mediterrenian (denizler)
the Atlantic Ocean (okyanuslar)
the Bahamas (adalar)
â Özel isimler kesinlikle "the" almazlar. Ancak eğer ülkeler birleşik devletlerden oluşuyorsa "the" alabilir.
the Nihal (yanlış)
the Mary (yanlış)
the İstanbul (yanlış)
the Holland (yanlış)
the United States of America (doğru)
â Bilim dalları "the" almadan kullanılır.
Chemistry (kimya)
Economics (ekomomi)
Linguistics (dil bilimi)
â Yönle ilgili kelimeler "the" almazlar.
north (kuzey)
south (güney)
west (batı)
east (doğu)
â Oyunlar ve spor dalları "the" almazlar.
backgommon (tavla)
chess (satranç)
football (futbol)
basketball (basketbol)
â Müzik enstrümanları "the" ile kullanılır.
the violin (Keman)
the guitar
Months and Days/Aylar ve Günler
January Ocak
February Şubat
March Mart
April Nisan
May Mayıs
June Haziran
July Temmuz
August Ağustos
September Eylül
October Ekim
November Kasım
December Aralık
SAYILAR
1
one
2
two
3
three
4
four
5
five
6
six
7
seven
8
eight
9
nine
10
ten
11
eleven
12
twelve
13
thirteen
14
fourteen
15
fifteen
16
sixteen
17
seventeen
18
eighteen
19
nineteen
20
twenty
30
thirty
40
fourty
50
fifty
60
sixty
70
seventy
80
eighty
90
ninety
100
a hundred
Prepositions
Edatlar (prepositions) cümle içinde, sözcükler ya da söz öbekleri arasında anlam ilgisi kuran kelimelerdir. Bu sözcükler ile diğer sözcükler arasındaki anlam ilgisi, hareket, zaman, uzam (yer) ve mantık açısından kurulur.
Mesala; in, on, under, beside kelimeleri edatdır.
The dog is in the Garden (Köpek Bahçede).
The dog is on the wall (Köpek Duvarın Üstünde).
The dog is under the Hut (Köpek Kulubenin altında).
The dog is beside the hut (Köpek Kulubenin yanında).
Yaygın kullanılan İngilizce edatların bazıları şunlardır:
above at by into toward
about before down like through
across behind during near under
after below except of until
against beneath for off up
along beside from on upon
among between in since with
around beyond inside to within
About
1. Hakkında: A book about chemistry. (Bu Kitap Kimya Hakkında)
2. Yaklaşık olarak: The Car is about ten million Usd. (Bu Araba 10 Milyon Dolar Civarında)
Above
1. Üzerinde: A tiny window above the door. (Duvarın Üzerinde Küçücük Bir Pencere Var. )
Across
1. Bir uçtan diğer uca: Drew the curtain across the window. (Perdeyi Pencerenin bir ucunda diğer ucuna çek)
2. Karşı taraf: There is a Market across the village. (Karşıki Köyde market var.)
After
1. Sonra (zaman): after 6 o'clock; after breakfast (Saat Altıdan Sonra - Kahvaltıdan Sonra)
2. Sonra (dizi): B comes after A in the alphabet. (Alfabede B A'dan Sonra Gelir)
3. Ardından: The wolf run after the cat. (Kurt ineğin Ardından Koştu)
Against
1. Karşı: Theft is against the law. (Hırsızlık Yasalara Karşıdır.)
2. Yaslanmak (destek): Vines trained against the wall (Üzüm Asması Duvara Dayandı)
Along
1. Boyunca: He walked along the street. (Cadde Boyunca Yürüdü.)
Among
1. Arasında (İkiden fazla şeyin): The valley nestled among high mountains. (Vadi Dağların Arasındadır.)
Around
1. Çevresinde: We ran around the buildings. (Binaların Çevresinde Koştuk)
2. çevreleyen: There is a fence around the garden. (Bahçenin Çevresinde Çit Vardır)
3. Çeşitli yerler: I looked around the house for the keys.(Anahtar İçin Evin Çeşitli yerlerine Baktım)
4. Geriye: We turned around and went back home.
5. Yaklaşık olarak: He is around six km tall.(O Yaklaşık 6 Km Uzaklıkta)
At
1. de, da (Yer): at the park (Parkta)
2. an (zaman): at 6 o'clock; at Christmas
3. an (durum): at peace; at war; at rest
4. etkinlik: at work; at home; at play
5. e doğru: Look at someone; wave at someone (Birisine Bakmak , Birisine Seslenmek)
Before
1. Önce (zaman): before four o'clock; before Christmas
2. Önce (dizi): Y comes before Z in the alphabet. (Alfabede Y Z'den Önce Gelir)
Behind
1. At the back of: The little girl hid behind her mother.
2. Late: I am behind in my work.
3. Cause; origin: Who was behind that idea?
Below
1. Altında: below freezing; below sea level
2. Altında (sonra): Footnotes are provided below the text.
Beneath
1. Altında: beneath the earth
Beside
1. Yanında, bitişiğinde (fiziksel): I sit beside her in class.
Besides
1. Ek olarak, -de, -da: We study other languages besides English.
Between
1. Arasında (konum): Toronto lies between Montreal and Vancouver.
2. Arasında (zaman): between Christmas and New Year's Day
3. Arasında (dizi): B comes between A and C in the alphabet.
4. Arasında (miktar): between five and ten people
5. Arasında (içinde): I was between two people.
Beyond
1. Ötesinde: The mountains lie beyond the horizon.
2. Ötesinde (fazlalık): That was beyond my expectations.
But
1. den başka: I have read all but the last chapter.
By
1. Yakınında: a house by the sea
2. Yanından: He waved as he drove by the house.
3. Not later than: Try to finish the work by next week.
4. birden çok birim: cheaper by the dozen; sold by weight
5. vasıtasıyla: travel by plane; written by him
Concerning
1. ilgili: He learnt everything concerning whales.
Despite
1. e rağmen: We walked downtown despite the rain.
Down
1. Aşağı: The ball rolled down the hill.
2. Aşağıda: He lives down the street.
During
1. Boyunca (dönem): She works during the day.
2. Boyunca (dönem): An accident occurred during the night.
Except
1. dışında, den başka: I have visited everyone except him.
For
1. Süre (zaman): We walked for two hours.
2. Mesafe: I walked for five kilometers.
3. Amaç: I bought this jacket for you.
4. Yönelim: She left for New York.
5. Lehinde: We are for the proposal.
6. göz önüne alma: The boy is clever for his age.
From
1. -den (koken): We left from Boston; he comes from Mexico
2. Başlangıç (zaman): from now on; from yesterday until today
3. Başlangıç (dizi): From 20 to 30 people were present.
4. Neden: He suffers from nervousness.
5. kaynak: I first heard the story from you.
In
1. İçinde (alan): in London; in Europe
2. İçinde (yer): in the room; in the building
3. İçinde (zaman dilimi): That happened in March, in 1992.
4. İçinde (belli bir zaman): I will return in an hour.
5. ile, kullanarak: write in pencil; speak in English
6. Durum: in doubt; in a hurry; in secret
7. de, da (gruba ait): He is in the orchestra; in the navy
8. İçinde (giyim): the woman in the blue skirt (mavi etekli kadın)
9. açısından: lacking in ideas; rich in oil
Inside
1. İçinde: They are inside the house.
Into
1. İçe doğru (hareket: We stepped into the room.
2. -e, -a (değişim): The frog changed into a prince.
Like
1. Benzeyen: That looks like him.
2. Olası: It looks like rain.
Minus
1. Çıkarma: Three minus two equals one.
Near
br> 1. Yakın: near the school; near the ocean
Of
1. -in, ın (yer): east of here; the middle of the road
2. -in, -ın (aidiyet,sahiplik): a friend of mine; the sound of music
3. üyesi (takım, küme): one of us; a member of the team
4. Birim: a cup of milk; two meters of snow
Off
1. uzak, uzağında: Please keep off the grass.
2. Biraz ötesinde (mesafe): There are islands off the coast.
On
1. Üstünde (yüzeye dokunur): on the table; on the wall
2. belli zaman: That happened on Sunday, on the 6th of June.
3. Belli yer: on South Street
4. Hakkında: a book on engineering
5. Durum: on strike; on fire; on holiday
6. ile, aracılığıyla: live on a pension; shown on television
Onto
1. yukarı doğru: The child climbed onto the table.
Opposite
1. karşı karşıya: The library is opposite the fire station.
Out of
1. Dışına: She went out of the room.
2. Bir kısmı: We won two games out of three.
3. Motive: We spoke to them out of politeness.
4. Madde: The bridge is made out of steel.
5. -siz, -sız, dışında: out of control; out of danger
Outside
1. dışında (yer): outside the house
2. ötesinde (limit): outside my experience
Over
1. üzerinde (dokunma yok): There are cupboards over the sink.
2. Üzerine (kaplama): We spread an extra blanket over the bed.
3. üzerinden: I jumped over a puddle.
4. fazla: It cost over ten dollars; it took over an hour
5. Boyunca: I saw him several times over the past week.
6. Aracılığıyla: We made plans over the telephone.
Past
1. geçene kadar: I walked past the house.
2. Sonra (zaman): It was past 2 o'clock; half past two
3. geçmiş: past belief
Per
1. her bir: 60 kilometers per hour; price per liter
Plus
1. ekleme: Six plus four equals ten.
Since
1. -den beri (zaman): I had been waiting since two o'clock.
Through
1. Baştan başa; baştan sona, içinden: the main road through town
2. Bütün: I slept through the night.
3. Aracılığıyla: Skill improves through practice.
Throughout
1. Her yerinde: throughout the world
2. bütün, bütünüyle: throughout the winter
To
1. -e, a, (Yön, yönelim): Turn to the right.
2. -e, -a, (hedef): I am going to Rome.
3. -e, -a (karşılaştırma): They prefer hockey to soccer.
Toward (or Towards)
1. -e doğru (yer): We walked toward the center of town.
2. -e doğru (zaman): It rained towards evening.
Under
1. Altında (konum): under the desk; under the trees
2. Altında (Azlık): Under 100 people were present.
3. Altında (koşul): under repair; under way; under discussion
Underneath
1. Altında: underneath the carpet
Until
1. -e kadar: She will stay until Friday; until 5 p.m.
Up
1. Yukarı (yer): We went up the stairs.
2. yakarda (yer): She lives up the hill.
Up to
1. Kadar: up to now; I have read up to page 100.
2. -e bağlı: The decision is up to you.
3. Uygun: His work is up to standard.
Versus
1. Karşı (spor): The next game is England versus Australia.
Via
1. Üzerinden: He went to Los Angeles via San Francisco.
With
1. ile (Birlikte): He came with her; I have my keys with me.
2. ile (içinde, barındıran, kapsayan): Here is a book with a map of the island.
3. Aracılığıyla, kullanarak: I repaired the shoes with glue.
4. ile (tarz): with pleasure; with ease; with difficulty
5. Çünkü: We were paralyzed with fear.
Within
1. İçinde: within twenty minutes; within one kilometer
Without
1. -siz, -sız: Do not leave without your coat; without Money
TO BE
TO BE" etrafımızdaki nesneleri tasvir etmek, niteliklerini,konumlarını belirtmek istediğimizde kullanacağımız temel fiildir. İngilizce bir cümle kurarken kesinlikle bir yükleme ihtiyaç duyulur. İçinde yüklem bulunmayan hiçbir yapının cümle olamayacağını zaten biliyoruz.
Veli Kısadır sıfat
Fatma bir öğrencidir isim
cümlelerinde ilk bakışta bir yüklem görülemez.Bunlar Türkçe dilbilgisinde isim ve sıfat fiillerdir. Oysa İngilizceâde isim ve sıfat fiil diye yapılar yoktur.İşte isim ve sıfat cümleleri kurarken bu boşluğı biz olmak (to be) fiili ile kapatırız.
Kısaca TO BE yani olmak fiili ya bir nesneyi yada nesneyi niteleyen sıfatı belirtir. İçinde ( dır-dir ) anlamı saklamaktadır.To be cümleleri kesinlikle eylem cümlesi değildirler.İçinde hareket,ivme içeren hiçbir yapıyı anlatamazlar (gitmek,koşmak,gelmekâ¦.)
Biz to be eylemsizlik (nesnenin var oluş eylemi) fiilini tek başına kullanamayız.Çünkü mastar halindedir ve içinde herhengi bir gramerde zaman yoktur.
TO BE
am-is-are was-were
To be fiili ile sadece isim ve sıfat cümleleri yapabiliriz.Kesinlikle fiil ( eylem ) cümleleri yapamayız.
To be + sıfat
To be + isim
To be + fiil kesinlikle olmaz
To be ile etrafımızdaki tüm nesneleri tanımlayabilir onları nitelik yönünden anlatabiliriz.To be çok önemli bir konudur ve İngilizcenin her seviyesinde karşımıza çıkacaktır. Bu yüzden çok açık bir şekilde anlaşılması gerekir.
Şimdi de TO BE yardımcı fiillerinin zamirlere göre dağılımını bir tabloda inceleyelim.
Simple Present Tense Simple Past Tense
(Geniş Zaman) (Geçmiş zaman)
I - am I - was
You -are You - were
He - is He - was
She - is She - was
It - is It - was
We - are We - were
They - are They - were
TO BE yardımcı fiilleri cümle içinde kısaltılarak kullanılır.
I am - I'm
You are - You're
He is - He's
She is - She's
It is - It's
We are - We're
They are - They're
EXAMPLES
She is my uncle ..â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ O benim amcam
His glove are dirty ..â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ Eldivenleri kirli
Veli is tired â¦..â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ Veli yorgun
MarkeTs are closed â¦â¦..â¦â¦â¦â¦â¦â¦ Marketler kapalı
Fatma is at work â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦. Jane evde
I am 23years old â¦â¦â¦..â¦â¦â¦â¦â¦ Ben 23 yaşındayım
The picture is very nice â¦â¦.â¦â¦â¦â¦ . Resim Çok Güzel
Veliâs eyes are blue â¦...â¦â¦â¦â¦â¦â¦Veliniâin gözleri mavi
It is Fatmaâs shirt â¦...â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ O Fatmaâın Gömleği
They are in the work â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ .. Onlar işteler
QUESTIONS AND NEGATIVES
"am-is-are" yardımcı fiiliyle yapılan cümleleri soru haline getirmek için sadece yardımcı fiil cümlenin başına getirilir. Olumsuz yaparken ise yardımcı fiilden sonra 'not' getirilir. Bu kalıp İngilizce'nin bütün zamanlarında aynıdır.
QUESTIONS
am I.......?
are you.......?
is he.......?
is she.......?
is it.......?
are we.......?
are they.......?
EXAMPLES
Is she my uncle? ..â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ O benim amcammı?
Are his glove dirty? ..â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ Eldivenleri kirli mi?
Is Veli tired? â¦..â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ Veli yorgun mu?
Are markets closed? â¦â¦..â¦â¦â¦â¦â¦â¦ Marketler kapalı mı?
Is Fatma at work? â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦. Fatma işte mi?
NEGATIVES
"am-is-are" yardımcı fiiliyle yapılan cümleleri olumsuz yapmak için yardımcı fiilden sonra "not" kullanılır.
I am not
You are not (aren't)
He is not (He isn't)
She is not (She isn't)
It is not (It isn't)
We are not (aren't)
They are not (aren't)
EXAMPLES
He isn't my uncle. (O benim amcam değildir.)
His glove aren't dirty. (Eldivenleri kirli değildir.)
Tom isn't tired. (Tom yorgun değildir.)
Markets aren't closed. (Marketler kapalı değildir.)
Fatma isn't at work. (Fatma işte değildir.)
What Time is it? - Saatler
SAAT SORMA,SÖYLEME (asking,telling time)
to: var
past: geçmek
half past: yarım(buçuk)
quarter: çeyrek
- What time is it?
saat kaç?
- What is the time?
zaman ne,saat kaç?
* Bir saatin belli bölümlerini örnek verelim,aslında saat sorup söylemenin çok kolay olduğunu göreceksiniz!
- 09.00
(it is) nine o'clock
- 09.05
(it is) five past nine
- 09.15
(it is) a quarter past nine
- 09.30
(it is) half past nine
- 09.40
(it is) twenty to ten
- 09.45
(it is) a quarter to ten
- 09.55
(it is)five to ten
* İngilizce'de dakika 30 u geçtikten sonra saatler artık var diye söylenir.
* Parantez içinde verilen (it is) i isterseniz atabilirsiniz.
ADJECTIVES IN ENGLISH - İNGİLİZCE'DE SIFATLAR
Sıfatlar daima niteledikleri isimlerin önüne gelirler.
A cute baby - Bir şirin bebek
Ugly monsters - Çirkin canavarlar
Örnek Bazı Sıfatlar
Rich - Zengin
Poor - Fakir
happy - mutlu
content - hoşnut
sad - üzgün
beautiful - Güzel **
Handsome - Yakışıklı**
pretty - Sevimli
** handsome erkekler ve beautiful kadınlar için kullanılır
Size - Büyüklük - Küçüklük
Gigantic - çok büyük
Big / large - büyük/iri
Small - küçük
Huge - Dev
Tiny - Minik
Height - Yükseklik * Width - Genişlik
Tall - Uzun
High - yüksek
Short - Kısa
Low - Alçak
Wide - Geniş
Narrow - Dar
Length - Uzunluk * Temperature - Sıcaklık
Long - Uzun
Short - Kısa
Hot - Sıcak
Warm - Ilık
Cool - Serin
Cold - Soğuk
Age - Yaş
Old Yaşlı
Young Genç
New Yeni
New nesneler için; young hayvanlar/insanlar için kullanılır
Degree Derece
Very çok
Really - gerçekten
Kind of - gibi, tarzında, tipinde
Too - Fazla
So - Hemen Hemen, Bu kadar
Kind Of - Biraz vb.
Çeşitli Sıfatlar
Nice - Hoş
Evil - Kötü
Mean - Cimri
Kind - Nazik
Wicked - Aşağılık
Cruel - Acımasız
Strange Garip
Normal - Normal
Crazy / insane* Çılgın / deli
Sane* Aklı başında
Serious - Ciddi
Ready - Hazır
*sane ve insane daha bilimsel, klinik terimlerdir
Complexity - Karmaşıklık
Complex - Karmaşık
Simple - Basit
Good - İyi
Bad - Kötü
Fine - Güzel
Horrible - Korkunç
Okay - Uygun
Awful İğrenç, berbat
Terrific - Dehşet verici
Wonderful - Mükemmel
Awesome* - Korkutucu
*awesome daha çok resmi olmayan konuşma dilidir
Sıfatlardan isimler oluşturulmuştur. Örnek olarak aşağıdaki isimler sıfatların sonuna -ness eklenerek oluşturulmuştur.
Goodness - İyilik
Kindness - Naziklik
Sıfatlardan İsim Yapılırken Uyulması Gereken Kurallar.
Sıfat eğer y bile bitiyorsa, y harfi i 'ye dönüşür.
Happy --> happiness (Mutlu --> mutluluk)
Ugly --> ugliness ( Çirkin --> çirkinlik )
ÖRNEKLER
Susan is very beautiful. Susan çok güzel.
Barbara is kind of strange. Barbara biraz garip.
Erin is really nice. Erin gerçekten kibar.
You are so tall! Sen çok uzunsun!
BEGINNER
Articles
ARTICLES (a-an-the) â A/AN
A-an isimlerin önüne gelir ve onların bütün benzerleri içinden â herhangi bir â tanesi olduğunu belirtmeye yarar. Örneğin bir koyun sürüsünden hiç ayrım yapmadan bir tanesini seçelim. Bu seçtiğimiz koyun herhangi bir özelliği olmayan, bütün benzerleri içinden sadece herhangi biridir. Veya yanlış yazdığımız birşeyi silme için arkadaşımızdan silgi istediğimizde, herhangi bir silgi istiyoruzdur. İngilizceâde isimleri kullanma ihtiyacı hissettiğimizde mutlaka onları genelleştiren ( herhangi bir anlamı veren ) bazı eklere ihtiyaç duyulur ve bu ekler İngilizce gramerinde â Article â diye adlandırılır.
â İsimler sessiz bir harf ile başlıyorsa önüne (a), sesli bir harf ile başlıyorsa (an) getirilir.
Examples;
⺠a pencil (bir kalem)
⺠a student (bir öğrenci)
⺠an apple (bir elma)
⺠an accountant (bir muhasebeci)
--------------------------------------------------------------------------------
â â a ve an â sadece isimlerin önüne gelir, sıfat veya fiilerin önüne kesinlikle gelmez. Ayrıca a veya an gelen isimler mutlaka tekil olmalıdır, çoğul isimler article almaz.
âºa village (Köy)
âºan animal
âºa study (yanlış, çünkü study bir fiildir)
--------------------------------------------------------------------------------
â Sesli ve sessiz harf kavramı İngilizce'de kelimelerin yazılışı değil okunuşuyla ilgilidir. Örneğin "university" kelimesinin ilk harfi sesli olduğu halde okunuşu "yunivörsiti" şeklinde olduğu için başına a gelir. Veya "hour" kelimesinin ilk harfi sessiz olduğu halde "aır" şeklinde okunduğundan kelimenin başına an gelmesi gerekir.
⺠a university
⺠an hour
â İngilizce'de sayılamayan isimlerin önüne "a" veya "an" gelmez. İngilizce'deki sayılabilen ve sayılamıyan kelimelerin mantığı Türkçe'ye göre terstir. Örneğin Türkçe'de "bir bardak veya bir şişe su anlamında "bir su" diyebildiğimiz halde, İngilizce'de böyle bir kullanım yoktur.
a water (bir su olmaz)
a weather (bir hava olmaz)
â THE
A ve an article'larını anlatırken bir silgi örneğinden söz etmiştik. Bu örnek üzerinden şimdi de "the" article'ını anlamaya çalışalım. Masanın üzerinde bir sürü silgi olduğunu düşünün. Masanın hemen yanında oturan arkadaşımızdan bir silgi isteyeceğiz. Eğer o anda amacımız sadece birşeyler silmekse, karşımızdaki insana Türkçe olarak şöyle deriz;
⺠Bir silgi verir misin? (Can you give me an eraser?)
Şimdi örneği biraz değiştirelim. Arkadaşınıza birkaç gün önce bir silgi ödünç verdiğinizi düşünün. Kalemi arkadaşınızdan nasıl istersiniz?
⺠Bir silgi verir misin? (Can you give me an eraser?)
⺠Silgiyi verir misin? (Can you give me the eraser?)
İkinci cümlede "Silgiyi" ifadesi bize bu silginin belirli bir silgi olduğu fikrini verir. Karşımızdaki kişi "Silgiyi" dediğinizde hemen ödünç aldığı silgi olduğunu anlar. İşte bu tür kelimelerin başına "the" gelir.
Kısaca bir kapı aç dediğimizde "a" veya "an" kapıyı aç dediğimizde ise "the" kullanılır.
"The" "a" veya "an" gibi sayısal bir değere sahip değildir bu yüzden tekiller ve çoğullar ile kullanılabilir sadece onların bilinip bilinmediğinden bahseder. Ama "a" ve "an" çoğul kelimelerle kullanılmaz.
the car araba
the cars arabalar
a car herhangi bir araba
a cars kesinlikle olmaz
Şimdi birkaç örneği birarada görelim
Bana bir silgi ver (Give me an eraser)
Bana silgiyi ver (Give me the eraser)
Bir kapı açarmısın? (Can you open a door?)
Kapıyı açar mısın? (Can you open the door?)
"The"nın kullanıldığı özel durumlar
â Doğada yalnızca bir tane olan isimlerin önünde kullanılır.
the sun (güneş)
the North pole (kuzey kutbu)
the South pole (güney kutbu)
the earth (dünya)
the world (dünya)
the moon (ay)
the sky (gökyüzü)
the air (hava)
the weather (hava)
the wind (rüzgar)
the rain (yağmur)
â Coğrafi isimlerin önünde kullanılır.
the Everest (dağlar)
the Nile (nehirler)
the Mediterrenian (denizler)
the Atlantic Ocean (okyanuslar)
the Bahamas (adalar)
â Özel isimler kesinlikle "the" almazlar. Ancak eğer ülkeler birleşik devletlerden oluşuyorsa "the" alabilir.
the Nihal (yanlış)
the Mary (yanlış)
the İstanbul (yanlış)
the Holland (yanlış)
the United States of America (doğru)
â Bilim dalları "the" almadan kullanılır.
Chemistry (kimya)
Economics (ekomomi)
Linguistics (dil bilimi)
â Yönle ilgili kelimeler "the" almazlar.
north (kuzey)
south (güney)
west (batı)
east (doğu)
â Oyunlar ve spor dalları "the" almazlar.
backgommon (tavla)
chess (satranç)
football (futbol)
basketball (basketbol)
â Müzik enstrümanları "the" ile kullanılır.
the violin (Keman)
the guitar
Months and Days/Aylar ve Günler
January Ocak
February Şubat
March Mart
April Nisan
May Mayıs
June Haziran
July Temmuz
August Ağustos
September Eylül
October Ekim
November Kasım
December Aralık
SAYILAR
1
one
2
two
3
three
4
four
5
five
6
six
7
seven
8
eight
9
nine
10
ten
11
eleven
12
twelve
13
thirteen
14
fourteen
15
fifteen
16
sixteen
17
seventeen
18
eighteen
19
nineteen
20
twenty
30
thirty
40
fourty
50
fifty
60
sixty
70
seventy
80
eighty
90
ninety
100
a hundred
Prepositions
Edatlar (prepositions) cümle içinde, sözcükler ya da söz öbekleri arasında anlam ilgisi kuran kelimelerdir. Bu sözcükler ile diğer sözcükler arasındaki anlam ilgisi, hareket, zaman, uzam (yer) ve mantık açısından kurulur.
Mesala; in, on, under, beside kelimeleri edatdır.
The dog is in the Garden (Köpek Bahçede).
The dog is on the wall (Köpek Duvarın Üstünde).
The dog is under the Hut (Köpek Kulubenin altında).
The dog is beside the hut (Köpek Kulubenin yanında).
Yaygın kullanılan İngilizce edatların bazıları şunlardır:
above at by into toward
about before down like through
across behind during near under
after below except of until
against beneath for off up
along beside from on upon
among between in since with
around beyond inside to within
About
1. Hakkında: A book about chemistry. (Bu Kitap Kimya Hakkında)
2. Yaklaşık olarak: The Car is about ten million Usd. (Bu Araba 10 Milyon Dolar Civarında)
Above
1. Üzerinde: A tiny window above the door. (Duvarın Üzerinde Küçücük Bir Pencere Var. )
Across
1. Bir uçtan diğer uca: Drew the curtain across the window. (Perdeyi Pencerenin bir ucunda diğer ucuna çek)
2. Karşı taraf: There is a Market across the village. (Karşıki Köyde market var.)
After
1. Sonra (zaman): after 6 o'clock; after breakfast (Saat Altıdan Sonra - Kahvaltıdan Sonra)
2. Sonra (dizi): B comes after A in the alphabet. (Alfabede B A'dan Sonra Gelir)
3. Ardından: The wolf run after the cat. (Kurt ineğin Ardından Koştu)
Against
1. Karşı: Theft is against the law. (Hırsızlık Yasalara Karşıdır.)
2. Yaslanmak (destek): Vines trained against the wall (Üzüm Asması Duvara Dayandı)
Along
1. Boyunca: He walked along the street. (Cadde Boyunca Yürüdü.)
Among
1. Arasında (İkiden fazla şeyin): The valley nestled among high mountains. (Vadi Dağların Arasındadır.)
Around
1. Çevresinde: We ran around the buildings. (Binaların Çevresinde Koştuk)
2. çevreleyen: There is a fence around the garden. (Bahçenin Çevresinde Çit Vardır)
3. Çeşitli yerler: I looked around the house for the keys.(Anahtar İçin Evin Çeşitli yerlerine Baktım)
4. Geriye: We turned around and went back home.
5. Yaklaşık olarak: He is around six km tall.(O Yaklaşık 6 Km Uzaklıkta)
At
1. de, da (Yer): at the park (Parkta)
2. an (zaman): at 6 o'clock; at Christmas
3. an (durum): at peace; at war; at rest
4. etkinlik: at work; at home; at play
5. e doğru: Look at someone; wave at someone (Birisine Bakmak , Birisine Seslenmek)
Before
1. Önce (zaman): before four o'clock; before Christmas
2. Önce (dizi): Y comes before Z in the alphabet. (Alfabede Y Z'den Önce Gelir)
Behind
1. At the back of: The little girl hid behind her mother.
2. Late: I am behind in my work.
3. Cause; origin: Who was behind that idea?
Below
1. Altında: below freezing; below sea level
2. Altında (sonra): Footnotes are provided below the text.
Beneath
1. Altında: beneath the earth
Beside
1. Yanında, bitişiğinde (fiziksel): I sit beside her in class.
Besides
1. Ek olarak, -de, -da: We study other languages besides English.
Between
1. Arasında (konum): Toronto lies between Montreal and Vancouver.
2. Arasında (zaman): between Christmas and New Year's Day
3. Arasında (dizi): B comes between A and C in the alphabet.
4. Arasında (miktar): between five and ten people
5. Arasında (içinde): I was between two people.
Beyond
1. Ötesinde: The mountains lie beyond the horizon.
2. Ötesinde (fazlalık): That was beyond my expectations.
But
1. den başka: I have read all but the last chapter.
By
1. Yakınında: a house by the sea
2. Yanından: He waved as he drove by the house.
3. Not later than: Try to finish the work by next week.
4. birden çok birim: cheaper by the dozen; sold by weight
5. vasıtasıyla: travel by plane; written by him
Concerning
1. ilgili: He learnt everything concerning whales.
Despite
1. e rağmen: We walked downtown despite the rain.
Down
1. Aşağı: The ball rolled down the hill.
2. Aşağıda: He lives down the street.
During
1. Boyunca (dönem): She works during the day.
2. Boyunca (dönem): An accident occurred during the night.
Except
1. dışında, den başka: I have visited everyone except him.
For
1. Süre (zaman): We walked for two hours.
2. Mesafe: I walked for five kilometers.
3. Amaç: I bought this jacket for you.
4. Yönelim: She left for New York.
5. Lehinde: We are for the proposal.
6. göz önüne alma: The boy is clever for his age.
From
1. -den (koken): We left from Boston; he comes from Mexico
2. Başlangıç (zaman): from now on; from yesterday until today
3. Başlangıç (dizi): From 20 to 30 people were present.
4. Neden: He suffers from nervousness.
5. kaynak: I first heard the story from you.
In
1. İçinde (alan): in London; in Europe
2. İçinde (yer): in the room; in the building
3. İçinde (zaman dilimi): That happened in March, in 1992.
4. İçinde (belli bir zaman): I will return in an hour.
5. ile, kullanarak: write in pencil; speak in English
6. Durum: in doubt; in a hurry; in secret
7. de, da (gruba ait): He is in the orchestra; in the navy
8. İçinde (giyim): the woman in the blue skirt (mavi etekli kadın)
9. açısından: lacking in ideas; rich in oil
Inside
1. İçinde: They are inside the house.
Into
1. İçe doğru (hareket: We stepped into the room.
2. -e, -a (değişim): The frog changed into a prince.
Like
1. Benzeyen: That looks like him.
2. Olası: It looks like rain.
Minus
1. Çıkarma: Three minus two equals one.
Near
br> 1. Yakın: near the school; near the ocean
Of
1. -in, ın (yer): east of here; the middle of the road
2. -in, -ın (aidiyet,sahiplik): a friend of mine; the sound of music
3. üyesi (takım, küme): one of us; a member of the team
4. Birim: a cup of milk; two meters of snow
Off
1. uzak, uzağında: Please keep off the grass.
2. Biraz ötesinde (mesafe): There are islands off the coast.
On
1. Üstünde (yüzeye dokunur): on the table; on the wall
2. belli zaman: That happened on Sunday, on the 6th of June.
3. Belli yer: on South Street
4. Hakkında: a book on engineering
5. Durum: on strike; on fire; on holiday
6. ile, aracılığıyla: live on a pension; shown on television
Onto
1. yukarı doğru: The child climbed onto the table.
Opposite
1. karşı karşıya: The library is opposite the fire station.
Out of
1. Dışına: She went out of the room.
2. Bir kısmı: We won two games out of three.
3. Motive: We spoke to them out of politeness.
4. Madde: The bridge is made out of steel.
5. -siz, -sız, dışında: out of control; out of danger
Outside
1. dışında (yer): outside the house
2. ötesinde (limit): outside my experience
Over
1. üzerinde (dokunma yok): There are cupboards over the sink.
2. Üzerine (kaplama): We spread an extra blanket over the bed.
3. üzerinden: I jumped over a puddle.
4. fazla: It cost over ten dollars; it took over an hour
5. Boyunca: I saw him several times over the past week.
6. Aracılığıyla: We made plans over the telephone.
Past
1. geçene kadar: I walked past the house.
2. Sonra (zaman): It was past 2 o'clock; half past two
3. geçmiş: past belief
Per
1. her bir: 60 kilometers per hour; price per liter
Plus
1. ekleme: Six plus four equals ten.
Since
1. -den beri (zaman): I had been waiting since two o'clock.
Through
1. Baştan başa; baştan sona, içinden: the main road through town
2. Bütün: I slept through the night.
3. Aracılığıyla: Skill improves through practice.
Throughout
1. Her yerinde: throughout the world
2. bütün, bütünüyle: throughout the winter
To
1. -e, a, (Yön, yönelim): Turn to the right.
2. -e, -a, (hedef): I am going to Rome.
3. -e, -a (karşılaştırma): They prefer hockey to soccer.
Toward (or Towards)
1. -e doğru (yer): We walked toward the center of town.
2. -e doğru (zaman): It rained towards evening.
Under
1. Altında (konum): under the desk; under the trees
2. Altında (Azlık): Under 100 people were present.
3. Altında (koşul): under repair; under way; under discussion
Underneath
1. Altında: underneath the carpet
Until
1. -e kadar: She will stay until Friday; until 5 p.m.
Up
1. Yukarı (yer): We went up the stairs.
2. yakarda (yer): She lives up the hill.
Up to
1. Kadar: up to now; I have read up to page 100.
2. -e bağlı: The decision is up to you.
3. Uygun: His work is up to standard.
Versus
1. Karşı (spor): The next game is England versus Australia.
Via
1. Üzerinden: He went to Los Angeles via San Francisco.
With
1. ile (Birlikte): He came with her; I have my keys with me.
2. ile (içinde, barındıran, kapsayan): Here is a book with a map of the island.
3. Aracılığıyla, kullanarak: I repaired the shoes with glue.
4. ile (tarz): with pleasure; with ease; with difficulty
5. Çünkü: We were paralyzed with fear.
Within
1. İçinde: within twenty minutes; within one kilometer
Without
1. -siz, -sız: Do not leave without your coat; without Money
TO BE
TO BE" etrafımızdaki nesneleri tasvir etmek, niteliklerini,konumlarını belirtmek istediğimizde kullanacağımız temel fiildir. İngilizce bir cümle kurarken kesinlikle bir yükleme ihtiyaç duyulur. İçinde yüklem bulunmayan hiçbir yapının cümle olamayacağını zaten biliyoruz.
Veli Kısadır sıfat
Fatma bir öğrencidir isim
cümlelerinde ilk bakışta bir yüklem görülemez.Bunlar Türkçe dilbilgisinde isim ve sıfat fiillerdir. Oysa İngilizceâde isim ve sıfat fiil diye yapılar yoktur.İşte isim ve sıfat cümleleri kurarken bu boşluğı biz olmak (to be) fiili ile kapatırız.
Kısaca TO BE yani olmak fiili ya bir nesneyi yada nesneyi niteleyen sıfatı belirtir. İçinde ( dır-dir ) anlamı saklamaktadır.To be cümleleri kesinlikle eylem cümlesi değildirler.İçinde hareket,ivme içeren hiçbir yapıyı anlatamazlar (gitmek,koşmak,gelmekâ¦.)
Biz to be eylemsizlik (nesnenin var oluş eylemi) fiilini tek başına kullanamayız.Çünkü mastar halindedir ve içinde herhengi bir gramerde zaman yoktur.
TO BE
am-is-are was-were
To be fiili ile sadece isim ve sıfat cümleleri yapabiliriz.Kesinlikle fiil ( eylem ) cümleleri yapamayız.
To be + sıfat
To be + isim
To be + fiil kesinlikle olmaz
To be ile etrafımızdaki tüm nesneleri tanımlayabilir onları nitelik yönünden anlatabiliriz.To be çok önemli bir konudur ve İngilizcenin her seviyesinde karşımıza çıkacaktır. Bu yüzden çok açık bir şekilde anlaşılması gerekir.
Şimdi de TO BE yardımcı fiillerinin zamirlere göre dağılımını bir tabloda inceleyelim.
Simple Present Tense Simple Past Tense
(Geniş Zaman) (Geçmiş zaman)
I - am I - was
You -are You - were
He - is He - was
She - is She - was
It - is It - was
We - are We - were
They - are They - were
TO BE yardımcı fiilleri cümle içinde kısaltılarak kullanılır.
I am - I'm
You are - You're
He is - He's
She is - She's
It is - It's
We are - We're
They are - They're
EXAMPLES
She is my uncle ..â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ O benim amcam
His glove are dirty ..â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ Eldivenleri kirli
Veli is tired â¦..â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ Veli yorgun
MarkeTs are closed â¦â¦..â¦â¦â¦â¦â¦â¦ Marketler kapalı
Fatma is at work â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦. Jane evde
I am 23years old â¦â¦â¦..â¦â¦â¦â¦â¦ Ben 23 yaşındayım
The picture is very nice â¦â¦.â¦â¦â¦â¦ . Resim Çok Güzel
Veliâs eyes are blue â¦...â¦â¦â¦â¦â¦â¦Veliniâin gözleri mavi
It is Fatmaâs shirt â¦...â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ O Fatmaâın Gömleği
They are in the work â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ .. Onlar işteler
QUESTIONS AND NEGATIVES
"am-is-are" yardımcı fiiliyle yapılan cümleleri soru haline getirmek için sadece yardımcı fiil cümlenin başına getirilir. Olumsuz yaparken ise yardımcı fiilden sonra 'not' getirilir. Bu kalıp İngilizce'nin bütün zamanlarında aynıdır.
QUESTIONS
am I.......?
are you.......?
is he.......?
is she.......?
is it.......?
are we.......?
are they.......?
EXAMPLES
Is she my uncle? ..â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ O benim amcammı?
Are his glove dirty? ..â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ Eldivenleri kirli mi?
Is Veli tired? â¦..â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦ Veli yorgun mu?
Are markets closed? â¦â¦..â¦â¦â¦â¦â¦â¦ Marketler kapalı mı?
Is Fatma at work? â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦. Fatma işte mi?
NEGATIVES
"am-is-are" yardımcı fiiliyle yapılan cümleleri olumsuz yapmak için yardımcı fiilden sonra "not" kullanılır.
I am not
You are not (aren't)
He is not (He isn't)
She is not (She isn't)
It is not (It isn't)
We are not (aren't)
They are not (aren't)
EXAMPLES
He isn't my uncle. (O benim amcam değildir.)
His glove aren't dirty. (Eldivenleri kirli değildir.)
Tom isn't tired. (Tom yorgun değildir.)
Markets aren't closed. (Marketler kapalı değildir.)
Fatma isn't at work. (Fatma işte değildir.)
What Time is it? - Saatler
SAAT SORMA,SÖYLEME (asking,telling time)
to: var
past: geçmek
half past: yarım(buçuk)
quarter: çeyrek
- What time is it?
saat kaç?
- What is the time?
zaman ne,saat kaç?
* Bir saatin belli bölümlerini örnek verelim,aslında saat sorup söylemenin çok kolay olduğunu göreceksiniz!
- 09.00
(it is) nine o'clock
- 09.05
(it is) five past nine
- 09.15
(it is) a quarter past nine
- 09.30
(it is) half past nine
- 09.40
(it is) twenty to ten
- 09.45
(it is) a quarter to ten
- 09.55
(it is)five to ten
* İngilizce'de dakika 30 u geçtikten sonra saatler artık var diye söylenir.
* Parantez içinde verilen (it is) i isterseniz atabilirsiniz.
ADJECTIVES IN ENGLISH - İNGİLİZCE'DE SIFATLAR
Sıfatlar daima niteledikleri isimlerin önüne gelirler.
A cute baby - Bir şirin bebek
Ugly monsters - Çirkin canavarlar
Örnek Bazı Sıfatlar
Rich - Zengin
Poor - Fakir
happy - mutlu
content - hoşnut
sad - üzgün
beautiful - Güzel **
Handsome - Yakışıklı**
pretty - Sevimli
** handsome erkekler ve beautiful kadınlar için kullanılır
Size - Büyüklük - Küçüklük
Gigantic - çok büyük
Big / large - büyük/iri
Small - küçük
Huge - Dev
Tiny - Minik
Height - Yükseklik * Width - Genişlik
Tall - Uzun
High - yüksek
Short - Kısa
Low - Alçak
Wide - Geniş
Narrow - Dar
Length - Uzunluk * Temperature - Sıcaklık
Long - Uzun
Short - Kısa
Hot - Sıcak
Warm - Ilık
Cool - Serin
Cold - Soğuk
Age - Yaş
Old Yaşlı
Young Genç
New Yeni
New nesneler için; young hayvanlar/insanlar için kullanılır
Degree Derece
Very çok
Really - gerçekten
Kind of - gibi, tarzında, tipinde
Too - Fazla
So - Hemen Hemen, Bu kadar
Kind Of - Biraz vb.
Çeşitli Sıfatlar
Nice - Hoş
Evil - Kötü
Mean - Cimri
Kind - Nazik
Wicked - Aşağılık
Cruel - Acımasız
Strange Garip
Normal - Normal
Crazy / insane* Çılgın / deli
Sane* Aklı başında
Serious - Ciddi
Ready - Hazır
*sane ve insane daha bilimsel, klinik terimlerdir
Complexity - Karmaşıklık
Complex - Karmaşık
Simple - Basit
Good - İyi
Bad - Kötü
Fine - Güzel
Horrible - Korkunç
Okay - Uygun
Awful İğrenç, berbat
Terrific - Dehşet verici
Wonderful - Mükemmel
Awesome* - Korkutucu
*awesome daha çok resmi olmayan konuşma dilidir
Sıfatlardan isimler oluşturulmuştur. Örnek olarak aşağıdaki isimler sıfatların sonuna -ness eklenerek oluşturulmuştur.
Goodness - İyilik
Kindness - Naziklik
Sıfatlardan İsim Yapılırken Uyulması Gereken Kurallar.
Sıfat eğer y bile bitiyorsa, y harfi i 'ye dönüşür.
Happy --> happiness (Mutlu --> mutluluk)
Ugly --> ugliness ( Çirkin --> çirkinlik )
ÖRNEKLER
Susan is very beautiful. Susan çok güzel.
Barbara is kind of strange. Barbara biraz garip.
Erin is really nice. Erin gerçekten kibar.
You are so tall! Sen çok uzunsun!
