romegames 1
romegames
Krutzo 1
Krutzo
shrpnl 1
shrpnl
Best Studio 1
Best Studio
D 1
delimuratt
Aliyldrim 1
Aliyldrim
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Gestalt kuramı

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan zeyn0
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 3K

zeyn0

Gönüllerin Admini
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
7 Eki 2010
Konular
9,213
Mesajlar
34,101
Reaksiyon Skoru
4,131
Altın Konu
1
TM Yaşı
15 Yıl 8 Ay 4 Gün
Başarım Puanı
400
MmoLira
183
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

1) SÜRECE AĞIRLIK VEREN ÖĞRENME YAKLAŞIMI

Bilişçi öğrenme kuramlarının kurucuları olan Max Wertheimer, Kurt Kofko, Wolfgang Köhler'dir. Bu ekole göre, yaşantılar bütün ve karmaşıktır. Bunlar fiziksel, psikolojik, çevresel ve içsel birçok faktörün örgütlenmesinden meydana gelir. Temel felsefeyi ''bütün parçalarının toplamından daha büyüktür ve kendine özgü nitelikler gösterir'', oluşturur. Bu nedenle bütünü parçalarına bölmek ve onları ayrı ayrı incelemek bütün hakkında yeterli bilgi vermez, bazı özelikler kaybolur. Örneğin; bir ev, tuğla, çimento, taş yığını değildir. Bir şekli vardır. Önemli olan biçim ve örüntüdür.
Öğrenme bir kişinin bir durumu görmesi ve algılamasındaki değişmedir. Bir uyarıcı-tepki (S-R) bağı kurulmasına ihtiyaç duyulmaz. Davranışta, değişme boyunca veya ondan ayrı olarak ani bir sezgi ve kavrayışoluşabilir. Bu açıdan öğrenme, davranıştaki değişmeden ziyade algı ve kavramadaki değişmedir.

2) GESTALT VE ALGI

Algı, bir gestalttır; parçalarının basit bir toplamından ibaret değildir.Bir gestalt parçalarının toplamından farklı ve fazladır. Parçalar arası dinamik ve organik ilişkilerden oluşan bir şekil, bir görüntü ve aynı zamanda bir bağımsız olgudur. İnsanlar nesneleri bazı örgütleyici eğilimlere göre algılarlar. Bir resimde farklılaşabilen veya açıkça görülebilen kısım (biçim) figür, geride kalanlar ise (zemin) ground olarak algılanır. Öğrenme biçim-zemin arasındaki ilişkilerde bir değişmedir, yani daha iyi bir bütün geliştirmedir.
Algılamada en önemli yeri görsel algı tutar. Görsel algılamadaki temel fikirler diğer alanlara da uygulanabilir. Domates salçasının tadı ağızdaki diğer yiyeceklerin tatlarına göre ayırt edilir. Tat biçim-zemin algısı bütünlüğü içinde ayırt edilebilir ve anlamlandırılır. Gestalt'a göre algılamayı iki temel faktör etkiler;

3) UYARICILARIN DÜZENİ

Gestalt psikologları, algıların uyarıcıların düzenleme şeklinden etkilendiğini göstermek için basit örüntüler geliştirdiler.
Wertheimer, uyarıcıların düzenleme şekillerin nasıl oluştuğunu dört temel noktada toplayarak bunlara algılama konuları demektedir. Bunlar: a-Benzerlik Kanunu, b- Yakınlık Kanunu, c-Süreklilik Kanunu, d- Bütünleme Kanunudur.

3.1. Benzerlik Kanunu

Zihinde birbirine benzeyen şeyleri gruplama eğilimi vardır.

3.2. Yakınlık Kanunu

Zihinde zaman veya mekan bakımından birbirine yakın bulunan şeyler gruplanır.

3.3. Süreklilik Kanunu (Law of Continuity)

Bir melodiyi meydana getiren notalar ayrı ayrı sesler olarak değil, zaman içinde birbirine bağlanmış olarak algılanır. Sebebi çizgilerin birbirine bağlanmış olmasıdır. Filmde, hareket eden yazılar ve renkli ilanlar da bu süreklilik kanunundan yararlanılarak yapılmaktadır.


3.4. Bütünleme (Tamamlama) Kanunu (Law of Closure)

Zihinde tam olmayan şekilleri tamamlamaya (bütünlemeye) doğru bir eğilim vardır. Eksik bırakılan nesneler tamamlanmadığı sürece zihinde algılanamaz.


4) GEÇMİŞ YAŞANTILAR VE İLGİLER

Gestalt görüşünü benimseyenler algısal örgütlemede geçmiş yaşantılara bağlı birtakım algısal sabitlikler (şekil, büyüklük, renk vb.) olduğunu kabul etmekle beraber psikolojik süreçlerin geçmiş yaşantılardan çok şimdiki (hali hazır) alanın bir fonksiyonu olduğu görüşünü taşırlar. Bireylerin algılamasını etkileyen bir başka nokta da bireyin ilgileridir. İlgiler bireyin geçmiş yaşantısıyla ilgilidir. Örneğin; ''alan'' kelimesini eğer sporla uğraşıyorsanız bir futbol alanı olarak, biyoloji ile ilgiliyseniz inceleme (gezi) olarak düşünebilirsiniz.

5) GESTALT VE SEZGİ, ANİ KAVRAMA

İnsanın daha önce hiç rastlamadığı yeni ve anlaşılması güç durumlarda hemen kavradığını ve bu sezgi ve kavramanın sadece uyaranlar ve tepkiler arasındaki bir bağ ile açıklanamayacağını savunur. Bir öğrencinin aritmetik problemi veya bulamca üzerinde hiç belirleme kaydetmeden çalışıp daha sonra çözüm şeklini aniden zihinde oluşturması bir sezgi veya ani kavrama yoluyla öğrenmedir. Öğrenmede en önemli etken ''içinde bulunulan durumda çeşitli öğrenme yollarının ve özelliklerinin toptan olarak görülmesi ve aralarında anlamlı bir bağkurulabilmesidir.''

5.1. Sezgi ve Kavrama Yoluyla Öğrenmenin Nitelikleri

- Daha zeki olanlar problematik durum içindeki ilişkileri daha kolay sezebilirler.

- Daha tecrübeli olanların kavrama yoluyla problem çözme ihtimali daha fazladır. Çünkü kavramada geçmiş yaşantılar önemli rol oynar.

- Çözüm için gerekli bütün unsurlar gözleme açık ise kavrama meydana gelebilir.

- Kavrama yoluyla problem çözmede sınama-yanılma vardır.

- Sezgi yoluyla öğrenilenler yeni durumlarla kolaylıkla transfer edilebilirler.

5.2. Ani Kavrama Yoluyla Öğrenmenin Sınıf Ortamına Uygulanması

Ani kavrayış yoluyla öğrenmede zekanın önemi büyüktür. Öğrencilerin zeka seviyelerine göre kavrama süreleri de değişmektedir. Öğretmen bu konuda gerekli anlayış ve sabrı göstermesi gerekir. Geometri sorusunu veya karşılaşılan bir soruyu öğrenci genellikle ani kavrama yoluyla çözer. Bazen bu problemleri çözerken çocuklar zorlanır. Öğretmen öğrencinin göremediği parçayı görmesini ve aradaki ilişkiyi kavramasını sağlamalıdır.

6) GESTALT VE PROBLEM ÇÖZME VE YARATICILIK

İstenmeyen bir durumla karşılaşan birey bilinen yolları dener fakat problemi çözemez. Yeni yollar dener ve çözüme ulaşır. Yaratıcılık ise katkı getiren orjinal fikirler, farklı bakış açıları ve probleme yeni bakış yolları olarak ortaya çıkar. Bir problemin çözümünde sadece sınama-yanılma davranışları yetmez, yaratıcılık gerekir. İki türlü problem çözme yöntemi vardır. A türü çözümde orjinallik vardır ve yartıcı problem çözümü olarak nitelendirilirler. B türü çözümler ise önceden öğrenilmiş kurallara dayanır.

7) GESTALT TEORİSİNDE HAZIR BULUNUŞLUK, ÇAĞRIŞIM, MOTİVASYON

Hazır bulunuşluk, bireyin yeni bir durumu algılaması içingerekli olan ''bilişsel örüntüye'' sahip olmasıdır. Bireyin sahip olduğu örüntüsü, sonraki öğrenmesinin kaynağıdır.
Bireyin geçmişteki öğrendikleri, bireyin bilişsel örüntüsüdür. Çağrışım ise fikirlerin veya başka unsurların bütününü ifade eder. Bunlar yalnız değil, bir çerçevenin parçasıdırlar. Örneğin, bir şiirin bir cümlesi bir diğer cümlesini hatırlatmak için uyarı görevi yapar. Böylece şiirin bütünü bir birim olarak kısmen yeniden canlandırılmaktadır.

Motivasyon dinamik ve psikolojik bir durumda ortaya çıkar. Bu da bireyin birşey yapma arzusu ile karakterize edilir. Öğrenmede motivasyon ile hedef birbirinin aynıdır. Birey bir hedefe ulaşmak için öğrenir, hedef ise öğrenmenin sonucunda elde edilecek ürünün öğrenmeye başlamadan birey tarafından kestirilmesidir. Birey kestirebildiği sonucu alabileceğini umuyorsa öğrenmeye güdülenir.

8) GESTALT TEORİSİNDE TRANSFER VE TEKRAR

Transferi uyarıcı engellemesi olarak kabul etmeyen Gestaltçılar, uyarıcı alanındaki değişikliklerin transferi etkilemediğini savunurlar. Burada transfer, bir durumda algılanan ilişkilerin genellemelerinin muhtevası değişik bile olsa, bir başka durumda ''transpozisyonu'' şeklindedir. Bu iki durum arasındaki uyarıcılar bakımından benzerlik olmasa da birinci durumda sezilmiş olan ilişkiler eğer uygulanabilir ise ikinci duruma transpoze edilebilir. Bu ihtimal oldukça yüksektir.

Gestaltta tekrar kanununun algılanmasını, ipuçlarını yakalamayı, iz sistemini kolaylaştırır. Geçmiş yaşantılarla etkileşen olaylar daha sağlamlaşır ve etkisini artırır.

9) GESTALT TEORİSİ VE ÖĞRENME

Gestaltta öğrenme, bir kişinin bir durumu görmesi ve algılamasındaki değişmedir. Öğrenme davranıştaki değişmeden ziyade algı ve kavramadaki değişmedir. Gestaltta en etkili öğrenme, sezgi ve ani kavrama yoluyla olur. En önemli ilkesi ise; içinde bulunulan durumda, çeşitli öğrenme yollarının özelliklerinin toptan olarak görülmesi ve aralarında anlamlı bir bağkurabilmesidir. Yani bireyin ani kavrama yoluyla problemiçözmesidir.
Öğrenmede geçmiş yaşantılarla yeni algılar arasında bağlantı kurmak önemlidir. Böylece öğrenci öğrenilenlere bir anlam verir ve geçmiş yaşantılarla yeni öğrenciler arasında bütünlük sağlanır.

10) GESTALT TEORİSİNDE HATIRLAMA VE UNUTMA

Gestaltçılar, hatırlararın zamanla silindiğini reddetmişlerdir ve izlerin giderek sistematik bir değişme gösterdiğini öne sürmüşlerdir. Bu değişme daha iyi bir gestalta doğrudur. Bu değişme Wulf'un önerdiği bazı ilkelere bağlıdır. Bunlar:

a) Düzleştirme

Bireyin geçmiş yaşantısında hafızasına yerleşen izler zamanla değişiklikler göstererek ayrıntılar atılır. Hafızadaki izler daha simetrik ve düzenli bir hale gelir.

b) Keskinleştirme

Geçmiş yaşantılarda edinilen izlerden bazıları hali hazırdaki algıların önemi büyüktür.

c) Normalleştirme

Hatıranın, taşıdığı anlama daha uygun hale gelmesidir.

11) GİZİL (ÖRTÜLÜ) ÖĞRENME

Gizil öğrenme performansa dönüştürülmeyen öğrenmedir. Öğrenme, performansa dönüştürülünceye kadar bellekte saklanmaktadır. Organizma pekiştireç almaya başlarsa bellekte saklanan bilgiler davranışa dönüşmeye başlar.

Tolman ve Honzik (1930) tarafından yapılan deneyde fareler üç gruba ayrılmıştır. İki kontrol grubundan birinde fareler deney boyunca ödüllendirilmiştir. Diğer kontrol grubunda ise on birinci güne kadar ödülsüz deneme yapılmış, on birinci günden itibaren farelere yiyecek verilerek düzenli olarak ödüllendirilmiştir. Deney on yedi gün sürmüştür. Hiç yiyecek almayan kontrol grubundaki farelerin hata sayısında bir düşme olmakla birlikte, hata sayısı düzenli olarak ödül alan kontrol grubundaki kadar azalmamıştır. Ancak on birinci güne kadar ödül almayan, on birinci günden itibaren ödül alan deney grubundaki farelerin hata sayısı, yiyeceği aldıktan sonra birden bire azalmış, hatta düzenli olarak ödül alan gruptaki farelerden daha iyi performans göstermişlerdir. Bu durum ilk on denemede de öğrenmenin meydana geldiği, ancak yiyecek alıncaya kadar bunu performans olarak göstermediğini ifade etmektedir. Bu bulgu, aynı zamanda Tolman'ın pekiştirmenin bir öğrenme değişkeni değil, performans değişkeni olduğuna ilişin görüşünü de desteklemektedir.

12) ÖDÜL BEKLENTİSİ

Organizma problem durumlarında amaca ulaşmak için çaba sarfeder. Hangi yolu takip ederse ödüle ulaşabileceğini öğrenmek temel esastır. Ödül beklentisi doğrulanmadığında öğrenmenin gerçekleşmesi zordur. Bir deneyde maymunun gözü önünde iki kutudan birinin altına muz konulmuş, ancak maymunun kutuyu ve muzu hemen alması engellenmiştir. Birkaç saniye sonra maymun hiç yanılmadan doğru kutuyu seçmiş ve muzu almıştır. Bu davranış kazanıldıktan sonra, deneyin diğer aşamasında önce muz bir kabın altına saklanmış ve maymun görmeden muz alınmış ve yerine marul yaprağı konulmuştur. Maymun yiyeceğin saklandığı doğru kabı bulmuş ama marul yaprağını bulunca şaşkınlık ve kızgınlık göstermiş ve yiyeceği reddetmiştir.

13) YER ÖĞRENME

Öğrenmenin başlangıçtan amaca doğru belli bir dizi içinde ilerlemeyip, amacı bilerek ve hareketlerini de amaca yönelik olarak değiştirmek suretiyle sonuca ulaşmadır.
 
Paylasım icin tesekkurler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst