C 1
chengdu
xranzei 1
xranzei
zendor2 1
zendor2
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Almira2 1
Almira2
romegames 1
romegames
D 1
delimuratt
melankolıa18 1
melankolıa18
shrpnl 1
shrpnl
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Psikolojinin Temelleri

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan zeyn0
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 3K

zeyn0

Gönüllerin Admini
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
7 Eki 2010
Konular
9,213
Mesajlar
34,101
Reaksiyon Skoru
4,131
Altın Konu
1
TM Yaşı
15 Yıl 8 Ay 6 Gün
Başarım Puanı
400
MmoLira
183
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

A)BETİMSEL YÖNTEMLER
Bir davranışın,bir olayın,bir ilişkinin betimlenmesini sağlarlar.Betimleme sözlü ve sayılarla olabilir.Tarama yöntemi(testler,anketler),doğal gözlem,görüşme ve vak`a (olgu)incelemesi bu gruptadır.
1-Tarama Yöntemi
Soru listesi, görüşme gibi tekniklerden yararlanılır. Bu yöntemle çok sayıda kişiye ulaşmak istenir.Pazar araştırmalarında,kamu oyu yoklamalarında çok kullanılır.Testler ve anketlerden yararlanılır.
Testler:
Test bireyin yeteneğini, zekasını, kişilik yapısını,başarısını çıkaran bir ölçer araçtır. Bu yolla bireyleri karşılaştırmak ve değerlendirmek mümkündür. Psikolojinin önemli araştırma yöntemlerindendir. Eğitim, endüstri ve psikiyatride yaygın kullanılır.
Anketler:
Bir konuda düzenlenmiş soruların ilgili kişilere sorarak yada göndererek bilgi derlemeye anket denir. Kişilerin görüşlerini, kanılarını toplamak toplamakta yararlanılır. Anketin geçerliliği,soruların iyi hazırlanması ve cevapların içtenlikli olup olmamalarına bağlıdır.
2-Doğal gözlem
Organizmanın içinde bulunduğu fiziksel durumu ve onun bu durum karşısındaki davranışlarını doğal halde incelemektir. Gözleyici , duruma ve olaya müdahale etmez. Olanı saptamakla yetinir.Çocuk ve hayvan psikolojisi gibi toplumsal psikolojide de gözlemden yararlanılır. Örneğin parmağını kesen bir çocuğu bir maçta heyecanlanan kişileri gözleyebiliriz.
3 - Görüşme
Konuşma ve konuşturma yoluyla bireyin değerlendirilmesine görüşme denir.Bilgi edinme ve ruhsal bozuklukların tedavisi içinde kullanılır. Görüşme yöntemi ,görüşmeyi yapan kişiye dayandığından oldukça özel bir yöntemdir.
4 - Vak` a Çalışması
Bazı durumlar da bireyi değerlendirmek ya da davranışlarını adlandırmak için geçmiş yaşantısını ve çevresini yakından tanımak gerekebilir . O zaman bireyden yaşamı boyunca başında geçen önemli olayların anlatmasını istemek , ilişki kurduğu insanların ona nasıl bir etkide bulunduğunu öğrenmek gerekir . İşte , bireyin geçmişinde yer alan önemli olayların betimsel biçimde yansıtan “bireysel öykü“ ye Vak` a Tarihçesi yada incelemesi denir .
5-İstatistiksel Yöntemler
Psikoloji araştırmalarından elde edilen sonuçların bir çoğu sayılar şeklindedir.Bilgi edinmek için yeterli değildir.Ne anlama geldiği bunlardan nasıl sonuçlar çıkarılacağını da bilmek gerekir. İstatistik sayı ile belirtilen verilerin elde edilmesinde, sınıflandırılmasında, sunulmasında kullanılan bir yöntemdir. Önce veriler toplanır bir araya getirilir.Sonra toplanan veriler sınıflandırılır.Bunu verilerlin sunulması izler. Sunma, metin yada tablolar veya grafikler şeklinde olabilir.
B)KORELASYON YÖNTEMLER
İki dizi puan ya da ölçüm arasındaki bağıntıyı gösterir.Örneğin,Okulda alınan notlar zeka derecesine bağlımıdır?içe dönüklükle sanatkarlık arsında bir ilişki varmıdır?
Korelasyon büyüklük bakımından 0`dan +1`e,veya 0`dan -1`e kadar çıkabilir.Cebir problemlerini çizme ile avcılık arasındaki korelasyon 0`dır.İki değişken arasında hiçbir bağlantı olmadığıdır.Aralarında bağlantı bulunan iki cinsin yada değerin değişme yönleri aynı ise korelasyon pozitif,ters yönde ise korelasyon negatif olur.
C)DENEYSEL YÖNTEMLER
Deney yöntemi laboratuar içinde olduğu gibi dışında da kullanabilir.Deney yönteminde önemli olan yer değil mantıktır. Laboratuarın ayırt edici özelliği,deneyi yapan kişinin, koşulları dikkatle kontrol edebildiği ve değişkenler arasındaki ilişkilerin bulgulanması için ölçümler yapıldığı bir yer olmasıdır. Değişken, değişik değerlerle ortaya çıkan şeydir. Örneğin öğrenme yeteneği ile yaş arasındaki ilişkiyi bulgulamaya yönelik bir deneyde,hem öğrenme yeteneği hem de yaş, değişik değerlere sahip olabilir.
Eğer deneyi yapan kişi öğrenme yeteneğinin kişinin uyku süresine bağlı olup olmadığını bulgulamaya çalışıyorsa değişik denek gruplarının geceyi laboratuar da geçirmesi sağlanarak uyku süresi kontrol edilebilir. İki grubun sırasıyla saat23:00`te ve 01:00`de uyumasına izin verilirken, 3.grup sabah saat 04:00`a değin uyanık tutulabilir. Deney yapılan kişi, tüm denekleri aynı saatte uyandırıp hepsine aynı öğrenme işini vererek daha fazla uyku uyuyan deneklerin görevin üstesinden daha çabuk gelip gelmediklerini belirleyebilir. Deneğin yaptığından bağımsız olması nedeniyle öncel koşula, bağımsız değişken adı verilir. Öncel koşullar da yer alan değişkenliklerden etkilenen değişkene ise bağımlı değişken denir.Gruplardan birine sonucunu anlamak istediğimiz bağımsız değişken uygulanılır. Öteki grubun içinde bulunduğu koşullar üzerinde ise hiçbir değişiklik yapılmaz. Grup deneylerinde üzerinde bağımsız değişkenin uygulandığı gruba deney grubu, ötekine de kontrol grubu denir.
2 - Psikodinamik Psikoloji ile Davranışcılık Ekolünün karşılaştırılması
Psikodinamik Psk.Sigmund Freud, hastalarının rahatsızlıklarının fizyolojik olmaktan ziyade psikolojik olduğunu fark etmiştir.
Hasta divana uzanır, yüzünü terapist görmez. Terapist hastanın başının arkasında, ona yakın biçimde oturur. Bilinç dışının incelenmesi için, bireyin aklına gelen bir düşünceyi hiçbir baskı altında, denetim ve süzgece uğratmadan açığa vurması gerekir.
Direnç ve aktarım belirtilerinin tekrar tekrar yaşanması,çözümlenmesi ve yorumlanması, bunların bilinç dışı kaynakların deşilmesi ve şimdiki yaşama yansıyan belirtilerin tekrar anlatımı ve bilinç düzeyine çıkarılması sürecine çözüm işlemi denir
Rahatsızlık belirtileri ile bunların kaynakları arasındaki bağları görmek ,herhangi bir davranışın altında yatan bilinçdışı nedenlerin/dürtü,savunmalar,geçmişteki ilişkiler,olaylar,çatışmalar,karmaşalar)bilincine varmaktadır. Kazanılan içgörü değişmek, iyileşmek ve yeni çözüm yolları bulmak içindir.
Bir grup Amerikan psikologu yapısalcılığa ve işlevselciliğe karşı çıkmışlardır.Bilinçdışı gözlem yöntemi ile incelenmesine kuşku il bakmışlardır. Bilinç hallerinin değil,ama davranışların,gözlenebilir durumların incelenmesi gereklidir. Psikolojinin bilim haline gelebilmesi için gözlenebilir, ölçülebilir fenomenlerin doğa bilimlerinde kullanılan objektif ve bilimsel yöntemlerle incelenmesi gerekir.Yapısalcı ve işlevselcilerin kullandıkları içgörü bilime aykırıdır. Önde gelen temsilcileri Watson, Pavlov ve Dashil`dir. Bunlar bilinç kavramını bir yere bırakıp incelemişlerdir.Bunlara davranışları uyaran (stimiuis) tepki (seponse) psikologları denir. Onlar objektif tekniklerle gözlenebilen sadece çevresel uyarıcılara, insanların buna karşılık gösterdikleri tepkilere Gözlem ve deney yöntemi kullanırlar.Organizma ve çevre ilişkilerinin insan ve hayvanlarda aynı olduğunu savunurlar.Bundan dolayı hayvanlar üzerinde araştırmalar yapmışlardır. Örnek: Pavlov koşullu öğrenme deneylerini köpekler üzerimde yapmıştır.
3 - Uzun Süreli Bellek`te depolama ve geri getirmenin özellikleri
USB`deki bilginin hepsi olmasa da bir çoğu kalıcıdır.İlk geldiğinde daha çok uğraşılırsa, USB`de bilginin daha çok kalacağı kanıtlanmıştır.Örneğin İngilizce beer (bira) kelimesi Türkçe ‘1`kelimesinebenzer biçimde yazılmış ‘1`rakamını hayal ediyorsunuz. Anahtar kelime Türkçe ‘1`rakamı olur.Anahtar kelimenin söylenişi İngilizce kelimenin söyleniş biçimini hatırlatır. USB`de kaybolan bilgilerin silinmediğini, daha çok bu bilgi üzerinde,ona benzeyen onunla yarışan bilginin bozucu etki yaptığı belirtilir. Geriye doğru bozucu etkide ,yeni bilgi USB`de hazırda bulunan eski bilginin ,yeni bilgi üzerinde bozucu etki oluşturur. İleri doğru bozucu etki ise USB`de hazırdaki eski bilginin üzerinde bozucu etki yapar.
Ara-bul geriye getir:Bir bilgiyi kodlarken onu nasıl arayıp bulup geriye getirme planlanır.Ara-bul-geriye getir ipuçlarını açık seçik belirterek alıştırma yapılır.Örneğin sınav için kısa bir süre varsa,ilk aşamada konu tümüyle gözden geçirilip belirgin başlıklar belirlenir.Daha sonra alt başlıklar verilir. Bu şekilde ipuçları olan başlıklardan öğrenme anında ara-bul-geriye getir işlemi ile sınava hazırlanmak kolaylaşır.
4 - Duyusal Eşik, Fark Eşiği, Eşikaltı Algı kavramlarının örneklerle anlatılması
Duyusal eşiğe örnek : - Tat : 500 litrelik bir su da bir gram sofra tuzu
- Koku : 3 odalı bir apartman dairesinde yayılan bir damla parfüm
- Dokunma : Bir sineğin kanadını bir santimetre yükseklikte yanağınıza çarpması
- İşitme : Oldukça sessiz bir ortamda altı metre uzaklıktan bir kol saatinin sesi
- Görme : Açık , karanlık bir gecede 50 kilometre uzaklıktan bir mum ışığının alevi
Fark Eşiğine örnek : 5 kg` lık bir ağılığa 1 kg eklendiğinde mutlaka fark edilebilecektir ; böylece fark eşiğini 1 kg` dan daha az olarak kabul edebiliriz . Fakat 50 kg` lık bir ağırlığa 1 kg eklendiğinde çok büyük bir fark yaratmayacaktır ; Bu durumda fark eşiğinin 1 kg` dan daha fazla sonucuna varabiliriz .
Eşik Altı Algıya örnek : Gönüllü denekler Eşikaltı mesajlar içiren kendini geliştirme kasetlerini bir kaç hafta dinlemişler ve yaklaşık yarısı kasetleri dinledikten sonra kendilerini daha iyi hissettiklerini söylemişlerdir . Bununla beraber, objektif ölçülebilir değişiklik göstermemiştir . Ayrıca algılanan düzelmenin kasetin eşik altı içeriğinden ziyade etiketiyle ile ilgili olduğu görülmüştür . “ Belleği Güçlendirir “ etiketi olan kasketi olan deneklerin yarısı , belleklerinin güçlendiğini söylemişlerdir ; Fakat gerçekte pek çoğu kendilik değerine artırmayı amaçlayan kasetler almıştır . Kendilik değerini arttırır isimli kaseti dinleyen kişilerin yaklaşık 1/3 ‘ i kendilik değerlerinin arttığını söylemişlerdir ; gerçekte ise pek çoğu belleği güçlendirmek için düzenlenmiş kasetler dinlemişlerdir .
Uyuma örnek : Gece araba kullanma koşulundaki bu değişiklikler çubukçuk ya da konilerin tam uyumuna izin verdiği için hiçbir sistem tam kapasite ile çalışmaz . Böylece , kişiler , yayalar gibi oldukça iyi odaklaşabilirler . yayanın yolun ortasında olduğunu görebilirler bununla beraber , yayanın kim olduğunu ne kadar uzaklıkta olduğunu , ne kadar hızla hareket ettiğini ayırt edemezler . Sonuç olarak , sürücüle , zamanında durma yeteneklerini abartabilirler . Genellikle pek çok sürücü gece görmelerindeki bozulmanın farkında olmadıkları için , görsel yeteneklerine aşırı derecede güvenerek araba kullanabilirler .
Herhangi bir alıcı hücreye ulaşan enerjinin önemsenecek etki yaratması için çok güçlü olması gerekir.Zamanın % 50`de bir kişide herhangi bir duyum yaratmak için gerekli en az enerji miktarı mutlak eşit olarak adlandırılır. Fark eşiği yada ancak fark edilebilir fark, zamanın %50`sinde fark edilebilen en küçük uyarılma değişikliğidir. Uyarılma arttıkça, hissetmek için daha büyük değişiklik olmalıdır. Eşikaltı mesajlar,bilinçli algı eşiğinin altında olan mesajlardır. Bu nedenle bilinç altında algılandıkları düşünülür. Bir takım araştırmalar kontr ollü laboratuar ortamlarında insanların bilinçli farkındalıkları dışındaki duyusal mesajlardan azda olsa etkilendiklerini göstermiştir.
5- Bilişsel Öğrenme tekniklerinin Örneklerle Açıklanması
Gizli Öğrenme ve Bilişsel Haritalar
İnsanlarda ve hayvanlarda uyarıcı pekiştiricilerle doğrudan yaşantılara bağlı olmayan bir öğrenme olan bilişsel öğrenme sergilenir.Öğrenme kuramı, Tolman ve diğer psikologların yaptıkları çalışmalar öğrenmenin denek henüz hedefe ulaşmadan dahi gerçekleştiğini ve öğrenci pekiştirilse de oluştuğunu göstermiş ve gizli öğrenme kuramını ortaya atmıştır.pekiştirmeden davranışa yansıtmasa bilgiyi depolarlar.Uygun zaman geldiğinde öğrenci bu haritaya başvurur ve onu kullanıma sokar.Öğrenmede bilişsel işlemden geçmenin önemini vurgulayan bir diğer örnek kavramdır. Kavramada,öğrenme çok çabuk oluşur bir “an``da gerçekleşir.Kavrayarak öğrenme yoluyla insanlar ve bazı hayvanlar problemlerin çözümlerini aniden keşfederler.Örnek İki grup aç fare bir labirente konulmuş ve bir başlangıç kutusundan yola çıkmış varış kutusuna ulaşmaları sağlanmıştır. Bu gruplardan ilki ,varış kutusunda yiyecek parçaları (bir ödül) bulurken;ikinci grup ise varış kutusunda hiçbir şey bulamamıştır. Edimsel koşullama ilkelerine göre,birinci grubun labirenti ikinci gruptan daha iyi öğrenmesi gerekmektedir ki gerçekte olanda budur. Tolman bu çarpıcı bulguları pekiştirilmeyen farelerinde gerçekte labirent hakkında birçok şey olarak öğrenmiş olduklarını fakat bu öğrencinin gizli olduğunu yani bir şekilde içsel olarak depolandığını ama henüz deneklerin davranışlarına yansıtılmadığını belirterek açıklamıştır. Bu deneklerin labirentte hızlı koşmalarını gerektirecek bir neden olduğunda, denekler gizil öğrenmelerini kullanmışlardır. Gizil öğrenmenin yapısının ne olabileceği konusunda çok sayıda araştırma yapılmıştır. Hayvanlar yada insanların bir çok farklı yola sahip olan bir labirentte binada veya semtte nasıl olup da yollarını inceleyen araştırılmalarda hareket eden psikologlar, gizil öğrenmenin,bütün bir alanın zihinsel imge yada bilişsel harita şeklinde depolandığını ileri sürmüşlerdir. Uygun zaman geldiğinde depolanmış imge yada haritayı hatırlayabilmekte ve kullanmaktadır.
Kavrama ve öğrenme Kurulumları
Kavramada bir problemin bileşenlerinin aniden bir araya gelmesi sonucunda , çözüm için en etkili yol birden bire açık hale gelir ya da problemin çözümünü öğrenci aniden bulur . Bu durumda öğrenme , tekrarlar sonucunda yavaş ve kademeli bir şekilde gelişmek yerine , başarısız bir deneme yanılmadan ani başarıya sıçrama şeklindedir .
Köhler bir şempazeyi kafese koymuş ve kafesin dışında hayvanın ulaşamıyacağı mesafede bir muz bırakmıştır . Hayvan kolunu uzatarak muzu alamayacağını anlayınca ilk önce engelleme tepkisi göstermiştir . Deneyciler tarafından kafese koyulan sopaya kafes içindekilere bakmaya başlamış , aniden sopayı kaparak kafes parmaklığının arasına uzatıp muzu kendi ulaşacağı mesafeye çekmiştir .
Epıstein ve arkadaşları , güvercinlerin ön eğitim olmadan çözememelerinin temelinde , şempazelerden farklı olması ya kutuları nasıl hareket ettireceklerini bilmemeleri ya da muzun onlar için değerli olmamasından kaynaklandığını öne sürmüşlerdir. Ancak , kendilerine uygun araçlar sağlandığında ve nasıl kullanacakları öğretildiğinde , güvercinler de , oldukça karmaşık bilişsel problemleri çözebilmektedirler . Epıstrin` in güvercinlerine uygun öğrenme kurulumları öğretilmiş , deneklerin problemi çözebilmeleri ancak bundan sonra mümkün olmuştur . Hayvanların yalnızca belrli davranışları yapmakta daha fazlasını öğrendikleri görülmüştür . Nasıl öğrenildiğini öğrenmişlerdir .
6 - Birincil dürtülerle Öğrenilmiş güdülerin karşılaştırılması Öğrenilmiş Güdülere örnek
Biyolojik gereksinimler , psikolojik uyarılma durumunu veya gerilimi başlatır . Öğrenilmemmiş bu dürtüye birincil dürtü denir . Belli bir bilgi veya eğitime dayanmadan ve düşünmeyi gerektirmeden kendiliğinden doğan amaca yönelik davranış etkinliğidir . Birincil dürtü , organizmanın ihtiyaçlarından kendiliğinden doğan , daha önce öğrenilmemiş , ancak sinir sisteminde ön hazırlığı bulunan davranışları göstermede etkili olan güç kaynağıdır . Dürtüler , organizmanın yaşamasını sürdürmesi için gerekli olan bedensel ihtiyaçları yaratırlar . Fizyolojik güdüler adı da verilen bu güdüler yok edildiği zaman organizmanın , yakıtı kalmayan bir makinenin çalışmasının imkansızlığı gibi cansız kalarak hayatını sürdürmesi mümkün olmaz . Mesela , yemek , içmek , nefes alıp vermek , cinsel istek , bağırsakların boşaltılması v.b. gibi
Bunlar aralarında , yaşamak için muhakkak gerekli (vital) olanlar ve olmayanlar şeklinde iki ana gruba ayrılır . Vital dürtüler , yaşamanın sürdürülmesi için mutlaka gerekli olan tabii güdülerdir . Açlık , susuzluk , nefes alıp verme , uyku , dışkı , idrarı dışarı atma gibi içgüdüleri sayabiliriz . Vital olmayan dürtüler ise , cinsellik , analık ve araştırma içgüdüleri olarak üç çeşittir . Bu sonuncular , doğuşta her insanda mevcut olan doğal güdüler olmasına karşılık , karşılanmaması durumunda , organizma hayatına devam edebildiği bir özelliğe sahiptirler .
Ferdin kendisinin dışında ki insanlarla birlikte yaşama zorunluluğu ve onlarla karşılıklı ilişkiler içerisinde olması gereği , sosyal güdüler türünü ortaya çıkarmıştır . Bu küme içerisinde , çalışma , sevgi , dostluk , tanınma , güç başarı v.b.gibi güdülerin doğurduğu sosyal ihtiyaçları saymak mümkündür . Bu güdüler her fert tarafından sonradan öğrenildiğinden , bir kısmı doğal güdülerin gelişimi ve yeni bir boyut kazanması , diğer bir kısmı ise tamamen sosyo-kültürel çevreden etkilenme biçiminde elde edilir . Saldırganlık öğrenilmiş bir güdüdür .
Saldırganlık fiziksel yada psikolojik zarar vermeye yönelik herhangi bir davranış , bir saldırganlık davranışıdır . Bunun dışında kendi içinde ve kendi başına bir güdüdür . Bazı psikologlar , saldırganlığı , acının ve engellemenin başlattığı öğrenilmemiş bir içgüdünün parçası olarak düşünür . Diğer psikologlar , yapıcı yönlere çevrilmesi gereken doğuştan gelen dürtü olarak görmekte çağdaş psikologlar ise sporda , filmlerde , televizyon yada evdeki davranışların örnek alınması ile öğrenilen bir davranım olduğuna inanmaktadırlar
7 - Psikodinamik Kuramın kişiliğe bakışı
Sigmund Freud` un Kişilik Kuramı
Freud` e göre , kişinin güdüsü ve kişinin en büyük yoksunluğu sevgidir . İnsan bilinçli davranışlardan çok bilinçdışı güçlerle hareket etmektedir . Ancak , insanın bilinçdışı davranışları derinlemesine analiz edilirse altında sevgi arayışı yatmaktadır . İnsan eğilimleri ve sevgi güdülerinin toplandığı yer Alt benlik (ilkel benlik) tir . burada bireyin hiçbir baskı altında kalmadan istek ve arzuları biyolojik eğilimlerinin doğası vardır . Benlik adı verilen toplumsal gelenek ve yasalar doğrultusunda ortaya çıkan kişilik kısmı insanı topluma uyduran faaliyetlerin toplumca kabul edilebilir . biçimde ortaya çıkmasına yardım etmektedir . Benlik ilkel benliği denetim altında tutan toplumca makul ve kabul edilir güdülerin , sevgilerin tatminini sağlayan bir kişilik kısmıdır . Tatmin edilmeyen toplumca hoş karşılanmadığı için ilkel benlikte saklı kalmaktadır . Kişi farkında olmadan frenlenemeyen içgüdüler şeklinde ortaya çıkmakta ve toplumca garip veya anormal olarak nitelendirilir . Üst benlik ise , üst düzeyde denetimi sağlar . Kişi koşullar uygun olduğu ve etrafta kimseler bulunmadığı halde adalet , hakkaniyet özellikle vicdan adını verdiğimiz duygularla davranışlarını kontrol eder . Üst benlik , hem alt benliğe hemde üst benliğe hükmeden , yeri geldikçe başka insanlara doğruluk , dürüstlük örneği olacak davranışlarla yol gösteren üstün kişilik vasfıdır .
Eric Berne` nin Kişilik Kuramı
Düşünür , çocukluk kısmında bireyin bir takım kişisel istek ve arzularının bulunduğunu bunlara erişmek için kendini tatmin etmek için dilediğince davrandığı kısmıdır . olgun olmayan çocuğun davranışları gibi , İnsanın her davranışı hoş karşılanmaz . Çoğu kez bilinçdışı olarak baskısı altında bulunduğunu kişisel eğilimlerini çevresine rağmen ortaya çıkardığı kısmıdır . Olgunluk ve yetişkinlik kısmı , doğal olarak yapmak isteyip yapamadığı şeyleri yetişkin kısım tarafından bilinç altına itilip baskı altında muhafaza edilmektedir . Baskılar arttığında veya olgun kısımda herhangi bir nedenle disiplinde zayıflama olduğunda kişinin çocuk yönü ağır basmakta yaramazlık tarzında davranışları ortama zarar vermektedir. Diğer kişilik kısmı her insanda olan ata yapma , başkalarına yol gösterme nasihat etme halidir . Yetişkin davranışları çevrede yaygınlaştırmak için bireyi girişmiş olduğu çabaları toplumda olan küçük büyük insanlarda bulunan kısmıdır .
Carl Jung ve Alfred Adler` in Kişilik kuramları
Her ikiside Freud` un öğrencisidir . Seks ve sevgi güdüsünü hocalarının abarttığını ileri ürende onlardır . Jung kişiliğin önemli kısmının hocası Freud gibi bilinçdışı ve benliktir . tüm insanlık tarihini kapsayan kalıtım ve genler yoluyla nesiller boyu devam devam eden ırk bilinçdışı kavramını geliştirmiştir . Bugünkü davranışlarımızın nedenleri geçmişteki alışkanlıklarımıza bağlanabilir ve insan bilinçdışı hareket edebilir . Kişi davranışı geçmişten etkilendiğinden geleceğe dönük hareket eder . İnsan kendi geleceğini tayin eder . Adler` de bu görüşü tamamlar O` da Bireyin temel amacı kendini güçlü kılacak davranışları göstermek olacaktır . Kendini yeterince güçlü hissetmeyen kişinin grup toplum içinde aşağılık kompleksi olacağını güçlü olmak içinde diğer alanları arayıp bu kompleksi telafiye gidecektir . Matematiği zayıf olan öğrencinin sosyal bilimlerde güçlü olmaya çalışması gibi bu görüşüyle diğerlerinden ayrılmakta ve modern kişilik kuramcılarından biri olmaktadır .
Karen Horney` in Kişilik Kuramı
Horney de Jung ve Adler gibi psikoanaliz kuramının etkisinde kalmış , Adler gibi psikoloji çözümlemesinde sosyal ilişkinin önemine değinmiştir . O` na göre kişiliğin temel elemanı endişe ve korkudur . Kişiler bu endişe ve korkuları yenmek için bazı taktikler oluşturur . Karen` a göre taktikler üç ana gruptadır .
1 - İnsanlara yaklaşmak onlara sevgi ve yakınlık duymak suretiyle endişe ve korkularını gideren taktikler
2 - İnsanlardan uzak durmak , onlara karışmamak ve bağımsız biçimde hareket ederek endişe ve korkulardan sıyrılma taktikleri
3 - İnsanlara karşı gelmek , onlarla mücadeleye girmek , güçlü olduğunu diğer insanlara kabul ettirmek suretiyle endişe ve korkulardan sıyrılma taktikleri
Düşünüre göre bu ihtiyaçlardan biri kişilere uygun gelmekte ve yaşamlarına egemen olmaktadır .
8 - Kişilik değerlendirmesinde kullanılan yöntemler bu yöntemlerin üstünlükleri ve eksiklikleri
1- Anamnez
Kişiliğin tanınıp değerlendirilmesinde , ilgili kişini kendi ve aile geçmişi hakkında bilgi edinmek önemli bir çabadır . Bilgi doğrudan doğruya kişimin kendisinden yada onu yakında tanıyan birinden edinilebilir . Anamnez kişinin soy geçmişi , aile yapısı , ilişkilerinin şekli , yetiştiği ortamın sosyo- ekonomik özellikleri ruhsal ve sosyal özellikleri , arkadaşlıkları , eğitim yaşantısı , cinsel yaşantısı ve sosyal yaşantısındaki bilgileri kapsar . Yapılandırılmamış görüşmede , görüşmeyi yapan kişi konuşma sırasında aklına gelen şeyleri gerektiğinde onları açmak için . Yapılandırılmış görüşmede ise , Soruların içeriği ve sırası önceden belirlenmiş ve görüşmeci bunları değiştiremez . Görüşmecilerden gelen bilgilerin karşılaştırılması daha kolay olduğu için , bu görüşmeler sistematik kişilik araştırmalarında daha fazla kullanılır .
2- Gözlem (Anket ve görüşmeler)
Bazı kişilik testleri , anketlere dayanmaktadır . Çeşitli kişilik özelliklerini açığa vurmaya yönelik olarak hazırlanmış olan çok sayıda sorulara , kişinin cevap vermesi istenir . Bu cevapların toplamı , daha önce tespit edilmiş , standart olan değerlerle kıyaslanarak deneğin kişilik yapısı hakkında ortalama bir kanaate ulaşılmış olur . Kişinin değişik özelliklerini ortaya çıkaran testlerin bir arya toplanarak kişilik profili oluşturulur . Mesela , Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri böyle anketlere dayanan kişilik profilidir . Bu testler kullanılması ucuz puanlaması kolay testlerdir
Görüşme kişiliğin değerlendirilmesinde kullanılan en eski yöntemdir . iki ayrı ortamda kullanılır . bir kimsenin bir işe uygunluğunu tayin etmek , diğeri bir kimseyi yaşantısı hakkında konuşturarak o kimsenin duygu ve tutumlarını ın açığa çıkarmak için yapılan görüşmedir . Görüşmeci konuştuğu konular hakkında anlatma tarzına dikkat eder . Kişinin söylediklerinden bağımsız olarak davranışlarının anlaşılabilmesidir . Olumsuz yönleri ise pahalı ve zaman alması ,kişinin davranışlarının gözlemci tarafından yanlış yorumlanabilmesi , kişi izlendiği için davranışlarını değiştirebilmesi olasılığıdır .
3 – Serbest Çağrışım
Serbest Çağrışımda kişinin , kişinin rahat ,gevşek bir durumda yatarak veya oturarak aklına gelenleri söylemesi istenir . böylece kişinin düşünceleri çağrışım yoluyla birinden birine atlarken , önceden hiç düşünmediği veya çoktan unuttuğu şeyler aklına geliverir . Psikoanalizde kullanılan bir yöntem olan serbest çağrışım , bir kişiye anahtar niteliğinde bir sembol verilir , ilk aklına gelen kelimeyi söylemesi istenerekte uygulanan bir tekniktir . Serbest çağrışımda kullanılan sembollere örnek , Güneş (ışık ,hayat, güzellik , kuvvet , umut , zenginlik , uzay, baba , ateş ,sevgi ) v . b .
4 - Projektif Testler
Bu testler , Belirsiz ran vermek ve bunun yorumlanmasın istemek suretiyle deneğin bilinçaltı duygu ve düşüncelerini cevaplarına yansıtmasına imkan sağlayan tekniklerdir . Tematik Algı Testi (TAT) , ferdin diğer insanlarla ilan ilişkileri , çevrelerine karşı takındıkları tavrı araştırmakta ve daha çok kişinin sosyal yönünü açığa çıkartmaya çalışmaktadır . Bu teste , değişik insan ve durumlarını gösteren 20 resim vardır . Denek , resimlere bağlı olarak uydurduğu öykülerde resime bağlı olarak uydurduğu kişi veya durumla özdeşim kurarak , kendi kişiliği ve yaşamından bir bölüm yansıtır . Böylece bilinç altına itilmiş bastırılmış bazı özellikler dışa yansımış olur .
Roshach Testi , ortasına mürekkep damlatılmış bir kağıdın ortadan ikiye katlanarak mürekkebin kağıda simetrik olarak yayılması sağlanan 10 mürekkep deseninden oluşmaktadır . Bunların beşi siyah , ikisi kırmızı ikisi kımızı siyah ,üçü de çok renkli mürekkep lekeleridir . Bu lekeler belirgin anlam taşımayan tamamen rastlantı sonucu oluşmuştur . Test uygulanan kişiye teker teker bu desenler sorulmuş her birinde ne gördüğü sorulmuştur . Her denek farklı görüntüler gördüğünü söyler .Çünki , istekleri doğrultusunda çağrışımlara maruz kalarak , kendi kişiliklerine uygun cevaplamaya gideceklerdir . Denekler normal değerler üzerinde n kıyasla değerlendirilir . Bu testin umulan sonucu vermesi için testi uygulayan ve değerlendiren kişinin bu konuda tecrübeli ve bilgili olması gerekir .
9 - Tutum değişiminin meydana gelişi
Tutumlar , bireyin yaşadığı çevresel koşulların etkisiyle değişebilmektedir . Bu değişim aynı zamanda duygu , inanç ve değerlerde de bir değişimi ifade etmektedir . bireyler kendi görüş açılarından bakarlar ve bu nedenle , kişisel tutumları , kişisel yargılarını oluşturur . İnançlar değiştirebildiği ölçüde tutum ve davranışların değiştirilmeside olanak kazanır . Zihinsel bir alışkanlık olan tutumda diğer alışkanlıklarda olduğu gibi us (akıl) ve mantık gibi ussal (rasyonel) yollara çoğu kez olanak vermez . Bazı hallerde, birey kendi gerçek tutumunu belirleyemez .
Bireysel tutumlara yön veren olaylar daha önce kişinin başından geçmiş olay ve deneyimlerin bir sonucudur . Bu tecrübelerin arasında doğup yaşadığı çevre , cinsiyet , eğitim ,sosyal mevkii v.s. bireysel özellikleri sayılabilirler .
Tutumlar bazen yeni yaşantıların ve ikna çabalarının ürünü olarak değişebilir . İkna sürecinde ilk aşama izleyicilerin dikkatlerini çekmektir . O halde , iletişim modeline göre ikna , kaynağın , mesajın , iletişim kanalının ve izleyicinin özelliklerinin bir işlevidir . Tutumlar aynı zamanda , bilişsel tutarlılık kuramına göre yeni davranışlar , önceden varolan tutumlarla çeliştiği zamanda (bilişsel çelişki) değişebilir .
10 - Gruplarda karar verme süreci
Gruplarda sorun çözümünde , tektek kişilerden dikkatli ve sorumlu davracakları beklentisiyle daha fazla güvenilir . Riske kayma ve daha genel bir olgu olan uçlara kayma konusundaki araştırmalar , karar almanın gerçekte üyeleri risk aimayada dikkatli olmaya yönelterek aşırı çözümler koyduklarını göstermektedir . Grubun etkinliği ,görevin doğası , grubun kaynakları , üyelerin nasıl bir etkileşimde bulunduğu gibi faktörlere bağlıdır . Grup sargınlığı , grup değerlerine uyark yapay uzlaşmanın sağlanmasıdır ve kendini aldatma nitelen bir düşünce örüntüsü olan grup düşünmeye yol açabilir . insan kuramına göre , liderlik kişiyi başkalarına önderlik etmeye yetkili kılan kişisel özelliklerin bir işlevidir . Bir diğer kuramda liderliği doğru zamanda doğru yerde olmaya bağlar . Etkileşimsel görüşe göre ise liderin ve grubun özellikleri ile ortamın belirli yönleri arasındaki etkileşim , ne tür bir liderin öne çıkacağını belirler .Fred Feldler birbirine zıt iki liderlik tarzına (görev yönelimli ve ilişki yönelimli) odaklaşmıştır . her birinin etkinliği görevin yapısında , lider ve grup üyeleri arasındaki ilişkiye ve liderin grup üzerindeki gücüne bağlıdır .
 
Paylasım icin tesekkurler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst