- Katılım
- 7 Eki 2010
- Konular
- 9,213
- Mesajlar
- 34,101
- Reaksiyon Skoru
- 4,131
- Altın Konu
- 1
- Başarım Puanı
- 400
- TM Yaşı
- 15 Yıl 6 Ay 18 Gün
- MmoLira
- 183
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
İNSAN, AMA NASIL? *FATİH KILIÇARSLAN
Toplumsal yapımızı analiz ettiğimizde değişen şehir hayatı daha önceki yaşamımızdan faklı olarak,* kişilerin duygu, düşünce ve davranışlarını etkileyerek insanın çevresiyle ilişkilerin değişimine yol açmış, teknolojik gelişmeyle hızla artan tüketim eğilimi ile artık insanın yaşamındaki araçlar, elde edilmesi gereken amaçlara dönüşmüştür.
Üretilen araçlar, insanın yaşamında her türlü kolaylık sağlamasına rağmen mutlu olmasını sağlayamamış toplumda depresyon gibi çağın ruhsal hastalıklarının hızla artışını engelleyememiştir.
Modernleşme çabaları, değişen yaşam kültürü içersinde etkilenen insanlarda kaygı, stres ve sıkıntılar artarak insanın kural, ilke, değerlerden yoksun kalabalıklar içersinde sorunlu, bunalımlı ve yalnız birey niteliğini almasına yol açmıştır.
Toplumsal yaşamda bunalımlı özellikler gösteren her şeye rağmen mutlu olamayan bireyler, kendisine yön verecek hayatını yapılandıracak bilgi, model karmaşası içersinde sorunlara, sıkıntılara doğru sürüklenmektedir.
Modern birey, yaşamına küresel sermayenin ürettiği mal ve hizmetlerle yön vererek içinde var olan kaynaklardan uzaklaşarak nesneleşmiştir. Popüler kültür, ürettiği araçlar bireyin yaşamını kuşatmakta, hayatı ile ilgili değerleri oluşturmaktadır.
Birey, içinde kaybettiği özgüveni kendini güçlü göstererek yeniden oluşturma arayışına girmiş, güven duygusunun yerini güçlü görünme çabası almış üretilen mal ile kendi güçlü gösteren tutumlarla küresel sermayenin tuzağına düşmüştür.
Kişilik, kimlik gibi kavramlar yerine statü, para ve satın alınan mal veya mülk yer değiştirmiş, insanlar toplum hayatı içersinde var olmakla değil sahip oldukları ile yer edinme çabası içersine girmişlerdir.
Birey, maddi varlıklara sahip olma yarışı içersinde, duygularıyla hareket ederken akıl, ilke, vicdanı hesaba katmayarak şuursuzca yaşamlarına yön vermekte, gelecek tasavvuru olmadan hayatlarını sürdürmektedir. Geçmişle bağını koparan birey geleceği düşünmeden, şimdi ve bura daya odaklanmaktadır. Bilinç kaybına uğramış birey, üreten bir değer olmak yerine tüketen bir nesneye dönüşmüştür.
Birey`in kişilik ve ruh sağlığı sorunlarının temelinde akıl, ruh ve davranış bütünlüğünün ilişkilerinde sağlıklı bir şekilde yapılanmaması ve hayatın içersinde örnek alabileceği bilge, lider, duruşu olan şahsiyetlerden yoksun olmasına bağlayabiliriz.
Birey her şeyden önce kendisiyle temas kurmalıdır, kendine dokunmalıdır, sorgulamalıdır. Kendini tanıma ve anlama yolculuğunda ruhunun derinliklerine doğru yol alarak sabırla, bilincini, vicdanını harekete geçirerek kendine iç görü, farkındalık geliştirme çabası ortaya koymalıdır.
Birey`in kendine iç görü geliştirme, farkındalık arttırma çabası değişiminin ve dönüşümünün kaynağını oluşturarak, kendi iç kaynaklarını harekete geçirerek bireyden, *var olmaya doğru duygu, düşünce ve davranış bütünlüğünü ortaya koyan insana dönüşecektir.
İnsan`ın var oluşsal temelini akıl, ruh ve inancından aldığı kaynaklarla oluşturabilmekte,*bu kaynakları keşfedebilme, anlama seviyesine bağlı olarak ancak insan, hayatına olumlu yön verebilmektedir.
İnsan modern dünya düzeni karşısında kendisini yeniden tanımlama, oluşturma arayışı ile tüketen bir nesne olarak değil üreten bir değerle konumlandırmalı, kendine güvenerek sahip olma çabası yerine var olmaya çalışmalıdır.
Var olan insan, mutluluğu güven duygusuyla içsel huzur da yakalayarak, yaşadığı ortamda pozitif bir değer, sorun değil çözüm kaynağıdır. İçinde yaşadığı topluma güvenli, cesur, girişimci duruşuyla yön vererek insanlığın yeniden yapılanma sürecinde aksiyoner rol, model davranışlar ortaya koyar. Böylece sosyal bir varlık olarak sadece kendinin değil insanlığın sorunlarının çözüm kaynağını temsil eder. Ancak kurtarıcı değildir, insanların değişim gücünü keşfetmelerinde ve kendi kaynaklarını harekete geçirmelerinde uzatılan bir eldir, dokunuştur.
İnsanlık topluluğunda barış, huzur ve adaletin yeniden inşa sürecinde kendinden başlayarak sahip olma yerine var olma arayışı içende olan, bireyden insana dönüşen şahsiyetlere duyulan ihtiyaç günümüzde gittikçe artmaktadır.
*Sosyal Hizmet Uzmanı, Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Başhekim Yardımcısı
Toplumsal yapımızı analiz ettiğimizde değişen şehir hayatı daha önceki yaşamımızdan faklı olarak,* kişilerin duygu, düşünce ve davranışlarını etkileyerek insanın çevresiyle ilişkilerin değişimine yol açmış, teknolojik gelişmeyle hızla artan tüketim eğilimi ile artık insanın yaşamındaki araçlar, elde edilmesi gereken amaçlara dönüşmüştür.
Üretilen araçlar, insanın yaşamında her türlü kolaylık sağlamasına rağmen mutlu olmasını sağlayamamış toplumda depresyon gibi çağın ruhsal hastalıklarının hızla artışını engelleyememiştir.
Modernleşme çabaları, değişen yaşam kültürü içersinde etkilenen insanlarda kaygı, stres ve sıkıntılar artarak insanın kural, ilke, değerlerden yoksun kalabalıklar içersinde sorunlu, bunalımlı ve yalnız birey niteliğini almasına yol açmıştır.
Toplumsal yaşamda bunalımlı özellikler gösteren her şeye rağmen mutlu olamayan bireyler, kendisine yön verecek hayatını yapılandıracak bilgi, model karmaşası içersinde sorunlara, sıkıntılara doğru sürüklenmektedir.
Modern birey, yaşamına küresel sermayenin ürettiği mal ve hizmetlerle yön vererek içinde var olan kaynaklardan uzaklaşarak nesneleşmiştir. Popüler kültür, ürettiği araçlar bireyin yaşamını kuşatmakta, hayatı ile ilgili değerleri oluşturmaktadır.
Birey, içinde kaybettiği özgüveni kendini güçlü göstererek yeniden oluşturma arayışına girmiş, güven duygusunun yerini güçlü görünme çabası almış üretilen mal ile kendi güçlü gösteren tutumlarla küresel sermayenin tuzağına düşmüştür.
Kişilik, kimlik gibi kavramlar yerine statü, para ve satın alınan mal veya mülk yer değiştirmiş, insanlar toplum hayatı içersinde var olmakla değil sahip oldukları ile yer edinme çabası içersine girmişlerdir.
Birey, maddi varlıklara sahip olma yarışı içersinde, duygularıyla hareket ederken akıl, ilke, vicdanı hesaba katmayarak şuursuzca yaşamlarına yön vermekte, gelecek tasavvuru olmadan hayatlarını sürdürmektedir. Geçmişle bağını koparan birey geleceği düşünmeden, şimdi ve bura daya odaklanmaktadır. Bilinç kaybına uğramış birey, üreten bir değer olmak yerine tüketen bir nesneye dönüşmüştür.
Birey`in kişilik ve ruh sağlığı sorunlarının temelinde akıl, ruh ve davranış bütünlüğünün ilişkilerinde sağlıklı bir şekilde yapılanmaması ve hayatın içersinde örnek alabileceği bilge, lider, duruşu olan şahsiyetlerden yoksun olmasına bağlayabiliriz.
Birey her şeyden önce kendisiyle temas kurmalıdır, kendine dokunmalıdır, sorgulamalıdır. Kendini tanıma ve anlama yolculuğunda ruhunun derinliklerine doğru yol alarak sabırla, bilincini, vicdanını harekete geçirerek kendine iç görü, farkındalık geliştirme çabası ortaya koymalıdır.
Birey`in kendine iç görü geliştirme, farkındalık arttırma çabası değişiminin ve dönüşümünün kaynağını oluşturarak, kendi iç kaynaklarını harekete geçirerek bireyden, *var olmaya doğru duygu, düşünce ve davranış bütünlüğünü ortaya koyan insana dönüşecektir.
İnsan`ın var oluşsal temelini akıl, ruh ve inancından aldığı kaynaklarla oluşturabilmekte,*bu kaynakları keşfedebilme, anlama seviyesine bağlı olarak ancak insan, hayatına olumlu yön verebilmektedir.
İnsan modern dünya düzeni karşısında kendisini yeniden tanımlama, oluşturma arayışı ile tüketen bir nesne olarak değil üreten bir değerle konumlandırmalı, kendine güvenerek sahip olma çabası yerine var olmaya çalışmalıdır.
Var olan insan, mutluluğu güven duygusuyla içsel huzur da yakalayarak, yaşadığı ortamda pozitif bir değer, sorun değil çözüm kaynağıdır. İçinde yaşadığı topluma güvenli, cesur, girişimci duruşuyla yön vererek insanlığın yeniden yapılanma sürecinde aksiyoner rol, model davranışlar ortaya koyar. Böylece sosyal bir varlık olarak sadece kendinin değil insanlığın sorunlarının çözüm kaynağını temsil eder. Ancak kurtarıcı değildir, insanların değişim gücünü keşfetmelerinde ve kendi kaynaklarını harekete geçirmelerinde uzatılan bir eldir, dokunuştur.
İnsanlık topluluğunda barış, huzur ve adaletin yeniden inşa sürecinde kendinden başlayarak sahip olma yerine var olma arayışı içende olan, bireyden insana dönüşen şahsiyetlere duyulan ihtiyaç günümüzde gittikçe artmaktadır.
*Sosyal Hizmet Uzmanı, Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Başhekim Yardımcısı
- Katılım
- 28 Nis 2010
- Konular
- 3,895
- Mesajlar
- 68,415
- Online süresi
- 11g 31769s
- Reaksiyon Skoru
- 2,784
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 499
- Yaş
- 29
- TM Yaşı
- 15 Yıl 11 Ay 29 Gün
- MmoLira
- 1,137
- DevLira
- 0
Teşekkürler.
- Katılım
- 7 Eki 2010
- Konular
- 9,213
- Mesajlar
- 34,101
- Reaksiyon Skoru
- 4,131
- Altın Konu
- 1
- Başarım Puanı
- 400
- TM Yaşı
- 15 Yıl 6 Ay 18 Gün
- MmoLira
- 183
- DevLira
- 0
Teşekkürler.
gerçi yanlış bölüme açmışım ama sağol..
- Katılım
- 28 Nis 2011
- Konular
- 4,027
- Mesajlar
- 56,078
- Reaksiyon Skoru
- 5,787
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 405
- Yaş
- 43
- TM Yaşı
- 14 Yıl 11 Ay 29 Gün
- MmoLira
- -11
- DevLira
- 0
Paylasım icin tesekkurler.



