- Katılım
- 2 Ara 2010
- Konular
- 4,879
- Mesajlar
- 29,092
- Online süresi
- 4364s
- Reaksiyon Skoru
- 1,484
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 418
- TM Yaşı
- 15 Yıl 4 Ay 22 Gün
- MmoLira
- -295
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Sanat ve Felsefe
Sanat, bir duygunun, tasarının, ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı, veya, bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık olarak tanımlanır. Yada sanat; insanların nesnel gerçekliği, estetiksel biçimde yeniden yaratması ve bunu yapabilme yeteneğidir. Kısaca sanat, insanla, nesnel gerçekçilik arasındaki estetik ilişkidir.
Tarihsel süreçte sanatın ne olduğu üzerine pek çok kurgular oluşturulmuşsa da bunların en önemlisi, Platon-Aristotalesin güzellik felsefelerine dayanan öykünmeli sanatdır. Sanat, bir öykünme (taklit)dir. Aristotelese göre sanat, gerçeğin öykünmesidir ve üç etkisi vardır: eğlendirir, eğitir, arıtır. Bu anlayış, 18.yyda Rousseau ile anlatımlı sanata dönüşür.Bu anlayışta önemli olan güzellik değil, duygusal taşkınlıktır. Daha sonraları anlatımlı sanat da yerini biçimsel sanat a bırakır. Bu anlayışa göre de sanat, bir biçimdir. Günümüzde ise sanatı, bilinçaltı duygu ve düşüncelerinin ürünü olarak gören akımlar türemiştir.
Sanat-yaşam ayırımı yapılamaz. Sanatçının yaptığı şey, durumları belli sınırlar içinde göstermek; sayısız olaylar, ya da olabilecek olaylar arasından en önemlilerini çekip çıkararak, onlara yeni boyutlar kazandırarak değerlerini belirtmek; başka insanların da onlaran anlamlarını görebilmesini sağlamaktır. Sanat, bakış açınıza ve iç dünyanızın sorunsuzluğuna göre yaşamın ta kendisidir. İnsanı ve yaşamını konu alan heçbir olgu ve kavram, felsefenin sınırları dışında kalamadığına göre, sanat ve felsefenin içiçeliği bir gerçektir ve sonuç olarak felsefe düşünebilmek sanatı dır. Düşünmek, her olgunun, her bilginin, her varoluşun temelindeki tek gerçektir. İnsanı insan yapan, düşünebilmesidir. İnsanın düşünsel yaşamındaki her evre, sanata bir adım mesafede yer alır. Düşünsel gözlemcilik, bireylerin, genlerinde taşıdıkları yaşamsal pozitif enerjinin etkisi ve çevresel etkenlerin katkısıyla oluşturdukları soyut kavramları irdeleme yetileriyle düşünmeleri ve sonuçlarını nesnel bir biçimde diğer insanlara sunabilmeleridir. Çünkü düşünsel gözlemciliğin sonunda nesnel bir sonuç elde etme ve ortaya koyma beklenir. Bu, ortaya nesnel bir sonuç koyabilme edimi ise, işte o, sanata bir adımlık mesafenin somut sonucudur.
Düşünceyi, düşüncenin üç büyük formunu, sanat, bilim ve felsefeyi tanımlayan şey, her zaman kaosla kapışmak, bir düzlem çizmek, kaosun üzerine bir düzlem çekmektir. Ama felsefe, farklıdır: kavramsal kişiliklerin edimiyle, olayları ya da tutarlı kavramları sonsuza taşıyacak bir düzlem çizer. Sanat ise, sonsuzu yeniden veren sonluyu yaratmak ister: estetik figürlerin edimiyle, bileşik duyumları taşıyan bir kompozisyon düzlemi çizer. Felsefe kavramlarıyla olaylar çıkartır, sanat duyumlarıyla anıtlar diker, bilim de fonksiyonlarıyla şeylerin durumlarını kurar ve düzenler. Franz Kafka, sanatçı anlatış, iç dünyanın dışa nesnelleşmesidir, bu ise görünmez evreni görünür kılmaktır derken, sanatı, felsefenin temellerinden düşünsel boyut irdelemesiyle bireyin soyutu somutlaştırma çabalarının nesnel sonucu olarak alır. Bireyin içsel değer ve algılanımlarını dışa vurabilme yetisi, sanatın oluşumunda temel bir gerekliliktir.
Bir sanat yapıtının felsefi evresi, sanatçının düşünsel değerlerinin zenginliği ölçüsünde yapıtın değerine de yansıyarak oluşacak olan bu pozitif etkileşim, yapıtın bir sanat yapıtı, bir değer olmasına olanak sağlayacaktır.
Sanat, bir duygunun, tasarının, ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı, veya, bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık olarak tanımlanır. Yada sanat; insanların nesnel gerçekliği, estetiksel biçimde yeniden yaratması ve bunu yapabilme yeteneğidir. Kısaca sanat, insanla, nesnel gerçekçilik arasındaki estetik ilişkidir.
Tarihsel süreçte sanatın ne olduğu üzerine pek çok kurgular oluşturulmuşsa da bunların en önemlisi, Platon-Aristotalesin güzellik felsefelerine dayanan öykünmeli sanatdır. Sanat, bir öykünme (taklit)dir. Aristotelese göre sanat, gerçeğin öykünmesidir ve üç etkisi vardır: eğlendirir, eğitir, arıtır. Bu anlayış, 18.yyda Rousseau ile anlatımlı sanata dönüşür.Bu anlayışta önemli olan güzellik değil, duygusal taşkınlıktır. Daha sonraları anlatımlı sanat da yerini biçimsel sanat a bırakır. Bu anlayışa göre de sanat, bir biçimdir. Günümüzde ise sanatı, bilinçaltı duygu ve düşüncelerinin ürünü olarak gören akımlar türemiştir.
Sanat-yaşam ayırımı yapılamaz. Sanatçının yaptığı şey, durumları belli sınırlar içinde göstermek; sayısız olaylar, ya da olabilecek olaylar arasından en önemlilerini çekip çıkararak, onlara yeni boyutlar kazandırarak değerlerini belirtmek; başka insanların da onlaran anlamlarını görebilmesini sağlamaktır. Sanat, bakış açınıza ve iç dünyanızın sorunsuzluğuna göre yaşamın ta kendisidir. İnsanı ve yaşamını konu alan heçbir olgu ve kavram, felsefenin sınırları dışında kalamadığına göre, sanat ve felsefenin içiçeliği bir gerçektir ve sonuç olarak felsefe düşünebilmek sanatı dır. Düşünmek, her olgunun, her bilginin, her varoluşun temelindeki tek gerçektir. İnsanı insan yapan, düşünebilmesidir. İnsanın düşünsel yaşamındaki her evre, sanata bir adım mesafede yer alır. Düşünsel gözlemcilik, bireylerin, genlerinde taşıdıkları yaşamsal pozitif enerjinin etkisi ve çevresel etkenlerin katkısıyla oluşturdukları soyut kavramları irdeleme yetileriyle düşünmeleri ve sonuçlarını nesnel bir biçimde diğer insanlara sunabilmeleridir. Çünkü düşünsel gözlemciliğin sonunda nesnel bir sonuç elde etme ve ortaya koyma beklenir. Bu, ortaya nesnel bir sonuç koyabilme edimi ise, işte o, sanata bir adımlık mesafenin somut sonucudur.
Düşünceyi, düşüncenin üç büyük formunu, sanat, bilim ve felsefeyi tanımlayan şey, her zaman kaosla kapışmak, bir düzlem çizmek, kaosun üzerine bir düzlem çekmektir. Ama felsefe, farklıdır: kavramsal kişiliklerin edimiyle, olayları ya da tutarlı kavramları sonsuza taşıyacak bir düzlem çizer. Sanat ise, sonsuzu yeniden veren sonluyu yaratmak ister: estetik figürlerin edimiyle, bileşik duyumları taşıyan bir kompozisyon düzlemi çizer. Felsefe kavramlarıyla olaylar çıkartır, sanat duyumlarıyla anıtlar diker, bilim de fonksiyonlarıyla şeylerin durumlarını kurar ve düzenler. Franz Kafka, sanatçı anlatış, iç dünyanın dışa nesnelleşmesidir, bu ise görünmez evreni görünür kılmaktır derken, sanatı, felsefenin temellerinden düşünsel boyut irdelemesiyle bireyin soyutu somutlaştırma çabalarının nesnel sonucu olarak alır. Bireyin içsel değer ve algılanımlarını dışa vurabilme yetisi, sanatın oluşumunda temel bir gerekliliktir.
Bir sanat yapıtının felsefi evresi, sanatçının düşünsel değerlerinin zenginliği ölçüsünde yapıtın değerine de yansıyarak oluşacak olan bu pozitif etkileşim, yapıtın bir sanat yapıtı, bir değer olmasına olanak sağlayacaktır.
- Katılım
- 28 Nis 2010
- Konular
- 3,895
- Mesajlar
- 68,415
- Online süresi
- 11g 31769s
- Reaksiyon Skoru
- 2,784
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 499
- Yaş
- 29
- TM Yaşı
- 15 Yıl 12 Ay
- MmoLira
- 1,137
- DevLira
- 0
Teşekkürler.
- Katılım
- 2 Ara 2010
- Konular
- 4,879
- Mesajlar
- 29,092
- Online süresi
- 4364s
- Reaksiyon Skoru
- 1,484
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 418
- TM Yaşı
- 15 Yıl 4 Ay 22 Gün
- MmoLira
- -295
- DevLira
- 0
Önemli Deqil , Yardımcı Olabildiysem Ne Mutlu Kardesim 
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 34
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 18




