noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Bvural41 1
Bvural41
Hikaye Ekle

Mutluluğun bedeli

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan harryp.
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 241

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Mutluluğun bedeli
Kendimi Hidayet`i ve oyuncuların aldığı ödülü eleştirecek noktada görmüyorum. Neyin az, neyin fazla olduğunu değerlendirecek verilerim yok.


Mutluluğun bedeli Ben kararsız bir yazarım. Hani şu fılmlerde gördüğünüz kağıtları buruşturup buruşturup atanlardan. Neyse ki artık daktilolar tarih oldu. Bu tür hatalarımızın faturasını ağaçlar ödemiyor.

Kısacası, bu hafta hangi konuda yazacağıma karar veremedım bir türlü. Aykut Kocaman ve Cuneyt Çakır hakkında ne zamandır yazmayı planladığım yazılara başlamıştım ki, çevremden “Hidayet`in cüreti“ veya “protestocuların fişlenmesi“ gibi konularda yazma baskısı yaratıldı üzerimde. Yani Dünya Basketbol Şampiyonası yakamı hala bırakmıyor.

Ödül çok mu? “Çok“ nedir?

Hidayet hakkında ilk cümlem şu olacak: Kendimi Hidayet`i ve oyuncuların aldığı ödülü eleştirecek noktada görmüyorum. Neyin az, neyin fazla olduğunu değerlendirecek verilerim yok. Yine de şunu biliyorum ki, verilen ödülü eleştirmeden önce kendimize dönüp şunları sormalıyız:

Maaşlarımızdan kesilen vergilerin kimlere gittiğini gerçekten sorguluyor muyuz? Yoksa devleti soyan / soyduran insanların 2020 model arabalarına bakarak takdirle karışık bir ıslık mı öttürüyoruz?

Peki şeffaf devlet talebimizi, bu oyuncuları eleştirdiğimiz şiddette dile getiriyor muyuz? Başbakanların, bakanların kapılarında ihale almak için türlü taklalar atan işadamlarını Hidayet kadar kınıyor muyuz?

Tamam, spordan uzaklaşmayalım; eşimizden çocuğumuzdan kestiğimiz zamanı verdiğimiz, formalarına, ürünlerine, kombinelerine para döktüğümüz, canı gönülden destek verdiğimiz futbol kulüplerimizin, kulübeden çıkmayan oyunculara senede milyonlarca dolar peşin para ödemesine tepkimiz iş arası laklaklarını aşıyor mu?

Bunlara cevabınız “evet“ ise sonsuz saygımı kazandınız…

Anladınız sanırım, ben, bu ülkenin insanlarına hiçbir katkısı olmayan, hatta onu sömürmeyi yaşam biçimi haline getirmiş insanlar çevremizde müthiş bir özgüvenle dolaşırken, çocuklarımıza basketbol sevgisi aşılayan, bizlere tarifsiz duygular yaşatan, dünyanın birçok ülkesinden “sizinleyiz Türkiye“ mesajları yazan insanları kazanan, birçok yetenekli çocuğa umut ışığı veren basketbol takımımızın için bu ödülün fazla olduğunu düşünmüyorum.

Hidayet`in bunu hemen zafer sonrasında isteme cüretine gelirsek. Etik olup olmaması nereye denk düşüyor anlamadım. Diyelim ki sevimsiz. Yine de, Hidayet`in bu ülkenin imajına yaptığı katkılardan sonra, insanların gözünde bu kadar kolay silinmesine anlam veremiyorum.

Peki bu kadar açık dile getirmeseydi, sıcağı sıcağına gündeme getirmeseydi, rakam bu kadar büyük olur muydu? Yarısı bile olmazdı herhalde…

Protesto özgürlüğü üzerine…

Gelelim fişleme operasyonuna. Olan şu: Birkaç insan, seçim sonuçlarının kendilerinde yarattığı hayal kırıklığı içerisinde büyük bir kitleyi gaza getirdi. Ancak protestonun zamanlaması kötüydü, çünkü ABD ve Litvanyalılar kendilerinin protesto edildiğini düşündüler.

Madalyonun bir yüzü bu. Diğer yüzüne ise bakmaya utanıyorum.

Mevcut iktidarın, izinde olduğunu dilinden düşürmediği Adnan Menderes`i örnek almasını tavsiye edeceğim. Rivayet odur ki, Deniz Baykal yakasına yapışıp özgürlük istediğinde, “Başbakanın yakasına yapışıyorsun, bundan ala özgürlük olur mu“ demiştir Menderes.

Bugün mevcut iktidar, halkının “uysal koyun“ olmasını istemiyorsa, protesto ve eleştiri özgürlüğüne tolerans göstermelidir. Aksi takdirde, bir yandan barış amaçlı açılımlarla uğraşırken, diğer yanda karşımıza herkesin korku içinde yaşadığı bir ülke çıkar.

Oysa Thomas Jefferson`ın dediği gibi, protesto ve muhalefet yönetimleri canlı tutar. Abraham Lincoln`un dediği gibi, sessiz kalmak korkak vatandaşlar yaratır.

Rakibe saygı duymak…

İmaj demişken, evet basketbol federasyonu bu organizasyonu Türkiye`ye getirerek ve başarılı düzenlemeleriyle takdirimizi kazanmıştır. Ancak o kurtulamadığımız illet yok mu?

Türkiye maçlarında yapılan anonsları ilk duyduğumda FIBA`nın tepki vereceğini biliyordum. Çünkü bu tür şampiyonaları üstlenen hiçbir ülke, kendi takımını kayıracak bir çaba içinde olamaz. Organizasyon komitesi tarafsızdır. Bütün takımlara eşit mesafededir. Seyirci farklı davranabilir, ancak organizasyon komitesi bunu yapamaz. Hiçbir takımın ıslıklanmasını talep edemez. Karşılaşmanın ortasında marşlar çalamaz. Ve taraftarları istim üstünde tutmak için dansçı kızları farklı yönlendiremez.

Bu hareketin en hafif sonucu, FIBA`nın verdiği tepki ve kestiği cezadır. Beni asıl üzen, bu tür hareketlerin, oyuncuların ve seyircinin başarıya olan katkısına zarar veriyor olması.

Rakiplere saygı duymak ve bir kerelik başarı uğruna geleceği tehlikeye atmamak. Bunları da zamanla öğreneceğiz artık..
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst