HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Özel, devlet ve yurt dışında üniversitelerden 2007 yılında mezun olan ve İstanbulda iş arayan gençler arasında yapılan araştırma şu soruyu sorduruyor: 'Gençler biraz da iğneyi kendine mi batırmalı?'
Üniversite mezunu işsizlerin hayalini, "yabancı veya yabancı ortaklı şirketlerde" işe girmek süslüyor.
Prometheus Danışmanlık şirketi tarafından özel, devlet ve yurt dışında üniversitelerden 2007 yılında mezun olan ve İstanbulda iş arayan gençler arasında "Gençler ve İşsizlik" konulu bir araştırma yapıldı.
Kasım-Aralık 2007 ile Ocak-Şubat 2008 dönemini kapsayan araştırma ile lisans mezunu, 27 yaşın altında olan, aktif iş arayan ve okul sonrası hiç deneyimi olmayan 300 kız ve 300 erkekle görüşülerek, iş arama profilleri ve beklentileri belirlendi.
Prometheus Danışmanlık Genel Müdürü Yücel Atışın, açıkladığı araştırma sonuçlarına göre, gençlerin yüzde 37si iş dünyası ile okuldayken tanışıyor. Bu gruptaki gençler, daha hızlı iş buluyor. İş dünyası ile tanışmayı okulun bitişine bırakanların ise iş dünyasına uyum sağlama, görüşme alma ve iş bulma hızı çok daha düşük gözüküyor.
Gençlerin iş aramaya başlama kararında aile baskısının yüksek olduğu dikkat çekiyor. "İş aramaya başlama kararınızı kim verdirdi?" sorusuna, katılımcıların yüzde 9u öğretmenlerinin, yüzde 18i kendisinin, yüzde 26sı arkadaşlarının ve yüzde 47si ailesinin karar verdiğini belirtiyor.
Özellikle iş aranması konusunda aile baskısının yüksek olmasının, gençleri aile ortamı dışında zaman geçirmeye zorladığı vurgulanıyor. İş arama sürecinde gençlerin yüzde 78i hazırlık desteği almıyor.
Gençlerin iş arama sürecinde kendilerini yalnız hissettikleri, danışıp destek alabilecek yeterlilikte kaynaklara sahip olmadıkları görülüyor.Bunun da gençleri daha hızlı işsizlik psikolojisine soktuğu, uyumsuz ve mutsuz yaptığı belirtiliyor. Gençler iş arama sürecinde en fazla interneti kullanıyor.
Araştırmada "Ne kadar süredir aktif iş arıyorsunuz?" sorusuna; gençlerin yüzde 10unun "12 aydan fazla", yüzde 18inin "8-12 ay arası", yüzde 25inin "6-8 ay arası", yüzde 26sının "4-6 ay", yüzde 15inin "2-4 ay" ve yüzde 6sının "0-2 ay" yanıtı verdi.Gençlerin yüzde 53ü 6 aydan fazla süredir aktif iş arayışında.
Bu da özellikle 2007 yılının ikinci altı ayında şirketlerin eleman almak konusunda muhafazakar olduklarını gösteriyor. İş bulma süreci uzadıkça aktif iş arayan sayısının artması, gençleri daha çetin bir rekabetin beklediğini gösteriyor. Gençler iş arayışında "ne iş olsa yaparım" veya "işsiz kalmaktansa bir işe gireyim" yaklaşımını taşımıyorlar.
Birden fazla seçenekli "İş arayışında şirketlerde aradıklarınız neler?" sorusuna gençlerin yüzde 62sinin "imaj" yanıtı verdiği dikkat çekerken, "ücret paketi" diyenlerin yüzde 55, "kariyer ve gelişim olanakları" diyenlerin yüzde 37, "çalışma ortamı" diyenlerin yüzde 28 olduğu görülüyor.
Gençlerin imaj, ücret ve kariyer odaklı hayata bakışının yeni bir iş arayan kuşak ile karşı karşıya olunduğunu gösteriyor. Gençler iş ararken öncelikle teknoloji, finans, medya&iletişim, otomotiv şirketlerini tercih ediyor. En az tercih edilen sektörler ise perakende, tekstil, sigorta, lojistik, turizm olarak sıralanıyor.
En çok çalışmak istedikleri alanlar da insan kaynakları, finansman, pazarlama, ihracat, üretim; en az çalışmak istenilen alanlar ise satış, muhasebe, personel, lojistik olarak belirtiliyor.
Gençlerin yabancı şirkette çalışma isteği öne çıkıyor. Bu kuşakta imaj ve isim önceliğinin payı net olarak görünüyor. Özellikle geçmişte holdinglerde çalışmak yönünde olan tercihin gittikçe azaldığı gözleniyor.
Araştırmaya katılanların "İş arayışında yerli yabancı şirket tercihiniz nedir?" sorusuna yüzde 46sı "yabancı veya yabancı ortaklı şirket", yüzde 30u "yerli şirket", yüzde 24ü "fark etmez" yanıtı verdi. Gençlerin yüzde 70i İstanbulda çalışmayı tercih ediyor. Bu durum, Anadoludaki şirketlerin nitelikli eleman çekmekte zorlandığını ortaya koyuyor.
Gençlerin iş arama sürecinde teklif alma oranları yüksek. Ancak, teklif alanların yarıdan fazlasının ilk teklifi "isim, alan, ücret nedeniyle" beğenmeyerek kabul etmediği dikkat çekiyor. İstanbullu gençlerin çoğunluğunun işe girmek konusunda acele etmediği, "seçici işsiz veya tembel işsizliği" olarak tanımlanan grupta yer aldığı belirtiliyor.
İş bulamamaları durumunda gençlerin yüzde 32si yüksek lisans yapmayı, yüzde 30u yurt dışına gitmeyi, yüzde 17si kendi işini kurmayı düşünürken yüzde 21inin henüz bir planı bulunmuyor.
Özellikle erkekler arasında yüksek lisansın ağırlıklı seçenek olması aynı zamanda askerlik tecili için bir seçenek olarak görülmesinden kaynaklanıyor."Hayatta kaybetmekten en çok korktuğunuz şey nedir?" sorusuna verilen yanıtlar da gençlerin önceliklerinin değiştiğini çarpıcı şekilde ortaya koyuyor. Birden fazla seçenek belirtebilen gençlerin yüzde 90ı cep telefonunu, yüzde 68i bilgisayarını, yüzde 53ü arkadaşlarını, yüzde 51i ailesini kaybetmekten korktuğunu belirtti.
2001 krizi sonrası yapılan çalışmalarda "aile" ilk sırada çıkarken bugünün gençlerinin vazgeçilmezlerinin kendi konfor ve özgürlük alanları, cep telefonu, bilgisayar ve bunlara bağlı çevreleri olduğu görülüyor. Araştırma kapsamındaki gençlerin yüzde 86sı aileleri ile yaşadığını belirtmiş.
Üniversite mezunu işsizlerin hayalini, "yabancı veya yabancı ortaklı şirketlerde" işe girmek süslüyor.
Prometheus Danışmanlık şirketi tarafından özel, devlet ve yurt dışında üniversitelerden 2007 yılında mezun olan ve İstanbulda iş arayan gençler arasında "Gençler ve İşsizlik" konulu bir araştırma yapıldı.
Kasım-Aralık 2007 ile Ocak-Şubat 2008 dönemini kapsayan araştırma ile lisans mezunu, 27 yaşın altında olan, aktif iş arayan ve okul sonrası hiç deneyimi olmayan 300 kız ve 300 erkekle görüşülerek, iş arama profilleri ve beklentileri belirlendi.
Prometheus Danışmanlık Genel Müdürü Yücel Atışın, açıkladığı araştırma sonuçlarına göre, gençlerin yüzde 37si iş dünyası ile okuldayken tanışıyor. Bu gruptaki gençler, daha hızlı iş buluyor. İş dünyası ile tanışmayı okulun bitişine bırakanların ise iş dünyasına uyum sağlama, görüşme alma ve iş bulma hızı çok daha düşük gözüküyor.
Gençlerin iş aramaya başlama kararında aile baskısının yüksek olduğu dikkat çekiyor. "İş aramaya başlama kararınızı kim verdirdi?" sorusuna, katılımcıların yüzde 9u öğretmenlerinin, yüzde 18i kendisinin, yüzde 26sı arkadaşlarının ve yüzde 47si ailesinin karar verdiğini belirtiyor.
Özellikle iş aranması konusunda aile baskısının yüksek olmasının, gençleri aile ortamı dışında zaman geçirmeye zorladığı vurgulanıyor. İş arama sürecinde gençlerin yüzde 78i hazırlık desteği almıyor.
Gençlerin iş arama sürecinde kendilerini yalnız hissettikleri, danışıp destek alabilecek yeterlilikte kaynaklara sahip olmadıkları görülüyor.Bunun da gençleri daha hızlı işsizlik psikolojisine soktuğu, uyumsuz ve mutsuz yaptığı belirtiliyor. Gençler iş arama sürecinde en fazla interneti kullanıyor.
Araştırmada "Ne kadar süredir aktif iş arıyorsunuz?" sorusuna; gençlerin yüzde 10unun "12 aydan fazla", yüzde 18inin "8-12 ay arası", yüzde 25inin "6-8 ay arası", yüzde 26sının "4-6 ay", yüzde 15inin "2-4 ay" ve yüzde 6sının "0-2 ay" yanıtı verdi.Gençlerin yüzde 53ü 6 aydan fazla süredir aktif iş arayışında.
Bu da özellikle 2007 yılının ikinci altı ayında şirketlerin eleman almak konusunda muhafazakar olduklarını gösteriyor. İş bulma süreci uzadıkça aktif iş arayan sayısının artması, gençleri daha çetin bir rekabetin beklediğini gösteriyor. Gençler iş arayışında "ne iş olsa yaparım" veya "işsiz kalmaktansa bir işe gireyim" yaklaşımını taşımıyorlar.
Birden fazla seçenekli "İş arayışında şirketlerde aradıklarınız neler?" sorusuna gençlerin yüzde 62sinin "imaj" yanıtı verdiği dikkat çekerken, "ücret paketi" diyenlerin yüzde 55, "kariyer ve gelişim olanakları" diyenlerin yüzde 37, "çalışma ortamı" diyenlerin yüzde 28 olduğu görülüyor.
Gençlerin imaj, ücret ve kariyer odaklı hayata bakışının yeni bir iş arayan kuşak ile karşı karşıya olunduğunu gösteriyor. Gençler iş ararken öncelikle teknoloji, finans, medya&iletişim, otomotiv şirketlerini tercih ediyor. En az tercih edilen sektörler ise perakende, tekstil, sigorta, lojistik, turizm olarak sıralanıyor.
En çok çalışmak istedikleri alanlar da insan kaynakları, finansman, pazarlama, ihracat, üretim; en az çalışmak istenilen alanlar ise satış, muhasebe, personel, lojistik olarak belirtiliyor.
Gençlerin yabancı şirkette çalışma isteği öne çıkıyor. Bu kuşakta imaj ve isim önceliğinin payı net olarak görünüyor. Özellikle geçmişte holdinglerde çalışmak yönünde olan tercihin gittikçe azaldığı gözleniyor.
Araştırmaya katılanların "İş arayışında yerli yabancı şirket tercihiniz nedir?" sorusuna yüzde 46sı "yabancı veya yabancı ortaklı şirket", yüzde 30u "yerli şirket", yüzde 24ü "fark etmez" yanıtı verdi. Gençlerin yüzde 70i İstanbulda çalışmayı tercih ediyor. Bu durum, Anadoludaki şirketlerin nitelikli eleman çekmekte zorlandığını ortaya koyuyor.
Gençlerin iş arama sürecinde teklif alma oranları yüksek. Ancak, teklif alanların yarıdan fazlasının ilk teklifi "isim, alan, ücret nedeniyle" beğenmeyerek kabul etmediği dikkat çekiyor. İstanbullu gençlerin çoğunluğunun işe girmek konusunda acele etmediği, "seçici işsiz veya tembel işsizliği" olarak tanımlanan grupta yer aldığı belirtiliyor.
İş bulamamaları durumunda gençlerin yüzde 32si yüksek lisans yapmayı, yüzde 30u yurt dışına gitmeyi, yüzde 17si kendi işini kurmayı düşünürken yüzde 21inin henüz bir planı bulunmuyor.
Özellikle erkekler arasında yüksek lisansın ağırlıklı seçenek olması aynı zamanda askerlik tecili için bir seçenek olarak görülmesinden kaynaklanıyor."Hayatta kaybetmekten en çok korktuğunuz şey nedir?" sorusuna verilen yanıtlar da gençlerin önceliklerinin değiştiğini çarpıcı şekilde ortaya koyuyor. Birden fazla seçenek belirtebilen gençlerin yüzde 90ı cep telefonunu, yüzde 68i bilgisayarını, yüzde 53ü arkadaşlarını, yüzde 51i ailesini kaybetmekten korktuğunu belirtti.
2001 krizi sonrası yapılan çalışmalarda "aile" ilk sırada çıkarken bugünün gençlerinin vazgeçilmezlerinin kendi konfor ve özgürlük alanları, cep telefonu, bilgisayar ve bunlara bağlı çevreleri olduğu görülüyor. Araştırma kapsamındaki gençlerin yüzde 86sı aileleri ile yaşadığını belirtmiş.
