Fethi Polat 1
Fethi Polat
TuZaKK 1
TuZaKK
xranzei 1
xranzei
Agresifizm 1
Agresifizm
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Hikaye Ekle

Talking Karışık Fıkralar Devam Ediyor :)

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan peacemackers
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 265

Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!

Anne, babam bana ''Tepemin tasını attırma!'' dedi. İnsanların tepesinin tası mı var?
-Öf, lütfen git başımdan! Sular kesik zaten...
-Suları bıçaklamı kesiyorlar?
-Hayır... Lafın gelişi, öyle denir...
-Laf bir yerlerden mi geliyor?
-Kafa ütüledin ama...
-İnsanların kafaları tıpkı pantolonlar, gömlekler gibi ütülenebilir mi ?
-Aaa! Komşular yetişin! Bu cocuk beni bakırköy'e gönderecek!
-Bakırköy, gercekten bakırdan mı?
-Peki, peki... Bak şimdi sana anlatmaya çalışayım: Kullandığımız kelimelerin... yani... şey... Yani, her kelimenin anlamını araştırmamız gerekmez... Yani dilin yapısı öyle...
-Anne dilini cıkarırmısın?
-Nedenmiş o ?
-''Dilin yapısı öyle.'' demedin mi ? Görmek istiyorum, neden yapılmış dil ?



-Ey Yüce, eşsiz derecedeki alim hocam! o yüksek, mert ve şahane zatınızın mübarek başı üzerindeki o muhteşem kavuğunuza, şuradaki mangaldan bir kıvılcım sıçramış ve havada uçarak oaraya yerleşmiş bulunmaktadır..
Hoca bakmışki kavuk gidiyoor:
-Oğlum, diye çıkışmış. kısaca desene "hocam kavuğun yanıyor."


Adam son derece sevdigi ve saydigi karisinin 60inci yas
gününde önemli konuklarini da davet ettigi parti için bir pasta ismarlamis.
"Üzerine ne yazmami istersiniz?" diye sormus Karadenizli
pastaci Adam bir an düsünüp:
- "Yillarca yoruldun ama, inan daha mükemmelsin" yazilsin! demis adam.
- "Peki efendim pastanin üzerine nasil yerlestirelim bu yaziyi?"
"Iki satir halinde olsun, üstte 'Yillarca yoruldun ama'
altta 'Inan daha mükemmelsin' seklinde olabilir.."
Parti günü tüm davetlilerin önüne kivilcimlar saçan
maytaplarla pasta gelmis. Üzerinde aynen söyle yazarak:
"Üstte yillarca yoruldun ama Altta inan daha mükemmelsin"


Temel otobanda köklemiş gazı, gidiyor... Bakmış bir tabela: "YAVAŞLA 80 km." Hızını o an 80'e indirmiş Temel. Az sonra bir tabela daha: "YAVAŞLA 60 km." Temel 60'a inmiş. Merakla giderken yeniden bir tabela: "YAVAŞLA 40." - "Yolda çalışma var galiba!" deyip 40'a düşürmüş hızını. Epeyce sonra yine bir tabela: "YAVAŞLA 15 km." Talimata uyarak 15 km.'ye düşmüş Temel. Yolun en sağından tıngır mıngır gidiyor. Ama meraktan da çatlayacak. Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş: "YAVAŞLA'YA HOŞ GELDİNİZ, NÜFUS: 2500"


Temel arabası ile Taksim Meydanında dönüp duruyordu. Aynı trafikçinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etti ve Temel'i durdurup sordu: - Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz? Temel: - Sol sinyal takıldı da..


Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!"


Hayatında hiç otobüse binmeyen Tortumlu birgün istanbul'da işi çıkar ve istanbula gitmek için bilet alır hemde en önden. Otobüs tam Esenler otogarına girerken vitesi kırılır. Tortumlu dayanamaz ve şöförün yanına giderek:
- Gardaş bir şey demiremde, onun başına bir hal geleceği belliydi . Taaa Erzurumdan başladın buraya kadar oynadın.


Temel bir gün dertli dertli içiyormuş meyhanede. - "Ne bu hal", demiş Dursun. - "Boşver" demiş Temel de. Dursun ısrar etmiş "biz arkadaş değil miyiz?" diyerek. Temel dayanamamış: - "Ama kimseye anlatma.. Hani ben bir zaman Afrika'ya gitmiştim ayı avlamaya?" - "Hatırladım bayağı da dönmemiştin" demiş Dursun... - "Günler sonra buldum en sonunda avlayacak bir ayı ama tam ateş edecekken tüfek bozuldu. Ben de kaçarken uçurumdan aşağı düştüm." - "Eeeee" demiş Dursun "Sonra..." - "Her tarafım kan revan içinde, komaya girmişim. Sonra ayı beni yuvasına götürdü. Yaralarımı yaladı, balla, sütle besledi beni, iyileştikten sonra da bana tecavüz etti aylarca" demiş. - "Buna mı üzülüyorsun, takma kafanı yaa bak bu kadar zaman geçti. Çoluk çocuğa karıştın, mutlu bir hayatın var" demiş Dursun. Temel: - "Bu da hayat mı be birader... O Afrika'da ben burda.."


Kayserili, trende yolculuk etmekte... Karşısında oturan zatla tanışır. Dereden tepeden konuşurlarken: - "Gel seninle birbirimize bilmece soralım" der. "Önce ben sorayım; bilirsen ben sana bin lira veririm. Bilemezsen 10 bin liranı alırım. Sonra sen bana sorarsın; bilirsem 10 bin liranı alırım, bilemezsem bin lira veririm." - "Tamam" der adam; "sor bakalım" - Söyle öyleyse: Üç ayaklı hayvan nerde yaşar? Öteki yolcu düşünür, bilemez: - Al 10 bin lirayı. Şimdi ben de sana aynı soruyu soruyorum: Üç ayaklı hayvan nerde yaşar? Kayserili, hiç düşünmeden, aldığı 10 bin liranın bin lirasını geri verir: - Al şu bin lirayı. Ben de bilmiyorum.



Kadın evinde beslemek üzere bir kuş almaya gider. Pet shop a gidince kedi, köpek ve bir papağanın fiyatını sorar. Papağanın fiyatının çok ucuz olduğunu gören kadın sorar:
"Bu papağan neden bu kadar ucuz".
Pet shopun sahibi yanıtlar:
"Bu papağan daha önce bir genelevde duruyordu, ağzı biraz bozuktur, alanlarda ondan şikayetçi onun için fiyat ucuz."
Kadın bu fiyatı kaçırmak istemez ve bir papağan ne kadar kötü
konuşabilir ki diyerek alır evine götürür. Eve gelince kadın papağanın örtüsünü kaldırır. Yeni ortamı gören papağan
"Ooo yeni mekan, yeni patron" der.
Kadın bunlara gülüp geçer. Daha sonra evin iki kızı okuldan gelir.
Papağan bunları görerek: "Ooo, yeni mekan yeni patron, yeni kızlar" der...
Tabii kızlar şaşkın. Anneleri olayı anlatınca kızlar da gülerler. Bu
sırada evin babası gelir. Papağan yine açar ağzını:
"yeni mekan, yeni patron, yeni kızlar"
Sonra evin babasına bakarak:
"Ooo, Mehmet ağabey hoş geldin yaaa!!!"



Adam barda gördüğü güzel bayanla konuşmanın yollarını arıyordu. Sonunda cesaretini toplayarak kıza yaklaştı ve, - "Biraz konuşabilir miyiz, acaba?" dedi. Kız birden haykırdı: - "Terbiyesiz! Ben senin bildiğin kızlardan değilim!" Adam utancından yerin dibine girmişti. Herkes ona bakıyordu. Gitti ve masasına oturdu. Bir süre sonra kız ona yaklaştı. Gülümseyerek, - "Az önceki olay için özür dilerim. Ben psikoloji öğrencisiyim ve utandırıcı durumlarda insanların nasıl davrandiklarını inceliyordum..." dedi... Adam avaz avaz bağırarak cevap verdi: - "Nee? Gecesi 200 dolar mı? Deli misin sen?"


Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar.İkisininde arabası mahvolur ama şans eseri ikiside hiç yara almadan kurtulur.Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp: "Çok ilginç! sen erkeksin bende kadın arabalarımız mahvoldu ama ikimizede hiç birşey olmadı.Bu belkide tanışıp dost olup hayatımızın sonuna kaar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir" der. Müthiş heyecanlanan adam: "Evet galiba haklısın" diye cevap verir şaşkınlıkla. "Bak arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam.Bu kesin bir işaret.Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız."Diyen kadın şarap şişesini adama uzatır.Adam şişeyi açıp yarısına kadar içer ve kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır.Bunun üzerine adam sorar: "Sen içmeyecekmisin?"Kadın cevap verir: "Hayır ben polis gelince içeceğim."
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst