HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Asıl adı Hüseyin Cahit olan Tarancı,
İlkokulu Diyarbakır`da bitirip, ortaokulu İstanbul Kanatlarımın Altında`da Saint Joseph`te okumasının ardından, liseyi okumak için Galatasaray`a geçen Tarancı, sonradan yakın dost olacağı Ziya Osman Saba ile bu okulda tanıştı. Mülkiye Mektebi'nde başladığı, ancak başarı gösteremediği yüksek öğrenimini, o sırada
Askerliğini yaptıktan sonra, Anadolu Ajansı ve Çalışma Bakanlığı'nda çevirmen olarak çalışan Tarancı, Baudelaire`in eserlerini de çevirmiştir.
Edebiyat dünyasında ilk defa, 1930 yıllında dikkatleri üzerinde çeken Tarancı`nın, ilk şiiri Servet-i Fünun Dergisi`nde yayınlandı.
Cumhuriyet döneminin önemli şairlerinden olan Tarancı, şiir yazmaya, lise yıllarında başladı. Batı`nın etkisinde kalan şairlerimizden olan Tarancı`nın, şiirinde divan edebiyatının etkisine rastlanmaz. Daha çok, halk şiirinine yakın gösterilebilecek bir tarzı olan şairin, Fransız okullarında okumuş olması, ilk şiirlerindeki, Fransız şairlerin üsluplarıyla benzerliklerin sebebidir.
Otuz Beş Yaş şiirinin, 1946`da,
Hececi şiir geleneğini sürdürenlerden biri olan ve şiirin, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatı olduğunu savunan Tarancı, şiirde ses güzelliğine değer verirdi.
Şiirlerinde, yaşama sevincini ve aşkın güzelliğini vurgulayan, ölümün üstünlüğünü irdeleyen şair, anlatım gücüyle dikkat çekti. Ölüm korkusuna neredeyse her şiirinde yer veren ve ölümü kabullenemeyen Tarancı`nın, şiirlerine sürekli bir bunalım, hoşnutsuzluk, sıkkınlık hakimdir.
"Sanat için sanat" ilkesine bağlı kalarak yazdığı şiirlerin konuları arasında, sevdalar, yalnızlık, kaçış, yaşadığı hayatın buruklukları, çocukluk özlemi de olan Tarancı`nın eserlerinde, kendinden başkasının adı geçmez. Kişisel şiirler yazan Tarancı da şiirlerinde, Ahmet Haşim gibi, çirkinliğinden ve sevilmediğinden yakınır.
Şiir hakkındaki düşüncelerini, çeşitli makale ve denemelerle gazetelerde belirten ve Ömrümde Sükût (1933), Otuz Beş Yaş (1946), Düşten Güzel (1952), Sonrası (1957), Ziya'ya Mektuplar (1957) ve Bütün Şiirleri (1983) adlı kitaplarda eserleri birleştirilen şairin, arkadaşı Ziya Osman Saba'ya yazdığı mektuplar da yazarı tanıma açısından önemlidir.
Aralık 1954`te ağır bir akciğer hastalığına yakalanan ve tedavisi Türkiye`de yapılamayacağı için
Alıntıdır.
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
1910`da,
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
'ın, Camii Kebir Mahallesi`nde dünyaya geldi. İlkokulu Diyarbakır`da bitirip, ortaokulu İstanbul Kanatlarımın Altında`da Saint Joseph`te okumasının ardından, liseyi okumak için Galatasaray`a geçen Tarancı, sonradan yakın dost olacağı Ziya Osman Saba ile bu okulda tanıştı. Mülkiye Mektebi'nde başladığı, ancak başarı gösteremediği yüksek öğrenimini, o sırada
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
`nde yayınlanmaya başlayan hikayelerinden kazandığı parayla
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
'te, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde tamamlamak istemesine rağmen, İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine,
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
`ye dönmek zorunda kaldı. Askerliğini yaptıktan sonra, Anadolu Ajansı ve Çalışma Bakanlığı'nda çevirmen olarak çalışan Tarancı, Baudelaire`in eserlerini de çevirmiştir.
Edebiyat dünyasında ilk defa, 1930 yıllında dikkatleri üzerinde çeken Tarancı`nın, ilk şiiri Servet-i Fünun Dergisi`nde yayınlandı.
Cumhuriyet döneminin önemli şairlerinden olan Tarancı, şiir yazmaya, lise yıllarında başladı. Batı`nın etkisinde kalan şairlerimizden olan Tarancı`nın, şiirinde divan edebiyatının etkisine rastlanmaz. Daha çok, halk şiirinine yakın gösterilebilecek bir tarzı olan şairin, Fransız okullarında okumuş olması, ilk şiirlerindeki, Fransız şairlerin üsluplarıyla benzerliklerin sebebidir.
Otuz Beş Yaş şiirinin, 1946`da,
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
`nin düzenlediği, yarışmada birincilik kazanmasıyla ününü pekiştiren ve Cumhuriyet Dönemi`nin önemli şairleri arasına giren Tarancı'nın, şiirlerinin en önemli özelliklerinden biri de, açık ve sade bir üsluba sahip olmalarıdır. Hececi şiir geleneğini sürdürenlerden biri olan ve şiirin, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatı olduğunu savunan Tarancı, şiirde ses güzelliğine değer verirdi.
Şiirlerinde, yaşama sevincini ve aşkın güzelliğini vurgulayan, ölümün üstünlüğünü irdeleyen şair, anlatım gücüyle dikkat çekti. Ölüm korkusuna neredeyse her şiirinde yer veren ve ölümü kabullenemeyen Tarancı`nın, şiirlerine sürekli bir bunalım, hoşnutsuzluk, sıkkınlık hakimdir.
"Sanat için sanat" ilkesine bağlı kalarak yazdığı şiirlerin konuları arasında, sevdalar, yalnızlık, kaçış, yaşadığı hayatın buruklukları, çocukluk özlemi de olan Tarancı`nın eserlerinde, kendinden başkasının adı geçmez. Kişisel şiirler yazan Tarancı da şiirlerinde, Ahmet Haşim gibi, çirkinliğinden ve sevilmediğinden yakınır.
Şiir hakkındaki düşüncelerini, çeşitli makale ve denemelerle gazetelerde belirten ve Ömrümde Sükût (1933), Otuz Beş Yaş (1946), Düşten Güzel (1952), Sonrası (1957), Ziya'ya Mektuplar (1957) ve Bütün Şiirleri (1983) adlı kitaplarda eserleri birleştirilen şairin, arkadaşı Ziya Osman Saba'ya yazdığı mektuplar da yazarı tanıma açısından önemlidir.
Aralık 1954`te ağır bir akciğer hastalığına yakalanan ve tedavisi Türkiye`de yapılamayacağı için
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
'ya giden Cahit Sıtkı Tarancı,
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
1956`da, burada vefatının ardından,
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
'ya getirilerek, toprağa verildi. Tarancı ölümünden sonra, 1957`de, Varlık Dergisi tarafından düzenlenen bir ankette, en beğenilen yazar seçilmiştir.Alıntıdır.
