Dread Delusion İnceleme
Morrowind Sevene Garip Bir Davet
Dread Delusion, ilk bakışta düşük poligonlu tuhaf bir RPG gibi görünüyor ama birkaç görevden sonra dünyasının asıl numarasını anlıyorsunuz. Gökyüzünde asılı adalar, garip tarikatlar, konuşurken güven vermeyen NPC'ler ve rüya gibi renkler var. Oyun teknik gösteriş peşinde değil; daha çok “şu adanın arkasında ne saçmalık çıkacak?” merakıyla ilerliyor.
Görevler Düz Gitmiyor
Hoşuma giden taraf, görevlerin çoğu zaman tek çözüme kilitlenmemesi. Konuşarak, gizlice dolaşarak, bir tarafla anlaşarak ya da bambaşka bir yol deneyerek ilerleyebiliyorsunuz. Bu da eski RPG tadını veriyor. Düşman kesip eşya toplamak var ama oyunun asıl çekiciliği dövüş değil; dünyanın kendi kafasına göre yaşayan, biraz da rahatsız edici tarafı.
Dövüş Zayıf, Atmosfer Güçlü
Açık konuşmak gerekirse Dread Delusion'ın dövüşü herkesi tatmin etmez. Vuruş hissi biraz kuru, animasyonlar eski ve bazı çatışmalar sadece aradan çıkarılacak engel gibi duruyor. Ama dünya tasarımı bunu büyük ölçüde kurtarıyor. Yeni bir kasabaya girip insanların neye inandığını, hangi fraksiyonun ne çevirdiğini kurcalamak daha keyifli. Modern ve cilalı RPG bekleyen sıkılabilir; eski kafa, tuhaf ve keşif odaklı oyun seven ise burada bayağı oyalanır.
Özellikle diyaloglarda ve görev kararlarında “doğru taraf bu mu?” hissi sık geliyor. Oyun her fraksiyonu tertemiz göstermiyor, bu da dünyayı daha inandırıcı yapıyor. Biraz pürüzlü ama karakteri olan RPG'leri seviyorsanız şans verilir.
İyi Forumlar.
Morrowind Sevene Garip Bir Davet
Dread Delusion, ilk bakışta düşük poligonlu tuhaf bir RPG gibi görünüyor ama birkaç görevden sonra dünyasının asıl numarasını anlıyorsunuz. Gökyüzünde asılı adalar, garip tarikatlar, konuşurken güven vermeyen NPC'ler ve rüya gibi renkler var. Oyun teknik gösteriş peşinde değil; daha çok “şu adanın arkasında ne saçmalık çıkacak?” merakıyla ilerliyor.
Görevler Düz Gitmiyor
Hoşuma giden taraf, görevlerin çoğu zaman tek çözüme kilitlenmemesi. Konuşarak, gizlice dolaşarak, bir tarafla anlaşarak ya da bambaşka bir yol deneyerek ilerleyebiliyorsunuz. Bu da eski RPG tadını veriyor. Düşman kesip eşya toplamak var ama oyunun asıl çekiciliği dövüş değil; dünyanın kendi kafasına göre yaşayan, biraz da rahatsız edici tarafı.
Dövüş Zayıf, Atmosfer Güçlü
Açık konuşmak gerekirse Dread Delusion'ın dövüşü herkesi tatmin etmez. Vuruş hissi biraz kuru, animasyonlar eski ve bazı çatışmalar sadece aradan çıkarılacak engel gibi duruyor. Ama dünya tasarımı bunu büyük ölçüde kurtarıyor. Yeni bir kasabaya girip insanların neye inandığını, hangi fraksiyonun ne çevirdiğini kurcalamak daha keyifli. Modern ve cilalı RPG bekleyen sıkılabilir; eski kafa, tuhaf ve keşif odaklı oyun seven ise burada bayağı oyalanır.
Özellikle diyaloglarda ve görev kararlarında “doğru taraf bu mu?” hissi sık geliyor. Oyun her fraksiyonu tertemiz göstermiyor, bu da dünyayı daha inandırıcı yapıyor. Biraz pürüzlü ama karakteri olan RPG'leri seviyorsanız şans verilir.
İyi Forumlar.
