Santa Ragione tarafından geliştirilen
Horses, oyun dünyasında son yılların en rahatsız edici, en tartışmalı ve kelimenin tam anlamıyla "yasaklı" yapımlarından biri olarak tarihe geçti. Bir oyunun Steam gibi dünyanın en büyük platformu tarafından "müstehcenlik" ve daha da ağır bir itham olan "reşit olmayan bireylerin cinsel istismarı iması" gerekçesiyle reddedilmiş olması, Horses'ı sadece bir oyun olmaktan çıkarıp dijital bir sansür ve etik tartışması öznesine dönüştürdü.
Görsel Dil ve Atmosfer: Çürümenin Estetiği
Horses, alışık olduğumuz o pırıltılı oyun dünyalarından kilometrelerce uzakta. Oyunun neredeyse tamamı, eski sessiz filmlerin o titrek, gri ve grenli dokusuyla kaplı. Arka planda sürekli duyulan film projektörü sesi, gördüğünüz her şeyin aslında bir kurgu, bir "görüntü" olduğunu hatırlatıyor. Ancak bu görüntü, bir kabusun projektörden sızan halinden farksız.
Oyun sizi, ailesi tarafından bir çiftliğe çalışmaya gönderilen 20 yaşındaki bir gencin yerine koyuyor. İlk bakışta bir çiftçilik simülasyonu (Stardew Valley gibi) gibi görünen yapı, saniyeler içinde karanlık bir dehlize sürükleniyor. Çiftlikteki "atlar", aslında at maskesi takılmış, bedenleri damgalanmış ve her türlü insani onurdan arındırılmış kölelerdir.
Mekanikler ve Pasiflik: İradenin Kırılması
Bir oyuncu olarak Horses'ta en çok hissedeceğiniz şey "çaresizlik". Oyun, size seçim şansı veriyormuş gibi yapıp aslında sizi Farmer (Çiftçi) karakterinin sapkın dünyasına eklemliyor. Farmer, David Lynch filmlerinden fırlamış, bulbous bir Shrek gibi tepenizde dikilen, hem iğrenç bir arzuyla dolu hem de cinsellikten ölümüne korkan bir figür.
Oyunun sunduğu görevler; "köpeği" beslemekten, bir "atı" saban çekmeye zorlamaya kadar uzanıyor. Bu süreçte sizin oyun üzerindeki kontrolünüz (agency), sadece ne kadar iğreneceğinize karar vermekle sınırlı. Farmer'ın akşam yemeklerinde sunduğu, üzerine bir önceki günün vahşet sembolleri kazınmış bisküvileri yiyip yememek sizin elinizde; ancak bu bile bir noktadan sonra bir boyun eğme törenine dönüşüyor.
Teknolojik Vahşet ve Sinematik Eleştiri
Oyunun en derin katmanı, teknolojinin bedeni nasıl metalaştırdığına ve "disipline ettiğine" dair eleştirisi. Eadweard Muybridge'in 1870'lerdeki ilk hareketli at görüntülerinden (chronophotography) ilham alan Horses, bu görüntüleme teknolojilerinin aslında birer "kontrol aracı" olduğunu savunuyor. Oyunda bir köleyi envanterinize eklerken çıkan "Tame" (Evcilleştir) komutu ve o sırada kölenin bir asset kütüphanesindeki gibi "T-pose" (T-pozu) vermesi, oyun dünyasının ve dijital teknolojilerin bedeni nasıl bir nesneye indirgediğinin en acımasız örneği.
Steam Yasağı ve Sansür Tartışması
Horses’ın bugün bu kadar konuşulmasının sebebi, Valve’ın oyunu Steam mağazasından tamamen men etmesi. Valve, oyunun erken sürümlerinden birinde yer alan bir karakterin çocuk gibi göründüğünü ve bu durumun çocuk istismarı materyali kapsamında değerlendirilebileceğini iddia etti. Santa Ragione ise bu suçlamayı kesin bir dille reddederek bunun bir sansür olduğunu, oyunun sadece "rahatsız edici bir sanat eseri" olduğunu savunuyor.
Şu an Steam'de bulunmayan Horses, Itch.io gibi daha özgürlükçü platformlarda varlığını sürdürmeye çalışıyor. Ancak bu yasak, oyunun üzerine silinmesi zor bir leke bırakırken, aynı zamanda meraklı bir kitleyi de peşinden sürüklüyor.
Sonuç olarak Horses, oynaması asla "eğlenceli" olmayan, her anıyla midenize kramplar sokmayı hedefleyen bir deneyim. Sinemanın ve oyunların şiddeti nasıl estetize ettiğini, seyirciyi nasıl birer röntgenciye dönüştürdüğünü yüzünüze tokat gibi çarpıyor.