HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
1939`da Trabzon`da doğdu. 1957`de İstanbul Erkek Lisesi`ni bitirdi. İ. Ü. İktisat Fakültesi`nden mezun olduktan sonra yurt dışında İngilizce lisan eğitimi gördü. Koç Holding`e ait Bozkurt Mensucat ve Mazet Grubu`nda uzun yıllar üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Hayatının büyük bölümü tekstil piyasasında geçti. 1984`te İTO Meclis Üyeliğine, 1990`da Yön. Kur. Başkanlığı`na seçildi. 1995`te yapılan seçimler sonrası İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanlığı görevini üstlendi. Halen Toprak Holding İcra Kurulu Başkanı ve Genel Koordinatörlüğü, (ASCAME) Akdeniz Ticaret Sanayi Odaları Birliği`nde Yönetim Kurulu ve Muhasip üyeliği, SS İstanbul Tekstil İmalat ve Satıcıları İşyeri Yapı Kooperatifi (İSTEK) Başkanlığını yürütmektedir. Çeşitli sosyal ve sportif amaçlı derneklere ve kulüplere üye bulunan Şahinoğlu evli ve iki çocuk babasıdır.
HAKKINDA YAZILANLAR
‘Türkiye`de devlet yönetilemiyor`
Türkiye 7 Nisan 2001
Türkiye`de bugüne bakmamak lazım. Krizin sebebi siyasidir. Doğrudur ama bugünün değildir. Bugün katmerlenmiştir. Türkiye`nin onbir yılına bakın. Onbir yılda on hükümet gelmiş. Ortalama seneye bir hükümet bile düşmeyen memlekette siyaset olmaz. Siyasi istikrar hiç olmaz. Ekonomi hiç, hiç olmaz. Hiçbir şey olmaz. Ha, Allah`a şükür biz şimdiye kadar yaşadığımızı sanıyoruz. Onun da sebebi ne biliyor musunuz? Türkiye`nin çok dinamik bir müteşebbis gücü var. Bu insanlar içerde dışarda büyük bir gayretle birşeyler üretip birşeyler satmaya çalışıyorlar. Çok fedakâr bir millet var. Bu insanlar, “Ha yarın şöyle olur ha böyle olur“ diye mücadele ediyorlar. Bunun dışında da devletin cesamet olarak büyüklüğü ve devletin siyasiler tarafından toplumun çeşitli kesimlerine parsa dağıtmasıdır. Bütün bu popülist yaklaşımlar aslında devletin borçlarına ekleniyor.
Deniz bitmiştir...
Devletin bugünkü siyasi yapıyla, bugünkü siyasi anlayışla yönetilmesi mümkün değil. Olay buraya gelmiştir. Deniz bitmiştir. Dibe vurulmuştur. Ne derseniz deyin, siyasi yapılanmanın yeniden ele alınması gerekmektedir. Hepimizin vatandaş olarak boyumuzun ölçüsünü almamız lazım. Bu siyasi krizde herbirimiz başımıza gelecek her türlü felakete bir noktada katlanmak zorunda kalacağız. Ama bu işin sonunda ya memleketi yeniden yapılandıracağız, ya da çıkış noktası yok. Ya olacak ya olacak.
İTO niye “evet“ demişti?
İTO`da benim dışımda hükümetin programına destek çıkılmıştı. Destek çıkar göründük. Çünkü, enflasyonun düşürülmesine yönelik politikalarda şimdiye kadar her hükümet, “Düşüreceğiz“ demiş ama hiçbiri siyasi irade beyan edememişti. Bu hükümet siyasi irade beyan edince, bunun desteklenmemesine imkan yoktu. Bir de dövizi sabitleyip faizleri aşağı çekme politikası vardı. Ki bunun ardında da IMF vardı. “Acaba bir bildikleri mi var?“ dedik. Gerçi bu uygulamanın ekonominin ana kuralları dışında olduğunu biliyorduk ama, çıkıp da söylersek, “Felaket tellalı“ olmayalım diye sustuk.
Olan vatandaşa oldu
Yine dayağı vatandaş yedi. Vatandaş birdenbire düşen faizlerin karşısında sendelemişti. Fakat gayrimenkul alamıyordu. Deprem olmuş gayrimenkul başaşağı gitmişti. Altın alamazdı. Senelerden beri altının artık bir tasarruf aracı olmadığını az çok Türk halkı anlamaya başlamıştı. Döviz alamıyordu, döviz fiyatını devlet tutuyordu. Bir sakatlık olduğu meydanda ama, bu olayı devlet söylüyordu. Bir şey diyemiyorduk. Ne zaman ki yurt dışında Türk lirasını yüksek satıyorlar, mesela, doları bir milyona satıyor, adam bir milyon Türk lirasını Türkiye`ye getiriyor. Burdan birbuçuk doları alıp götürüyor. Böyle kâr nerde görülmüş? O zaman “Eyvah dedim bu işin dibi çıkacak.“ Kasım`a gelinceye kadar özelleştirmeyi yapabilseydik, tasarrufa girebilseydik. Devlet biraz kendini küçültebilseydi. Birkaç tane de para getiren özelleştirmeyi yapabilseydik, işi kurtarırdık ama olmadı. Yahu bakın Trabzon limanı sekiz seneden beri dört defa özelleştirmeden döndürülmüş. Sonra da geçende Bakana brifing veriyorlar. Neymiş efendim, “Geçen sene 1 trilyon zarar etmiş.“ Dört sene evvel ver bunu kardeşim.
HAKKINDA YAZILANLAR
‘Türkiye`de devlet yönetilemiyor`
Türkiye 7 Nisan 2001
Türkiye`de bugüne bakmamak lazım. Krizin sebebi siyasidir. Doğrudur ama bugünün değildir. Bugün katmerlenmiştir. Türkiye`nin onbir yılına bakın. Onbir yılda on hükümet gelmiş. Ortalama seneye bir hükümet bile düşmeyen memlekette siyaset olmaz. Siyasi istikrar hiç olmaz. Ekonomi hiç, hiç olmaz. Hiçbir şey olmaz. Ha, Allah`a şükür biz şimdiye kadar yaşadığımızı sanıyoruz. Onun da sebebi ne biliyor musunuz? Türkiye`nin çok dinamik bir müteşebbis gücü var. Bu insanlar içerde dışarda büyük bir gayretle birşeyler üretip birşeyler satmaya çalışıyorlar. Çok fedakâr bir millet var. Bu insanlar, “Ha yarın şöyle olur ha böyle olur“ diye mücadele ediyorlar. Bunun dışında da devletin cesamet olarak büyüklüğü ve devletin siyasiler tarafından toplumun çeşitli kesimlerine parsa dağıtmasıdır. Bütün bu popülist yaklaşımlar aslında devletin borçlarına ekleniyor.
Deniz bitmiştir...
Devletin bugünkü siyasi yapıyla, bugünkü siyasi anlayışla yönetilmesi mümkün değil. Olay buraya gelmiştir. Deniz bitmiştir. Dibe vurulmuştur. Ne derseniz deyin, siyasi yapılanmanın yeniden ele alınması gerekmektedir. Hepimizin vatandaş olarak boyumuzun ölçüsünü almamız lazım. Bu siyasi krizde herbirimiz başımıza gelecek her türlü felakete bir noktada katlanmak zorunda kalacağız. Ama bu işin sonunda ya memleketi yeniden yapılandıracağız, ya da çıkış noktası yok. Ya olacak ya olacak.
İTO niye “evet“ demişti?
İTO`da benim dışımda hükümetin programına destek çıkılmıştı. Destek çıkar göründük. Çünkü, enflasyonun düşürülmesine yönelik politikalarda şimdiye kadar her hükümet, “Düşüreceğiz“ demiş ama hiçbiri siyasi irade beyan edememişti. Bu hükümet siyasi irade beyan edince, bunun desteklenmemesine imkan yoktu. Bir de dövizi sabitleyip faizleri aşağı çekme politikası vardı. Ki bunun ardında da IMF vardı. “Acaba bir bildikleri mi var?“ dedik. Gerçi bu uygulamanın ekonominin ana kuralları dışında olduğunu biliyorduk ama, çıkıp da söylersek, “Felaket tellalı“ olmayalım diye sustuk.
Olan vatandaşa oldu
Yine dayağı vatandaş yedi. Vatandaş birdenbire düşen faizlerin karşısında sendelemişti. Fakat gayrimenkul alamıyordu. Deprem olmuş gayrimenkul başaşağı gitmişti. Altın alamazdı. Senelerden beri altının artık bir tasarruf aracı olmadığını az çok Türk halkı anlamaya başlamıştı. Döviz alamıyordu, döviz fiyatını devlet tutuyordu. Bir sakatlık olduğu meydanda ama, bu olayı devlet söylüyordu. Bir şey diyemiyorduk. Ne zaman ki yurt dışında Türk lirasını yüksek satıyorlar, mesela, doları bir milyona satıyor, adam bir milyon Türk lirasını Türkiye`ye getiriyor. Burdan birbuçuk doları alıp götürüyor. Böyle kâr nerde görülmüş? O zaman “Eyvah dedim bu işin dibi çıkacak.“ Kasım`a gelinceye kadar özelleştirmeyi yapabilseydik, tasarrufa girebilseydik. Devlet biraz kendini küçültebilseydi. Birkaç tane de para getiren özelleştirmeyi yapabilseydik, işi kurtarırdık ama olmadı. Yahu bakın Trabzon limanı sekiz seneden beri dört defa özelleştirmeden döndürülmüş. Sonra da geçende Bakana brifing veriyorlar. Neymiş efendim, “Geçen sene 1 trilyon zarar etmiş.“ Dört sene evvel ver bunu kardeşim.
