Hikayeler

Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

islamcılık

TruvaGame

Level 20
Uzman
Katılım
23 Ocak 2016
Konular
8,206
Mesajlar
16,372
Online süresi
4ay 15g
Reaksiyon Skoru
3,970
Altın Konu
0
Başarım Puanı
506
TM Yaşı
10 Yıl 2 Ay 29 Gün
MmoLira
2,055
DevLira
0

Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!

İSLAMCILIK İslam ve İslamcılık arasındaki ilişki ne oryantalistlerin iddia ettikleri kadar direkt ne de anti-oryantalistlerin sanacakları gibi sadece fırsatçıdır. Öncelikle ifade edilmelidir ki, analitik bir İslamcılık tanımı yapmak sanıldığı gibi kolay değildir. Literatür incelendiğinde, bu zorluk rahatlıkla görülebilir. Pek çok yazar, operasyonel bir tanım yapma ihtiyacı bile duymaksızın, örneğin İslamcılığın ‘ne idüğü’ ya da ‘bitip-tükendiği’ yönündeki popüler ve bir kadar da ‘ciddi’ tartışmaya dahil oluverir. Sonuçta, ‘parti siyaseti’ takip eden MSP-RP-AKP türü sistem-içi politik oluşumları baz alan bir bitiş/tükeniş edebiyatı örneğinde görüleceği gibi, doğruluğu ‘kendinden menkul’ neticelere ulaşılır! Kimileri de postmodern dönemin atmosferini gereğinden fazla solumaktan olsa gerek, kendi ‘indi’ tanımı çerçevesinde (hadi ‘nesnellik’ demeyelim ama, gerçeğe tekabüliyet noktasında dahi hemen hiçbir kayıtla kendini bağlı görmeden) bir İslamcılık profili çıkarmaya çalışır. Bu tablonun üreteceği sonuç, tabii olarak kavram kargaşasıdır ve sırf bu yüzden İslamcılık denildiğinde, zihinlerde ‘flu’ bir görüntü hasıl olmaktadır. Bu temel soruna, tanımsal netliğe ulaşmakla (ve analitik kriterler ölçeğinde bir tasnif çabası göstermekle) cevap bulunabileceği açıktır. Ancak ortaya konulan fikri hasılaya bakıldığında, bu noktada tatmin edici bir neticeye ulaşılamadığı söylenebilir. Bu bağlamda altı çizilmesi gereken hususlardan biri olarak, modernizm/gelenek ikileminin dar sınırlarına hapsedilmiş tanımlama çabalarının, derde derman olamayacağını ifade edilebilir. Temel zaafın bu noktada odaklandığı görülüyor. Olguyu tanımlarken, bir ‘salkım’ metaforundan hareket eden bu yaklaşımda, kavramın anlam alanına etkide bulunan farklı uzanımların kendine özgü alanları somut hatlarla birbirinden ayrılmamakta; dolayısıyla kavramın ‘öz anlamı’nı belirleme noktasında hayati önemi haiz olan ‘kesişme noktaları’nın tayini zorlaşmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak, örneğin İslamcılığı bir gelenek temelinde tanımlayan yaklaşım ile, modernizm temelinde tanımlayan yaklaşım, ‘eşit düzeyde’ haklılık payesine kavuşmaktadır. Halbuki bu, kavramsal düzeyde açık bir çelişkiyi içinde de barındırır. Bu olumsuzluktan kurtulmanın yolu, ‘analitik terimler’ ölçeğinde bir tasnif çabası güdülmesi ve kavramların ‘özü’nü oluşturan mana(lar)ın tayinine çalışılmasıdır. Ancak böylesi bir çaba, ‘somut’ bir tanım üretebilir. İSLAMCILIK FİKRİNİN ORTAYA ÇIKIŞI 19. yüzyıl İslam alemi büyük bir gerilemenin içindeydi. İstila edilmiş pek çok yerde müslümanlar yaşıyordu. Bağımsız devlet olarak sayabileceklerimiz; Fas, İran, Afganistan ve Osmanlıdır. Fas’ın durumu kötüydü. Fransa tarafından istila edilmek üzereydi. İran ise İngiliz ve Rusların büyük etkisi altındaydı ve bağımsız hareket edemiyordu. Afganistan, uzak bir diyardı ve küçüktü. Fakat Osmanlı devleti bu devletlere göre daha güçlü ve bağımsızdı. Osmanlı devletinin durumu günden güne kötüleşiyor ve Avrupa, İslam aleminin en güçlü kalesi olan Osmanlıya saldırıyordu. Osmanlı Devleti Avrupa’nın desteğini almak ve içişlerini karışmalarını engellemek amacıyla; 3 Kasım 1839’da Tanzimat Fermanı’nı ilan etti. Bunun bir devamı olarak 1856’da Islahat Fermanı ilan edildi. 23 aralık 1876’da I. Meşrutiyet ilan edildi. Böylece padişahın yanında yönetime ortak olunmuş ve I. Meşrutiyet dönemi başlamış oldu. (1876-1908) 20. yüzyıla gelindiğinde İttihat ve Terakki’nin baskısıyla II. Abdülhamid, II. Meşrutiyeti ilan etti. 31 Mart olayı da bu dönemde rastlar. Bu yüzyılda yapılan Trablusgarp (1911-1912) ve Balkan (1912-1913) savaşlarındaki malubiyet 20. yüzyıla yenik olarak başlanmasına sebep oldu. İslamcılık, Osmanlı devletinin çöküş sürecindeki “kurtuluşu İslam’ın yeniden anlaşılmasında ve hayata hakim kılınmasında” gören anlayışlar doğrultusunda, dinin bir tür ideolojiye indirgenmesiyle ortaya çıkan siyasi ideolojik bir akımdır. “İslamcılık, 19 ve 20. yüzyılda İslam’ın bir bütün olarak (inanç, felsefe, eğitim, ibadet...) yeniden hayata hakim kılmak ve akılcı bir metotla Müslümanları ve İslam dünyasını batı sömürgesinden kurtarmak, medenileşmek, birleştirmek ve kalkındırmak uğruna yapılan aktivist, modernist ve eklektik yönleri baskın siyasi fikri ve ilmi çalışmaların arayışların teklif ve çözümlenişinin bütününü ihtiva eden bir hareket olarak da tanımlanabilir. 19. yüzyılın ikinci yarısında bir fikir olarak ortaya çıkan bu politikayı II. Abdülhamid benimsemiştir.
 
Paylaşım için teşekkürler
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Geri
Üst