Capybara Go: Şirin Ama Sığ Bir Roguelike Deneyimi
Capybara Go,
Archero geliştiricisi tarafından sunulan, sevimli ama inanılmaz derecede basit bir roguelike macera RPG'sidir. Oyuncular burada, çeşitli rastgele olaylar ve karşılaşmalarda hayatta kalmaya çalışan sevimli bir
kapibara olarak oynuyor. Günümüzde her yerde reklamları dönen bu oyun, peki denemeye değer mi?
Temel oynanışta yeni bir koşuya başlıyor ve sürekli olarak bir sonraki güne geçmek için bir düğmeye dokunuyoruz. Her gün, bir güçlendirme veya zayıflatma almamız,
XP ve altın kazanmamız veya bir düşmanla karşılaşmamız gibi rastgele bir olay gerçekleşiyor. Olaylar üzerinde hiçbir kontrolümüz yok ve hatta
sıra tabanlı savaş bile tamamen otomatik.
Seviye atlamak veya bölüm sonu düşmanlarını öldürmek, kapibaralarımızın gücünü büyük ölçüde etkileyen üç rastgele yeni beceriden veya istatistik yükseltmesinden birini seçmemizi sağlıyor. Bu beceriler, yıldırımlardan ve hançerlerden temel saldırılarımızı
can çalma etkileriyle güçlendirmeye kadar her türlü biçimde karşımıza çıkıyor.
Ne yazık ki, başarılı bir koşu için en önemli olan şey, koşular arasında bir
gacha sisteminden edindiğimiz kalıcı istatistik yükseltmeleri ve teçhizatlardır. Bu durum, koşular sırasında farklı yapıları ve beceri kombinasyonlarını denemenin eğlencesini tamamen mahvediyor.
Oyun, bir sürü mod, zorluk ve hatta lonca baskınları içeriyor; ancak bunların hepsi
istatistik kontrollerinden başka bir şey olmadıkları gerçeğiyle engelleniyor. İstatistiklerimiz rakiplerimizden daha mı yüksek? Harika, kazandık. Hatta savaşları atlayıp hemen sonucu alabiliriz. Aynı durum PvP arena dövüşleri için de geçerli.
Agresif Para Kazanma Modeli
Capybara Go, aşırı sayıda
uygulama içi satın alma (IAP), birden fazla para birimi, bir enerji sistemi, sinir bozucu açılır reklamlar, birkaç savaş bileti, sınırlı etkinlik satın alımları ve çok daha fazlası aracılığıyla para kazanıyor. Bu durum oldukça "vahşi" bir para kazanma modeli sunuyor.
Anlamlı bir oyun arıyorsanız,
Capybara Go'yu kontrol etme zahmetine girmeyin. Bundan biraz olsun keyif almanın tek yolu, sadece arka planda oynayabileceğiniz, gündelik bir "ikinci ekran" deneyimi olarak değerlendirmektir.