- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,370
- Mesajlar
- 18,387
- Online süresi
- 4mo 19d
- Reaksiyon Skoru
- 4,080
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- MmoLira
- 39
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
|
| İŞLETMELERİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI 1.KURULUŞ YERİ SEÇİMİNDE ROL OYNAYAN ETKENLER İşletmelerin en uygun kuruluş yeri ve seçimini yapabilmek için çok dikkatli bir inceleme ve hazırlık çalışması yapması gerekmektedir. Kuruluş yeri seçimini etkileyen birçok etken vardır. Belli bir yerde gerçekleştirilen üretim faaliyetine maliyet veya kâr yönünden üstünlük sağlayan her şey kuruluş yeri etkeni olarak isimlendirilir. Başlıca kuruluş yeri etkenleri şöyle sıralanabiliri: -Ekonomik etkenler -Doğal etkenler -Sosyo-Psikolojik etkenler -Politik etkenler Şekil 8:Kuruluş Yeri Etkenlerinin Görünümü EKONOMİK ETKENLER KURULUŞ -Hammadde -Pazar -İnsan Gücü YERİ -Ulaşım DOĞAL ETKENLER -Enerji - Yakıt ETKENLERİ -Su – İklim SOSYO – PSİKOLOJİK ETKENLER POLİTİK ETKENLER 1.1.Ekonomik Etkenler Bir endüstri işletmesi mal üretebilmek için, en çok hammaddeye gereksinim duyar. Bu nedenle, hammaddenin yakın, ucuz, güvenilir olduğu ve sürekli bulunduğu yeri kuruluş yeri olarak seçmek gereklidir. Örneğin; bir şeker fabrikasının şeker pancarının ekildiği alana, bir orman işletmesinin ormana, bir balık konserve fabrikasının deniz ya da göllere, bir termik santralin kömür ocaklarına yakın yerde kurulması gibi. Üretilmiş malların pazara uzaklığı da ayrıca üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır. Örneğin, hammaddenin sağlanması zor olmayıp, taşınması yüksek ücret gerektirmiyorsa, işletme için tüketiciye yakın yerlerde kuruluş yerinin seçimi ön plana geçebilir. Üretilen malın ağırlığı fazla ise, taşıma maliyeti yükselir, diğer yandan çabuk kırılabilir mallar için ambalaj giderleri yüksek olabilir. Bazı malların çabuk bozulabilir olması, tüketim merkezlerine yakın yerde işletmenin kurulmasını zorunlu kılabilir. İşletmeler doğal olarak, işçilik ücretlerinin düşük olmasını ve maliyetlere az yansımasını isterler. Bu nedenle, eğer işletme emek yoğun bir yapıda ise, çalışacak işgörenlerin sayısı çok olacağından, özellikle bunların kolaylıkla bulunabildiği alanlara kaymak gerekecektir. Uzman işgören çalıştırılmak gerekiyorsa, büyük yerleşim bölgeleri seçilecektir. Bunlardan başka, hammaddenin işletmeye taşınmasından, üretilen malın tüketiciye iletilmesine ve işgücünün iş yerine günlük geliş ve gidişinin sağlanmasına kadar her zaman taşıma ve ulaşım sorunlarıyla karşılaşılır. İşletmenin kuruluş yeri seçilirken, ulaşım kolaylıkları da araştırılmalıdır. Liman, istasyon, kara yolunun kapasitesi, köprüler gibi ulaşım olanakları göz önünde bulundurulmalıdır. 1.2.Doğal Etkenler İşletmeler hareket halinde olan bir araca benzetilirse, bu araçların yürümesi için enerji ve yakıt vazgeçilmez birer etkendir. Enerji, elektrik ve nükleer kaynaklardan elde edilir. Elektrik enerjisi, hidrolik (su) ve termik (kömür) santrallerinden ya da jeneratör gücünden elde edilebilir. Bunlardan en ekonomik olanının seçileceği doğaldırii. İklim ve arazinin durumu işletmelerin kuruluş yerini önemli ölçüde etkilemektedir. Toprağın yapısı, arazinin yüksekliği, deprem bölgesinde bulunup bulunmaması, bölgedeki rutubet ve ısı değişimleri, su kaynakları işletmenin kuruluş yeri seçilirken üzerinde durulması gereken önemli doğal etkenlerdiriii. 1.3.Sosyo - Psikolojik Etkenler İşletmeler kuruluş yeri belirlerken, işletmede çalışacak işgörenin gereksinimlerini karşılayacak sosyal tesislerin bulunduğu yerlerde kurulmaya özen gösterirler. Ayrıca işletmenin yapacağı gürültü, hava ve çevre kirliliği karşısında toplumun göstereceği tepkilerde göz önüne alınmalıdır. Toplum güvenliği ve sağlığını çevre temizliğini düşünen yerel ve merkezi yönetimler kuruluş yerleriyle ilgili yasal ve idari önlemler almaktadırlar. İşletmeler kurulurken bu gibi kısıtlamaları da dikkate almak zorundadırlar. Bunlardan başka, işletmenin kurucuları kendi bölgelerine hizmet etmek ya da o bölgede işletme kurarak çevrede saygınlık kazanma amacını güdebilirler. Tersi düşünüldüğünde başka yörede işletme açılması durumunda o bölgeye gelecek işgücünün bağlı bulunduğu yöreden, gelenek ve göreneklerinden kopması, yalnızlık ve özlem duygularına neden olabilir. Özellikle yurt dışına giden Türk işçilerinin bu tür duyguları aşırı biçimde taşıdığı bilinmektedir. Bu kişilerin yurda dönüşlerinde kendi yörelerinde el ele vererek, fabrika kurma eğilimine girdikleri izlenir. 1.4.Politik Etkenler İşletmelerin kuruluş yeri seçilirken, devletin sağladığı özendirici önlemlerin de göz önünde bulundurulmasında yarar vardır. Devlet, bölgelerarası ekonomik kalkınmışlık farklılıklarını gidermek amacıyla işletmelerin az gelişmiş bölgelerde kurulmasını özendiren bazı önlemler getirebilmektedir. Diğer yandan, devlet, güvenlik ve sağlık nedenleriyle belirli bölgelerde işletme kurulmasını yasaklayabilir. Görüldüğü gibi, devlet bazen özendirici, bazen yasaklayıcı gücüyle işletmelerin kuruluşunu etkileyebilmektediriv. 2. KURULUŞ YERİ SEÇİMİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER Kuruluş yeri seçimine yönelik sistematik çalışmalar ilk kez 1826 yılında Alman iktisatçılardan J. H. Von THUNEN tarafından başlatılmıştır. Daha sonra 1909 yılında Alfred Weber tarafından yoğunlaştırılmıştır. İkinci dünya savaşından sonra doğrusal programlama, girdi-çıktı analizleri ve dinamik programlama gibi yöneylem teknikleri geliştirilerek en uygun kuruluş yeri matematiksel programlama yoluyla belirlenmeye başlandıv. Kuruluş yeri seçiminde kullanılabilecek yöntemlerin başlıcaları şöyle sıralanabilirvi: -Karşılaştırmalı yöntemler, -Ulaştırma modeli, -Doğrusal programlama modeli, -Karma tam sayılı programlama modeli. Yukarıda sayılan yöntemlerden son üç tanesi, yöneylem araştırması içinde yer alan matematiksel programlama yöntemlerinin, işletmeciliğe ilişkin çeşitli sorunların çözümlerinde kullanılan özel şekilleridir. Anketler, araştırma ve soruşturmalarla derlenen bilgilerin sınıflandırılması ve değerlendirilerek, optimizasyon analizleri ile en uygun kuruluş yeri seçilebilir. İşletmenin en uygun kuruluş yeri seçimi, "ölçülebilir maliyet unsurları ile uzun vadeli ve görünmeyen maliyet unsurlarının toplamını minimum kılan çözüm şeklinin bulunmasıdır". Hammadde ve enerji, arazi ve inşaat maliyeti, ulaştırma vb. unsurlar önceden hesaplama sonucu belirlenebilir. Ancak sosyal çevrenin etkisi, uzman işgücü kaynaklarının gelecekteki durumu, bölgenin gelişmesi, vergi kolaylıkları vb. maliyet faktörlerinin, önceden belirlenmesi oldukça zordur. İleri düzeyde matematik bilgisi ve bilgisayar programlamayı gerektirmeyen karşılaştırmalı yöntemlerin başlıcaları "faktör karşılaştırma veya puanlama yöntemi", "maliyetleri karşılaştırma yöntemi" ve "kârlılıkları karşılaştırma yöntemi" daha ayrıntılı biçimde şöyle incelenebilir: 2.1.Faktör Karşılaştırma veya Puanlama Yöntemi Bu yöntemi başlıca iki biçimde uygulamak olasıdır: 1.Yarı kantitatif özellikteki bu uygulama biçimini, 1'den fazla değişkenin birlikte analizi için elverişli olduğundan, yalnızca kuruluş yeri seçiminde değil, değişik işletme faaliyetlerinde karar aracı olarak da kullanmak olasıdır. Bundan başka, değişkenlerin kantitatif olması da önemli değildir. Çünkü bu durumda bazı ölçekleme yöntemleriyle ölçülebilir duruma getirilip, değerlendirmeye alınmaları sağlanabilir. Böylece kuruluş yeri seçiminde, kuruluş yeri için gerekli nicel ve nitel özelliklerin birlikte değerlendirilerek bir seçim yapılması da kolaylaşır. Yöntemin bu biçiminin kullanılmasında kuruluş yeri özellikleri bir liste biçiminde saptandıktan sonra, şu aşamalardan geçirilir: -Faktörlerin farklı yoğunluk dereceleri için bir derecelendirme yapılır. Bu derecelere göre, her faktörün farklı yerler için derecesi belirlenir. -Tüm kuruluş yeri faktörlerine, alınacak karar içindeki önemlerine göre tartı veya ağırlık verilir. -Her kuruluş yerine ilişkin değişik faktörlerin derece sayısı ile sabit tartı sayısı çarpılarak, tartılı değerler belirlenir ve tablo düzenlenir. Her yer için tartılı değerler toplanır ve en yüksek toplam değere ulaşan aday, kuruluş yeri olarak seçilir. Örneğin; eğer işletme için en önemli faktör hammaddeye yakınlık ise, A kuruluş yeri seçeneği, hammaddeye yakın olma koşulunu yerine getiriyor ise, tam puan alacaktır. Bu biçimde yürütülen bir çalışma ile en yüksek puan alan kuruluş yeri seçeneği seçilir. Puan değerleri toplamı ise 100'dürvii. Tabloya göre yapılacak değerlendirme sonucunda, kuruluş yeri seçenekleri arasında B Yeri öncelik kazanacak ve seçilecektir. Tablo 12:Kuruluş Yeri Faktörleri Puan Değerleri Kuruluş Yeri Faktörleri Puan Değeri A Yeri B Yeri C Yeri 1.Pazar 14 10 14 11 2.Hammadde 16 16 15 10 3.Ulaştırma 8 6 5 8 4.Enerji 7 5 4 2 5.İşgücü 10 7 10 7 6.İklim 4 3 4 2 7.Su Temini 4 3 2 2 8.İnşaat 7 7 5 6 9.Jeoloji 8 5 7 6 10.Kamuoyu 10 9 8 10 11.Teşvik Tedbirleri 12 11 12 7 Toplam 100 81 86 71 2.Faktör karşılaştırma yönteminin ikinci uygulama biçiminde ise, her kuruluş yeri faktörünün alınacak karar içindeki önemine göre tartı veya ağırlık verilir. Sonra, her faktörün tartısını tam puan derecesi olarak kabul edip, aday kuruluş yerinde o faktör için ayrı ayrı puan verme yoluna gidilir. Daha sonra, her faktörün puan derecesi ile her aday yerdeki puanı çarpılarak, ağırlıklı puan belirlenir. Daha sonra, tablo düzenlenerek en yüksek toplam ağırlıklı puana ulaşan aday yer kuruluş yeri olarak seçilir. Tablo 13: Kuruluş Yeri Faktörlerinin Katsayıları Yapılan değerlendirme sonucunda, kuruluş yeri olarak B seçilir. Her ikisi de faktörleri ağırlıklı değerlerle karşılaştırmaya dayanan bu iki uygulama biçiminin belli başlı farkı, birincisinde toplam 100'e ulaşan oransal bir önem derecesi saptanması ve yoğunluk derecesinin her yer için ayrı olarak belirlenmesidir. İkincisinde, her faktörün her kuruluş yerinde, genel olarak saptanan önem derecesini tam puan olarak benimseyip, onun üzerinde değerler verilmesidir. Puanlama yöntemlerinde, analize katılan faktörlerin kuruluş yerini etkileme veya önem dereceleri (tartı ve ağırlık) ile yoğunluk derecesini (puan durumunu) saptamak çok önemlidir. Bu yöntemin başlıca sakıncası, dereceleme ve puanlama işleminde sübjektifliğin fazla olmasıdır. Bunun yanında, basit ve kolay uygulanabilir olması, yararlı yönüdür. 2.2.Maliyetleri Karşılaştırma Yöntemi Bu yöntemiki şekilde uygulanabilir: 1.Maliyet karşılaştırmaya dayalı bir yöntemde, farklı aday kuruluş yerlerinden "en küçük birim üretim maliyeti"ne ulaşacağı tahmin edilen yer en uygun kuruluş yeri olarak belirlenir. Belirlenen üretim kapasitesinde, "A", "B", "C", "D" vb. gibi farklı aday yerlerde kurulması durumunda, işletmenin birim değişken maliyetlerin ve birim sabit maliyetlerin ne olacağı tahmin edilir. İşçilik, hammadde, yardımcı madde vb. değişken giderlerle, vergi, sigorta, kira vb. sabit giderlerin toplamından birim üretim başına düşen miktar hangi yerde daha düşükse orası seçilir. Uygulamada bu yöntemle ilgili en büyük sorun, maliyetlerin önceden tahminindeki güçlüktür. Birim maliyetlerin belirlenmesinde, maliyet muhasebesinde kullanılan tahmini maliyet ve standart maliyet hesaplama yöntemlerinden yararlanılır. Ancak bu hesaplamaların yapılabilmesi, maliyet karşılaştırmaya dayandığı için, aday kuruluş yerinde aynı mamulü üreten kurulu bir işletmenin bulunması gerekir. 2.Maliyet karşılaştırma yönteminin bir diğer uygulama biçimi ise, toplam maliyetlerin ağırlıklı miktarlarının karşılaştırılmasıdır. Bu uygulama biçiminde, farklı kuruluş yerleri için belli başlı faktörlere faaliyet giderlerinde tahmin edilen paylarına göre oransal bir ağırlık verilir. Daha sonra, "A", "B", "C", "D" vb. gibi aday kuruluş yerlerinin her birinde kuruluş yeri faktörleri için en az maliyet ve en yüksek maliyet tahminleri yapılır. Her faktör için saptanan katsayı (ağırlık), değişik bölgelerdeki kuruluş yerleri için her faktörün en düşük ve en yüksek maliyetleriyle çarpılır. Sonuçta, her aday yer için belirlenen ağırlıklı maliyetler en az ve en yüksek olmak üzere toplanır. En düşük toplam maliyetleri veren yer, en uygun kuruluş yeri olarak seçilir. Burada, diğer yöntemlerden farklı olan önemli nokta, en uygun kuruluş yerinin seçiminde en yüksek değer veya puana sahip olan yerin değil, en düşük toplam maliyetleri (minimum ağırlıklı toplam maliyet ve maksimum toplam maliyet olmak üzere iki grup) gösteren yer seçilir. 2.3.Kârlılıkları Karşılaştırma Yöntemi İşletmelerin kuruluş yerlerinin seçiminde maliyetlerin yanında kârlılıkların da göz önünde bulundurulması ve aday kuruluş yerlerinin tahmin edilen kârlılıklar bakımından karşılaştırılması daha anlamlı bir seçim sağlayacaktır. Ancak, maliyetlerin ve özellikle de satış gelirlerinin tahmin edilmesinde karşılaşılan güçlükler, bu yöntemin başarıyla uygulanmasını kısıtlayan bir durum yaratır. Maliyet faktörlerinin tahmini, oldukça kolaydır. Üstelik piyasanın istikrarsız olduğu bir dönemde satış gelirlerinin ve buna dayalı olarak da işletmenin kârlılığının belirlenmesi oldukça güçlük yaratan bir noktadır. Böyle bir durumda matematiksel yöntemler de içinde tüm yöntemler yetersiz kalmaktadır. Yine de mevcut yöntemler arasından matematiksel programlama tekniklerinin daha ileri çeşitlerini uygulamaya koymak, diğer yöntemlere göre daha sağlıklı sonuçlar verebilir. Kârlılıkların karşılaştırılması modeline göre en uygun kuruluş yeri, yapılan yatırım harcamasına karşılık, en büyük güçlük, maliyetlerin ve satışların sağlıklı bir biçimde tahmin edilmesinde yatmaktadır. Bu yöntemin uygulanışına ilişkin bir örnek, aşağıdaki tabloda sunulmuşturviii. Tablo 14: Kârlılıkların Karşılaştırılması Yöntemi Bu örneğe göre, % 40'lık bir kârlılık oranı sağlayan "A" şehri, en uygun kuruluş yer olarak seçilmelidir. 3.KONUMLUK YERİ VE ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ Bu başlık altında, işletme binasının ve tüm tesislerin kurulacağı alan olan "konumluk yeri", "organize sanayi bölgeleri" ve organize sanayi bölgelerinin küçük ölçekli tipik bir modelini oluşturan "sanayi siteleri" incelenmektedirix. 3.1.Konumluk Yeri Kuruluş yeri seçiminde bir bölge seçimi sözkonusu iken, konumluk yeri seçiminde, işletmenin binalarının kurulacağı alan ya da arsa seçimi amaçlanır. Seçilecek arsanın ucuz, gereksinimleri karşılayacak kadar geniş ve jeolojik yapı olarak bina kuruluşuna uygun olması gerekir. Konumluk yerinin yerleşim merkezlerinin içinde ya da çok yakınında olması, alt yapı tesislerinden ve belediye hizmetlerinden yararlanma gibi kolaylıklar sağlamasına karşın, günümüzde endüstri işletmelerinin kent dışında kurulması daha uygun görülmektedir. Konumluk yeri kadar önem taşıyan bir konu da, işletmenin fiziksel yapısıdır. Eğer kent dışında geniş bir arsa bulunmuşsa, kurulacak binanın genellikle tek katlı olması tercih edilir. Bunun nedeni, makina ve aygıtların fiziksel organizasyonu, iş akışının düzenlenmesi, aydınlatma ve üretim sürecinin gerçekleşmesi bu tür tek katlı geniş binalarda daha kolaylıkla ve düşük maliyetle sağlanabilmektedir. Konumluk yerinin kent dışında seçilmesi, çalışanlar açısından ulaşım sorunu yaratır. Bu sorunu gidermek için fabrika civarında sosyal tesisler, özellikle işgörenler için lojmanlar kurulabilir. Ancak, bu tür tesisler ve lojman inşaatları, yüksek maliyetlere yol açtığı için, işletmelerin çoğu bu konuya fazla ilgi duymazlar. Oysa, işgörenlerin de ekonomik katkılarıyla sanayi bölgelerine yakın yerlerde konutların yapılması gerekir. Bu yönde atılacak her adım, çalışanları işletmeye daha çok yaklaştıracak, işine ve işletmesine bağlılığını artıracaktır. Konut sorununa gereken önem verilmediğinde, sanayi bölgelerinin çevresinde gecekondu modeli sağlıksız bir kentleşme yönünde gelişmeler izlenir. Bu konuda işletmelerin olduğu kadar devletin de sorumluluğu vardır. İşletmeler ve devlet ortak projeler geliştirerek sağlıklı ve sürekli bir yerleşim alanı oluşturabilirler. Bunun en tipik örneği, uydu kent olarak bilinen yerleşim bölgelerinin kurulmasıdır. 3.2.Organize Sanayi Bölgeleri Günümüzde endüstriyel işletmeler için en ideal yerleşim modeli olarak organize sanayi bölgelerinin oluşturulması önerilmektedir. Büyük yerleşim merkezlerinin çevresinde işletmelerin düzenli ve planlı biçimde bir araya gelerek toplandığı bölgelere, organize sanayi bölgesi denilmektedir. Bu bölgelerin başlıca özellikleri şunlardır; -Belirli bir plan doğrultusunda, uygun bir arazi seçilerek parsellenir. -Bu arazi üzerinde gerekli üst düzeltmeler yapılır. -Seçilen bu bölge, kurulacak işletmelerin tüm gereksinimlerini karşılayacak alt yapı tesislerine kavuşturulur. -İşletmeler bir araya toplanarak düşük maliyetle ortak çalışmalar yürütürler. İşletmeler tek başlarına alt yapı tesisleri kurmaya kalktıklarında çok büyük giderler ile karşılaşırlar. Oysa belirli bir bölgede daha önceden yol, su, elektrik, kanalizasyon, PTT, sağlık ve eğitim merkezleri, lokanta, banka, bakım onarım merkezleri, gezici vinç, araştırma ve geliştirme büroları gibi çeşitli tesislerinin yapılmış olması, işletmelerin kuruluşunu büyük ölçüde kolaylaştırır. Organize sanayi bölgelerinin kuruluş biçimleri 3 model üzerinde incelenebilir: -Belirli bir arazi parçasının seçilerek parsellendiği ve üst düzeltmelerin yapılarak işletmelere satıldığı ya da kiralandığı bölgeler. -Belirli bir arazi parçasının seçilerek parsellendiği ve alt yapı tesislerinin oluşturulduğu bölgeler. -Parsellenen arazi üzerinde alt yapı tesisleri oluşturulduktan sonra, çeşitli fabrika binalarının inşa edilerek satıldığı ya da kiralandığı bölgeler. Organize sanayi bölgeleri özellikle gelişmekte olan ülkelerde alt yapı maliyetlerini karşılamakta yetersiz kalan ya da yeterli sermaye birikimine sahip olmayan işletmeler için en elverişli bir kuruluş yeri seçimidir. Bu nedenle, eğer özel işletmeler kendi aralarında anlaşarak ve alt yapı maliyetlerini paylaşarak böyle bir bölge seçimine ve bina yapımına gidemiyorsa, kamu kuruluşları ya tek başlarına ya da özel işletmelerle ortaklaşa olarak organize sanayi bölgesi yapımına girişirler. Böylelikle büyük yatırımlara girişmek isteyen işletmelere organize sanayi bölgeleri kurarak ya da kurulmasına katkıda bulunarak devlet yardımcı olmak istemektedir. Organize sanayi bölgelerinin sağladığı yararlar içinde iki önemli noktaya değinmek gerekirse; -İşletmelerin büyüme ve gelişme amaçlarına en uygun bölgelerdir. -Bu bölgeler, kent dışına kurulmakla yerleşim merkezlerini tehdit eden kirli hava, artıklar ve çevre kirliliği gibi sorunları önemli ölçüde gidermektedir. Konuya ekonomik, sosyal ve insancıl açıdan bakıldığında; organize sanayi bölgelerinin kurulmasında önemli gelişmeler sağlanmıştır. İlk kez Bursa'da kurulmaya başlayan bu bölgeler, daha sonra Konya, Kayseri, Gaziantep, Eskişehir ve diğer birçok ilde ve ilçede irili ufaklı kurulmaya başlanmıştır. 3.3.Sanayi Siteleri Organize sanayi bölgelerinin küçük ölçekli tipik bir modelini oluşturan sanayi siteleri, kente daha yakın yerlerde ve özellikle küçük ya da orta büyüklükteki işletmeler için hazırlanan site tipi binalardır. Organize sanayi bölgelerinin kuruluş modellerini incelerken, üçüncü model olarak sunulan, başka anlatımla, üstünde fabrika binaları kurularak kiralanan ya da satılan bölgeler sanayi siteleri tanımına daha uygun düşmektedir. Sanayi siteleri, çeşitli dokuma, makine, oto yedek parçaları üretim ve onarımı gibi atölye modeli çalışan işletmeleri barındıran ortak tesislerdir. Bu sitelerde, yol, su, elektrik gibi temel nitelikli alt yapı tesisleri kurulur ve arazi üzerinde çoğu standart, işletme binaları inşa edilir. Bitişik düzen içinde yapılan bu binaların maliyeti düşük olduğundan, işletmeler arası sıkı ilişkiler kurulduğu, çeşitli üretim girdi ve çıktıları ile birbirlerini bütünledikleri izlenir. Örneğin; bir torna atölyesinden çıkan mallar, aynı sitedeki taşlama atölyesine verilir ve orada temizlenir, taşlanır, böylelikle sanayi kuruluşlarına bir ara mal olarak hazırlanır. 4.YAPILABİLİRLİK ARAŞTIRMASI Başarılı bir işletme kurmak için, bir dizi ana ilkeye uygun olarak kuruluş çalışmalarının başlatılıp yürütülmesi gerekir. Bu ilkeler, kuruluşun her basamağında en ince noktalara kadar planlamayı ve incelemeyi zorunlu kılar. Bilim adamları genellikle kuruluş aşamasındaki işletmeye proje veya yatırım projesi demektedirler. Proje, ileride daha çok yarar sağlamak amacıyla, yapılacak olan yatırımlar ve bunların üretecekleri, yararlarla ilgili, bugünden yapılan bir plandırx. Proje ile hangi hammaddeler kullanılarak, hangi üretim yöntemi uygulanarak, ne karar ve hangi niteliklerde malların üretileceği belirlenir. Yatırım kavramına gelince, işletme kuran herkes yatırım yapar. Bakkal dükkânı açan kişinin yaptıracağı vitrinler, tezgah, dolap vb. hep yatırımdır. Büyük bir işletmenin kurulması için alınan işletme malzemesi, tüm tesisler, taşıt araç ve gereçleri birer yatırımdır. Ekonomide yatırım, ulusal gelirin yeni üretim birimleri kurmak veya eskiyen birimleri yenilemek için ayrılan kısmı anlamına gelmektedir. Girişimci için yatırım, nakdi sermayenin, ayni sermayeye, üretim yapacak makine ve donanıma dönüşmesidir. Dolayısıyla yatırım, amortisman (yıpranma payı) ve karlarla tekrar nakdi sermayeye dönüşecek ve girişimciye geri gelecektir. Finansman biliminde yatırım, gelir getirmeyen nakdi varlığın yani paranın, daha az likit aktiflere çevrilmesiyle, gelir getirir duruma dönüştürülmesidir. Örneğin; bankaların topladıkları mevduat ile devlet tahvili satın almaları gibi. Bir yatırım kararı alabilmek için, girişimci, kendisine en yatkın olan konulara ve yatırımı yapmak istediği yere ilişkin ön fikirleri toplar ya da toplatır. Bu amaçla, daha önce sözü edilmiş bulunan kuruluş sorunlarını da göz önüne alarak; -yatırım için gerekli hammadde durumuna, -yatırım mallarının iç ve dış Pazar durumuna, -üretilecek malların maliyetine, -malların fiyat esnekliğine, -projenin büyüklüğüne ve yerine, -gerekli kapasitelere, -yatırım tutarına, -yatırım finansmanına ilişkin bilgileri toplar. Bu bilgilerin ışığı altında, yatırım konularından birisini seçer. Bu tür çalışmalar, yapılabilirlik araştırması (fizibilite etüdü veya ön proje etüdü) olarak bilinirxi. Yapılabilirlik araştırması, yatırım öncesi çalışmaları içerir. Yatırım, bir işletme kurmak amacı ile eldeki parasal değerlerin fiziksel değerlere dönüşümünü belirtir. Aslında her yatırım, daha sonra tekrar para getiren bir ekonomik değeri anlatır. İşletme kurmak isteyen kişi ya da kişiler, yatırım eğilimine girdiklerinde yapılabilirlik araştırmasının çıkarılmasına büyük önem verirler. Bir yatırıma girişmeden önce ekonomik, teknik, finansal, yasal, örgütsel araştırmalar yapılarak işletmenin kurulmasının kârlı ve yararlı olup olmayacağını ortaya koyan çalışmalara yapılabilirlik araştırması denilir. Yapılabilirlik araştırması işletme açısından çok yönlü yararlar sağlayan araştırmalar toplamıdır. Bu araştırmaların amaçları şöyle sıralanabilirxii: -İşletmede kesin proje çalışmalarına geçmeden önce, geleceğe dönük ön proje çalışmalarını gerçekleştirerek araştırma giderlerini azaltmak: Çünkü ön proje, kesin projeye göre daha ucuz bir araştırmadır. -İşletmenin kuruluş ve konumluk yerini belirlemek: Kuruluş yerinin seçiminde rol oynayan çeşitli etkenler çok yönlü olarak araştırılır, en verimli ve kârlı olacağı bölgeye (kuruluş yeri) ve en etkin alana (konumluk yeri) kurulma kararı alınır. -İşletme sahiplerine yatırımın toplam tutarı hakkında yaklaşık bilgiler vermek: Böylelikle işletme kurmak isteyenlerin karşılaşacağı finansal sorunlara ışık tutulacaktır. Eğer kendi olanakları ile yeterli sermaye sağlanamayacaksa, yapılabilirlik araştırmasında hangi yabancı kaynaklardan kredi sağlanabileceği belirlenir ve bu kredinin maliyet hesapları yapılır. -Gümrük muafiyeti ve yatırım indirimlerinden yararlanmak: Yapılabilirlik araştırması yazılı olarak hazırlandıktan sonra, ülkemizde Devlet Planlama Teşkilatına ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına sunulur. Bu kuruluşlardan onay alınırsa, yurt dışından getirtilecek makine, araç ve gereçler işin gümrük vergisinden muafiyet sağlanabileceği gibi, yatırımın yapıldığı bölgeye göre yatırım indirimi denilen vergi kolaylıklarından yararlanılabilinir. Şekil 8:Yatırım Projesinin Aşamaları -Kredi olanaklarından yararlanma: Devlet Planlama Teşkilatının onayını almış bulunan yapılabilirlik araştırmaları kredi kuruluşlarına (özellikle bankalara) sunularak uzun vadeli borç para sağlanabilir. İşletme kuracakların önemli finansal sorunları olduğu için yapılabilirlik araştırmasının mutlaka çıkarmak zorunluluğu doğar. Bazı iş adamları, yapılabilirlik araştırmasının gereğine inanmaz ve kendi bilgi ve cesaretlerine dayanarak yola çıkarlar. Çoğu kez yapılabilirlik araştırmasını göstermelik hazırlatarak yalnızca kredi sağlamakta bir araç olarak kullanmak isterler. Oysa ciddi bir araştırmanın yapılması hem işadamına kredi kolaylıkları sağlayacak hem de onun işletme kuruluşundaki verimlilik ve kârlılık sorunlarına ışık tutacak, karşılaşılabilecek birçok sorunları tanımlama ve çözüm bulmada etkili bir araç rolü oynayacaktır. Büyük ölçekli işletmelerin kuruluşunda, özellikle endüstri işletmelerinde kuruluş kararı vermeden önce bir yapılabilirlik araştırmasının yapılması, çağdaş işletmeciliğin ilk adımı olarak benimsenir. Uzman elemanlar tarafından hazırlanan ve oldukça zaman alan bu tür çalışmaların sonucunda bir rapor çıkarılır. |

