- Katılım
- 26 Ağu 2010
- Konular
- 1,906
- Mesajlar
- 4,644
- Çözüm
- 6
- Online süresi
- 8d 6h
- Reaksiyon Skoru
- 986
- Altın Konu
- 9
- Başarım Puanı
- 332
- MmoLira
- 4,946
- DevLira
- 29
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Hercules Pieterszoon Segers, yalnızca Altın Çağ Hollandası’nın değil, bütün sanat tarihinin belki de en nev-i şahsına münhasır baskı sanatçılarından biridir. Baskıresim sanatının bütün olanaklarını, yüzyıllar sonra bile özgünlüğünü ve güncelliğini koruyacak kadar radikal biçimde kullanmış, ve pek çok önemli sanatçıya ilham kaynağı olmuştur. Onun renkli kağıtlara, renkli mürekkeplerle basılmış ve hatta kimi zaman baskının üzerine tebeşir, guaj, mürekkep gibi malzemelerle doğrudan müdahale edilerek tamamlanmış hayâli manzaraları, sarp dağları ve ıssız vadileri, J.M.W Turner’ın yaklaşık iki yüzyıl sonra yaptığı romantik manzara resimlerini anımsatır.
Segers, baskıresim sanatını, bir imajı çoğaltma yöntemi olarak görmemiş, aksine, malzemenin sağladığı imkanları zorlayarak, mümkün olduğunca fazla çeşitleme ve varyasyon elde etmeye çalışmıştır.
“Keza, bugün bilinen 54 plakadan basılmış 183 edisyonun neredeyse hiçbiri, bir diğerinin aynısı değildir. Segers’in gravürlerinde en dikkat çeken unsur renk kullanımıdır; renkli mürekkepler ve elle renklendirilmiş kağıtlar kullanır. Hatta kimi zaman imajı tamamlamak için özgür bir biçimde elle müdahale eder. Olağan dışı yüzeylere baskı yapıp yeni kazıma biçimleri tasarlayarak oldukça şaşırtıcı eserler meydana getirmiştir.”
Resim 4.1.1: Hercules Segers “Kuşatılmış Vadi” 1625 - 1630
Segers’in dünyası eşsiz bir kasvete sahiptir, manzaraları yeryüzünden çok ay yüzeyine ait gibi görünürler. Geniş uçurumları dev kaya blokları ile doludur, gökyüzü ve bulutlar, bir tür tekinsizlik duygusunu yansıtmak üzere, pek de doğal olmayan bir biçimde tasvir edilmişlerdir. Bu manzaralarda insan sıcaklığına neredeyse hiç yer yoktur; bazen bir vadiyi, küçük bir köyü ya da birkaç tarlayı açığa çıkartır, fakat bunlar da tamamen kendi yalnızlıklarına terkedilmişlerdir. Renkler de bu manzaralara doğal olmayan nüanslar ekler. “Yosunlu Ağaç”(Resim 4.1.2) belki de Segers’in sanatının doruk noktasıdır; sıradışı bir görünüm, sisli bir zeminden ortaya çıkar. Bir ahtapotun kolları gibi her tarafı saran yosunlar ağacın kimliğini neredeyse tamamen yok eder. Aslında görünürde herhangi bir ağaç yoktur; yosunlar tamamen boşluğa asılmaktadır ve onları destekleyen dallar ya da bir gövde görünmez.
Ekli dosyayı görüntüle
Resim 4.1.2: Hercules Segers “Yosunlu Ağaç” 1625 – 1630
Segers’in baskıresimleri bugün de inanılmaz “taze” görünürler çünkü Segers, 1638 civarındaki ölümünden sonra popülerliğini yitirdiğinden, eserleri oldukça ender görülmüştür. Aslında Rembrandt van Rijn ve Jan van de Capelle gibi çağdaşları tarafından, yaptığı yağlıboya resimlerle daha iyi tanınırdı. Kaldı ki Rembrandt, bugün bilinen yalnızca bir düzine Segers resminin sekizinin sahibiydi. Sanat tarihçisi Michel Melot, Segers’in Rembrandt’ı doğrudan etkilediğini yazar:
“Rembrandt, Segers’in baskılarını da toplamış, hatta çok ünlü bazı gravürlerinde ondan ilham almıştır. Rembrandt’ın gravürlerinden birinde, aslında, Segers’ten ilham almanın fazlası vardır: doğrudan onun üzerine inşa edilmiştir. Segers’in “Tobias ve Melek” gravürünün orijinal bakır plakasını satın alan Rembrandt, onun üzerine “Mısır’dan Kaçış”ın figürlerini eklemiştir. Ağırlıklı olarak kutsal ailenin arkasında kalan koruluk bölge olmak üzerepeyzajda küçük değişiklikler yapmıştır, fakat orijinal çalışmanın büyük bir kısmını da olduğu gibi muhafaza etmeyi tercih etmiştir.”
Resim 4.1.3: Hercules Segers “Tobias ve Melek”, 1630 – 1633
Resim 4.1.4: Rembrandt van Rijn “Mısır’a Kaçış” 1653
Segers, var olan baskıresim tekniklerinden faydalanmakla kalmamış, aynı zamanda farklı dokular ve etkiler elde etmek için tamamen yeni bir takım teknikler de geliştirmiştir. En önemli buluşlarından biri, kuşkusuz, “şekerli zemin” ya da “şeker aquatint” (sugar – bite, sugar – aquatint) olarak bilinen yöntemdir. Segers’in çalışma yöntemlerinden günümüze ulaşan herhangi bir kayıt olmamasına rağmen, kompozisyonu bakır plakaya bir kamış kalem ya da fırça yardımıyla çizebilmek için şekerli bir solüsyon kullandığı tahmin edilmektedir. Sonra, muhtemelen plaka ince bir reçine tabakası ile kaplanıyor ve ılık su ile yıkanıp şeker granüllerinin yükselmesi sağlanarak, zemin, desenin uygulandığı yerde tümsekleşiyordu. Plaka, daha sonra her zamanki gibi muamele görüyor, asit banyosunda aşındırılıyor, mürekkeplenip basılıyordu. Sonuçta Ortaya çıkan lekeler, daha sonra icat edilecek olan aquatint yöntemine benzer bir biçimde grenli bir yüzey yaratıyordu ve sanatçının fırça ile müdahalesine izin veriyordu.
Resim 4.1.5: Hercules Segers “Rijnsburg Manastırı Harabeleri”, 1625-1630
Segers; Rembrandt, Dürer, Goya ve aklımıza gelebilecek diğer baskı sanatçılarının aksine hiçbir zaman çok sayıda edisyon üretmemiştir. Her bir baskı neredeyse bambaşka bir eser gibi görünür. Kimi zaman, kumaş gibi farklı materyalleri, dokusundan faydalanmak için, kağıt ve plaka ile birlikte presten geçirmiştir. Baskıyı elde ettiğinde, hemen hemen her edisyona elle müdahale ederek sonuç haline getirmiştir. Ayrıca farklı kesim ve kadrajlama teknikleri ile bireysel baskıresim alanına yepyeni bir heyecan kazandırmıştır. Sonuçlar öylesine “basılamaz” görünürler ki sanat tarihçileri, onları “basılı-resim” olarak adlandırmışlardır.
Resim 4.1.6: Hercules Segers “İki Ağaç” 1625
Segers’in çalışmaları sadece Rembrandt’ı etkilemekle kalmamış daha sonraki dönemlerde de baskı sanatı açısından bir kilometre taşı olmuştur. Özellikle Anselm Kiefer gibi baskı resim alanında önemli çalışmalar üreten günümüz sanatçılarından çoğu Segers’in basılmış görsel üzerine özgür bir biçimde elle müdahale etmesinden etkilenmiş ve baskıresmin biricikliğini korumak için çeşitli malzemelerle denemeler yapmıştır. Bu durum, baskıresim alanında bir görsel çeşitlilik oluşmasına sebep olmuştur.
Kaynakça
Araştırma Projesi (Ömer Faruk DUYSAK)
Segers, baskıresim sanatını, bir imajı çoğaltma yöntemi olarak görmemiş, aksine, malzemenin sağladığı imkanları zorlayarak, mümkün olduğunca fazla çeşitleme ve varyasyon elde etmeye çalışmıştır.
“Keza, bugün bilinen 54 plakadan basılmış 183 edisyonun neredeyse hiçbiri, bir diğerinin aynısı değildir. Segers’in gravürlerinde en dikkat çeken unsur renk kullanımıdır; renkli mürekkepler ve elle renklendirilmiş kağıtlar kullanır. Hatta kimi zaman imajı tamamlamak için özgür bir biçimde elle müdahale eder. Olağan dışı yüzeylere baskı yapıp yeni kazıma biçimleri tasarlayarak oldukça şaşırtıcı eserler meydana getirmiştir.”
Resim 4.1.1: Hercules Segers “Kuşatılmış Vadi” 1625 - 1630
Segers’in dünyası eşsiz bir kasvete sahiptir, manzaraları yeryüzünden çok ay yüzeyine ait gibi görünürler. Geniş uçurumları dev kaya blokları ile doludur, gökyüzü ve bulutlar, bir tür tekinsizlik duygusunu yansıtmak üzere, pek de doğal olmayan bir biçimde tasvir edilmişlerdir. Bu manzaralarda insan sıcaklığına neredeyse hiç yer yoktur; bazen bir vadiyi, küçük bir köyü ya da birkaç tarlayı açığa çıkartır, fakat bunlar da tamamen kendi yalnızlıklarına terkedilmişlerdir. Renkler de bu manzaralara doğal olmayan nüanslar ekler. “Yosunlu Ağaç”(Resim 4.1.2) belki de Segers’in sanatının doruk noktasıdır; sıradışı bir görünüm, sisli bir zeminden ortaya çıkar. Bir ahtapotun kolları gibi her tarafı saran yosunlar ağacın kimliğini neredeyse tamamen yok eder. Aslında görünürde herhangi bir ağaç yoktur; yosunlar tamamen boşluğa asılmaktadır ve onları destekleyen dallar ya da bir gövde görünmez.
Ekli dosyayı görüntüle
Resim 4.1.2: Hercules Segers “Yosunlu Ağaç” 1625 – 1630
Segers’in baskıresimleri bugün de inanılmaz “taze” görünürler çünkü Segers, 1638 civarındaki ölümünden sonra popülerliğini yitirdiğinden, eserleri oldukça ender görülmüştür. Aslında Rembrandt van Rijn ve Jan van de Capelle gibi çağdaşları tarafından, yaptığı yağlıboya resimlerle daha iyi tanınırdı. Kaldı ki Rembrandt, bugün bilinen yalnızca bir düzine Segers resminin sekizinin sahibiydi. Sanat tarihçisi Michel Melot, Segers’in Rembrandt’ı doğrudan etkilediğini yazar:
“Rembrandt, Segers’in baskılarını da toplamış, hatta çok ünlü bazı gravürlerinde ondan ilham almıştır. Rembrandt’ın gravürlerinden birinde, aslında, Segers’ten ilham almanın fazlası vardır: doğrudan onun üzerine inşa edilmiştir. Segers’in “Tobias ve Melek” gravürünün orijinal bakır plakasını satın alan Rembrandt, onun üzerine “Mısır’dan Kaçış”ın figürlerini eklemiştir. Ağırlıklı olarak kutsal ailenin arkasında kalan koruluk bölge olmak üzerepeyzajda küçük değişiklikler yapmıştır, fakat orijinal çalışmanın büyük bir kısmını da olduğu gibi muhafaza etmeyi tercih etmiştir.”
Resim 4.1.3: Hercules Segers “Tobias ve Melek”, 1630 – 1633
Resim 4.1.4: Rembrandt van Rijn “Mısır’a Kaçış” 1653
Segers, var olan baskıresim tekniklerinden faydalanmakla kalmamış, aynı zamanda farklı dokular ve etkiler elde etmek için tamamen yeni bir takım teknikler de geliştirmiştir. En önemli buluşlarından biri, kuşkusuz, “şekerli zemin” ya da “şeker aquatint” (sugar – bite, sugar – aquatint) olarak bilinen yöntemdir. Segers’in çalışma yöntemlerinden günümüze ulaşan herhangi bir kayıt olmamasına rağmen, kompozisyonu bakır plakaya bir kamış kalem ya da fırça yardımıyla çizebilmek için şekerli bir solüsyon kullandığı tahmin edilmektedir. Sonra, muhtemelen plaka ince bir reçine tabakası ile kaplanıyor ve ılık su ile yıkanıp şeker granüllerinin yükselmesi sağlanarak, zemin, desenin uygulandığı yerde tümsekleşiyordu. Plaka, daha sonra her zamanki gibi muamele görüyor, asit banyosunda aşındırılıyor, mürekkeplenip basılıyordu. Sonuçta Ortaya çıkan lekeler, daha sonra icat edilecek olan aquatint yöntemine benzer bir biçimde grenli bir yüzey yaratıyordu ve sanatçının fırça ile müdahalesine izin veriyordu.
Resim 4.1.5: Hercules Segers “Rijnsburg Manastırı Harabeleri”, 1625-1630
Segers; Rembrandt, Dürer, Goya ve aklımıza gelebilecek diğer baskı sanatçılarının aksine hiçbir zaman çok sayıda edisyon üretmemiştir. Her bir baskı neredeyse bambaşka bir eser gibi görünür. Kimi zaman, kumaş gibi farklı materyalleri, dokusundan faydalanmak için, kağıt ve plaka ile birlikte presten geçirmiştir. Baskıyı elde ettiğinde, hemen hemen her edisyona elle müdahale ederek sonuç haline getirmiştir. Ayrıca farklı kesim ve kadrajlama teknikleri ile bireysel baskıresim alanına yepyeni bir heyecan kazandırmıştır. Sonuçlar öylesine “basılamaz” görünürler ki sanat tarihçileri, onları “basılı-resim” olarak adlandırmışlardır.
Resim 4.1.6: Hercules Segers “İki Ağaç” 1625
Segers’in çalışmaları sadece Rembrandt’ı etkilemekle kalmamış daha sonraki dönemlerde de baskı sanatı açısından bir kilometre taşı olmuştur. Özellikle Anselm Kiefer gibi baskı resim alanında önemli çalışmalar üreten günümüz sanatçılarından çoğu Segers’in basılmış görsel üzerine özgür bir biçimde elle müdahale etmesinden etkilenmiş ve baskıresmin biricikliğini korumak için çeşitli malzemelerle denemeler yapmıştır. Bu durum, baskıresim alanında bir görsel çeşitlilik oluşmasına sebep olmuştur.
Kaynakça
Araştırma Projesi (Ömer Faruk DUYSAK)
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 113
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 90
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 20










