Scarlet 1
Scarlet
Best Studio 1
Best Studio
mannaxxx 1
mannaxxx
Agora Metin2 1
Agora Metin2
[DEV]AB 1
[DEV]AB
Sevdamsın 1
Sevdamsın
TuZaKK 1
TuZaKK
kaptanmikro1 1
kaptanmikro1
farkmt2official 2
farkmt2official
Hikaye Ekle

100 Temel Eser (Arşivlik)

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan JoJoPaPi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 102
  • Görüntüleme Görüntüleme 35K

Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!

Şişhaneye Yağmur Yağıyordu

(Haldun Taner)

KİTABIN ADI : ŞİŞHANEYE YAĞMUR YAĞIYORDU
KİTABIN YAZARI : HALDUN TANER
YAYINEVİ VE ADRESİ : BİLGİ YAYINEVİ / ANKARA
BASIM YILI : 1987

KİTABIN KONUSU

Kitap sadece yazarın hayatta yaşamış olduğu bazı tecrübelere dayanarak yazmış olduğu denemeleri sunuyor. Hayatta neyin ne anlama geldiğini bazı yazılarında anlatmıştır.

KİTABI ÖZETİ

ŞİŞHANEYE YAĞMUR YAĞIYORDU

Bir Amerikalı fotoğrafçı,makinesinin objektifini çıkarıp yerine bir at gözlüğü takmak suratiyle, çeşitli resimler çekmiş. Bu resimlerden , eşya ve insanlar, at retinasına,gerçekte olduklarından yarım misli daha iri aksediyorlarmış.

Fotoğrafçını denemeyi nasıl bir gözü ile yaptığını bilmiyoruz.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

KONÇİNALAR

İskambil destesindeki kağıtların özellikleri:

The jolly jocker yazılı kağıt, delişmen, uçarı,biraz cambaz, biraz sihirbaz,biraz düzenbaz,ama neşe dolu, hayat ve hareket dolu, kanı sıcak delikanlı. Aslarda bir kral havası, bir padişah cakası vardır. Karamaça beyinde meşhum birşeyler sezilir. İspati beyini bizans prensine benzetirim. Kupa beyi herhalde osmanlı hanedanına mensup olmalı. Kupa kızı ,etine dolgun, duru-beyaz, hanım-hanımcık bir tazedir. Kupa papazı , pek babacan pek yakın bir adamdır. İspati kızına gelince , ondan her türlü sinsilik umulur. Karolar , onlar kişizade, görmüş geçirmiş bir ailedir. Maçalar , bir ermeni ailesidir.

ABLAM

Fındıklı`da bir konakta başlayıp oradan Nice`e , Cezayir`e, Paris`e , oradanda New York tarikiyle Massechusett`e kadar uzana macera dolu bir hayat.

ATATÜRK GALATASARAY`DA

Yazar sekizde ya da dokuzda iken Atatürk`ün galatasaray mektebini ziyaretini anlatıyor.

FRAULEİN HAUBOLD`UN KEDİSİ

Frau Keller`in pansiyonunda Fraulein Haubold`un kedisi ile geçirdipi olaylar. Dropsi, Michael Georgiyef adındaki kişilerin bu kediye karşı olan tutumu.

ECZANENİN AKŞAM MÜŞTERİLERİ

Eczanenin akşam müşterileri, hep kelli felli,efendiden görmüş geçirmiş insanlar. Bunlar bir eski başvekil,bir eski meclis reisi, eski bir sefiri kebir, bir emekli erkan-I harp miralayı, taninmış söz sanatları birde ünlü fenni sünnetçi. Bu semtin bu kadar değerli insanları sadece bu eczanede tplanmıştır.

FASARYALAR

Feyzullah adındaki bir kahvehane işleten adama takılan lakap. Bu adama fasaryalık akardı diye görüldüğünden takılomıştır. Fasarya lakaplı adam öylesine fasarya ki , semt takımında bile yer almaz, her zaman yedek dururmuş.

MEMELİ HAYVANLAR

Burada süttendolmuş ineklerin nasıl sağıldığını anlatıyor. Fakat inek veya keçi ayrıca sağıldığı zaman süt verdiği halde, insanlar müstakilen neden sağılmadığı hakkında yazarın söyledileri.

KİTABIN ANA FİKRİ

Kitap denemelerden oluştuğu için herhangi bir bilgi verici bir unsur yoktur. Sadece yazarın bazı tecrübelerinden yararlanılabilir.

KİTABIN ŞAHIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Kitap sadece bir bölüm olmadığı için sadece yazarın belirmiş olduğu bazı kişiler vardır. Bunlar Atatürk, Fezullah,Fraulein Haubold vb..

KİTABIN HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER

Kitap tecrübelerden oluştuğu için tavsiye verici bir özelliktedir. Yani okunması gereken bir kitap olduğu düşüncesindeyim.

KİTABIN YAZARI HAKKINDAKİ BİLGİLER

Haldun Taner hem yazar hem de tiatro yazarıdır. Eserleri kızıl saçlı amazon, Şişhaneye Yağmur Yağıyordu,Onikiye Bir Var,Yalıda Sabah,Çok Güzelsin Gitme Dur, Berlin Mektupları,Koyma Akıl Oyma Akıl, Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil, Keşanlı Ali Destanı
 
Eksik Parçalar

(Joy Fielding)

KİTABIN ADI : EKSİK PARÇALAR
KİTABIN YAZARI : JOY FIELDING
YAYIN EVİ VE ADRESİ : BİLGE KÜLTÜR SANAT, CAĞLOĞLU / İSTANBUL
BASIM YILI : EYLÜL 2000

KİTABIN KONUSU

Yazar, kahramanı Kate Sinclar`ın sıradan yaşamı ile gerilim dolu vahşi bir dünya arasındaki o ince çizgiyi ustalıkla çizmiştir

KİTABIN ÖZETİ

Romanın baş karekteri Kate bir terapisttir ve işi, diğer insanların yaşamlarındaki aksaklıkları gidermektir. Geçmişte sonsuza dek gömülü tutamayacağı bazı sırlar vardır. Kate`in herkes tarafından özlenen yaşamı, üvey kız kardeşi Jo Lynn`in, on üç kadına tecavüz edip onları vahşice öldürmekten yargılanan Colin Friendly ile evlenmek istemesiyle paramparça olur.

Kate kendini kısa bir zaman içinde Colin`in, huzurlu aile yaşamını mahvetmesini engelleme çabası içinde bulur. Daha da kötüsü, yetmiş beş yaşındaki annesi giderek bunamakta ve zaten asi olan büyük kızı ise teyzsinin etkisi altına girmektedir. Colin ile Jo Lynn evlenirler. Colin, Jo Lynn yardımıyla hapisaneden kaçar. Colin daha önceki kurbanlarına yaptığı gibi Jo Lynn`de öldürdükten sonra Kate`in evine gelir. Elindeki bıçakla Sara`nın boğazına yapışır, bu arada Kate`in annesi arkadan yaklaşarak elindeki sert bir cisim ile Colin`in kafasına vurarak bayıltır. Böylece Colin yakalanarak ait olduğu yere geri döner. Kate ve ailesini geri kalan hayatı geçmişte olduğu gibi huzurlu bir şekil alır.

KİTABIN ANA FİKRİ

Hayat ne kadar zorluklarla dolu olursa olsun, bunlara karşi gögüs germeyi bilmeliyiz. Her çikişin bir inişi oldugunu unutmamaliyiz.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

KİTABIN ŞAHISLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Kate Sinclair : güzel bir fiziğe sahip, kahverengi gözlü. İyi bir psikolog olmasına rağmen bu bilgilerini kendi hayatında kullanamıyor.

Larry : Kate`in kocası ve inşaatçıdır. Hafif kilolu, golf oynamayı seven sakin bir insan. Bir baba olarak aile hayatında çok pasif.

Jo Lynn : Kate`in üvey kız kardeşi. Erkekleri baştan çıkaracak bir güzelliğe ve cazibeye sahip. Dar görüşlü, olaylara tek yönlü bakan, şıpsevdi bir kadın.

Sara : Kate`in kızı. Sara güzelliğiyle teyzesine çekmiş. Dürüst bir kişiliğe sahip değil. Teyzesini kendine örnek alan bir kız.

KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER

Psikoloji eğitimi almış olan yazarın bu romanı, kadın ruhunu olağan üstü bir gerçeklikle betimliyor. Ama gereksiz tasfirlere yer vermiş ve olaylar arasında sık da olmasa bazı kopukluklar meydana getirmiştir. Dili sade ve anlaşılırdır

YAZAR HAKKINDA BİLGİ

1948`de Florida`da doğmuş, 1946 yılında üniversiteye başlamıştır. Aynı zamanda çok iyi bir psikoloji eğitimi almıştır. Bunu çok iyi bir şekilde eserlerine yansıtmıştır. Önemli eserleri: Artık Ağlama, Eksik Parçalar.
 
Bir İçim Su

(Refik Halit Karay)

KİTABIN ADI : BİR İÇİM SU
YAZARI : Refik Halit Karay
YAYIN EVİ : İNKILAP ve AKA KİTAPEVLERİ
BASIM YILI : 1982 (üçünçü basım)

KİTABIN KONUSU

Doganın güzellikleri ve tarihi olaylarla ,günümüzdeki yaşam ve arasındakı ilişkiler.

KİTABIN ÖZETİ

Doganın nasıl bir yapısının oldugunu bu yapısının insanlara olan etkilerini ve bu etkilerin insanda oluşturduğuduygu ve düşünceleri acıklıyor. İskenderun ve Amuk ovasında arpalar sararmış bugdaylar yemyeşildi; ama çiftçisi ,tarım ordusunun yüz yerinden yaralı,cigerler yanık ve gönlü üzgün ama kahraman birer erleridir.
Dünya ve dünyada herşey daha iyi olmalıydı. Buradan Fırat kıyılarına kadar bir yolculuk yapıyor buralarda da daganın kompleks yapısını ortaya koyuyor. Buradanda Fıratı gecerek Lübnan yamaçlarına geliyor. Gezdigi yerlerde günlük hayattan bahsediyor. Gezdigi yerlerde daha önceden yaşanan tarihi olaylardan bahsediyor.

KİTABIN ANAFİKRİ

Doganın güzelliklerini tanıtmak ve insana dogayı sevdirmektir.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARINN DEĞERLENDİRİLMESİ

Kitapta belirli bir kahraman yok sadece yazar olayları yaşıyor gibi anlatıyor; yazısında ise yazarın dogayı cok sevdigi dikkat cekiyor.

KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER

Kitapta belirli bir kahraman olmamakla beraber olayların cok sade ve kısa olması belirli bir yargıya varılamıyor.günlük olayiar ise şuanda hercegine belirli yerler hariç raslanmamaktadır. Olayları yazar kendisi yaşıyor gibi anlatması kitaba akıcılık katıyor.

KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ

Refik Halit KARAY

Fransızların Hatay dahil Suriyeyi mandasına aldıgı zamanlarda roman yazarlıgına başlamıştır. Kitapları; Kadınlar teknesi, ilk adam, ayın ondördü, bir avuç saçma, bu bizim hayatımız, bir içim su, çete, deli, dişi örümcek, dört yapraklı yonca, ekmek elden su gölden, iki cisimli kadın, ikibin yılın sevgilisi, İstanbul`un bir yüzü, karlı dagdaki ateş`tir.
 
Bir TÜRK Ailesinin Öyküsü

(İrfan Orga)

KİTABIN ADI : BİR TÜRK AİLESİNİN ÖYKÜSÜ
KİTABIN YAZARI : İRFAN ORGA

KİTABIN KONUSU

Savaş öncesi, savaş dönemi ve savaş sonrasında bir Türk ailesinde yaşanan değişmeler ve çektikleri ızdıraplar anlatılmaktadır.

BİR TÜRK AİLESİNİN ÖYKÜSÜ

Yazar ve ailesi Sultanahmet Camisinin arkasında bir çıkmaz sokakta otururlar. Ailesinin hali vakti oldukça yerindedir.Babaannesi her zaman herşeyin en iyisinin olmasını ister.Eve misafir geldiği zaman veya hamama gidecekleri zaman hizmetçisine en iyi yemekleri yaptırır ve herşeyde çok titiz davranır.Para onun için bir şey ifade etmez. Evin eşyaları da oldukça pahalıdır.İrfan`ın (yazarın) hayatında o yıllarda bolluk mevcuttur. İrfan devamlı babaannesiyle hamam sefası yapar.İrfan`ın sünnetinde bile herşey dört dörtlük hazırlanmıştır.İrfan`ın sünneti bir yüzbaşının evinde yapılmıştır.Babaannesi evde herşeye karışır.Hiçbirşeyi beğenmez.Beğenmediği yemeği tekrar pişirtir.Annesiyle babaannesi hiçbir zaman anlaşamamıştırlar.Annesi sessiz sakin bir kişiliğe sahiptir.Babası dedesinin bıraktığı işle meşgul olmaktadır.İrfan`ın Sarıyer`de oturan bir Ahmet amcası vardır.Her yaz fırsat buldukça oraya tatile giderler eğlenirlerdi.Yine bir yaz tatilinde iken saraydan savaş haberleri duyulur ve herkese yayılır.Bu sebeple babası ve amcası devamlı ne yapacakları ile ilgili konuşmalara başlamıştır.Bir gün evde otururken babası bu konuyu ev halkıyla konuşmaya başlar.Artık gereksiz harcamalardan kaçınmalarını,dayanıklı yiyecekleri depolamalarını ister.Fakat bolluk içinde yaşayan babaanne bunlardan rahatsız olur savaşın çıktığına inanmak istemez.Artık yavaş yavaş yiyecekler depolanmaya ve fazla para harcamamaya başlanmıştır.Savaş sebebiyle İrfan okuluna ara vermek zorunda kalmıştır.Çünkü gittiği okul bir Fransız okuludur.Kısa zamanda amcası ve babası askere çağrılırlar.Evde artık evin reisi İrfandır.Bu arada babaannesi zengin bir adamla evlenir ve adamın evine taşınır.

Annesi de kızkardeşini doğurur.Savaştan dolayı hizmetçilerine yeni yer bulmalarını artık kendilerinin bakamayacaklarını söylerler ve onları evden uzaklaştırırlar.Çünkü savaş şiddetini artırmış etrafta yiyecek kıtlığı başlamıştır.Bütün yiyecekler savaşın olduğu yere gitmektedir.yazarın bir süre sonra evleri yangında yanıp kül olur ve bütün yiyecekleri altınları yangınla birlikte gider.Artık hiçbirşeyleri kalmamıştır.Bunun üzerine babaannesinin evine yerleşirler.Fakat babaannesinin kocası aksi çocukları sevmeyen bir kişi olduğu için onları evde istemez.Bunun için onlara kendisine ait eski bir evini verir.Evin bütün pencereleri tahtalarla kapatılmıştır. Annesi buna alışık olmadığı için bunları kaldırttırır ve evin içi aydınlığa kavuşur.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Mahalleli bu hareket karşısında şaşırmış ve annesinin kötü kadın olduğunu düşünmeye başlamıştır. Mahalleli annesine laf atmaya başlamış çocuklar arkasından taş fırlatmıştır. Fakirlik gitgide artmaktadır. İnsanlar artık ekmeği bile zor bulmaktadır. Yazarın aileside birçok davranışlarından vazgeçmeye başlamış azla yetinmeyi öğrenmişlerdir. İnsanlarda yaygın hastalıklar ortaya çıkmıştır.Artık kimsede para ve yakacak kömür kalmamıştır.Fakat yazarın ailesi bütün bu olumsuzluklara rağmen insanlara yardım etmekte elinden geleni yapmaktadır. Bunun için kısa bir zaman sonunda mahalleli annesine ısınmış ve onu hanımefendi diye çağırmaya başlamışlardır. Bu arada babasından bir türlü haber alamazlar. Bir gün annesi ile birlikte askerlik dairesine giderler ve babasının öldüğü haberini alırlar. Babası şehit düştü diye annesine 99 kuruş maaş bağlarlar. Fakat bu para sadece bir çocuğun alacağı şekerlemelere , leblebiye yetecek kadar bir paradır. Artık millet ekmek için birbiri ile kavga etmeye başlamıştır. Bir gün anneside ekmek yüzünden bir kadınla kavga eder. Hayatında ilk defa kavga eden annesi kendisini sokak kadınlarından farksız görür, utanır ve oradan hemen uzaklaşır. Bir daha ekemek almaya oğlunu yollar. Bu arada babaannesinin kocası vefat etmiştir.

Babaannesine birşey bırakmadığı için beraber yaşarlar. Artık ellerinde yeterli miktarda para kalmadığı için babaannesinin değerli bazı mobilyalarını satarlar. Bu para onlara uzun bir müddet gider. Annesi en sonunda bir işe girmek zorunda kalır ve ordu deposunda işe başlar. Sadece hafta sonları eve gelebilmektedir. Kardeşi ve İrfan`la yatılı bir okula yerleştirilirler. İki sene orada kalırlar. Fakat yetersiz beslendiklerinden dolayı ikisinin de bünyesi zayıf düşer ve kardeşi çok hastalanır. Annesi bu duruma dayanamaz ve ikisinide okuldan alır. Artık savaş sona ermiş herşey eski halini almış ve anneside ustaca yaptığı işlemelerle para kazanmaya başlamıştır.

Durmları gitigide gün geçtikçe düzelmeye başlamıştır. Savaştan sonra artık bazı değişikler başlamıştır. Özellikle kadınlar peçesiz dolaşmaya başlamışlardır. Bunlardan biriside İrfan`ın annesidir. Fakat mahalleli böyle iyi kalpli bir kadının yaptığı bu harekete bir anlam verememiş ve bazı söylentiler çıkartmaya başlamışlardır. Savaş bitmesine rağmen İrfan`ın okul problemi çözülememiştir. Bu sıralarda özel okullarda Türkçe eğitim kaldırıldığı için okula yollanılmamıştır. Bir ara berberde çıraklığa başlar. Fakat aynı gün akşamı çıraklığı bırakır. En sonunda sünnet edildiği evin sahibi yüzbaşının sayesinde kardeşiyle birlikte Kuleli hayatına başlar. Kuleli hayatına başladığında Kulelinin üstünde amerikan bayrağı dalgalanmaktadır. Buna çok içerler, hatta bir yabancı uyruklu öğrencilerle çatışmaya girer. Daha sonra cumhuriyet ilan edilir. Artık Kulelinin üstünde Türk bayrağı dalgalanır. Namaz kılmak serbestleşir. İrfan bir buçuk yıllığına Tokat`taki askeri okula gönderilir. Sonra İstanbul`a geri döner. Bu arada Cumhuriyetle birlikte fes yerine şapka giyilmeye başlanır. Halk uzun bir müddet buna tepki gösterir. İrfan Kuleliden mezun olur ve harp okuluna girer ve oradanda süvari olarak harbiyeye devam eder ve subay çıkar. Hava Kuvvetlerinde açık olduğu için Hava Kuvvetlerine girer. Hayatına Hava Kuvvetlerinde devam eder.Eskişehire tayini çıkar. Ailesini yanına getirir. Annesi Eskişehirde çok hastalanır. Bir gün ağır şekilde hastalandığı bir saatte oranın sakinlerinden olan bir kadın onu eski geleneklerle bir günde iyi eder. İrfan buna çok şaşırır. Eskişehirden Kütahyaya oradan da İzmir`e tayin edilir.

Kardeşi Mehmette İzmirde görev yapmaktadır. Annesi iki oğlununda yanında olduğu için sevinçten bütün acılarını biraz olsun unutmuştur ve durumu biraz düzelmiştir. Daha sonra kardeşinin İstanbul`a tayini çıkar. Babaannesi kardeşiyle birlikte İstanbul`a gider. Ardından annesini de İstanbul`a yollar. Babaannesiyle annesinin arası iyi olmadığından annesi kendine başka bir yerde ev tutar. Arasıra onların yanına uğramayı ihmal etmez. Fakat annesi çok değişmiştir. Neyi var neyi yoksa yoksullara vermiş yemeden içmeden kesilmiştir. Kardeşi annesiyle fazla ilgilenememektedir. Annesi gitgide kötülemektedir. İrfan`da İzmirde olduğu için annesiyle ilgilenememiş fakat bu durumdan rahatsız olmuştur. En sonunda yılların verdiği acıya dayanamayan anne şuurunu yitirmiş ve Bakırköy`e yerleştirilmiştir. İrfan bunu duyunca hemen apar topar İstanbul`a gelir. Annesini Bakırköyde ziyaret eden İrfan adeta yıkılmıştır. Çünkü annesi onu tanımamıştır. Doktorun söylediğine göre annesinin az bir ömrü kalmıştır.İrfan bu acıya dayanamayarak İzmir`e geri döner. Kısa bir süre sonra annesi vefat eder. Annesinin cenazesinde sadece yazarın kardeşi vardır. Annesini o çok sevdiği İstanbul`a defneder.

KİTABIN ANAFİKRİ

Savaş öncesi ,savaş dönemi ve savaş sonrasında bir Türk ailesinde yaşanan olaylar,değişen bazı kavramlar ve bu kavramların Türk toplumuna etkileridir.

ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Hacer (hizmetçi): Oldukça şişman,fıkır mıkır,sevimli,hayata devamlı gülen bir kişi.

İnci(hizmetçi):Soğukkanlı,sevecen,yeri geldiğinde diktatör bir kişi.

Babaannesi:Despot,dediğim dedik,herşeyi kolay kolay beğenmeyen,rahat yaşamayı seven bir kişi.

Annesi:Temizlikte çok titiz,sessiz,herşeyi içine atan bir kişi.

Kardeşi:Küçüklüğünde canlı,atik.Fakat daha sonra olaylar karşısında soğukkanlı,durgun bir kişi.

Kendisi(İrfan):Çok duygusalbir kişi.Olaylardan çok etkilenen bir kişiliğe sahip.

Babası:Zeki ileri görüşlü bir kişi.

Amcası:İyiliksever,cömert.

ŞAHSİ GÖRÜŞLERİM

Kitap okuyucuda düşünülemeyecek akla gelmeyecek bazı yaşanan olayları çok iyi sergilemiş.Savaş yıllarında Türk ailesinin çektiği ızdırabı ,acıyı ve yokluğu okuyucuya mükemmel şekilde göstermiştir.bize ilerisi için yol gösterici nitelikte bir kitaptır.
 
Bir Sürgün



(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

KİTABIN ADI : BİR SÜRGÜN
KİTABIN YAZARI : YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

BİR SÜRGÜN

Olayımızın kahramanı olan Doktor Hikmet İzmir`e sürgün edilmiş bir memurdur.Doktor Hikmet sıkıntı ve dertlerden çökmüş orta yaşlı bir kişidir.Okumaya düşkün bir insandır.Doktor Hikmet Guraba Hastanesi`nden çıkınca sevgilisiyle sözleştiği yere koşan bir aşık gibi kalbi çarparak “Abajali`nin“ mağazasına gider ve hafta içinde gelmiş olan bütün kitap ve dergileri inceler.bazen saatlerce mağazadan çıkmaz ve yanına bir iki kitap ve dergi alarak dışarı çıkar.

Bir ara gazete ve mecmualarını okuduktan sonra dibinde azıcık bir şarap olan bir bardak dikkatini çeker.Bardağın içinde bir karınca vardır.Şarabın içinde dönüp dolaşır,bir yere gidemez.Ve ona bakarak işte bende bu karınca gibi hiçbiryere gidemiyorum der. Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Bu arada limandaki büyük vapurlardan birinin bacası ona, uzun mesafelerin ve uzun diyarların bağrından kopan bir nida gibi seslendi.İri vapur bacalarından çıkan bu yanık haykırışın Doktor Hikmet üzerinde Büyük bir etkisi olmuştu.

Doktor Hikmet birçok kitap ve dergi okumuştu.Ayrıca buralarda birçok memleketin tanımını okumuştu ve birçok bilgi edinmişti.Ancak buralara hiç gitmmişti.Ve bu vapur seside Doktor Hikmet`î çağırıyordu.“Hadi kalk gidelim“ diyordu.

Fakat, Doktor Hikmet koşmak isteyipte koşamayan,bağırmak isteyipte bağıramayan kabus içinde bunalmış bir kimse gibi bir türlü bu davete uyamaz.Bu kalk borusuna bir türlü “hazırım“ diyemez.

Doktor Hikmet dördüncü bira şişesini de son damlasına kadar içtikten sonra bu imkanı vakitten daha kuvvetli buldu.İşte vapur önünde hazır duruyor,işte,gizli hareketleri saklayan yandak ve karanlıklar denizin üstüne kanatlarını germege başlıyor.Daha sonra o rehavete kapılarak Doktor Hikmer vapura bindi.Vapura bindiğinde çevresinde birçok insan vardır.

Doktor Hikmet`in üstü o kadar düzgün değildi ve insanlar Doktor Hikmet`e bakıyorlardı.Ertesi gün “nigare“ vapuru Pire limanını varır varmaz Doktor Hikmet`in ilk işi karaya çıkarak birşeyler almak oldu.

Doktor Hikmet daha sonra vapurda biriyle tanıştı ve onunla dostluk kurdu.Ancak belli bir süre sonra bu dostluk kurdugu kişide kendisinden kaçmaya çalışır.

Doktor Hikmet`in başında bu maceralar geçtikten sonra Paris denilen o,uçsuz,bucaksız ve akıl sır ermez tezgahta çıraklık etmeye başlar.Paris`te girdiği bir lokantada bir kadının bulunduğu masaya oturmak ister.Ve bu vesile ile kadınla tanışır.

Daha sonraki günlerde Paris`de bir türk bulmak amacıyla yollara düştü,aramaya koyuldu.Babasına bir mektup göndermek zorundaydı.Ancak hangi vasıta ile göndereceğini bulamadı.Mutlaka göndermesi gerekiyordu.bazen göndermemek aklından geçiyordu.Ama ihtiyarlar merake tmiştir.Mutlaka göndermesi gerekiyordu.Doktor Hikmet Paris`I geziyordu.Ağustos ayının son günlerinde Luxembon bahçesi,insanın adeta yüreğine dokunan mahzun bir hal almıştır.Doktor Hikmet en çok Jardin Des Tuilleries ile Place de la Concorde`u çok beğenmişti.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst