- Katılım
- 12 Mar 2021
- Konular
- 1,110
- Mesajlar
- 1,291
- Online süresi
- 5d 10h
- Reaksiyon Skoru
- 741
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 5 Yıl 3 Ay 3 Gün
- Başarım Puanı
- 235
- MmoLira
- 414
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
| Dünya Spor Kuruluşları İnsanlık tarihinde önemli bir yer tutan spor ve spor organizasyonları içerisinde kuşku yok ki en büyüğü Olimpiyat Oyunları’dır. Olimpik yüzeyde yapılan Yaz Oyunları, Kış Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları tüm dünya insanının sporun içinde çeşitli şekillerde yer almasını sağlamaktadır. Ülkemiz, spor kültürünün gelişimine katkı sağlamak ve bilinçli spor toplumu yaratmak, sosyal yaşantımızda da sorunların oluşumunu azaltacağı görüşündeyim. İnsanlığın başlangıcından günümüze kadar spor çeşitli amaçlarla kullanılmış ve hala kullanılmaktadır. Nitekim günümüzde ülkelerin gelişmesi açısından spor en önemli etkenlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelişmiş toplumlara baktığımızda kitlesel sporun geliştiğini ve sporun bir yaşam biçimi olduğunu görmekteyiz. Ülkeleri yöneten ve politikalar üreten kişi ya da kurumlar sporu insan yapısı için gereksinim olarak kabul etmelidirler. Bunu başarabilirsek ülkemiz açısından spor müsabakalarında yaşanan sorunları azaltabiliriz. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir, spor müsabakalarında sorun yaratan kişiler sosyal hayatta bundan vazgeçemeyeceklerdir. Bunu bir bütün olarak görmekte yarar var. Dünyada ve ülkemizde sürekli yeni spor branşları ortaya çıkmaktadır. Hatta var olan spor branşlarda yılın her döneminde yapılabilecek statüye kavuşturulmaktadır. Bu bakış açısında yola çıkarsak, yeryüzünde ki her insanın yapabileceği bir spor branşının var olabileceğini kesin bir dille iddia edebiliriz. Buradan da anlaşılabileceği gibi, ülke sporunu yönetenlere düşen en önemli görev sporu yeterince tanıtmak ve spor yapılabilecek fiziki ortamı hazırlamaktır. Olimpiyat oyunlarına aday olmak ülke sporuna büyük katkılar sağlamaktadır. Şehirler olimpiyat oyunlarına aday olurken o şehirde yaşayan insanlar ile bunu yaparlar. Dolayısıyla müsabakaların izlenilebilmesi için aday şehirde yaşayan insanların bu bilgi birikimine ve olimpik kültüre sahip olması gerektiği bir gerçektir. Olimpiyat Oyunlarına Genel Bakış Olimpiyat ruhunu zihinsel ve bedensel uyum sonunda bir yaşam şekli olarak görmek gerekir. Fiziksel ve ruhsal güzelliğin bileşimini temsil eden Olimpiyat Oyunları herhangi bir guruba veya ülkeye ait değil, tüm insanların birleşmesine katkı sağlayan bir değerler bütünüdür. 4 yılda bir yapılan Olimpiyat Oyunları din, dil, ırk ve cinsiyet ayırımı yapmadan bütün sporların bir arada bulunmasını sağlayan bir felsefedir. Bütün dünya sporlarının ideali olimpiyat oyunlarında yarışmaktır. Madalya kazanmak ise daha sonra gelmektedir. Spor tarihinin geçmişini insanlık tarihi ile birlikte değerlendirmekte yarar vardır; Şöyle ki spor;
Medeniyetin insan yaşamından uzak olması nedeniyle sorunların çözüm yolu savaşmak ve hayatta kalabilmek için güçlü olmak gerekirdi. Bu nedenle spor aktivitelerinden yararlanarak güçlü savaşçı olmak mümkündü. Spor faaliyetleri, farklı toplumlar tarafından kutsal olarak kabul edilmiş kişilere saygı ifadesi olarak yapılmıştır. Ülkelerin ve toplumların birbirlerine ihtiyaç duymaları, dışa açılmaya başlamaları, birbirleriyle karşılıklı iyi ilişkileri barışla mümkün olabilmektedir. Bu açıdan savaşların sona erdirilmesinde spor faaliyetlerinden yararlanılmıştır. Bu gelişmeler sonucunda ülkeler dostluklarının geçmişte ve günümüzde spor yoluyla daha kolay geliştirmektedirler. Gerek sosyal yaşamda gerekse spor alanında olsun bazı hedeflere ulaşmak için spor her zaman önemli etkenlerden biri olarak gündemde yerini korumaktadır. I.O.C Olimpiyat Oyunlarını 4 temel başlığa dayandırmaktadır. Bunlar; ekonomi, kültür, çevre ve spordur. Antik Olimpiyat Oyunları Antik olimpiyat oyunları iki bölümde incelenmektedir. Birinci bölüm M.Ö. 776 – M.S. 393 yıllarını, ikinci bölüm ise M.S 393 ile 1896 yıllarını kapsamaktadır. Birinci Dönem Antik Olimpiyat Oyunları ( M.Ö. 776 – M.S. 393 ) Eski Yunanlılarda hayat sürekli savaşlarla geçermiş. Hepsi aynı ırktan olmak üzere 20 site devletine ayrılmışlar. Bu devletler birbirleri ile sürekli savaşırlarmış. Bunu engellemek için her devletten bir temsilcinin katılımı ile bir komite oluşturulmuş ve anlaşmazlıkları bu komitenin çözmesi istenmiş. Bu çalışmalar sonucu ırkçılar M.Ö 776 yılında atletizm yarışları düzenlemişlerdir. Sporun bir yaşam felsefesi biçimini alması M.Ö 5000’li yıllarda eski Yunan medeniyetlerinde görülmektedir. İlk Olimpiyat Oyunları eski Yunan’da Tanrı Zeus adına yapılan şenliklerdir. M. Ö 776 yılında Yunanistan’ın Olimpia bölgesinde, Isparta Kralı Likorgos’un önerisi ile yapılan şenlikler tarihindeki ilk Olimpiyat oyunlarını temsil etmektedir. İlk zamanlar, ölülerin ruhlarının 8 yılda bir dirileceği inancı ile oyunlar 8 yıl arayla yapılmıştır. Olimpiyatlar: adını Yunanistan’daki Olimpia yöresinden almıştır. Bu tarihten itibaren Olimpiyat Oyunları hiç kesintiye uğramadan 12 asır devam etmiştir. Birinci Antik Olimpiyat Oyunları ilk şampiyon Corobeus adıyla 32m genişliğinde 192m uzunluğunda Stade adı verilen alanda hız koşusu olarak yapılmıştır. Eski Yunan’da Olimpiyat şampiyonları büyük saygı görürlermiş. Romalılar 2. Asırda Yunanistan’a hâkim olunca sadece Yunanlı asilzadelere açık olan Olimpiyatlara kuralları değiştirerek ilk kez katılmışlar. Kadınlar yarışmacı ya da seyirci olarak Olimpiyat Oyunları’na katılamazmış. Bunun nedeni ise o dönemlerde sporcuların çıplak yarışıyor olmasıymış. Başka bir ifadeye göre Olimpiyat Oyunları’na sadece evli kadınlar katılımcı ya da sporcu olarak alınmazlarmış. Bakirelerin izleyici olarak oyunlar alanına girmelerine izin verilirmiş. Bunun nedeni ise sadece bakirelerin ayinlere katılacak kadar saf ve temiz kabul edilmeleriymiş. Üçüncü bir görüşe göre ise, Olimpiyat Oyunları’na katılan tek evli kadın Bereket Tanrıçası olarak kabul edilen Demeter Chamye’dir. Demeter Chamye Olimpiyat Oyunları’nı Stadın kuzeyinde bulunan Tanrıçanın Mermer Sunağından seyredebildiği söylenmektedir. Ancak bu ayırımcılık ile ilgili herhangi bir yazılı belgenin varlığından söz etmek zor görünmektedir. Bu dönemde olimpiyatlara katılmak çok büyük bir öneme sahip olduğu için hırsızlık ya da cinsiyetten sabıkalı olmamak ve sporcuların isimleri liste halinde olimpiyat stadının dışına asılır ve oyunlar süresince asılı kalırmış. Bu dönemde sporculara ödül olarak kutsal kabul edilen zeytin dalından yapılan çelenk verilirmiş. Amatörlük o dönemde etkin olarak sporun içinde yer almaktaymış. Olimpiyat şampiyonları, saygı görmekle beraber toplumda mevki sahibi de olurlarmış. Birinci Antik Olimpiyat Oyunları’nda Verilen Ödülün Tarihçesi Dallarından çelenklerin yapıldığı kutsal ağaç, Zeus Tapınağı’nın arkasındaki bir kümenin ortasında duruyormuş. Elisli Kral Iphitos, Defli Kâhinlerinin isteği üzerine ödül olarak çelenk önermiş. Olimpiya’ya gidip uçuşan örümcek ağlarının arasında gizli ağacı araması söylenmiş. Örümcek ağları, yağmurun işareti olarak algılanıyor ve dolayısıyla bereketle ilişkilendiriliyormuş. Iphitos Olimpiya’ya dönmüş ağacı bulmuş ve çitlerle çevirmiş. Kotinos Kallistephanos güzel taçları ile ünlü Zeytin Ağacı olarak ün salmış. M.Ö. 776 yılında başlayan Antik Olimpiyat Oyunları’nda kazananların başına Defneyaprağından taçlar takılırmış. İkinci Dönem Antik Olimpiyat Oyunları ( M.S. 393 – 1896 ) Tarihçeler son Antik Olimpiyat Oyunları’nın M.S. 393 veya 394 yılında yapıldığı ve o zamanki Roma İmparatoru olan I. Theodosius’un emri ile Olimpiyat Oyunları’na son verildiğini belirtmektedirler. Başka bir görüşe göre ise Antik Olimpiyat Oyunları’nın M.S. 408 yılına kadar devam ettiği ve II. bir görüşe göre ise batıdaki kiliselerin sporu şeytan işi olarak kabul etmeleri sonucunda izin vermediklerini belirtmektedir. Bu dönemde sporda kayırma ve iltimas geçme ön plana çıkmaktadır. Çünkü Roma İmparatoru Nero olimpiyatlara katılır kazandırılması karşılığında hakemlere 250.000 drahmi bağışlarmış. Sporda farklı yaklaşımlar ön plana çıkınca Olimpiyat Oyunları amacından uzaklaşmıştır. Bu dönemde sporculara ödül olarak kutsal kabul edilen zeytin dalı verilirmiş. Amatörlük o denemde de etkin olarak sporun içinde yer almaktaymış. 12 asır süren Olimpiyatlar da Roma İmparatorluğu gibi yok oluyormuş. Olimpiyatlar Olimpiya’da doğup orada eriyip gitmiştir. Modern Olimpiyat Oyunları Baron Pierre de Coubertin Dünya sporu içinde olimpik ruhun yer almasını sağlayan ve gelişimine katkı sağlayan kişidir. Baron Pierre de Coubertin 1 Ocak 1863 yılında Paris’te doğdu. Babası ve annesi soylu oldukları için soylu büyüdü. İyi okullarda eğitim aldı. Sporla ilişkisi ve sporcu kimliği eğitim aldığı o dönemde ortaya çıkmıştır. Çünkü öğrencilik yıllarında eskrim ve boks dersleri almıştır. Baron Pierre de Coubertin’in yaklaşık olarak 100 yıl önce düşündüğü eğitim ve sporun birlikteliği günümüzde de önemini korumaktadır. Baron Pierre de Coubertin ülkesi Fransa’da bu düşüncesini gerçekleştirmek için o zamanlar demokrasi ve eğitim alanında Fransa’dan daha ileride olduğunu düşündüğü İngiltere’ye gidip incelemelerde bulundu. Fransa eğitimine yenilik getirecek önerilerine, karşı çıkan tutucu Fransız bürokrasisi için Coubertin fikirleri bir hayalden ibarettir. Ancak Baron Pierre de Coubertin, bu tutumunu güçlendirmek için bu sefer de Amerika Birleşik Devletleri’ne gidip oradaki eğitim ve spor tesislerini inceledi. Ülkesi Fransa’ya döndüğünde atacağı adımların sadece kendi ülkesine değil tüm dünyaya hareket yaratacak tarzda olması gerektiğini düşündü ve bu amaçla çalıştı. 1889 yılında Fransa’da o zamanki spor yöneticileriyle yaptığı toplantıda modern çağın gelişimine uymak için olimpiyatların canlandırılması fikrini ortaya attı. Bununla yetinmeyip daha büyük çalışmalara yönelerek, 1894 yılı haziran ayının ortasında Sorbonne’de 37 spor kuruluşunu temsilen 78 kişi ve 9 ülkeden 20 delegenin hazır bulunduğu 2000’i aşkın kişinin izlediği İnternational Athletic Congress’i topladı. Toplantının gündemi Amatörlük ve Olimpizm’di. Toplantının sonunda komiteler kuruldu ve bu komitelerden olimpizm komitesi 23 Haziran 1894 tarihinde Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ni ( I.O.C ) kurdu. Coubertin, toplantıdan bir hafta önce ülkesinden yayınlanan Reveu de Paris dergisinde yazdığı makalede Olimpizm’in ilkelerini yazmıştır. Bu ilkeler Olimpizm toplantısında aynen kabul edilmiştir. Toplantı sonunda ilk Modern Olimpiyat Oyunları’nın 1896 yılında Atina’da yapılmasına karar verilmiştir. Baron Pierre de Coubertin, 1925 yılına kadar Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nde ( I.O.C ) etkin olarak görev almıştır. Bu tarihte komite ( I.O.C ) başkanlığından ayrılarak onursal başkan oldu ve İsviçre’deki evine çekildi. Bir daha hiçbir Olimpiyat Organizasyonu’na katılmadı. 1937 yılında düzenli olarak yaptığı yürüyüş sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine kalbi Olimpiya’da, bedeni ise Lozan’da toprağa verilmiştir. Uluslararası Olimpiyat Komitesinin Kuruluşu Sarbon’da 25 Kasım 1982 tarihinde toplanan spor konferansında Baron Pierre de Coubertin, Milletlerarası spor müsabakalarının tıpkı eski Yunan’da olduğu gibi her dört yılda bir muhtelif hükümet merkezi olan şehirde yapılmasını kongreye teklif etmiş ve teklifi kabul edilince Olimpiyat Oyunları tekrar canlanmış. Baron Pierre de Coubertin’in girişimi ile 23 Haziran 1894 Paris’te toplanan kongrede Uluslararası Olimpiyat komitesi ( I.O.C ) kurulmuştur. Sporun temeli ve gereği olan bedensel ve zihinsel nitelikleri ( I.O.C ) kurulmuştur. Sporun temeli ve gereği olan bedensel ve zihinsel nitelikleri geliştirmek, daha güzel ve barışçıl bir dünya oluşturmak amacıyla, sporu kullanarak, insanları anlayış, dostluk ve kardeşlik duyguları ile donatmak amaçlar arasındadır. Yapılan ilk toplantıda şu kararlar alınmıştır;
Sözleri Olimpiyat Oyunları’nın amacını net olarak ortaya koymaktadır. Selim Sırrı Tarcan ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi 1874 yılında doğan Tarcan, Galatasaray Lisesi’nde öğretim hayatını sürdürürken jimnastik sporuyla tanıştı. Jimnastiğin yanı sıra halter ve eskrim sporlarıyla da ilgilenen Tarcan, bu alanlarda büyük başarılara imza atmıştır. Liseyi bitirdikten sonra Mühendishane-i Berri-i Hümayuna devam etti ve mezun olduktan sonra orduya katıldı. Eğitimini tamamladıktan sonra komutanlarının izniyle İzmir Sultanisinde Jimnastik Öğretmenliği görevini yürüttü. İstanbul’a döndü ve İttihat ve Terakki Partisine katıldı. Bu sıralarda Olimpiyat Oyunları’nın kurucusu olan Baron Pierre de Coubertin’le tanıştı ve Meşrutiyet’in ilan edilmesiyle birlikte Osmanlı Olimpiyat Cemiyetini kurdu. Görevini Ahmet İhsan Tokgöz’e bırakarak kendisi genel sekreterliği üstlendi ve Stockholm’deki Yüksek Beden Eğitimi Akademisi’nde Beden Eğitimi ve Spor Eğitimi gördü. Eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Erkek Öğretmen Okulu’nda uzun yıllar Beden Eğitimi Öğretmenliği yaptı. 1923’te kurucusu olduğu Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin başkanlığına seçildi ve bu görevini 1927’ ye kadar sürdürdü. Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin Türkiye temsilciliğini ise 1930’a kadar yürüten Tarcan’ın hemen hepsi Spor ve Beden Eğitimi üzerine yazılmış 54 kitabı çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış yüzlerce makalesi bulunmaktadır. Selim Sırrı Tarcan’da Baron Pierre de Coubertin gibi geçirdiği bir kalp krizi sonucunda 2 Mart 1957 yılında İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Kuruluyor Türkiye’de Olimpik Hareketin başlangıcı 19.yy ortalarında modern sporların ülkeye girişini izleyen döneme rastlar. Bu dönem aynı zamanda Modern Olimpiyat Oyunları’nın babası Baron Pierre de Coubertin’in Olimpiyat Oyunları’nı dünyaya yayma çabalarıyla aynı dönemi kapsamaktadır. Baron Pierre de Coubertin, 1906 Atina Ara Olimpiyat Oyunları’nda Türk Sporcuların göstermiş olduğu büyük başarılardan etkilenmiş, 1907 yılında Türkiye’yi ziyareti sırasında tanıştığı Selim Sırrı Tarcan bu teklife çok sevinmiştir. Bu teklifin hayata geçirilmesi ancak II. Meşrutiyet’ten sonra 1908 yılında olur ve gazeteci Ali İhsan Bey’in ( Tokgöz ) başkanlığında Osmanlı Olimpiyat Cemiyeti adıyla kurulmuş, Selim Sırrı Bey genel sekreter olarak görev almıştır. Aynı dönemde Selim Sırrı Bey Türkiye’nin IOC’de temsilcisi olmuştur. Bu tarihten sonra Avrupa’nın çeşitli kentlerinde yapılan Uluslararası Olimpiyat Komitesi Kongrelerinde Türkiye’yi temsil etmiştir. Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin 1911’de Budapeşte’de yapılan oturumunda Osmanlı Devleti resmen üyeliğe kabul edilmiştir. 1922 yılında Olimpiyat Komitesi yerine Kaim Cihan Müsabakalarına İştirak Cemiyeti kurulmuştur. Ancak Kaim Cihan Müsabakalarına İştirak Cemiyeti kuruluşundan birkaç ay sonra Cumhuriyet ilan edilmiş, buna bağlı olarak komitenin adı da Türkiye Olimpiyat Komitesi olarak değiştirilmiştir. Cumhuriyet’in ilanından sonra Büyük Önder Atatürk sporculara sahip çıkacak politikalar geliştirmiştir. 1922 yılı sonunda Türk Sporunun ilk örgütünün kurulmasında ( TİCİ ) Burhan Felek aktif olarak görev yapmıştır. 1925’de Coubertin’in Uluslararası Olimpiyat Komitesinden ayrılması ile Selim Sırrı Bey’de Türkiye Olimpiyat Komitesi Başkanlığı’ndan ayrıldı. Ancak komitedeki görevini 1930 yılına kadar sürdürdü. Bu arada 1922 yılında kurulmuş olan ve Türkiye’deki spor faaliyetlerini yürütmekle görevli Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı adlı Sırrı Tarcan’ın görevinden ayrılmasında etkili olmuştur. Uluslararası Olimpiyat Komitesi temsilcisi olarak seçilen Kemalettin Sami Paşa 1933’de vefat edince, Reşit Saffet Atabinen hem Türkiye Olimpiyat Komitesi Başkanlığı’na hem de Uluslararası Olimpiyat Komitesi Temsilciliği’ne seçildi. |
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 19
- Cevaplar
- 3
- Görüntüleme
- 117





