- Katılım
- 30 Ocak 2010
- Konular
- 549
- Mesajlar
- 1,203
- Online süresi
- 2h 25m
- Reaksiyon Skoru
- 38
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 16 Yıl 4 Ay 20 Gün
- Başarım Puanı
- 184
- MmoLira
- 29
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Ergun Ata'nın kaleminden Süper Kupa Finali'nin kahramanı Teofilo'nun kısa öyküsü...
1: İlk golüm Başkan`a... Beni geldi uzaklardan getirdi. Gol atamıyordum, benim yüzümden mahcup oluyordu.
2: İkinci gol Şenol Güneş`e... Kimse bir oyuncusu için o kötü ilk yarıdan sonra bu kadar ısrarcı olmazdı.
3: Üçüncü gol hastalanan oğlum Cristiano`ya... Bizi çok korkuttu ancak güzel bir hediyeyi hak etti.
Süper Kupa Finali kesinlikle son şansıydı Teofilo Gutierrez`in. Yoksa bildiğimiz Şenol Güneş, o kötü ilk yarı performansından sonra kendisini ısrarla sahada tutmazdı.
Ardı sıra bir ısrar, bir inanç ve nihayet bir hata kariyerinin seyrini değiştirdi.
Şenol Güneş inat etti, daha doğrusu sabretti. Kafasında soru işareti kalsın istemiyordu. Kendisi inanmıştı, 45 dakika sahada gezinse de, “devam“ kararı nedeniyle kariyerinden vazgeçmiş, hocasını mahcup etmeme dürtüsü, içinde bir şeylerin kıpır kıpır olmasını sağlamıştı. Pozisyonlara öylesine motiveydi ki, kendisine adeta yapışan İbrahim`in dalgınlığını koruyordu. 55. dakikada daldı İbo. Bu hata Teo`nun, Trabzonspor ve Türkiye kariyerinin çizgisini belirledi.
Sezona iyi hazırlanamadı!
Ama bu maç öncesi fırtınalar kopuyordu Teofilo`nun dünyasında. Her bir şey kötü gitmişti. Kayseri maçında direkten dönen vuruşu, moraline taban yaptırmış, büyük umutlarla alındığı, Dünya 4. Gol Kralı olarak geldiği Trabzon`da kulübeye mahkum olmuş, “Teo gol gol“ sloganı tutmamıştı.
Umudu yeni sezona yönelikti. Kendisine “vize“ uyarısı yapılmış o dikkate almamıştı. Isparta Davraz`da bu gerçek ortaya çıkınca, apar topar Ankara`ya gidiş. Sonra malum Hollanda Kampı öncesi İstanbul Havalimanı`nda kalış. 5 gün antrenmansızlık. Sonra 5. hazırlık maçında şans bulup ilk kez resmi olmasa da bir maçta ilk golle tanışma ve son maç: Kırmızı kart.
Her şey tamam ama bu kadarı fazlaydı...
Aklı oğlundaydı...
Trabzonspor dört bir koldan santrfor arıyor, tamamıyla yükün üzerine bindiği Umut`u kurtarmaya çalışıyordu. Ama Umut`un sakatlığı, santrfor arayışlarının sonuçsuzluğu kendisine bir kez ve belki de son kez şans doğursa da aksilikler yine yakasını bırakmıyordu.
Anne ve babası, “yalnız kalmasınlar“ diye eşi Ceimis Collante, oğlu Cristiano ve kızı Jeilou Andrea ile birlikte Trabzon`a geldi. Bu mutluluk, perşembe günü yapılan çift kalede, hocasının kendisine ilk onbirde şans vermesiyle iki kat arttı. Ancak eve dönüşte aynı sitede kaldığı yönetici Osman İlyas`ın yemek davetine hazırlanırken, hava değişikliği nedeniyle hem oğlu Cristiano hem de babası rahatsızlandı. Osman İlyas, ikisini birlikte KTÜ Tıp Fakültesi Hastanesi`ne taşıdı. Neyse ki sorun büyük değildi. Ama Teofilo`nun kafası karışıktı.
Ertesi sabah kafileyle birlikte İstanbul`a uçtu. Aklı henüz tam eski sağlığına kavuşamayan oğlundaydı. Yönetici Osman İlyas, maç sabahı İstanbul`a gitti, kamp yapılan otele koştu ve müjdeyi verdi: Oğlunun durumu çok iyiydi.
Sabahı beklemeden uçtu
Morali düzelmiş, hocasına, “Artık hiçbir sorunum yok, hazırım“ demişti.
Sonrası malum, 3 müthiş gol, bir isyan ve kendine geliş.
Gollerin sevincini yaşarken, aklı Trabzon`da oğlundaydı. Kupa töreni biter bitmez önce formasını Osman İlyas`a hediye etti. Eline geçirdiği ilk telefonla Cristiano`dan güzel haberleri aldı. Aile sevinç içindeydi. Eş, anne, baba mutluluktan ağlıyordu.
23.30 uçağını sordu, kalkmıştı. İlk uçak sabah 07.05`di ve kafile onunla gidecekti. Sonra haber verildi kendine, gece 04.00`te THY`nin bir uçağı vardı. Bekleyemedi sabahı, bir babaydı, hocasından izin istedi, otelden Atatürk Havalimanı`na gitti, sabah 06.00`da oğlunun, ailesinin yanındaydı. Oysaki diğer arkadaşları 3 saat sonra gelecekti.
‘Başkan mahcup oluyordu`
3 golü vardı Süper Kupa`da, “Biri Başkan'a armağan“ dedi ve ekledi: “Beni geldi oralardan getirdi. Gol atamıyordum, benim yüzümden mahcup oluyordu.“ İkincisini Şenol Güneş`e verdi: “Kimse bir oyuncusu için o kötü ilk yarıdan sonra bu kadar ısrarcı olmazdı.“ Üçüncüsü oğluna: Çok korkuttu beni ama hak etti.“
Teofilo, işinin bundan sonra daha çok zor olduğunu, kendisinden beklentinin arttığını, ama üstesinden geleceğine inandığını, son söz olarak söyledi.
Hayal kırıklığı ile başlayan, inat ve ısrarla devam eden, bir küçük dramla hüzünleten ve bir zaferle biten bu öykü böyle işte...
1: İlk golüm Başkan`a... Beni geldi uzaklardan getirdi. Gol atamıyordum, benim yüzümden mahcup oluyordu.
2: İkinci gol Şenol Güneş`e... Kimse bir oyuncusu için o kötü ilk yarıdan sonra bu kadar ısrarcı olmazdı.
3: Üçüncü gol hastalanan oğlum Cristiano`ya... Bizi çok korkuttu ancak güzel bir hediyeyi hak etti.
Süper Kupa Finali kesinlikle son şansıydı Teofilo Gutierrez`in. Yoksa bildiğimiz Şenol Güneş, o kötü ilk yarı performansından sonra kendisini ısrarla sahada tutmazdı.
Ardı sıra bir ısrar, bir inanç ve nihayet bir hata kariyerinin seyrini değiştirdi.
Şenol Güneş inat etti, daha doğrusu sabretti. Kafasında soru işareti kalsın istemiyordu. Kendisi inanmıştı, 45 dakika sahada gezinse de, “devam“ kararı nedeniyle kariyerinden vazgeçmiş, hocasını mahcup etmeme dürtüsü, içinde bir şeylerin kıpır kıpır olmasını sağlamıştı. Pozisyonlara öylesine motiveydi ki, kendisine adeta yapışan İbrahim`in dalgınlığını koruyordu. 55. dakikada daldı İbo. Bu hata Teo`nun, Trabzonspor ve Türkiye kariyerinin çizgisini belirledi.
Sezona iyi hazırlanamadı!
Ama bu maç öncesi fırtınalar kopuyordu Teofilo`nun dünyasında. Her bir şey kötü gitmişti. Kayseri maçında direkten dönen vuruşu, moraline taban yaptırmış, büyük umutlarla alındığı, Dünya 4. Gol Kralı olarak geldiği Trabzon`da kulübeye mahkum olmuş, “Teo gol gol“ sloganı tutmamıştı.
Umudu yeni sezona yönelikti. Kendisine “vize“ uyarısı yapılmış o dikkate almamıştı. Isparta Davraz`da bu gerçek ortaya çıkınca, apar topar Ankara`ya gidiş. Sonra malum Hollanda Kampı öncesi İstanbul Havalimanı`nda kalış. 5 gün antrenmansızlık. Sonra 5. hazırlık maçında şans bulup ilk kez resmi olmasa da bir maçta ilk golle tanışma ve son maç: Kırmızı kart.
Her şey tamam ama bu kadarı fazlaydı...
Aklı oğlundaydı...
Trabzonspor dört bir koldan santrfor arıyor, tamamıyla yükün üzerine bindiği Umut`u kurtarmaya çalışıyordu. Ama Umut`un sakatlığı, santrfor arayışlarının sonuçsuzluğu kendisine bir kez ve belki de son kez şans doğursa da aksilikler yine yakasını bırakmıyordu.
Anne ve babası, “yalnız kalmasınlar“ diye eşi Ceimis Collante, oğlu Cristiano ve kızı Jeilou Andrea ile birlikte Trabzon`a geldi. Bu mutluluk, perşembe günü yapılan çift kalede, hocasının kendisine ilk onbirde şans vermesiyle iki kat arttı. Ancak eve dönüşte aynı sitede kaldığı yönetici Osman İlyas`ın yemek davetine hazırlanırken, hava değişikliği nedeniyle hem oğlu Cristiano hem de babası rahatsızlandı. Osman İlyas, ikisini birlikte KTÜ Tıp Fakültesi Hastanesi`ne taşıdı. Neyse ki sorun büyük değildi. Ama Teofilo`nun kafası karışıktı.
Ertesi sabah kafileyle birlikte İstanbul`a uçtu. Aklı henüz tam eski sağlığına kavuşamayan oğlundaydı. Yönetici Osman İlyas, maç sabahı İstanbul`a gitti, kamp yapılan otele koştu ve müjdeyi verdi: Oğlunun durumu çok iyiydi.
Sabahı beklemeden uçtu
Morali düzelmiş, hocasına, “Artık hiçbir sorunum yok, hazırım“ demişti.
Sonrası malum, 3 müthiş gol, bir isyan ve kendine geliş.
Gollerin sevincini yaşarken, aklı Trabzon`da oğlundaydı. Kupa töreni biter bitmez önce formasını Osman İlyas`a hediye etti. Eline geçirdiği ilk telefonla Cristiano`dan güzel haberleri aldı. Aile sevinç içindeydi. Eş, anne, baba mutluluktan ağlıyordu.
23.30 uçağını sordu, kalkmıştı. İlk uçak sabah 07.05`di ve kafile onunla gidecekti. Sonra haber verildi kendine, gece 04.00`te THY`nin bir uçağı vardı. Bekleyemedi sabahı, bir babaydı, hocasından izin istedi, otelden Atatürk Havalimanı`na gitti, sabah 06.00`da oğlunun, ailesinin yanındaydı. Oysaki diğer arkadaşları 3 saat sonra gelecekti.
‘Başkan mahcup oluyordu`
3 golü vardı Süper Kupa`da, “Biri Başkan'a armağan“ dedi ve ekledi: “Beni geldi oralardan getirdi. Gol atamıyordum, benim yüzümden mahcup oluyordu.“ İkincisini Şenol Güneş`e verdi: “Kimse bir oyuncusu için o kötü ilk yarıdan sonra bu kadar ısrarcı olmazdı.“ Üçüncüsü oğluna: Çok korkuttu beni ama hak etti.“
Teofilo, işinin bundan sonra daha çok zor olduğunu, kendisinden beklentinin arttığını, ama üstesinden geleceğine inandığını, son söz olarak söyledi.
Hayal kırıklığı ile başlayan, inat ve ısrarla devam eden, bir küçük dramla hüzünleten ve bir zaferle biten bu öykü böyle işte...



