BlackFullMoon 1
BlackFullMoon
Agora Metin2 1
Agora Metin2
PrimeAC 1
PrimeAC
ShadowFon 1
ShadowFon
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
romegames 1
romegames
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Bvural41 1
Bvural41
NovaLst 1
NovaLst
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Junga göre Kişiliğin Gelişimi

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan mum
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 369

mum

Level 27
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
27 Kas 2013
Konular
7,500
Mesajlar
24,372
Çözüm
1
Online süresi
13d 20h
Reaksiyon Skoru
3,056
Altın Konu
0
Başarım Puanı
549
MmoLira
31,714
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Junga göre Kişiliğin Gelişimi;

Jung’un gelişim psikolojisine yaklaşımı dönemindekilerden oldukça farklıdır. İnsanın karmaşık bir organizma olduğunu ve insan davranışlarında doğal,içsel ve sosyal mekanizmanın karmaşık bir bütününün etkili olduğunu savunur. Kişi bir yaşam evresinden diğerine geçerken kendiliğin yeni yönleri ortaya çıkar ve etkinlik kazanırlar. Jung insan hayatını iki temel bölüme ayırmıştır:

İlk yarıda insan daha çok biyolojik yönüne ve toplumsal boyuta önem verir.

İkinci yarıda kültürel ve ruhsal taraf önem kazanır.
Toplumlar bilimsel bilgi ve teknik beceriler üzerine kurulduğu zamandan beri insanlar kaçınılmaz olarak tek yönlü gelişmeyle karşı karşıya kalmışlardır. Bu yönelim nedeniyle sezgici özellikler bastırılmıştır. Yaşamın ikinci yarısında insanlar için varoluş mücadelesi anlamını değiştirir. Değer yargılarının değiştiği bu dönemde (kırklı yaşlar) depresyonlar ve sinir hastalıklarında artış görülür.
Bireyleşme: Yaşamına ayrımlaşmamış bir bütün olarak başlayan bireyin kişiliğinin her bir sisteminin faklılaşması ve kendi içinde alt sistemlere ayrılmasıdır. Buna bireyleşim de denir.

Bütünleşme: Bireyleşme ile iç içedir. İlk aşamada kişiliğin tüm yönleri bireyleşir. İkinci aşamada kişiliğin birbirine karşıt eğilimleri birleşir. Bu sürecin sonunda ben arketipi oluşur.

Toplumsal Etmenlerin Rolü: Yaşamın ilk yıllarında çocuğun psikesi ebeveynlerininkinin bir yansımasıdır. Bu durumda ebeveynlerin ruhsal sorunları da çocuğa yansır. Okula başlayan çocuğun özdeşiminde çözülme başlar. Bu noktada ebeveynin koruyucu ya da baskıcı tutumu çocuğun bireyleşimini zedeler. Anne babanın rolü cinsiyete göre farklılık gösterir. Ebeveynler birlikte personanın gelişiminde etkilidirler. Toplum ve toplumun kültürü ve toplumun onayladıkları da etkilidir.

Yaşam Dönemleri;
Dört aşama vardır:
Çocukluk: Doğumdan erinliğe kadar sürer. Çocuk bilinçlidir ancak algılarını örgütleyemez. İçgüdülerinin egemenliğinde yaşar ve bağımlıdır. Davranışları düzensizdir. Büyüdükçe bellek süreleri uzar ve bir kimlik duygusu oluşmaya başlar. Çocuk kendisinden ben olarak söz etmeye başlar.
Gençlik ve genç yetişkinlik: Bedensel değişikliklere ruhsal devrimler eşlik eder. Psike çok çeşitli kararlar almak ve toplumsal yaşama yeni uyumlar geliştirmek zorundadır. Çocukluk düşlerini sürdürmek ve gerçekliği kabul etmek istemeyen bireyler için bu dönem sorunları da birlikte getirir. Zorlukların ortak noktası çocukluk düzeyindeki bilinçten kopma güçlüğüdür. Benliğin derinliklerindeki bu eğilim (çocuk arketipi) çocuk olarak kalmayı yeğler.

Orta Yaş: Bu dönem 35 ve 40 yaşları arasında başlar. Kişi çevresine uyum sağlamış ve toplumun bir parçası haline gelmiştir. Bu dönem kendine özgü bazı zorlukları da getirebilir. Psikede gizli bir şekilde var olmuş manevi değerler gençlik yıllarındaki maddeci tutumlar nedeniyle ihmale uğramıştır. İkinci yaşam döneminde edinilmiş yöntemler terk edilerek ruhsal enerji yeni yollara kanalize edilmelidir. Bu yaşamın çok zorlu aşamalarından biridir.
Bir çok insan bu aşamayı gerçekleştiremez.

Yaşlılık: Jung’un yaklaşımını diğerlerinden ayıran önemli özelliklerden biri de; yaşlılık döneminde bile insanın tüm kişisel gelişim potansiyelini gerçekleştirme eğilimini sürdürdüğüdür. Yaşlılık dönemi bir bakıma çocukluğa benzer,kişi bilinçdışına gömülür.( bu iki karşıt görüş var ama hangisi geçerli belirtmemişler! )

İşlevler;
Jung, ruhsal işlevleri dört bölümde toplar: düşünme, hissetme,duygu,sezgi.
Düşünme: Düşünceler arası bağlantı kurma,genel kavramlara ulaşma,sorun çözme.
Hissetme: Düşüncenin olumlu ya da olumsuz duygular oluşturmasına göre düşünceyi değerlendirme.
Duyu: Duyu organlarının uyarılmasıyla algılanan duyular.
Sezgi: Düşünce ya da duygu katkısı olmaksızın o andaki yaşantının oluşturduğu izlenimi tanımlama. Yargılama ya da mantık gerekli değildir.

Rüyalar Ve Simgeler;
Rüya ruhsal bir oluşumdur. Bilincin alışılmış verilerine ters düşer. Bilinç olaylarının aralıksız gelişiminin sınırında yer alır. Rüya,ruhsal bir etkinliğin tortusudur. Jung’un rüyaya yaklaşımı büyük oranda Freud’un yaklaşımına benzer. Ancak Jung sınırlamaları fark etmiş ve ayrıldığı noktalara eleştirilerinde yer vermiştir. Freud’a göre rüya içeriğinin iki kaynağı vardır. Bunlar bir önceki gün yaşananlar ve çocukluk dönemidir. Jung bunu kabul etmekle birlikte rüyaların atalarımıza ilişkin çok daha derinlikli üçüncü bir kaynaktan (kollektif bilinçdışı) da beslendiğini savunmuştur. Freud,rüyayı cinsel içerikli yasak duyguların oluşturduğunu düşünürken; Jung içeriğin çok daha geniş kapsamlı olduğunu ve temel insani var oluş konularını da içine aldığını düşünür. Rüyalar ruhun doğal bir ürünüdür.
Bir rüyanın tüm yönleriyle anlaşılmasında ilk adım onun tüm kapsamının bilinmesidir. Rüya; rüya sahibi ve onun yaşamı ile ilgili ilişkilerin,simgelerin ilişkilendirilmesini ve anlamlandırılmasını içerir. Her imaj ve simge incelenmeli ve rüya sahibi için anlamı saptanmalıdır.
Stevens’a göre; Jung’un rüya teorisini dört başlık altında toplanabilir:

Rüyalar bilinç düzeyindeki bir niyet ya da arzudan bağımsız olarak kendiliklerinden oluşurlar.
Rüyalar kişiliğin dengesini ve bireyselliğini teşvik etmeye yönelik amaçlı ve dengeleyici unsurlar barındırırlar.
Rüya sembolleri birer işaret olmayıp gerçek sembollerdir ve aşkın bir fonksiyona sahiptirler.

Serbest çağrışıma dayalı yorumlardan çok,amplifikasyon ve aktif imgelem teknikleri sağaltım gücünü ortaya koyar.
Jung klişeleştirilmiş simgelerin kullanılmasına karşı çıkar. Rüyanın etmenleri çok yönlüdür. Rüyayı gören kişinin çeşitli özellikleri,kültürü,vb. yorumlamada hesaba katılmalıdır. Ayrıca aynı simgenin anlamı birey için değişik zamanlarda farklılık gösterebilir. Aynı simgenin anlamı bireylere göre de değişir. Hatırda kalan rüyalar küçük parçacıklar dahi olsa bunların birer hikayesi vardır ve bunlar özel bir piyes şekline bürünür.

Bu tip rüyalarda dört aşamalı belirgin bir yapı vardır:
Aşama 1) Çeşitli kişilerin yer aldığı, ter ve zamanı tayin eden sunum kısmı,
Aşama 2) Durumun karmaşıklaştığı,kurgusal gelişim kısmı
Aşama 3) Olayların kesinlik kazandığı,ani değişiklik kısmı,Aşama 4) Sonuç,çözüm veya rüya eyleminin neticesini içeren çözüm kısmı.

Simgeler;
Simge iki temel amaca hizmet eder. Bunlardan biri; engellenmiş içgüdüsel tepiye doyum sağlamaktır. Simgeler içgüdülerin dönüşüme uğramış biçimleridir. (cinsel enerji-dans,saldırganlık-yarışmalı oyunlar) Ancak simgeler gerçek boşalım nesnelerinin yerine başkalarını koymak değildir. Jung’a göre simgeler bastırılmış isteklerin maskelenmiş biçimi değil; anima,animus,persona ve gölge gibi arketipleri birleştirme ve bütünleştirme çabasıdır.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst