kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
farkmt2official 1
farkmt2official
mannaxxx 1
mannaxxx
Bvural41 1
Bvural41
Agora Metin2 1
Agora Metin2
berkmenoo 1
berkmenoo
Hikaye Ekle

Engin Altan Düzyatan'dan babalık itirafı

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan SKefen
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 561
620_340_engin-altan-duzyatan-dab-babalik-itirafi-640x349.3719806763285_575d10f61b665.jpg

[h=2]"Diriliş Ertuğrul" ile televizyonda fırtına gibi esen oyuncu Engin Altan Düzyatan başrolünü oynadığı diziden yeni sinema filminde evliliğine ve babalığına dair pek çok şeyi anlattı[/h] ‘Diriliş’ dizisinin efsane ‘Ertuğrul Gazi’si, Hülya Koçyiğit’in damadı, 8 aylık Emir Aras’ın babası, Neslişah Alkoçlar’ın eşi... Engin Altan Düzyatan’ın yeni hayatı, kariyeri artık böyle anılıyor, yazılıyor. Peki, Altan hâlâ aynı Altan mı? Buluştuk, değişen hayatını, golf ve balık merakını, bu hafta vizyona giren ‘Ve Panayır Köyden Gider’ filmini Hürriyet Gazetesi’nden Muhsin Akgün’e anlattı.
Engin Altan Düzyatan ilk kez bir ‘festival filmi’ diye nitelendirilecek bir yapımda. Neden bu film?
- Filmi iki yaz önce, henüz ‘Diriliş’ dizisi çekimlerinin başlamadığı bir zamanda çekmiştik. Yönetmeni Mete (Sözer) eski arkadaşım. Yönetmen olmaya karar verdi, kalktı Los Angeles’a taşındı. “İlk filmini önce burada çekseydin bari...” dedim, dinletemedim! (gülüyor...) Sonra kafasında güzel bir hikâyeyle döndü. “Kal burda, otur yaz, bu yaz çekelim” dedim. Ve kaldı gerçekten. Gitti Fethiye taraflarına, kapandı senaryoya, 1 ay sonra geldi, hemen çekimlere başladık.
01_372002527575d104a4d954.jpg

İkinize de uzak bir tema ve coğrafya aslında...
- Mete’nin derdi nerede olduğu belli olmayacak bir kasaba bulmaktı. Bulunduğu zamandan, yerden bağımsız bir atmosfer yaratmak istedik. Vicdan, kaybolmuşluk, sıkışmışlık... Hepimizin hayatında yaşadığı, hissettiği şeyler var filmde. Tam olarak ne istediğimiz kafamızda, küçük bir ekiple gidip 19 günde gerilla tarzı çekip döndük. O köyde iki gün kaldıktan sonra zaten üçüncü gün dünyayla bağlantın olmuyor.
İyi geldi mi hayattan 19 günlüğüne de olsa kopmak?
- O köydeyken hiç çıkmadım o rolden. Akşamları odama döndüm, sessiz sakin, kendi halimde takıldım. İyi geliyor tabii... Metropolde yaşayan herkes sürekli kaçmaktan, basıp gitmekten bahsediyor. Fakat bakıyorsun, kimsenin kopabildiği de yok. İstiyoruz ama yapamıyoruz. Neyse ki yavaş yavaş yapabiliyorum artık.
Nasıl?
- Zorunlu olmadıkça şehrin içine girmiyorum. Belli bir bölgeden uzaklaşmıyor, doğanın içinde yaşıyor ve çalışıyorum.
...Ki zamanında epey Cihangir mesaisi yapmışlığınız var.
- Cihangir’de hiç yaşamadım ama orada yaşayan çok arkadaşım vardı, bir dönem epey bir vakit geçirdim. Yok yazıldığım zamanlar olmuştur tabii... Ağırlıklı olarak Anadolu yakasında oturdum. Benim için gitmesi zevkli, sonra eve dönmesi daha zevkli oldu oralar. Şimdi Beykoz’a kadar kaçtım.
02_153332141575d102785e43.jpg

[h=3]Spor amaçlı balık tutmak[/h]Yani, daha izole, daha sakin bir hayat...
- Aslında her nedenin altında senin kendi zevklerinden çok çocuğun geliyor. Daha iyi bir havada nefes alsın, hayata karışsın istiyorsun. Arkası ormana bakan bir yer arayıp buluyorsun mesela. Şehrin göbeğinde balkona çıkarıp hava aldırmak istesen ortalık kir, pas, gürültü...
03_1741972267575d1011d4f17.jpg

[h=3]Müthiş bir sorumluluk...[/h]- Aynı zamanda müthiş bir haz...
Hazır olduğunuzu hissetmiş miydiniz?
- Evet, evet... Çok güzel bir zamanda geldi, çok da iyi geldi.
Babalık oyunculuğu etkiliyor mu?
- Kesinlikle. Yakın çevremden “Başka bir hava var üzerinde. Babalık çökmüş sana” lafını daha sık duyuyorum. Hoşuma gidiyor.
Panik oldunuz mu bebeği ilk kucağınıza aldığınızda?
- Sıfır... Ben başka şeyler peşinde koşarken meğer hayat beni babalığa hazırlamış. Sanki yıllardır babalığı hissediyor gibiydim.
Ne öğretti?
- Sürekli izliyorsun, çok şey öğreniyorsun. Şimdi ayağını yeni keşfetti. Tutmayı öğrendi. Farkında olmadığın bir evrenin tüm adımlarını izliyorsun.
Aile ve baba olmak alışkanlıkları, hatta hobileri de değiştiriyor sanırım. Geçenlerde golf merakınız yazıyordu...
- Gittiğim bir yerde denedim. Golfü hep hafife alırdım. Zor spormuş meğer. 6 saat oynadıktan sonra bir baktım, kolumun tuhaf yerleri ağrıyor.
Başka?
- Balık merakım başladı şimdi. Boğaz’a Orkinos tutmaya çıkıyorum. Büyük balıklara heves ettim.
Baba götürür müydü?
- Çeşme’de babamla iskeleden balık tutmuşluğum vardı. Onları öldürmeden, evde bir gün boyunca yüzdürüp canlı tutardık. Ertesi gün gider denize bırakırdık. Şimdi de spor amaçlı balık tutuyorum.
O nasıl oluyor?
- Büyükse geri bırakıyorsun... Tuttuğun 150-200 kiloluk balığı pişirip yiyecek halin yok. O 1,5-2 saatlik mücadele anları müthiş bir keyif veriyor. Sonra birlikte bir fotoğraf çektiriyorsun, mücadele için teşekkür edip denize atıyorsun...
Zarar gelmiyor mu balığa?
- Biraz yormuş oluyorsun tabii balığı. Ama hayatına mal olacak kadar ciddi bir yara almıyor. Saatlerce kan ter içinde kaldıktan sonra balığın yavaş yavaş denizden çıkmasını görmek müthiş bir his. İnsan egosu, olacak o kadar...
04_1551372840575d0fdbd05cb.jpg

[h=3]Türkiye’de rolünün ruhu bozulmasın diye özellikle dikkat etmen lazım[/h]“Ertuğrul rolünü üstlendikten sonra özel hayatımı biraz daha dikkatli yaşamaya çalışıyorum” demişsiniz. Neden?
- Dikkat etmek zorundasın. Türkiye, oyuncuyu tam oyuncu olarak benimseyen bir ülke değil. Oynadığın rolün kriterlerinin uzağına düşmemelisin. Bir şekilde öyle sahipleniyorlar. Senin de o ruhu bozmaman lazım. Her oyuncu önemli bir karakteri canlandırırken aynı hassasiyeti yaşar.
Canlandırdığınız karakter daha hırpani ve serseri olsaydı, o zaman da etkisi bozulmasın diye öyle mi dolaşacaktınız?
- Daha serseri dolaşmayacaktım tabii.... Karaktere göre sokaktaki yürüyüşüm değişmiyor. Aynı şekilde yaşıyorum. Sadece bu ara daha az görünmeye çalışıyorum. Yalnız dizi için değil kendim için de dikkat ettiğim bir durum bu...
‘Ertuğrul’ olmasaydı yine de bu kadar dikkat eder miydiniz?
- Oyuncu gizemli olmalıdır hikâyesi bu aslında. Hep söyleyip de yapmaya çalıştığımız fakat bir türlü yapamadığımız bir durum.
Neden istediğiniz halde gizemli olamıyorsunuz?
- Bu düzende mümkün değil. Kaçamıyoruz. Bir şekilde görüp çekiyorlar seni...
İstese kaçamaz mı insan?
- E bir noktaya kadar... Beykoz’daki derme çatma bir balıkçıdayken fotoğrafım basılmışsa evet bil ki ben çağırmışımdır onları. Ama buraya (Zorlu Center) alışverişe geldiğim oluyor. Sürekli burada olan muhabirler gördüğü gibi çekiyor. Bundan da kaçamıyorsun.
Gizemli durmak isteyen oyuncu Instagram da kullanmamalı o zaman...
- Yoo... Instagram’da kontrol sende, onda bir sorun yok. Tercih ettiğin kadarını paylaşıyorsun. Bunu da dünyanın her yerindeki oyuncu yapıyor.
06_194118461575d0fb1189d9.jpg

[h=3]Birikimin arttıkça fiziğin umurunda olmuyor[/h]Daha önce kullanmadığınız bir vücut dili, şive ve ilk kez size bu kadar uzak düşen bir rol. En çok ne zorladı?
- Bir şivesi olması gerekiyordu, fakat bölgesi belli olmayacaktı. Hiçbir bölgeyi anımsatmayacak bir şiveyi yakalamak zorladı. Her oyuncu fiziksel olarak da zorlayacak roller ister. O açıdan mutluydum. Fiziğime çok özen göstererek yaşamadım. Güzel insan kategorisine giriyoruz, evet. Fakat bunun çok da meraklısı olmadım. Ayna karşısına geçip “Bugün de çok iyisin bebeğim” dediğimi hatırlamıyorum.
Bu kadar özgüveni yüksek durmanın sebebi boy bos ve yakışıklı olmak değil yani...
- Özgüven için fizik, yakışıklılık şart değil. İyi, kültürlü, çocuklarına durmadan ve zorla kitap okutan bir aileden geliyorum. Bendeki özgüvenin asıl sebebi o.
Zorla mı okurdunuz?
- 15 yaşında ‘Karamazov Kardeşler’i kim okumak ister ki... 16’ma bastım, babam “Bak, Nobel’lidir, şahanedir” diyerek önüme ‘Çanlar Kimin İçin Çalıyor’u koydu.
E arasına Tommiks, Teksas sıkıştırsaydınız siz de...
- Arasını bulmaya çalıştım, arada kaçıp Jules Verne okudum. Bir süre sonra alışkanlığın oluyor. Sonra oyuncu oldum, çok da uzağına düşmedim, bu kez Antik Yunan eserlerine başladım. Bilgin, birikimin belli bir seviyeye çıktıktan sonra fiziğinle, nasıl göründüğünle pek ilgilenmiyorsun. Aslen tiyatro oyuncusuyum zaten. Bir şekilde, hiç aklımda yokken, kendimi televizyonda buldum.
07_143857662575d0f8ca1cf9.jpg

[h=3]Sokak sanatçısı olacaktım[/h]Hiç mi aklınızda yoktu televizyon ve şöhret?
- Gerçekten yoktu. Başka planlarım vardı.
Ne gibi?
- İngiltere’ye gidip sokak sanatçısı olacaktım. Daha rahat olacaktım. Dünyanın her yerinde canımın istediği gibi çalışıp yaşayacaktım. Bir şekilde buralara sürükledi hayat...
Ne kadarı sürüklenme, ne kadarı seçim?
- Tabii ki tercih. Sürüklenecek kadar mantıksız bulmuyorum kendimi. Evet, hesaplı kitaplı yaşamam ama kolay kolay yönlendirilecek biri değilim.
6 sene önceki Altan’a bugünkü hayatından, kariyerinden bahsetseler inanır mıydınız?
- Tahmin etmeyebilirdim. Ama bundan 6 sene sonrasını da tahmin edemem. Hayatımın şekillendiği yönden çok memnunum. Büyüyorsun her şeyden önce. 6 sene önce zevk aldığım şeyler artık beni mutlu etmiyor.
11_2097897196575d0f642aa69.jpg

[h=3]Aklımda bir şey kalmadan yaşadım[/h]Hayattaki başarı kriteriniz ne?
- Oyunculuk hep umurumda. Oyun oynarken hiç sonunda kazanacağım parayı düşünmedim. Para düşünülerek yapılmaz oyunculuk. Dünyada da para kazanmak bir başarı kriteri olmamalı. Bir gün “Hakikaten iyi oyuncu” dediklerinde başarılı olduğumu hissederim herhalde.
Başkalarının ne dediği sizin için o kadar önemli mi?
- İster istemez, evet. Sanat kendin için yapılmaz. Lafı da var: Sanat ya sanat ya da toplum içindir. Yani, bir şekilde hep başkası için... Kendin için sanat yapılmaz. Sokaktaki adama da “Abi ne farklı rollerini izledim adamın” dedirtmek de önemli, eleştirmenlerden takdir almak da... Her şeyin yaşı var tabii. Şimdi 27’mde oynadığım bir role bakıyorum, çok vahim hatalarımı yakalıyorum. Yaşım yetmemiş demek. Şimdi 37 yaşındayım. Rollere baktığım taraf çok başka.
40’a hafiften merdiven dayanmış... Nasıl durumlar?
- Dön desen döner miyim, tekrar 20’lerde olmak ister miyim bilmiyorum. Zannetmiyorum. Aklımda bir şey kalmadan yaşadım.
Olgunluk bir anda çökmüş gibi... Sebebi ne?
- Çocuktan önce başladı. Nasıl oldu, hiç fikrim yok. Zevklerim de değişti; zihniyetim de... Artık daha olgun takılmalıyım gibi bir tavrım olmadı. Değişimi sezdim ve izledim.


 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst