Hadur, Macar savaş tanrısı. Macarca "ordularının efendisi" anlamındaki Hadak Ura sözcüklerinin bileşimidir.
Eski Macarca Hodur (Hador) olarak da söylenirdi. Macarların eski inanışlarında bir savaş tanrısı oldu, ateş tanrısı idi. Macar mitolojisinde, o Arany Atyacska (Altın Baba) ve Hajnal Anyacska (Şafak Anne) adlı tanrı ve tanrıçaların üçüncü oğludur. Onun en tanınan iki erkek kardeşi de dâhil olmak üzere birçok kardeşleri vardı. Nap Kiraly (Güneş Kralı) ve Szel Kiraly (Yel Kralı) bunların en önemlileriydi. Cennette Dünya Ağacı üstüne Arany Atyacskanın bir kalesi vardı ve onun altındaki Napkiralynin Altın Ormanı ve aşağıda da Szelkiralynın Gümüş Ormanı bulunurdu. Hadur en sondaki Bakır Ormanın sâhibi oldu. O tanrıların bir demircisi olarak yaşıyordu. Uzun saçlıydı ve zırhı bakırdandı. Bakır kutlu bir metal olduğundan, saf bakırdan yapılmış silahlara sâhip büyük bir adam olduğu düşünülmektedir. Onun kendi yaptığı Tanrının Kılıcı adı verilen efsânevi kılıcı, Attila tarafından keşfedildi ve onun iktidarı böylece güvence altına alınmış oldu. Macarlar bir savaş öncesinde onun için beyaz aygır kurban etme alışkanlığı vardı.
Tanrının Kılıcı
Tanrının Kılıcı veya Attila'nın Kılıcı ya da Hadurun Kılıcı bâzen Marsın Kılıcı, Sword of God (İngilizce) Attila tarafından taşınan efsanevi silahtır. Tarihçi Priscus ve Romalı tarihçi Jordanes üzerinden aktarılan hikâyeye göre bir çoban, sürüsünden bir ineğin aksadığını fark etmiş ve hayvanın ayağını neyin kestiğini anlamak istemişti. Çoban kan izlerini takip ederek, toprağa gömülü kılıcı bulur, kılıç eski olduğunu belli etmesine karşılık tek bir pas lekesine sahip değildir ve çoban durumu Atilla ya bildirerek bulunduğu yerden çıkarmasına vesîle olur. Başka bir rivayete göre ise kendisi çıkararak Atillaya hediye etmişti.
Romalılar bu kılıcın kendi savaş tanrıları Marsa ait olduğunu düşünmekteydiler. Ancak motif Türk (Ural-Altay) kökenlidir çünkü ineğin ayağını kesebilmesi için kılıcın yere tersine saplanmış olması gerekir ki bu tamamen Asya kökenli bir anlayıştır. Diğer kültürlerde Kılıç yere normal olarak kabzası yukarda olacak biçimde saplanmış olarak bulunur. Anlatılanlara göre, Kılıç Atilla ile birlikte gömülmüştür. Kimilerine göre ise; Katalanya düzlüğü savaşında, Aetius'ile kapışırken kılıcın kırıldığı rivâyet edilir. Bu olaydan sonra attila duygusal bir çöküntü yaşar ve belki de, sonraki yıl Papa'nın sözünü dinleyerek Macaristan'a geri döner.
Eski Macarca Hodur (Hador) olarak da söylenirdi. Macarların eski inanışlarında bir savaş tanrısı oldu, ateş tanrısı idi. Macar mitolojisinde, o Arany Atyacska (Altın Baba) ve Hajnal Anyacska (Şafak Anne) adlı tanrı ve tanrıçaların üçüncü oğludur. Onun en tanınan iki erkek kardeşi de dâhil olmak üzere birçok kardeşleri vardı. Nap Kiraly (Güneş Kralı) ve Szel Kiraly (Yel Kralı) bunların en önemlileriydi. Cennette Dünya Ağacı üstüne Arany Atyacskanın bir kalesi vardı ve onun altındaki Napkiralynin Altın Ormanı ve aşağıda da Szelkiralynın Gümüş Ormanı bulunurdu. Hadur en sondaki Bakır Ormanın sâhibi oldu. O tanrıların bir demircisi olarak yaşıyordu. Uzun saçlıydı ve zırhı bakırdandı. Bakır kutlu bir metal olduğundan, saf bakırdan yapılmış silahlara sâhip büyük bir adam olduğu düşünülmektedir. Onun kendi yaptığı Tanrının Kılıcı adı verilen efsânevi kılıcı, Attila tarafından keşfedildi ve onun iktidarı böylece güvence altına alınmış oldu. Macarlar bir savaş öncesinde onun için beyaz aygır kurban etme alışkanlığı vardı.
Tanrının Kılıcı
Tanrının Kılıcı veya Attila'nın Kılıcı ya da Hadurun Kılıcı bâzen Marsın Kılıcı, Sword of God (İngilizce) Attila tarafından taşınan efsanevi silahtır. Tarihçi Priscus ve Romalı tarihçi Jordanes üzerinden aktarılan hikâyeye göre bir çoban, sürüsünden bir ineğin aksadığını fark etmiş ve hayvanın ayağını neyin kestiğini anlamak istemişti. Çoban kan izlerini takip ederek, toprağa gömülü kılıcı bulur, kılıç eski olduğunu belli etmesine karşılık tek bir pas lekesine sahip değildir ve çoban durumu Atilla ya bildirerek bulunduğu yerden çıkarmasına vesîle olur. Başka bir rivayete göre ise kendisi çıkararak Atillaya hediye etmişti.
Romalılar bu kılıcın kendi savaş tanrıları Marsa ait olduğunu düşünmekteydiler. Ancak motif Türk (Ural-Altay) kökenlidir çünkü ineğin ayağını kesebilmesi için kılıcın yere tersine saplanmış olması gerekir ki bu tamamen Asya kökenli bir anlayıştır. Diğer kültürlerde Kılıç yere normal olarak kabzası yukarda olacak biçimde saplanmış olarak bulunur. Anlatılanlara göre, Kılıç Atilla ile birlikte gömülmüştür. Kimilerine göre ise; Katalanya düzlüğü savaşında, Aetius'ile kapışırken kılıcın kırıldığı rivâyet edilir. Bu olaydan sonra attila duygusal bir çöküntü yaşar ve belki de, sonraki yıl Papa'nın sözünü dinleyerek Macaristan'a geri döner.