C 1
chengdu
xranzei 1
xranzei
zendor2 1
zendor2
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Almira2 1
Almira2
romegames 1
romegames
D 1
delimuratt
melankolıa18 1
melankolıa18
shrpnl 1
shrpnl
Fethi Polat 1
Fethi Polat
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Miss Fortune

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan lanetadam
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 720

lanetadam

Ey zaat-ı pakım sübhaniyem, ilhamına muhtacım.
Admin
Yönetici
Katılım
9 Eyl 2013
Konular
9,014
Mesajlar
37,352
Çözüm
14
Online süresi
2mo 18d
Reaksiyon Skoru
4,569
Altın Konu
3
Başarım Puanı
561
MmoLira
29,452
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Yetenekler

MissFortune_Passive.png

Caka
Miss Fortune 5 saniye doğrudan hasar almazsa fazladan 25 Hareket Hızı kazanır. Bu avantaj her saniye 8 artar ve en fazla 70'e çıkabilir.

MissFortuneRicochetShot.png

Çifte Vuruş
Bedel:
43/46/49/52/55 Mana
Menzil: 650
Miss Fortune'un rakibine yaptığı atış hem rakibe, hem de rakibin arkasındaki bir hedefe hasar verir.
Miss Fortune bir rakibin içinden geçerek arkasındaki başka bir rakip hedefi vuracak bir atış yapar. İlk hedefe 20/35/50/65/80 (+0) (+35% Yetenek Gücü), ikinci hedefe ise 40/70/100/130/160 (+0) (+50% Yetenek Gücü) fiziksel hasar verir. İlk hedef katledilirse ikinci vuruş kritik vuruş yapar ve bunun yerine %150 hasar verir.

MissFortuneViciousStrikes.png

Hileli Atış
Bedel:
30/35/40/45/50 Mana
Menzil: Kendin
Belli bir hedefe verdiği hasar, Miss Fortune'un her vuruşuyla pasif olarak artar. Bu yetenek etkinleştirildiğinde Miss Fortune'un Saldırı Hızı artar ve Caka yükü birikir.
Pasif: Normal saldırılar ilave 0 büyü hasarı vererek en fazla 0 defaya kadar toplanarak, en fazla 0 ilave büyü hasarına kadar birikir.
Aktif: 6 saniyeliğine %20/30/40/50/60 Saldırı Hızı verir ve otomatik olarak Caka kazandırır.

MissFortuneScattershot.png

Kurşun Yağmuru
Bedel:
80 Mana
Menzil: 800
Miss Fortune, belli bir alana kurşun yağdırırarak rakiplerine dalga dalga hasar verir ve yavaşlamalarını sağlar.
Miss Fortune'un havaya ateşlediği yüzlerce mermi, 0,5 saniye sonra yere yağarak 2 saniye boyunca 90/145/200/255/310 (+80% Yetenek Gücü) büyü hasarı verir ve isabet ettiği rakipleri %40/45/50/55/60 yavaşlatır.

MissFortuneBulletTime.png

Mermi Manyağı
Bedel:
100 Mana
Menzil: 400
Miss Fortune, ilerledikçe genişleyecek şekilde bir yaylım ateşine başlar ve rakiplerine büyük miktarda hasar verir.
Miss Fortune önüne doğru bir koni içinde 2 saniye boyunca mermi salvosu yollayarak 50/75/125 (+35% ek Saldırı Gücü)(+20% Yetenek Gücü) fiziksel hasar verir ve her mermi ile bir Hileli Atış yükü biriktirir (halihazırda hedefin üstünde bulunan her yük başına fazladan 0 büyü hasarı).
Pasif: Hileli Atış'ın yük limiti 1/2/3 artar.

Hikaye
Güzellikte de, tehditkârlıkta da Miss Fortune’un yanına yaklaşabilecek çok az kişi vardır. Bilgewater’ın en ünlü ödül avcılarından olan Miss Fortune’un efsanesi, mermilerle delik deşik olmuş ceset yığınları ve hapishaneler dolusu suçlu üzerinde yükselir. İkiz tabancalarının kendine özgü gümbürtüsü liman şehrinin leş kokulu rıhtımlarında ve derme çatma gecekondularında yankılanınca, aranan bir suçlunun daha hesabının dürüldüğünü herkes anlar.

Bilgewater’ın deniz suyundan hep nemli ve tuzlu, eciş bücüş, labirent gibi sokaklarında adını duyurabilmiş herkes gibi Miss Fortune da elini çekinmeden, bol bol kana bulamıştır. Ama elbette, bu tehlikeli genç kadın da ünlü ve ölümcül bir ödül avcısı olarak doğmadı. Asıl adı Sarah olan Miss Fortune; Bilgewater’dan uzak bir adacıkta huzur içinde yaşayan ünlü bir silah yapımcısının biricik kızıydı. Küçük Sarah atölyede silahların ateşleme çarklarını zımparalayarak, tetikleri ayarlayarak veya özel yapım mermiler dökerek annesine yardım ederdi. Annesi işinde o kadar ustaydı ki artık ünü efsaneye dönüşmüş, ısmarlama yaptığı tabancalar pek çok zengin soylunun koleksiyonunda kendine yer bulmuştu. Ama bazen bu güzelim silahları, daha az parası ve daha kötü niyetleri olanlar da arzulardı.

Bunlardan biri de, Bilgewater’ın yeni palazlanan yağmacılarından Gangplank’ti. Bu kendine pek güvenen, gücünden epey emin genç haydut, Sarah’nın annesinden eşi benzeri görülmemiş bir çift tabanca yapmasını istedi. Annesi haydutla istemeye istemeye anlaştı ve tam bir yıl bir gün sonra, Gangplank silahlarını almaya geldi. Yüzüne kırmızı bir bandana sarmıştı. Silahların parasını ödemeye hiç niyetli değildi, onları zorla alacaktı.

Sarah’nın annesi Gangplank’e attığını iğne deliğinden bile vuracak kadar isabetli bir çift ağızdan dolma tabanca yapmıştı. Başyapıtı olacak kadar kusursuz güzellikteydiler. Gangplank’in gözünü kan bürümüş bir korsana dönüştüğünü gördüğünde ise, “Sen bu silahlara layık değilsin,” deyip tabancaları ona teslim etmeyi reddetti. Öfkeden deliye dönen Gangplank tabancaları kaptığı gibi silah ustasını kendi eserleriyle öldürdü, sonra da namlusunu kadının kızıyla kocasına çevirdi. Ardından sırf garazından atölyeyi yaktı, tabancaları da “Ben onlara layık değilsem başka kimse de olamaz,” diyerek yere atıp parçaladı.

O gittikten kim bilir ne kadar zaman sonra, Sarah acılar içinde uyandı. Saman sarısı saçları annesinin ve kalbinin iki yanına gömülmüş kurşunların açtığı yaraların kanından kızıla bulanmıştı. Evinin yanık yıkıntıları arasından sürünerek çıkıp, kırılan silahlardan kalan parçaları yaralı göğsüne bastırdı. Zaman içinde vücudu kendini toparladı; ama zihninin bir parçası hep annesinin yanan atölyesinde kilitli kaldı. Saçlarındaki kızıl leke ise, ne kadar yıkarsa yıkasın çıkmadı; ya da en azından, bütün hikâyelerde böyle anlatıldı. Kâbuslar onu gece gündüz rahat bırakmasa da, Sarah hayattaki diğer her şeyi gölgede bırakan intikam hırsına sarılarak onlara göğüs gerdi. Annesinin yaptığı tabancaları tamir etti, kırmızı bandanalı yağmacı ve giderek arttırdığı gücüne nasıl ulaştığı hakkında her şeyi öğrenerek onu geberteceği güne hazırlanmaya başladı.

Bir gün, bir gemiye atlayıp Bilgewater’a gitti. İskelenin yamuk yumuk kalaslarına ayak basar basmaz midesine litrelerce bira indirmiş, sarhoş, başında ödül olan bir korsan buldu. Sersemliğinden faydalanarak adamı vurup cesedini aranan suçlular panosuna kadar sürükledi, sonra panodan bir düzine yeni “Aranıyor” ilanı kopardı.

Bir hafta içinde o ilanlarla arananların hepsi ya ölü, ya da kelepçeliydi. Miss Fortune olarak anılmaya başlayan adı, çabucak Bilgewater’ın barlarına ve kumar oynanan batakhanelerine yayılıp etrafa korku saldı. Gerçek emelini saklamak için kendini cilve ve gösterişe verdi. İyi kazanıp iyi harcayan, kendini beğenmiş yüzlerce ödül avcısından biri olacaktı; Gangplank peşine düşüldüğünü asla anlayamayacaktı.

Sonraki yıllarda, Miss Fortune’un hikâyeleri dünyanın dört bir yanına yayılmaya başladı. Hepsi birbirinden abartılıydı. Gemisi Siren’i, eline koluna hakim olmayı zor ve acılı bir yöntemle öğrenen bir kaptanın elinden aldı; İpek Hançerler’in elebaşını kadının kendi rom fıçılarında boğdu ve inini Katliam Limanı’nda, yarı yarıya parçalanmış bir deniz canavarının içine kurmuş olan akıl hastası Karındeşen Doxy’yi sürükleye sürükleye dışarı çıkardı.

Gangplank hâlâ, dosdoğru karşısına dikilemeyeceği kadar güçlüydü. Miss Fortune da geleceğe yatırım yaparak etrafına müttefiklerden ve sevgililerden oluşan küçük ama çok sadık bir grup topladı. Bu grubu, vakti gelince içindeki intikam ateşini küllendirmek için kullanacaktı. Fakat Miss Fortune, Gangplank’i sadece öldürmekle yetinemezdi. Kan kızılı saçlı ödül avcısının içi; ancak Gangplank’in kibri ayaklar altında paramparça edilip hayatta önem verdiği her şey kül olunca rahat edecekti.

…ve o gün sonunda geldi.

Miss Fortune, Gangplank’e karşı açılış hamlesini yapmak için her şeyini tehlikeye attı. Kurduğu tuzak içinde tuzaklar, plan içinde planlar sayesinde Gangplank’in meşhur gemisi Ölü Havuzu rıhtımın sığ sularında yanıp kül oldu. Gangplank, kendini kralı ilan ettiği şehrin tahtından indirilip yere çalındı. En güzeli de, bu düşüşe Bilgewater’daki herkesin şahit olmuş olmasıydı.

Gangplank’in ortadan kalkmasıyla, şehirdeki tüm yağmacı kaptanlar ve çete liderleri onun yerini almak için birbirlerine girdiler.

Bilgewater’da iktidar savaşı başladı.

Bilgewater’ın Ak Rıhtım’ının adı, bölgeyi bir baştan bir başa kaplayan kuş pisliklerinden geliyordu. Ölülerin son istirahat yerine pek uygun bir manzaraydı gerçekten. Bilgewater halkı ölülerini gömmez, denize iade ederdi. Suyun soğuk derinliklerinde, denizin yüzünde batıp çıkan yüzlerce mezar dubasıyla varlığını belli eden batık bir mezarlık vardı. Kiminde mevtanın sadece adı yazıyordu, kiminde ise özenle oyularak krakenlere ya da malı mülkü yerinde denizkızlarına benzetilmiş mezar başı süsleri göze çarpıyordu.

Miss Fortune, rıhtımın sonuna atılmış boş bir rom kasasının üstüne bağdaş kurup oturmuştu. Alt dudağından düz sarılmış, ince, pis kokulu bir puro sarkıyordu. Bir elinde ucu suya daha tam batmamış bir tabuta bağlı bir nefes borusu, diğerinde de tabutun kapağına bağlanıp paslı bir palangadan geçen ipin diğer ucu vardı. İki tabancasını da kolay erişebileceği şekilde takmıştı.

Ay ışığı denizden yayılan sisin arasından cılız cılız parıldıyor, suyun kirden köpürmüş yüzeyini tütün sarısına boyuyordu. Çığlıklarla uçuşan leş martıları su kenarındaki binaların eğik damlarına sıra sıra dizilmişlerdi. Bu iyiye alametti. Taze etin kokusunu herkesten önce onlar alırdı.

Dar, moloz dolu ara sokaktan dazlak kafalı, deniz ejderi pulu kaplı bir pardösü giymiş bir adamın çıktığını fark edince “Eh, zamanıdır,” diye fısıldadı. Adamı, sarhoş olduğunu ve bir köşeye yığılıp onlara kolay bir yemek olacağını uman iğne gibi sivri dişli bir rıhtım sıçanı sürüsü takip ediyordu. Adamın adı Jakmunt Zyglos’tu, Dövmeli Kardeşler üyesiydi. Şanını hak eden her korsanın dövmesi olurdu gerçi; ama Zyglos’un vücudunun her santimine pençeli yılanlar resmedilmiş; her sevgilisinin, her kurbanının, batırdığı her geminin adı teker teker yazılmıştı. Derisi, Miss Fortune’un gördüğü en açık suç itiraflarından biriydi.

Zyglos rıhtımda kararlılıkla ilerliyordu ama etrafa attığı kaçamak bakışlar aslında kendinden hiç de o kadar emin olmadığını ele veriyordu. Eli, kalçasından sarkan köpekbalığı dişinden bir palanın kabzasındaydı. Yanına fazladan bir de ateşli silah; kalın ve küt burunlu, namlusu boyunca şeffaf borular uzanan bir karabina almıştı.

“Nerede?” diye sordu Zyglos çıkışarak. “Getireceğim demiştin!”

Miss Fortune, soruya kulak asmadan “O elindeki Piltover işi hextech karabina mı?” dedi.

“Cevap versene ulan!”

Miss Fortune, elindeki ipi biraz salıp tabutu suyun az daha derinine batırdıktan sonra “Önce sen ver,” dedi. “Bu hava borusunun ne kadar uzun olduğunu nereden bileceğim? Kardeşin havasız mı kalsın?”

Zyglos derin bir nefes aldı. Miss Fortune, adamın omuzlarının düştüğünü fark etti.

“Evet, tanrılar senin belanı versin, evet, Piltover işi,” diyerek silahı çekti ve tetik mahfazasından tutup uzattı.

“Pahalıymış,” dedi Miss Fortune.

“Sen iyi bilirsin,” diye iğneledi adam.

Miss Fortune ipi biraz daha saldı. Artık suya tamamen dalmış olan tabuttan hava kabarcıkları çıktı. Zyglos dediğine derhal pişman olarak ellerini havaya kaldırdı.

“Tamam, tamam!” dedi yalvarırcasına. “Senindir. Kardeşimi sudan çıkar yeter. Lütfen.”

“Uslu uslu benimle gelecek misin?”

Zyglos, bitik bir kahkaha savurdu.

“Başka ne yapacağım?” diye sordu. “Gemimi batırdın, tayfamın hepsini öldürdün. Akrabalarımı ya darağacına yolladın, ya da evsiz barksız kalıp sokaklara düştüler. Ne için? Hextech silah çalmak için mi? Başımdaki ödül için mi?”

“Hem onlar, hem de biraz daha fazlası için.”

“Sırtımdan kaç para kazanacaksın kaltak?”

“500 gümüş yılan falan.”

“Dünyayı birbirine kattın, bütün derdin 500 yılancık mıydı?”

“Seni para için öldürmeyeceğim. Gangplank’e sadakat yemini etmiş adamlardan birisin,” dedi Miss Fortune. “Bu yüzden öldüreceğim seni.”

“Ne öldürmesi be, arama emri diri getirin diyor!”

“Doğrudur, ama ben talimatlara uymayı pek beceremem,” diyen Miss Fortune; ipi de, hava borusunu da bıraktı. Tabut, içinden taşan bir dolu kabarcıkla suyu köpürterek, dibinde ölülerin yattığı karanlık denize gömüldü. Zyglos kardeşinin adını haykırarak keskin kenarı tırtıklı kılıcını çekti, ödül avcısına doğru koşmaya başladı. Miss Fortune onun tükürme mesafesine kadar yaklaşmasına izin verdi. Sonra tabancalarını çekti, her ikisini de ateşledi, korsanı bir kurşunla gözünden, bir kurşunla da kalbinden mıhladı. Purosunu denize atıp, namlulardan tüten dumanı üfledi.

Ödül dağıtıcılarına söyleyeceği yalanı prova etmek için, gülümseyerek “Meşru müdafaaydı,” dedi. “Akılsız deli o köpekbalığı dişinden kılıcını çekip üstüme geldi. Başka ne yapabilirdim ki?”

Eğilip, yere düşmüş olan hextech karabinayı aldı, inceledi. Kendisine fazla hafif kaçardı, ama sanat eseri gibi yapılmıştı ve akıl almaz derecede ölümcüldü. Aklına eski atölyenin sıcaklığı, silah yağının kokusu ve annesinin omzuna dokunuşu gelince, ağzının kenarı belli belirsiz bir tebessümle kıvrıldı. İçini çekti, hatıralar üstüne üşüşüp keyfini kaçırmadan hepsini kovaladı. Karabinayı denize atıp, ölülere adadı. Sonuçta deniz de kendi hakkını isterdi ve Miss Fortune yalan söylememişti; silah gerçekten küçük bir servet değerindeydi.

Doğrulup, salına salına Bilgewater’a doğru yürümeye başladı. Zyglos’un cesedini suya atması gerektiğini biliyordu ama rıhtım sıçanları ve leş martıları icabına bakardı nasılsa.

Sonuçta taze etin kokusunu, herkesten önce onlar alırdı.

“Risk ne kadar büyükse, ödül de o kadar dolgun olur.”
Miss Fortune, Ödül Avcısı

854ade8aac59347a47156f77c1d24004.jpg


e62a480cfa836b69474472c9d315d70f.jpg


c9625c765732d6bbe7a66f7a0b859385.jpg

 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst