HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Fuarın 3. günü, Perşembe. Asıl kalabalık gözle görülür biçimde dağılmış. Özellikle sabahın 10u olmasıyla da beraber E3te herkes rahat adım atabiliyor. Ben ise saat 10.00da EA Standındaki randevum için Güney Holüne ilerliyorum. Fuarın neden o kadar boş olduğunu oraya vardığımda anladım. Birçok oyun firmasının standları henüz açılmamışken sanki fuardaki tüm insanlar SW: Battlefrontun önünde toplanmıştı. Onlardan bir farkım olduğunu kanıtlamaya çalışırcasına Hey dostum biz basın üyesiyiz saat 10.00da randevumuz var, nereden gireceğim? diye sorduğumda görevli bana önünde onlarca kişinin beklediği VIP sırasını gösterdi.
Sıranın arkasına geçip beklemeye başladık ve yaklaşık yarım saat sonunda bizi güruh şeklinde kapıdan içeri soktular. İçerisi sanki buzlarla kaplanmış gibi dekore edilmiş kıvrımlı bir koridora girdik. İçeride dumanlar arasından bizi köşede bekleyen R2D2 karşıladı. Dar koridorda oyalanmamız için hiçbir ekran bulunmuyordu, sadece oyunun seslerini dışarıya verdikleri hoparlörlerden içerideki çatışmanın gidişatını kavramaya çalışıyorduk. İyice gaza geldiğimiz ve Hadi artık bize de oynatın! dediğimiz sırada kapılar açıldı ve yaklaşık 40 kişilik bir ekip olarak karanlık bir odaya alındık. Orada birazdan oynayacağımız oyunla ilgili bir sunum ve brifing verildi.
Walker Assault adlı modda İmparatorluğun askerleri 2 adet AT-ST Walkerlar ile asilere saldırırken asiler de verilen süre zarfında bu 2 adet AT-STyi indirmeye çalışacaklar. Tabii AT-STleri indirmek kolay değil. Önce sinyal kulelerini ele geçirip bu devlerin güç kalkanlarını devre dışı bırakmalı ve daha sonra da var gücünüzle saldırmalısınız. Tabii onların da bu süre zarfında ateş aştıklarını ve saldırdıklarını unutmamak gerekiyor.
Sunum bittikten sonra diğer kapı açıldı ve biz heyecanla bize gösterilen masaların başına oturduk. Oyunun demosu Playstation 4te oynanıyordu. Demoya girdiğimizde biz asileri canlandırıyorduk. Oyunun ilk deploy menüsünde sadece 4-5 adet silah ve sınıftan birini seçebiliyorduk. Silahlar birbirinden oldukça farklı ve kullanışlıydı. Star Wars evreninde Assault Riflea denk geldiğini düşündüğüm bir silah seçerek oyuna dahil oldum. Yaptığım ilk iş kontrollere ve oyunun mekaniklerine alışmaya çalışmak oldu. Sağ üst tetik ile jetpacki sol üst tetik ile yedek silahımı aktif ederken üçgene basılı tuttuğumda özel gücümüz devreye giriyordu. Dpadte de üst tuşuna bastığımızda TPS ve FPS kamerası arasında değişim yapabiliyorduk. Açıkçası daha hoşuma gittiği için ben FPS kamerasıyla oyuna devam etmeyi tercih ettim.
Evet kontroller bukadar kolay ve sadeydi. Oyunda Battlefield oyunlarındaki ağırlık hissediliyordu ancak karmaşık silah ve envanter sistemi oldukça kolay ve akıcı oynanışa bırakmıştı kendini. Oyunun atmosferi, inanılmaz grafikleri ve bilhassa sesleri sizi Star Wars evreninde bir çatışmanın ortasında bulunduğunuz hissiyatını tam anlamıyla yaşatıyordu. Uzaktan gelen bağırışlar, Walkerların ayak sesleri, kafanızın üstünde uçuşan Star Fighterların çatışmaları ve tabii ki dört bir yanınızda uçuşan lazerler Bunların tümü bütünleşince gerçekten kendinizi filmden bir karede hissediyordunuz.
Oynadığımız harita Hothda karlı bir bölgede geçiyordu. Bu sebeple yüksek katmalar yerine harita boyunca cephe yarıkları oluşturulmuştu. Gerek bu cephelerde gerek ise sinyal kulelerinin üstünde çatışma son hızıyla devam ediyordu. Kontroller oldukça kolaydı ancak diğer FPS oyunlarında olduğu gibi vurulduğunuz gibi anında ölmüyordunuz. İsabet eden her lazerin iki tarafada tam anlamıyla bir hissiyatı vardı ve düşmanı öldürmek o kadar da kolay değildi. Bu da size vurulduğunuzda ister jetpackinizle ister ise cephe yarıklarında saklanarak manevra yapma imkanı sunuyordu.
Sinyal kulelerini ele geçirip AT-STlerin kalkanını etkisiz hale getirdiğinizde onları vurmanız için sınırlı bir süre veriliyordu ve bu konuda çevrede bulduğunuz tokenler yani halk arasındaki adıyla power-uplar oldukça işe yarıyordu. Bu tokenlerden roket atarlar, termal bombalar veya kalkan gibi özellikler elde edebiliyor.
Ayrıca Star Fighterlardan birini çağırıp kontrolü elinize geçirebiliyordunuz. Star Fighterlardan birini çağırdığımda bunların da kontrolünün gayet kolay olduğunu gördüm. Özellikle Battlefielddaki jetlere göre oldukça rahat kullanıma sahipler. Tabii kolaylığa aldanmamak lazım, nitekim çevre oldukça engebeli ve saldırı yapmak için alçaktan giderken bir engele çarpmanız olası. Tabii Walkerları indirmek için kalkanlarının etkisiz hale gelip onları vurmayı beklemek zorunda da değilsiniz. Star Fighterınızın iplerini bu koca mekanik mamutların ayaklarına dolayabilir ve onları düşürebilirsiniz. Yanımdaki ekip arkadaşım her nekadar bunu yapmayı denediyse de oldukça zorlandığını ve Walkerın ayaklarına çarptığını belirtmek gerek. Ancak biz yılmadık ve sonu olarak 2 Walkerı da verilen süre zarfında alt ederek asiler adına galip olduk.
Skor tablosuna baktığımda ise 18 tane fragim vardı.
İlk oyun için hiç fena değildi. 20-25 dakikalık maçın ardından bize tanılan sürenin sonuna gelmiş ve oradan ayrılmamız gerekiyordu. İnanın Dulashock 4ü elimden bırakasım gelmedi. Oracıkta Bi maç daha atayım ağabey nolur? der gözlerle bakakaldım. Oyun gerçekten belki de fuarda denediğim en eğlenceli oyunlardan biriydi. Hikaye modunun eksiğine rağmen son derece eğlenceli ve bağımlılık yapıcı bir multiplayer moduyla bizi kendine bağlamayı kısa sürede başarmıştı. Fazla beklentim olmadan gittiğim bu demoda DICEın gerçekten bir kez daha kendini kanıtladığını görmüştüm. Bakalım oyun çıkana kadar nasıl sabredeceğiz?
Sıranın arkasına geçip beklemeye başladık ve yaklaşık yarım saat sonunda bizi güruh şeklinde kapıdan içeri soktular. İçerisi sanki buzlarla kaplanmış gibi dekore edilmiş kıvrımlı bir koridora girdik. İçeride dumanlar arasından bizi köşede bekleyen R2D2 karşıladı. Dar koridorda oyalanmamız için hiçbir ekran bulunmuyordu, sadece oyunun seslerini dışarıya verdikleri hoparlörlerden içerideki çatışmanın gidişatını kavramaya çalışıyorduk. İyice gaza geldiğimiz ve Hadi artık bize de oynatın! dediğimiz sırada kapılar açıldı ve yaklaşık 40 kişilik bir ekip olarak karanlık bir odaya alındık. Orada birazdan oynayacağımız oyunla ilgili bir sunum ve brifing verildi.
Walker Assault adlı modda İmparatorluğun askerleri 2 adet AT-ST Walkerlar ile asilere saldırırken asiler de verilen süre zarfında bu 2 adet AT-STyi indirmeye çalışacaklar. Tabii AT-STleri indirmek kolay değil. Önce sinyal kulelerini ele geçirip bu devlerin güç kalkanlarını devre dışı bırakmalı ve daha sonra da var gücünüzle saldırmalısınız. Tabii onların da bu süre zarfında ateş aştıklarını ve saldırdıklarını unutmamak gerekiyor.
Sunum bittikten sonra diğer kapı açıldı ve biz heyecanla bize gösterilen masaların başına oturduk. Oyunun demosu Playstation 4te oynanıyordu. Demoya girdiğimizde biz asileri canlandırıyorduk. Oyunun ilk deploy menüsünde sadece 4-5 adet silah ve sınıftan birini seçebiliyorduk. Silahlar birbirinden oldukça farklı ve kullanışlıydı. Star Wars evreninde Assault Riflea denk geldiğini düşündüğüm bir silah seçerek oyuna dahil oldum. Yaptığım ilk iş kontrollere ve oyunun mekaniklerine alışmaya çalışmak oldu. Sağ üst tetik ile jetpacki sol üst tetik ile yedek silahımı aktif ederken üçgene basılı tuttuğumda özel gücümüz devreye giriyordu. Dpadte de üst tuşuna bastığımızda TPS ve FPS kamerası arasında değişim yapabiliyorduk. Açıkçası daha hoşuma gittiği için ben FPS kamerasıyla oyuna devam etmeyi tercih ettim.
Evet kontroller bukadar kolay ve sadeydi. Oyunda Battlefield oyunlarındaki ağırlık hissediliyordu ancak karmaşık silah ve envanter sistemi oldukça kolay ve akıcı oynanışa bırakmıştı kendini. Oyunun atmosferi, inanılmaz grafikleri ve bilhassa sesleri sizi Star Wars evreninde bir çatışmanın ortasında bulunduğunuz hissiyatını tam anlamıyla yaşatıyordu. Uzaktan gelen bağırışlar, Walkerların ayak sesleri, kafanızın üstünde uçuşan Star Fighterların çatışmaları ve tabii ki dört bir yanınızda uçuşan lazerler Bunların tümü bütünleşince gerçekten kendinizi filmden bir karede hissediyordunuz.
Oynadığımız harita Hothda karlı bir bölgede geçiyordu. Bu sebeple yüksek katmalar yerine harita boyunca cephe yarıkları oluşturulmuştu. Gerek bu cephelerde gerek ise sinyal kulelerinin üstünde çatışma son hızıyla devam ediyordu. Kontroller oldukça kolaydı ancak diğer FPS oyunlarında olduğu gibi vurulduğunuz gibi anında ölmüyordunuz. İsabet eden her lazerin iki tarafada tam anlamıyla bir hissiyatı vardı ve düşmanı öldürmek o kadar da kolay değildi. Bu da size vurulduğunuzda ister jetpackinizle ister ise cephe yarıklarında saklanarak manevra yapma imkanı sunuyordu.
Sinyal kulelerini ele geçirip AT-STlerin kalkanını etkisiz hale getirdiğinizde onları vurmanız için sınırlı bir süre veriliyordu ve bu konuda çevrede bulduğunuz tokenler yani halk arasındaki adıyla power-uplar oldukça işe yarıyordu. Bu tokenlerden roket atarlar, termal bombalar veya kalkan gibi özellikler elde edebiliyor.
Ayrıca Star Fighterlardan birini çağırıp kontrolü elinize geçirebiliyordunuz. Star Fighterlardan birini çağırdığımda bunların da kontrolünün gayet kolay olduğunu gördüm. Özellikle Battlefielddaki jetlere göre oldukça rahat kullanıma sahipler. Tabii kolaylığa aldanmamak lazım, nitekim çevre oldukça engebeli ve saldırı yapmak için alçaktan giderken bir engele çarpmanız olası. Tabii Walkerları indirmek için kalkanlarının etkisiz hale gelip onları vurmayı beklemek zorunda da değilsiniz. Star Fighterınızın iplerini bu koca mekanik mamutların ayaklarına dolayabilir ve onları düşürebilirsiniz. Yanımdaki ekip arkadaşım her nekadar bunu yapmayı denediyse de oldukça zorlandığını ve Walkerın ayaklarına çarptığını belirtmek gerek. Ancak biz yılmadık ve sonu olarak 2 Walkerı da verilen süre zarfında alt ederek asiler adına galip olduk.
Skor tablosuna baktığımda ise 18 tane fragim vardı.
İlk oyun için hiç fena değildi. 20-25 dakikalık maçın ardından bize tanılan sürenin sonuna gelmiş ve oradan ayrılmamız gerekiyordu. İnanın Dulashock 4ü elimden bırakasım gelmedi. Oracıkta Bi maç daha atayım ağabey nolur? der gözlerle bakakaldım. Oyun gerçekten belki de fuarda denediğim en eğlenceli oyunlardan biriydi. Hikaye modunun eksiğine rağmen son derece eğlenceli ve bağımlılık yapıcı bir multiplayer moduyla bizi kendine bağlamayı kısa sürede başarmıştı. Fazla beklentim olmadan gittiğim bu demoda DICEın gerçekten bir kez daha kendini kanıtladığını görmüştüm. Bakalım oyun çıkana kadar nasıl sabredeceğiz?
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 4
- Görüntüleme
- 66
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 84
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 110
- Cevaplar
- 3
- Görüntüleme
- 101

