mavzermete 1
mavzermete
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Hikaye Ekle

Toren İncelemesi

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan SeheraN
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 303

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Fragtist-Toren5.jpg

[h=3]Macera oyunlarının son derece popüler olduğu son günlerde yeni bir oyuna daha merhaba diyoruz. Brezilyalı bir indie yapımcı olan Swordtales, karşımıza Toren isimli bir oyunla çıkıyor. Oyunun en önemli özelliği kontrol ettiğimiz Moonchild isimli karakterimizin, zamanla büyüyor olması ve ayrıca tekrar popülerleşen “kadın karakter kullanma” konseptine şahit olmak.[/h]
PlayStation 4 ve PC platformlarında piyasaya çıkan Toren, bizi özgürlüğü için savaşan bir kızla tanıştırıyor. Kendisi bir kulede (Toren) mahsur kalmıştır ve onu özgürlüğünden mahrum bırakmak isteyen bir ejderha ile savaşmak zorundadır. Ancak kulenin gardiyanı olan bu ejderha, Moonchild’dan daha güçlüdür ve hatta tek bir nefesi, onu kısa sürede taşa çevirir. Bu yüzden bitmek bilmeyen bir zaman döngüsünün içerisinde hapsolan Moonchild, kendisine yol gösteren bir büyücünün anlattıklarını harfiyen yerine getirmeye başlar. Ancak bu büyücü o kadar uzun süredir hayata tutunmaya çalışır ki bedeni aslında yoktur ve Moonchild ile rüyalar aleminde iletişim kurar. Bu büyücü, Moonchild’ın özgür kalabilmesi için elinden geleni yapar ve ona güneşin şövalyesinden bahseder. Çünkü insanlığın kaderi onun elindedir. Amacımız Moonchild’ın özgür kalmasını sağlamaktır.


Toren’de oynanış son derece basit ancak şimdiden uyarmakta fayda var, Xbox oyun kolunuz varsa hiç durmayın, direkt onunla oynayın. Çünkü PC kontrollerinde kimi zaman kamera açısı sapıtabiliyor ve zaten oyuna başlarken, ekranda kocaman bir uyarı beliriyor, “kontroller ile Toren’i oynamak iyidir” gibisinden. Yön tuşlarıyla veya klasik W, A, S, D kontrolleriyle oynadığımız Toren, mouse’umuzla da sık sık iletişime geçmemizi sağlıyor. Eğilmek veya shift’e basılı tutarak koşmak diye bir şey yok. Yani kontrollerde fazla aksiyon aramayın, macera oyunu olmasından kaynaklı birçok şey oldukça basit.
Oyunda öne çıkan diğer iki özellik ise müzikleri (bir Transistor, Bastion veya Ori and the Blind Forest değil ama gideri var), diğeriyse hikayenin gidişatı. Ortada şiirsel bir anlatım var ve kimi zaman ufak tefek bulmacaları çözerek, oyuna biraz hareketlilik katabiliyoruz. Grafikleri mükemmel değil ancak ortaya sanatsal bir şeylerin katılmaya çalışıldığı çok belli. Atmosfere dikkat ettiğimizde durumu az çok anlayabiliyoruz. Ayrıca Toren’de tırmanırken, etrafımızdaki birçok şey bizlere farklı bir öykü veriyor ve sonunda bulmaca parçaları birbiriyle birleşerek, ortaya ilginç bir hikaye çıkarıyor.
Moonchild olarak yeri geliyor bir savaşçı oluyoruz, yeri geliyor savunmasız bir kız çocuğundan farkımız kalmayabiliyor. Oyunda bize ipucu veren içerik çok az. Yani kendi yolumuzu kendimiz buluyoruz ancak mouse’umuzun sağ tuşuna basılı tuttuğumuzda, varmamız gereken yer gösteriliyor. Toren’de gizemli şövalyemizin kim olduğunu, ejderhanın içerisindeki kötülüğü veya gizemli büyücümüzün nereden geldiğini anlamak için sık sık rüyalar alemine gidiyoruz. Kuleden yukarıya tırmanırken, bizi ejderhanın karanlığından koruyan kılıcımıza ulaşarak, daha fazla güçleniyoruz ancak o kılıca ulaşmak o kadar kolay değil. Onsuz, tek yapabildiğimiz kaçmak ancak kılıçla birlikte ejderhanın taşlaştıran nefesine karşı istediğimiz kadar ayakta kalabiliyoruz. Bir de keşke kılıcı oyuncak gibi savurmak yerine, biraz daha savaşçı gibi görünseymişiz. Oyundaki dövüş animasyonları fazla basitleştirilmiş.




Toren’de kısa bir süreliğine bile olsa, bir bebeğin ilk adımlarını atışına şahit oluyor ve ona savaşması için ortam sağlıyoruz. Kılıcına yönlendiriyor ve büyürken de aşması gereken zorluklarda ona yardımcı oluyoruz. Aslında oyunun genel hattı şu şekilde, bir hayat ağacının büyümesini sağlıyor ve onun dallarına tutunarak, kulenin en tepesine çıkmaya çalışıyoruz. Bu sırada rüyalar alemine gidip geliyor ve doğal olarak aradan geçen zaman süresinde büyüyoruz. Bir uyanmışız genç bir kadınız, bir uyanmışız kış olmuş ve kule neredeyse donmuş.


Oyunda görebileceğimiz maksimum 3 farklı yaratık modellemesi var. Biri zaten sürekli kaçtığımız ejderha, diğeri sadece rüyalar aleminde gördüğümüz altından mor alevler çıkartan tuhaf heykeller, diğeri ise yerde dolanan minik, yuvarlak ancak keskin dişlere sahip kirpi bozması yaratıklar. Öyle aman aman yaratıklarla kapışayım da aksiyon olsun falan, sakın beklemeyin böyle şeyler. Hayal kırıklığına uğrarsınız. Olayımız sadece macera ve kulenin en tepesine çıkmak. Şimdi gerçekçi yazalım, oyunun sunumu ve hikayesi güzel de sadece 2 saat sürmesi (o da zorlamayla) büyük bir eksi. Konsept olarak yıldız kümelerine ve gökyüzüne odaklansa bile, oyun sanki tam pişmeden yenen kek kıvamında. Gönül isterdi ki şöyle doya doya ağız dolusu bir oyun olsun da dişlerimizin arasındaki yemek kırıntılarıyla uğraşalım ancak olay, bundan çok uzakta. Görünüşte doyurucu gibi görünse de, hikaye çok kısa süre içerisinde tüketiliyor ve sunumu ne kadar iyi olursa olsun, hevesiniz kursağınızda kalıyor. Bulmacalar fazla basit ve kamera açıları da insanı çileden çıkartıyor.
Kısacası elimizde 2 saatlik bir macera oyunu var. Ancak dilerseniz zor yolu tercih edip, kulelere tırmanırken denk geldiğiniz ufak heykelleri inceleyerek rüyalar alemine girip, hikayeyi uzatabilirsiniz. Bulmacaların basitliğini ve kameranın sık sık sapıtmasını bir kenara koyarsak, hikaye açısından Toren, geçer not almayı başarıyor. Yine de bana göre kendisini tekrar eden bir yapıya sahip değil. Hani o kuleyi tekrar tırmanmak ister miyim? Belki. Yazımın sonuna yaklaşırken oyunun herkese göre olmadığı uyarısını da yapayım. Bazılarınız bu oyundan nefret edecek, bazıları da “eh fena değil” diyecek. Yine de “mükemmel” kelimesi pek azınızın ağzına dolanacak. Oyunun renkleri son derece canlı, bulunduğumuz dünya küçük ama detaylı.
Genel olarak amacının dışına çıkmayan Toren, şimdilik (18 Mayıs 2015) Steam üzerinden 18 TL’ye sahip olabileceğiniz bir oyun. 21 TL ödeyerek oyunun müziklerine de sahip olabilirsiniz. Fiyatını kesinlikle hak ediyor.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst