Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Kitabın Adı: Çıkrıklar Durunca
Kitabın Yazarı:Sadri Ertem
Kitabın Özeti:
Olaylar padişahlık çağında, bir alevi köyünde geçer. Adaköylü Hasan ile Hatice birbirlerini severler. Hasan bir kaç yıl gurbete çıkar. Bu arada Hatice evlendirilir. Hasan döner. Sevgilisini çeşmede görür. Konuşurlar. Sonra birlikte köyden kaçarlar. Köylüler peşlerine düşerlerse de yakalayamazlar. Aşıklar iki gün yol yürürler. Aç ve yorgun düşerler. Sonunda, döne dolaşa köylerine varırlar. Dergaha sığınarak karınlarını doyururlar. Sıddıkzade Haticeyi dere kenarında yakalayarak tekme tokat döver. Hatice yatağa düşer ve bir gün göçer.
Sıddıkzade köyün ağasıdır. Kurnaz ve çıkarcı, çapkın ve zorbadır. Vaktiyle Haticeye asılmış, yüz bulamayınca da öfkelenerek bıçağıyla yüzünü çizmiştir. Şimdi de dere kenarında yalnız yakalayınca kıyasıya dövmüştür. Kimse ona birşey yapamamaktadır çünkü hükümette adamları vardır. Vilayet ve Belediye meclisine üyedir. Ayrıca, bir büyük dükkanın da sahibidir. Köylülerden tiftik yün alır, karşılığında öteberi verir. Fakat son zamanlarda yün almaktan vaz geçer çünkü İstanbulda yün isteyen tüccarın siparişi yıldan yıla azalır. Bundan ötürü Sıddıkzade dükkanında Avrupadan gelme ucuz fabrika dokumaları satmaya başlar. Bu iş daha karlıdır.
Hasan, Dergahın sürüsüne çobanlık eder. Sevgilisinin ölümüyle çok sarsılmıştır. Kırlarda ağıtlar söyleyip dolaşır. Sıddıkzadeye derin bir kin duyar.
O yıl köylüler yine Sıddıkzadeye baş vururlar, fakat yünlerini satamazlar. Bunun üzerine bir kurul seçerek İstanbula gönderirler. Artık yünlerini orada satacaklardır. Kurulda Hasan da vardır. İstanbula gelince epeyce dolaşır, epey aranırlar. Sonunda dokumacılar loncasının başkanına rastlarlar. Başkan Hasana, bütün memleketin ucuz Avrupa malları karşısında bunalım geçirdiğini, çıkrıkların durduğunu, köylülerin şehirlere akın ettiğini anlatır.
Hasan köylülerin yanına döner, durumu açıklar. Savaşmaktan başka çare yoktur fakat köylüler hükümetle, Sıddıkzadeyle uğraşmaktan çekinirler.
Sıddıkzade artık fabrika eşyası satan bir tüccar olmuştur. Köylülerden tiftik satın almaz. Fakat borçlarına karşılık ellerindeki tiftiklere haciz koydurur. Köylülerin ağlayıp sızlanmasına aldırmaz. Ticaretini yürütebilmesi için çevresindeki çıktıkların, tezgahların durması gerekmektedir. Gitgide yoksullaşan köylüler yavaş yavaş bu gerçeği görmeye ve Hasana hak vermeye başlarlar. Dergaha yanaşırlar. Şeyh Durdu Hatun onlara çıkrıklarını durduranın mahvolacağını söyler. Dergahın da tiftiklerine Sıddıkzadenin el koyması köylüleri kızdırır. Bir kurul meydana getirilir. Köylüler fabrika dokuması giymemeye and içerler. Sıddıkzade bunu duyunca öfkelenir. Sünnileri imamların yardımıyla kışkırtmaya çalışır. Bu arada batılılaşmayı ve şahirli tüccarı tutan vali çıkrıkların durmasını buyurur. Bunu protesto için hükümet konağının önünde toplanan kadınlar dipçik ve kırbaçla dağıtılır. Yerli dokuma satışı yasaklanır. Bir gün zaptiyeler, kaçak dokuma götüren silahlı bir kervanı kovalarlar, fakat çatışmada bozguna uğrarlar.
Sıddıkzade köylülere bedava Avrupa malı kumaş, bez dağıtır. Amacı halkı alıştırmaktır. Bunu duyan Adaköylü kurul üyeleri ellerindeki fabrika imalatı eşya ve elbiselerin yakılmasına karar verirler. Fabrika malları Dergahın önünde törenle yakılır. Sıddıkzade buna karşı valiyi kışkırtır. Adaköydeki alevilere karşı harekete geçilmesini söyler. Bunu öğrenen köylüler daha önce davranırlar. Eski eşkiyalardan Pazvantoğlunun kumadasında önce Devreki basarlar. Vergileri kaldırırlar. Halk sevinir. Bir çok eşkiya ile mahpusları onlara katılır. Pazvantoğlu Devrekten sonra Mengeni işgal eder. Olaylar İstanbuldan duyulur. Boluya hükümet kuvvetleri gönderilir. Pazvantoğlu kuvvetlerin çokluğunu görünce korkar, kellesini kurtarmak için kardeşinin de telkiniyle gidip teslim olur. Onu öteki eşkiyalar izler. Adaköylüler geri çekilirler.
Hasan birkaç köylüyle Sıddıkzadenin evini ateşe verir. Sıddıkzade bir kadınla alevler içinde yanar. Zaptiyeler köyü sararlar. Dergahtakilerle askerle arasında çatışma başlar. Köylüler tek kişi kalıncaya kadar yiğitçe direnirler. Sonunda zaptiyeler savaşı kazanırlar. Dergah yerle bir edilir. İsyancılar kurşuna dizilir. Böylece çıkrıklarında tiftik işleyenler yenilmiş, yerli sanayi o bölgede çökmüş, Avrupa imalatı ortalığı kaplamıştır.