farkmt2official 1
farkmt2official
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
BlackFullMoon 1
BlackFullMoon
Hikaye Ekle

Zaman ve bİz

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan azrailkadir27
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 206

Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!

Aslında ne kadar kıymetsiz ya da ne
kadar önemli olmaksızın öylesine
harcayabildiğimiz bir yer-yön ilişkisi
içindedir; bir boşlukta olduğumuz ve
tutamadığımız armağanımızdır.
Küçük bireysel andan başlayıp, büyük
toplumsal ilişkilere kadar sürebilen
ve insanlık kaderini değiştirebildiği
kadar bütün canlıların da güvenle ya
da korkunçla bakabildiği bir doğa
armağanıdır. Zaman herşeyi gösterir
derken gerçekten de anın içinde
herşey zaten sen istemesen de
oluyor. En mutlu olduğumuz, en çok
üzüldüğümüz, en çok
heyecanlandığımız ve bir şeyler
bulma umuduyla bir şeyler icat
edebildiğimiz, arzuladığımız,
istemediğimiz veya istediğimiz her
şey hep o anda oluveriyor. Yani
"zaman"da.
Çağlar dönemecinde, uygarlıklar
savaşında, devrimlerin,
kahramanların, çocukların
yarınlarında hep bir şeylerin
değişmesi gerektiği süreç de yine
zaman. İşte bu ufuklar içerisinde en
çok değişiklik gösteren tek canlı
insan maalesef. Bundan binlerce
yılki elma ile şu anki elma aynı ve
yine bundan on bin yıl önce ineğin
verdiği süt kırmızı değildi ama
bundan yirmi yıl önce yaşayan
dedemizden çok farklıyız. Düşünceler
bağlamında araya teknolojinin de
girmesiyle ve dengesizlikler içinde
yaşayan duygularla beraber bütün
yaşayış ve anlam zenginliğimiz
değişti ve biraz sonra da değişmesi
olası. Bir köyde yüz yıl önce yaşayan
büyük dedesiyle aynı işi yapmaktan
başka işi olmayan genç, bugünlerde
karışıklıklar içerinde hangi mesleği
seçeceğini şaşırıyor. Hayat ve yaşam
tarzları insanları çokluklar içinde
bıraktı. Eskiden son kapıya tek
yoldan giderken bügünlerde aynı son
kapıya bir çok yoldan girmeye
çalışıyoruz; sonu aynı kapı olması
gerekirken bile. Dünyada herhangi
bir canlının bile bir kıpırdasaması
bütün insanlığı etkileyebilir.
Eskimoların ekvatorda yaşamasını bir
düşünün ya da ineklerin son
küreselleşmeyle az süt verebildiğini
ve bizlerin süte su veya benzeri
hormonal bir şey kattığımızı
düşünün. Sanki öyle şeyler artık
fazlasıyla var. Ve bununla beraber
bütün canlılar yer değiştiriyor, yani
yeryüzü kendini yokluyor. Düne kadar
bir insan bile önemliyken artık
önemsiz insan çok olduğu
düşüncesiyle ölmeleri gerekir gibi bir
düşünce var; dakikada bin insanın
ölmesi bizler için birşey ifade
etmiyor. Benden sonra gelenler
benim için önemsizdir yaklaşımı
kafamızda hissettirildiği andan beri
tehlikeyle başbaşayız. Dünün
toplumsal insanının, yerini bencil
kişiliklere bırakmasıyla sosyallik artık
bireysellik olacak. Bireysel insan
kendi arzu ve isteklerini tatmin
etmek için bütün düşünce ve duygu
birikimlerini kendisine saklayacak ve
bu hayat bir çocuğa bırakılamayacak
kadar güzel olacak bir insan için.Ve
yarının çocuğu bu bilinçle daha da
koyu bir milliyetçi bencillliğe
başvurarak daha da yalnız daha da
tekçi ve daha da derin bir yapmacığa
gidecek. Bizler artık son nesil
toplumcu toplantılar yapıyoruz.
Bunlar son sevecenlikler, son
sevgiler. Ütopik denen felsefe yerini
doğrulara bırakacak ama hiçbir
zaman gerçek olamayacak. Aslında
biz düşündüğümüzü farzedeceğiz
ama düşündüğümüz; düşündüğümüz
değil, en fazla bizden önce
söylenilenlerin tekrarı olacak. Fakat
haberimiz yok bundan ve artık dar
bir felsefeye saplandık çıkamayoruz
çünkü kalın tabakalarla kaplanmış
beyin çıkamıyor, körelmiş. Hissiyat
yok, robotlaşmış makinacı insanlar
duyguyu unuttular bile. Eskiden
duyguya yer veren insan -ki bir
düşüncesi için canını bile verebilen
insan- canını ne için ve kime
vereceğini şaşırdı. Bundan sonraki
nesiller bizim devrimci kahramanlar
diye tabir ettiğimiz insanları, yarının
masal kahramanları gibi okuyacak
çünkü çok verdiğimiz değerler yarın
için bir şey ifade etmeyecek. Bunlar
en çok kan bağlantısıdır diyip
geçecekler. Çok değer verdiğimiz
unsurlar kaybolmakla beraber yok
olacak hatta doğadan geri dönüşüm
kutusuyla beraber attırılacak. Geri
gelmeyecek hasretler gibi yeni
nesiller için bir zaman kaybı gözüyle
bakılacak. Teknolojik çağ hep dört bir
yanımızı alıp bizi çepeçevre saracak.
Eski dıygular yerlerini bir avuç
adrenaline bırakacak. Heyecan yeni
insanlık için en büyük istek olacak.
İşte insanoğu böyle bir devinimdem
geçiyor ve geçmeye devam edecek.
Bizden sonrakiler bizim gibi olacaksa
biz neden geldik ya da onların
gelmesi ne diye derken zaman yine
de devam ediyor. Önemli olanın
kendimizle barışık ve güven içinde,
öncelikli olarak da kendimizi
tanıdıktan sonra insanlığa gereken
gerçek hizmetler yapmaya çalışmamız
olduğunu gördüğümüz anda, zaman
bize gerçekleri göstermeye
başlayacak. Zaman sürekli bir olgu,
bizler de birikimleriz.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst