Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Bvural41 1
Bvural41
OnurBoyla 1
OnurBoyla
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
farkmt2official 1
farkmt2official
Hikaye Ekle

NÖroetİk

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan azrailkadir27
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 293

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Yeni kuşağın gençleri olarak bilimsel
etik kelimesiyle en haşır neşir
olduğumuz dönemler Dolly'nin
klonlandığı zamanlara denk geldi. O
zamanlar ayağa kalkan bilim, din ve
siyaset dünyası aylarca benzer bir
klonlamanın insan için de
gerçekleştirilmesinin ne kadar etik
olacağını tartıştı. Oysa etik sorular
yalnızca genetikte değil bilimin her
yeni buluşunda, teknolojinin her
adımında beliriyor. Bizler de beyinle
ilgili olan bazı etik sorulara büyüteç
uzatalım istedik.
Yeni kuşağın gençleri olarak
bilimsel etik kelimesiyle en haşır
neşir olduğumuz dönemler
Dolly'nin klonlandığı zamanlara
denk geldi.
Beyin Okuyan Makineler Olsaydı...
Varolan beyin görüntüleme teknikleri
araştırmacılara beynin yapısı ve
işlevlerini anlayabilme yolunda geniş
olanaklar sunuyor. Bu görüntüleme
teknikleri sayesinde beyindeki
hasarlar tespit edilip kimi nörolojik
ve ruhsal hastalıkların tanısı
gerçekleştirilebiliyor. Beyin
görüntüleme aynı zamanda duygu,
dil ve algı deneylerinde de
kullanılıyor. Peki, tıpkı bu beyin
görüntüleyen aletler gibi gelecekte
daha da ileri bir teknolojiyle
üretilmiş makineler düşüncelerimizi
okuyup, belleğimizde neler
sakladığımızı açığa çıkarabilir mi?
Nitekim günümüzde bile buna
yaklaşan makineler mevcut. Örneğin,
yalan tespit makinesi, nam-ı diğer
poligraf! Poligraf stres zamanlarında
elimizde olmadan verdiğimiz
fizyolojik tepkiler olan kalp atış hızı,
kan basıncı, nefes alışveriş sıklığı ve
terleme gibi ipuçlarını kullanarak
kişinin yalan söyleyip söylemediğini
açığa çıkarıyor. Ancak iyi bir
hilekârın poligraf makinesini yalan
söylemediğine iknâ etmesi hiç de zor
değil. Bu nedenle de bu tekniğin ne
kadar etkili olduğu konusunda halen
soru işaretleri bulunuyor. Bu
noktada sinirbilimcilerin akıllarındaki
soru şu: Daha iyi bir yöntem arayışı
içerisinde poligrafın yetersiz kaldığı
zamanlarda beyin görüntüleme
tekniğini devreye sokarak herhangi
bir kişinin beyin aktivitesinden yalan
söyleyip söylemediğini anlayabilir
miyiz?
Tıpkı beyin görüntüleyen fMRI, PET
gibi gelecekte daha da ileri bir
teknolojiyle üretilmiş makineler
düşüncelerimizi okuyup,
belleğimizde neler sakladığımızı
açığa çıkarabilir mi?
İşte olası bir yanıt: "Beyinsel
Parmakizi" makinesinin mucitleri
kişilerin olaylar hakkındaki bilgi
birikimlerini açığa çıkarabileceklerini
öne sürüyorlar. Bu makineler
kafatasına yapıştırılmış elektrotlarla
beyindeki elektriksel aktiviteyi
okuyabiliyor. Kişiye sözcükler,
resimler ve sesler içeren bir takım
uyaranlar gösterilip bu uyaranlar
verilen sinirsel yanıt ölçülüyor.
Makinenin mucitleri bazı uyaranların
işlenen bir suç varsa onunla ilişkili
olarak belli yanıtları
tetikleyebileceğine ve bu nedenle
önemli olduklarına inanıyor. Bunun
yanısıra beyindeki kan akışını
görüntüleyen fMRI yöntemiyle kişinin
yalan söyleme eylemiyle ilişkili beyin
bölgelerinin aktive olup olmadığının
da anlaşılabileceğini, bunun diğer
verilerle beraber kullanılarak kişinin
yalan söyleyip söylemediğine dair iyi
bir tahminde bulunulabileceğini öne
sürüyorlar. İyi ama gerçekten de
düşüncelerimizi ya da duygularımızı
okuyan bir makine olsaydı hangi
amaç için kullanılması gerekirdi?: -
Bir suç işlediğinden şüphe edilen
kişiler? (Örn. "Parayı sen mi çaldın?")
- Şirket tarafından çalışanları
üzerinde? (Örn. "Şirketin sırlarını
açığa çıkarmayacak kadar güvenilir
misin?) - Eşler tarafından birbirleri
üzerinde? (Örn. "Dün akşam
konserde miydin?) - Ahlak
sorgulaması amacıyla? (Örn. "Elinde
fırsatın olsa bankayı soyar mıydın?) -
Kişileri müzik, matematik ya da
edebiyat gibi belli mesleklere
yöneltebilmek adına? Bu amaçların
hangileri etik sınırlar içine dahil
edilebilirdi? Makineler Olası Bir
Nörolojik ya da Ruhsal Hastalığın
Tanısını Yapabilselerdi... Bugün
beyin görüntüleme teknikleri
nörolojik ya da ruhsal hastalıklar
barındıran bireylerle sağlıklı
bireylerin beyinleri arasındaki
yapısal farkı ortaya koyabiliyor.
Örneğin, şizofrenik kişilerin sağlıklı
kişilere göre daha küçük
hipokampüslerinin olduğu, basal
ganglia çekirdeklerinin
büyüklüklerinde farklılık gözlendiği,
prefrontal kortekslerinde yapı
değişiminin söz konusu olduğu
biliniyor. Teknolojideki bu
gelişimden yola çıkarak nasıl ki
günümüzde bir takım hastalıkların
olası tehlikesi genetik görüntüleme
teknikleriyle ortaya konuyorsa benzer
bir beyin görüntüleme aracılığıyla
nörolojik ya da ruhsal hastalıkların
tanısının yapılabileceğine inanmak
da uçuk bir düşünce değil. - Eğer ki
bir makine belirtileri daha
kendilerini ele vermeden önce bir
hastalığı tespit edebilseydi, bunu
henüz bebek doğmadan önce de
anlayabilir miydik? - Herhangi bir
nörolojik ya da ruhsal hastalığa
yakalanacağımızı cidden önceden
bilmek ister miydik? - Sağlık sigorta
şirketleri herhangi bir anlaşma
öncesi beyin görüntülerimizi ister
miydi? Bunu istemesi etik ilkeleri
çiğnemez miydi? Bir Takım İlaçlarla
Bellek ya da Zekâmızı Geliştirebilmek
Mümkün Olsaydı... Aşamalı bir
şekilde bellek kaybına, dil ve
duygularla ilişkili sorunlara yol açan
Alzheimer hastalığı ne yazık ki her
yıl binlerce kişinin kabusu oluyor.
Araştırmacılar bu hastalıktaki bellek
kayıplarını yavaşlatıcı bir takım
ilaçlar keşfetmiş durumda. Peki,
bellek kaybını yavaşlatan bu
ilaçlardan belleği güçlendiren bir
takım kimyasalların üretimine de
geçiş yapılabilir mi? Eğer
yapılabilirse... - Bellek
kuvvetlendiren ilaçlar hiçbir hastalığı
olmayan sağlıklı bireylerin de bellek
kapasitelerini güçlendirmek adına
kullanılmalı mı? - Bu ilaçların yan
etkileri neler olur? - Yüksek bellek ya
da zekâ kişiyi cidden mutlu mu
yoksa mutsuz mu kılar? - İnsanlığın
ve bilimin hedeflerinden biri de
doğa üstü zekâlar yaratmak mı
olmalı?
Olası bellek ve zekâ kuvvetlendiren
ilaçlar bizi Einstein yapabilir mi?
Peki ya bu ilaçların
yan etkileri neler olur?
Kötü Hatıralar Bellekten
Silinebilseydi... Bu fikre ödüllü
sorularımızdan birinde de sormuş
olduğumuz "Sil Baştan" filminden
tanıdık olanlarımız vardır mutlaka.
Filmde aşk acısı çekenlere uyguladığı
bilişsel bir yöntemle belleklerini
silen bir doktordan bahsediliyordu.
Peki, cidden böylesi bir yöntemle
zihnimizden tamamen silmek
istediğimiz hatıralardan
kurtulabilmemiz mümkün olabilir
mi? Doğal afet, savaş gibi travmatik
olayların bıraktığı zihinsel hatıraların
silinmesine dair ilaç firmaları kolları
sıvadı bile. Ancak kişiye en büyük
mirasın deneyimleri olduğunu ve
öğrenme mekanizmalarımızın
başında deneyimlerin geldiğini
düşündüğümüzde belleklerimizden
hatıralarımızın silinmesi cidden etik
mi sorusu geliyor akıllarımıza. Ne
dersiniz? Tüm bu sorulara yanıt
verebilmek cidden çok zor. İnsanoğlu
beyni keşfetme yolunda büyük
adımlar atarken daha sayamadığımız
pek çok ciddi etik sorunla da
yüzleşmek zorunda kalacağa
benziyor.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst