Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ İLE İLGİLİ KARŞILAŞILAN DİĞER SORUNLAR
Kişilik özellikleri bize üç önemli noktada bilgi veremez :
1. Birey belirli sosyal durumlar içinde kişilik özelliklerini nasıl ve ne derece değiştirir.
2.Kişisel özellikler nasıl gelişir.
3.Kişisel özellikler birbiriyle nasıl bir ilişki nasıl bir yapılaşma,ve bütünleşme gösterir.
İlk soruya ilişkin olarak örneğin sessiz-sakin,içine dönük-kapanık bir kişi kendi arkadaş ortamını bulunca çenesi kapanmayan geveze biri haline dönüşebilir.
Hiç çalışmayan tembel biri olarak bildiğimiz kişi,bir arkadaş grubu içinde takım halinde çalışmaya başlayınca dişini tırnağına takarak en yüksek gayreti göstererek herkesi hayrete düşürebilir.
Burada temel nokta bireyin içinde bulunduğu ortamın onun davranışını belirleyen önemli etkenlerden biri olduğudur.Kişilik özelliği de bir davranış olarak bu genellemenin içine girer.
Birey içinde bulunduğu sosyal durumdan bağımsız olarak kişilik özelliği gösteremez.Halbuki bu alandaki kişilik değerlendirme ölçekleri sosyal durumu göz önüne almaz.
İkinci soru gelişim konusudur.bu kavramların herhangi bir gelişim açıları yoktur.şu anda var olanı tanımlar.kişinin bu duruma nasıl geldiği konusunda gelişimsel bir bakış açısı geliştirmez.
Freudun yaklaşımı gelişim dönemlerine büyük ağırlık verir.kişilik özellikleri yaklaşımı Freudun yaklaşımıyla kıyaslandığında bireyin geçmişi hakkında bize hiçbir şey vermez.
Üçüncü nokta ise özelliklerin birbiriyle olan ilişkisidir.İnsan sadece bir dizi kişilik özelliği değil bir bütündür.Bütünlük sadece biyolojik değil-psikolojik yapıya da özgüdür.
Bir dizi kişilik özellikleri sıralayarak,herhangi bir insanı anladığımızı söyleyebilir miyiz?Özellikler nasıl bir etkileşim içindedir?Bu gibi sorular yanıtlanmadan başarılı bir kişilik kişilik geliştirmiş olmayız.
Özellikler yaklaşımı bu eleştirilere rağmen psikologların kişilik yapısına daha boyutlu olarak bakmasını ve istatiksel araştırma tekniklerinin daha da gelişmesini sağlamıştır.
ROTTERİN İ-D ( İçten - Dıştan Denetimlilik ) Ölçeği
Julıan Rotter (1966-1975) kişilerin kendi yaşamlarını denetleyebilme güçleri bakımından birbirlerinden farklılıklar göstermişlerdir. İnsanın kendi yaşamını denetleyebilmsi ne demektir?
Birey yapmakistediği davranış için gerekli gücü kendinde bulabiliyormu? Yoksa bir başkasının iznini almsı mı gerekiyor? Rotter geliştirmiş olduğun boyutun bir ucuna içten denetimlilik ( internal locus of control ) , diğer ucuna da dıştan denetimlilik ( external locus of control ) adını vermiştir.
İçten denetimlilik ucuna yakın olan kişi çevresinin kendi denetimi altında olduğunu ve isterse yaşamını istediği yöne çevirebileceğine inanır.
Dıştan denetimlilik ucuna yakın olan insanlar çevresinde olup bitenleri etkilemekten kendisinin aciz olduğunu ve yaşamını kaderin belirlediğini kendisinin elinden gelen bir şey olmadığını inanırlar.
Kincey (1981) zayıflama programına giren kişiler üzerinde yaptığı araştırma programında içten denetimli kişilerin daha kolaylıkla kilo kaybettiklerini gözlemlemiştir.
EYSENCKİN İÇEDÖNÜK DIŞADÖNÜK VE OTURMUŞ UÇARI BOYUTLARI
İngiliz psikoloğu Hans Eysenck içedönüklükdışadönüklük (introversion-ekstraversion ) ve oturmuş-uçarı ( stable-unstable ) olmak üzere kişiliğin temel iki boyutu vardır.İçedönük kişiler iç dünyalarında olup bitenlere önem verirler. Dışadönük kimseler dış dünyada olup bitenlere dönüktür. Oturmuş kimseler çevrelerine da iyi uyum yapmış kişilerdir. Uçarı kişiler çevrelerine pek iyi uyum yapamazlar.
İçedönük Dışadönük
Oturmuş Oturmuş-içe dönük Oturmuş- dışadönük
Uçarı Oturmuş-içedönük Uçarı-içedönük
Oturmuş-içedönük kişi; sakin, güvenilir,dikkatli ,durgun, kendini denetim altında tutabilen bir kimsedir. Oturmuş-dışadönük kişi hoş sohbet aldırmaz atılgan ve önderlik yetenekleri olan birkimsedir.
Uçarı-içedönük kimse yopluluktan kaçınır, karamsar katı sürekli kaygılı ne zaman neşeli ne zaman kızgın olabileceği bilinmez. Uçarı- dışadönük kimse hemen alınan saldırgan çabucak heyecanlanan çabuk değişebilen hareketli biridir. Hans Eysenck insanları bu temel dört grup içinde inceleme olanağı yaratmıştır.
KİŞİLİK VE KİŞİLİK KURAMLARI
GENEL ÖĞRENME YAKLAŞIMI
Genel öğrenme yaklaşımına göre, insanın davranış özelliğinin nedeni onların öğrenme tarihçesinde yatar. Örneğin, bir insan saldırgan davranıyorsa, bunun nedenini geçmiş deneyimlerinde aramak gerekir. Bu kişi değişik durumlarda saldırganlığı sayesinde istediğini elde etmiş ve bu nedenle saldırgan davranışı pekiştirmiştir.
Büyük bir olasılıkla bu kişi saldırgan davranışına devam edecektir. Aynı mantığı kullanarak diyebiliriz ki, kişi konuşkansa onun geçmişinde ya konuşmak ödüllendirilmiştir, ya da sessiz kalmak cezalandırılmıştır.
Bu yaklaşıma bütün insan davranışlarında olduğu gibi kişilikte de bir davranış örüntüsüdür.
Pekiştirme ve cezalandırma:
Öğrenme yaklaşımı pekiştirmenin davranışımızı biçimlendirdiğini savunur. Yetiştiğimiz çevrede sakin ve ağır başlı kimseler ödüllendirilmiş, hemen kızan kişiler cezalandırılmışsa, ilerdeki davranışlarımızda daha sakin kimseler olarak davranma eğiliminde oluruz.
Geçmişte ödüllendirilen davranışlar gelecekte kendini daha sık gösterirler. Pekiştirme ya birincil tür, ya da ikincil tür (sosyal) olabilir. Sosyal tür onay ve teşvik gibi davranışlarda, birincil tür bedenle ilgili yiyecek, cinsellik, uyku kucaklanma gibi ödüllerdir.
Genelleme ve ayırt etme: Belirli bir sosyal durumda belli bir davranış ödüllendirilirse ilerde aynı davranışın tekrar etmesi fazlalaşır.
Mesela bir çocuk evde sürekli mızmızlanma ağlama ile istediğini elde ediyorsa dış çevrede de aynı davranışı gösterir. Fakat aynı tepkiyle karşılaşmaz. Böylelikle evde ağlayan çocuk dış çevrede lütfen gibi kelimeler kullanır. Böylelikle ayırt etme yi öğrenmiş olur..
MİLLER VE DONALD
Freudun ortaya attığı kişilik kuramının öğrenme süreciyle açıklandığını ileri süren ilk Amerikalı psikologlardır. Freudun kavramlarının içeriğine itiraz etmemişler insan hayatındaki önemini vurgulamışlardır. İtirazları kavramların tanımı ve deneysel temelidir.
Araştırmacılar iki denek almışlar. Denek A ya deneyin gerçek amacını söylememişler denek B ye durumu anlatmışlar. Denek iki aşamadan oluşmuştur: İlk aşamada A ve B birbirleriyle etkileşim kurmuş Bnin Ayı sinirlendirmesi sağlanmıştır.
İkinci aşamada görünüşte bir öğrenme durumu yaratılmıştır. Burada A, Bye düzensiz sahta şoklar verildiğini bir davranışı öğrenme çabası içinde olduğunu sanmaktadır. N zaman A biz ya da onlar kelimelerini kullanırsa B kendine şok verilmiş gibi davranır.
Zamanla A biz ve onlar kelimesinin sayısında artış olduğunu görmüştür.
Skinnerin Yorumu
Skinnerin görüşünü üç davranış alanında inceleriz.
1.Fobik: İnsan klasik koşullanma kuramına göre yetişir. Fobik nevrotik (akla uygun olmayan) bir durumdur. Genellikle nesne olay yer ile ilgilidir. Örneğin yüksekten korkma, hayvanlardan korkma.
Freud ise fobiyi bireyin uzlaşamadığı bilinç altından geldiğini söyler. Örneğin köpek fobisinin nedeni köpek tarafından ısırılan bir kişinin çektiği acı ısırılmaya koşullandırır. Köpek görünce fobi gösterir.
2. Saldırgan: Bir çocuk saldırgan davranışta bulunmadığı zaman ilgi çekmeyeceğini görünce saldırgan davranış sergilemeye başlar.
3. Kumar Oynama: kumar oynayan kişinin, kumar oynamaktan kendini alıkoyamamasının nedeni değişken oranlı pekiştire ile açıklanır.
Banduranın Görüşü
İnsan davranışını sosyal ortamlarda başkalarını gözlemleyerek öğrenir. Buna gözlem yoluyla öğrenme demiştir. Bir kişi öğrendiği davranışı sürekli yapmak zorunda değildir. Ödüle de gerek yoktur.
Rotterin Yaklaşımı
Birey bir davranışı o davranışın sonucu için yapar. Beklenti ya da değer düşükse davranış olmaz. Örneğin bir çocuk şeker verileceğini biliyorsa odasını toplar. Canı şeker istemezse odasını toplamaz.
Öğrenme Yaklaşımının Eleştirilmesi
Kişiliğin sürekliliğini değişmezliğini tam olarak açıklayamaz. Öğrenme açısından eleştirenlere göre kişilik uyarıcının etkisiyle olur. Onun öğrenme tarihçesini açıklamaz. Kişilik devamlı kendine özgü sürekli ve tutarlıdır. Sadece pekiştirme-ödüllenmeyle açıklanmaz.
İkinci eleştiri doğuştan gelen mizaç ve davranışla ilgilidir. Genetik önemli değildir. Davranış sadece öğrenme kavramıyla açıklanmaz.
Freudun Kişilik Kuramı
Freud bireyin hayatının ilk beş yılında kişiliği etkileyen bazı gelişim evrelerinden geçtiğini söylemiştir. Bu döneme psikoseksüel dönem demiştir. Her evrede idin haz arayan vücudun bir alanı ile bu alanla bağlantılı faaliyetlerde yoğunlaşır.
Hayatın birinci yılına oral dönem demiştir. Çocuklar bakımının yapılmasından ve emmekten zevk alırlar.
Hayatın ikinci dönemine anal dönemder. Çocuklar ilk olarak tuvalet eğitimi denemesini yaşarlar.
Üçüncü dönem fallik dönemdir. Çocuklar cinsel organla oynamaktan haz alırlar.(3-6yaş) Erkekle kadın arasında farkları gözlerler. Karşı cinsteki ebeveyne yönelirler.
Sonra gizil dönem gelir. Çocukların dikkatlerini dış çevreye yöneltirler.
Son evre genital dönemdir. Ergenlik dönemi de denir. Gençler cinsel ilgilerini başkalarına yönlendirir. Olgun bir şekilde sevmeye başlar.
BENLİK(KENDİLİK) KURAMI
İyimser Yaklaşım: Freud insanı itilen bir varlık olarak, öğrenme psikologları ise çevrenin tutsağı olarak görür. Benlik kuramcıları ise insan doğasının sürekli mutluluk aradığını savunurlar. Doyum sağlamanın doğuştan geldiğini savunurlar.
Mekanik Olmayan Yaklaşım: Freud id ego süper ego ile iç dünyanın önemini,öğrenme kuramcıları ödül ceza gibi dış dünyayı önemser. Benlikçiler ise yaşamı doyuma ulaştırmak için sürekli seçim yapar, karar verme olanağı tanır.
Şimdi Burada yaklaşımı: Kişinin başından geçen önceki tüm olaylar önemsizdir. Çocukken başımızdan geçen olayların şimdiki yaşamımızı etkilediğini kabul etmezler. Onlar şu anda kişinin çevresini kendini nasıl algıladığını önemserler. Şimdiye önem verirler.
Rogersin Benlik Kuramı
Benlik bilinci iyi orta kötü olabilir. Her zaman gerçeği yansıtmaz. Kendimizi nasıl gördüğümüzü ifade eder. Herkes olumlu gelişmiş bir benlik için çabalar. Olumlu benlik için koşulsuz sevgi içinde yetişmeliyiz. Birey ne yaparsa yapsın onun sevgiye saygıya layık olduğunu kabul eder. Ceza olabilir.
Maslow Kuramı
Güdü basamaklıdır. Bir güdü giderilince diğer basamağa geçer. En üstte kendini gerçekleştirme vardır. Kendini gerçekleştirme bir anlıktır.
Fenomonolojik Yaklaşım
Öznel deneyim bireyin dünyayı nasıl gördüğü gibi birkaç kuramdan oluşur. Bireyin olayları nasıl algıladığı üzerinde dururlar. İnsanı bilinçdışı etkinin güdülediği görüşünü savunan psikanalitik görüşe tepkidir. Durumun nesnel koşuluna bakmak yerine bireyin şu anda ne olduğu konusundaki öznel görüşüne bakarlar.
Benlik Kuramının Eleştirisi
Kavramları açık değildir. Deneyle araştırmak zordur kavramlar belirsizdir. Betimseldir. Açıklama azdır. Öğrenme ile ilgili kavramlara yer vermezler.
Kişilik özellikleri bize üç önemli noktada bilgi veremez :
1. Birey belirli sosyal durumlar içinde kişilik özelliklerini nasıl ve ne derece değiştirir.
2.Kişisel özellikler nasıl gelişir.
3.Kişisel özellikler birbiriyle nasıl bir ilişki nasıl bir yapılaşma,ve bütünleşme gösterir.
İlk soruya ilişkin olarak örneğin sessiz-sakin,içine dönük-kapanık bir kişi kendi arkadaş ortamını bulunca çenesi kapanmayan geveze biri haline dönüşebilir.
Hiç çalışmayan tembel biri olarak bildiğimiz kişi,bir arkadaş grubu içinde takım halinde çalışmaya başlayınca dişini tırnağına takarak en yüksek gayreti göstererek herkesi hayrete düşürebilir.
Burada temel nokta bireyin içinde bulunduğu ortamın onun davranışını belirleyen önemli etkenlerden biri olduğudur.Kişilik özelliği de bir davranış olarak bu genellemenin içine girer.
Birey içinde bulunduğu sosyal durumdan bağımsız olarak kişilik özelliği gösteremez.Halbuki bu alandaki kişilik değerlendirme ölçekleri sosyal durumu göz önüne almaz.
İkinci soru gelişim konusudur.bu kavramların herhangi bir gelişim açıları yoktur.şu anda var olanı tanımlar.kişinin bu duruma nasıl geldiği konusunda gelişimsel bir bakış açısı geliştirmez.
Freudun yaklaşımı gelişim dönemlerine büyük ağırlık verir.kişilik özellikleri yaklaşımı Freudun yaklaşımıyla kıyaslandığında bireyin geçmişi hakkında bize hiçbir şey vermez.
Üçüncü nokta ise özelliklerin birbiriyle olan ilişkisidir.İnsan sadece bir dizi kişilik özelliği değil bir bütündür.Bütünlük sadece biyolojik değil-psikolojik yapıya da özgüdür.
Bir dizi kişilik özellikleri sıralayarak,herhangi bir insanı anladığımızı söyleyebilir miyiz?Özellikler nasıl bir etkileşim içindedir?Bu gibi sorular yanıtlanmadan başarılı bir kişilik kişilik geliştirmiş olmayız.
Özellikler yaklaşımı bu eleştirilere rağmen psikologların kişilik yapısına daha boyutlu olarak bakmasını ve istatiksel araştırma tekniklerinin daha da gelişmesini sağlamıştır.
ROTTERİN İ-D ( İçten - Dıştan Denetimlilik ) Ölçeği
Julıan Rotter (1966-1975) kişilerin kendi yaşamlarını denetleyebilme güçleri bakımından birbirlerinden farklılıklar göstermişlerdir. İnsanın kendi yaşamını denetleyebilmsi ne demektir?
Birey yapmakistediği davranış için gerekli gücü kendinde bulabiliyormu? Yoksa bir başkasının iznini almsı mı gerekiyor? Rotter geliştirmiş olduğun boyutun bir ucuna içten denetimlilik ( internal locus of control ) , diğer ucuna da dıştan denetimlilik ( external locus of control ) adını vermiştir.
İçten denetimlilik ucuna yakın olan kişi çevresinin kendi denetimi altında olduğunu ve isterse yaşamını istediği yöne çevirebileceğine inanır.
Dıştan denetimlilik ucuna yakın olan insanlar çevresinde olup bitenleri etkilemekten kendisinin aciz olduğunu ve yaşamını kaderin belirlediğini kendisinin elinden gelen bir şey olmadığını inanırlar.
Kincey (1981) zayıflama programına giren kişiler üzerinde yaptığı araştırma programında içten denetimli kişilerin daha kolaylıkla kilo kaybettiklerini gözlemlemiştir.
EYSENCKİN İÇEDÖNÜK DIŞADÖNÜK VE OTURMUŞ UÇARI BOYUTLARI
İngiliz psikoloğu Hans Eysenck içedönüklükdışadönüklük (introversion-ekstraversion ) ve oturmuş-uçarı ( stable-unstable ) olmak üzere kişiliğin temel iki boyutu vardır.İçedönük kişiler iç dünyalarında olup bitenlere önem verirler. Dışadönük kimseler dış dünyada olup bitenlere dönüktür. Oturmuş kimseler çevrelerine da iyi uyum yapmış kişilerdir. Uçarı kişiler çevrelerine pek iyi uyum yapamazlar.
İçedönük Dışadönük
Oturmuş Oturmuş-içe dönük Oturmuş- dışadönük
Uçarı Oturmuş-içedönük Uçarı-içedönük
Oturmuş-içedönük kişi; sakin, güvenilir,dikkatli ,durgun, kendini denetim altında tutabilen bir kimsedir. Oturmuş-dışadönük kişi hoş sohbet aldırmaz atılgan ve önderlik yetenekleri olan birkimsedir.
Uçarı-içedönük kimse yopluluktan kaçınır, karamsar katı sürekli kaygılı ne zaman neşeli ne zaman kızgın olabileceği bilinmez. Uçarı- dışadönük kimse hemen alınan saldırgan çabucak heyecanlanan çabuk değişebilen hareketli biridir. Hans Eysenck insanları bu temel dört grup içinde inceleme olanağı yaratmıştır.
KİŞİLİK VE KİŞİLİK KURAMLARI
GENEL ÖĞRENME YAKLAŞIMI
Genel öğrenme yaklaşımına göre, insanın davranış özelliğinin nedeni onların öğrenme tarihçesinde yatar. Örneğin, bir insan saldırgan davranıyorsa, bunun nedenini geçmiş deneyimlerinde aramak gerekir. Bu kişi değişik durumlarda saldırganlığı sayesinde istediğini elde etmiş ve bu nedenle saldırgan davranışı pekiştirmiştir.
Büyük bir olasılıkla bu kişi saldırgan davranışına devam edecektir. Aynı mantığı kullanarak diyebiliriz ki, kişi konuşkansa onun geçmişinde ya konuşmak ödüllendirilmiştir, ya da sessiz kalmak cezalandırılmıştır.
Bu yaklaşıma bütün insan davranışlarında olduğu gibi kişilikte de bir davranış örüntüsüdür.
Pekiştirme ve cezalandırma:
Öğrenme yaklaşımı pekiştirmenin davranışımızı biçimlendirdiğini savunur. Yetiştiğimiz çevrede sakin ve ağır başlı kimseler ödüllendirilmiş, hemen kızan kişiler cezalandırılmışsa, ilerdeki davranışlarımızda daha sakin kimseler olarak davranma eğiliminde oluruz.
Geçmişte ödüllendirilen davranışlar gelecekte kendini daha sık gösterirler. Pekiştirme ya birincil tür, ya da ikincil tür (sosyal) olabilir. Sosyal tür onay ve teşvik gibi davranışlarda, birincil tür bedenle ilgili yiyecek, cinsellik, uyku kucaklanma gibi ödüllerdir.
Genelleme ve ayırt etme: Belirli bir sosyal durumda belli bir davranış ödüllendirilirse ilerde aynı davranışın tekrar etmesi fazlalaşır.
Mesela bir çocuk evde sürekli mızmızlanma ağlama ile istediğini elde ediyorsa dış çevrede de aynı davranışı gösterir. Fakat aynı tepkiyle karşılaşmaz. Böylelikle evde ağlayan çocuk dış çevrede lütfen gibi kelimeler kullanır. Böylelikle ayırt etme yi öğrenmiş olur..
MİLLER VE DONALD
Freudun ortaya attığı kişilik kuramının öğrenme süreciyle açıklandığını ileri süren ilk Amerikalı psikologlardır. Freudun kavramlarının içeriğine itiraz etmemişler insan hayatındaki önemini vurgulamışlardır. İtirazları kavramların tanımı ve deneysel temelidir.
Araştırmacılar iki denek almışlar. Denek A ya deneyin gerçek amacını söylememişler denek B ye durumu anlatmışlar. Denek iki aşamadan oluşmuştur: İlk aşamada A ve B birbirleriyle etkileşim kurmuş Bnin Ayı sinirlendirmesi sağlanmıştır.
İkinci aşamada görünüşte bir öğrenme durumu yaratılmıştır. Burada A, Bye düzensiz sahta şoklar verildiğini bir davranışı öğrenme çabası içinde olduğunu sanmaktadır. N zaman A biz ya da onlar kelimelerini kullanırsa B kendine şok verilmiş gibi davranır.
Zamanla A biz ve onlar kelimesinin sayısında artış olduğunu görmüştür.
Skinnerin Yorumu
Skinnerin görüşünü üç davranış alanında inceleriz.
1.Fobik: İnsan klasik koşullanma kuramına göre yetişir. Fobik nevrotik (akla uygun olmayan) bir durumdur. Genellikle nesne olay yer ile ilgilidir. Örneğin yüksekten korkma, hayvanlardan korkma.
Freud ise fobiyi bireyin uzlaşamadığı bilinç altından geldiğini söyler. Örneğin köpek fobisinin nedeni köpek tarafından ısırılan bir kişinin çektiği acı ısırılmaya koşullandırır. Köpek görünce fobi gösterir.
2. Saldırgan: Bir çocuk saldırgan davranışta bulunmadığı zaman ilgi çekmeyeceğini görünce saldırgan davranış sergilemeye başlar.
3. Kumar Oynama: kumar oynayan kişinin, kumar oynamaktan kendini alıkoyamamasının nedeni değişken oranlı pekiştire ile açıklanır.
Banduranın Görüşü
İnsan davranışını sosyal ortamlarda başkalarını gözlemleyerek öğrenir. Buna gözlem yoluyla öğrenme demiştir. Bir kişi öğrendiği davranışı sürekli yapmak zorunda değildir. Ödüle de gerek yoktur.
Rotterin Yaklaşımı
Birey bir davranışı o davranışın sonucu için yapar. Beklenti ya da değer düşükse davranış olmaz. Örneğin bir çocuk şeker verileceğini biliyorsa odasını toplar. Canı şeker istemezse odasını toplamaz.
Öğrenme Yaklaşımının Eleştirilmesi
Kişiliğin sürekliliğini değişmezliğini tam olarak açıklayamaz. Öğrenme açısından eleştirenlere göre kişilik uyarıcının etkisiyle olur. Onun öğrenme tarihçesini açıklamaz. Kişilik devamlı kendine özgü sürekli ve tutarlıdır. Sadece pekiştirme-ödüllenmeyle açıklanmaz.
İkinci eleştiri doğuştan gelen mizaç ve davranışla ilgilidir. Genetik önemli değildir. Davranış sadece öğrenme kavramıyla açıklanmaz.
Freudun Kişilik Kuramı
Freud bireyin hayatının ilk beş yılında kişiliği etkileyen bazı gelişim evrelerinden geçtiğini söylemiştir. Bu döneme psikoseksüel dönem demiştir. Her evrede idin haz arayan vücudun bir alanı ile bu alanla bağlantılı faaliyetlerde yoğunlaşır.
Hayatın birinci yılına oral dönem demiştir. Çocuklar bakımının yapılmasından ve emmekten zevk alırlar.
Hayatın ikinci dönemine anal dönemder. Çocuklar ilk olarak tuvalet eğitimi denemesini yaşarlar.
Üçüncü dönem fallik dönemdir. Çocuklar cinsel organla oynamaktan haz alırlar.(3-6yaş) Erkekle kadın arasında farkları gözlerler. Karşı cinsteki ebeveyne yönelirler.
Sonra gizil dönem gelir. Çocukların dikkatlerini dış çevreye yöneltirler.
Son evre genital dönemdir. Ergenlik dönemi de denir. Gençler cinsel ilgilerini başkalarına yönlendirir. Olgun bir şekilde sevmeye başlar.
BENLİK(KENDİLİK) KURAMI
İyimser Yaklaşım: Freud insanı itilen bir varlık olarak, öğrenme psikologları ise çevrenin tutsağı olarak görür. Benlik kuramcıları ise insan doğasının sürekli mutluluk aradığını savunurlar. Doyum sağlamanın doğuştan geldiğini savunurlar.
Mekanik Olmayan Yaklaşım: Freud id ego süper ego ile iç dünyanın önemini,öğrenme kuramcıları ödül ceza gibi dış dünyayı önemser. Benlikçiler ise yaşamı doyuma ulaştırmak için sürekli seçim yapar, karar verme olanağı tanır.
Şimdi Burada yaklaşımı: Kişinin başından geçen önceki tüm olaylar önemsizdir. Çocukken başımızdan geçen olayların şimdiki yaşamımızı etkilediğini kabul etmezler. Onlar şu anda kişinin çevresini kendini nasıl algıladığını önemserler. Şimdiye önem verirler.
Rogersin Benlik Kuramı
Benlik bilinci iyi orta kötü olabilir. Her zaman gerçeği yansıtmaz. Kendimizi nasıl gördüğümüzü ifade eder. Herkes olumlu gelişmiş bir benlik için çabalar. Olumlu benlik için koşulsuz sevgi içinde yetişmeliyiz. Birey ne yaparsa yapsın onun sevgiye saygıya layık olduğunu kabul eder. Ceza olabilir.
Maslow Kuramı
Güdü basamaklıdır. Bir güdü giderilince diğer basamağa geçer. En üstte kendini gerçekleştirme vardır. Kendini gerçekleştirme bir anlıktır.
Fenomonolojik Yaklaşım
Öznel deneyim bireyin dünyayı nasıl gördüğü gibi birkaç kuramdan oluşur. Bireyin olayları nasıl algıladığı üzerinde dururlar. İnsanı bilinçdışı etkinin güdülediği görüşünü savunan psikanalitik görüşe tepkidir. Durumun nesnel koşuluna bakmak yerine bireyin şu anda ne olduğu konusundaki öznel görüşüne bakarlar.
Benlik Kuramının Eleştirisi
Kavramları açık değildir. Deneyle araştırmak zordur kavramlar belirsizdir. Betimseldir. Açıklama azdır. Öğrenme ile ilgili kavramlara yer vermezler.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 38
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 52
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 99
