noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Karan2offical 1
Karan2offical
Fethi Polat 1
Fethi Polat
ShadowFon 1
ShadowFon
bikral 1
bikral
-TuRKuaZ- 1
-TuRKuaZ-
SLyFeLLowTR 1
SLyFeLLowTR
TGamesZeus 1
TGamesZeus
Best Studio 1
Best Studio
berkmenoo 1
berkmenoo
Hikaye Ekle

Ejderha tanrı dıyarı

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan hasancan6565
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 3
  • Görüntüleme Görüntüleme 367

hasancan6565

Level 4
TM Üye
Katılım
8 Şub 2012
Konular
53
Mesajlar
405
Online süresi
48m 1s
Reaksiyon Skoru
22
Altın Konu
0
TM Yaşı
14 Yıl 4 Ay 10 Gün
Başarım Puanı
114
MmoLira
50
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Merhaba, bu forumdaki ilk hikayem, fantastik bir kitap yazıyorum ve ileride bastırma planım da var. Metin2 karakterimin hayatını da bir hikayeye dönüştürmek istedim. Tamamen doğaçlama olacak lütfen biraz anlayışlı olun.
squint.png
rolleyes.png


***

Yavaşça gözlerimi araladım, nerede olduğumu bilmiyorum. Dün gece neler olduğuna dair hiçbir şey hatırlamıyorum. Başım çok ağrıyor, eve gitmem gerek ama yol nerede? Sanırım yanı başıma düşen Metin Taşının yaydığı nefes kesici dalga beni bayıltmıştı. Anlamak zor değil, hâlâ boğazımda bir düğüm var. Öksürerek rahatlamaya çalışırken balıkçıya yürüdüm.

"Özür dilerim, ben, köye giden yolu arıyorum." dedim.

Balıkçı beni iyice süzdükten sonra derin bir nefes aldı. Tüylerim diken diken olmuştu, normalde bu kadar ürkek değilimdir ama 17 yaşında gecenin bir yarısı balıkçı tarafından süzülen bir kız olmak beni biraz korkuttu.

"İlerdeki köprüden karşıya geç, desenli taşlardan oluşan bir yol göreceksin, ilk aradan sağa dönmelisin, ve işte oradasın." diye cevap verdi. Ben de teşekkür ederek yoluma devam ettim. Bir kaç dakika sonra evi gördüm ve koşarak kapıya vardım. Pekala, anlatmaya başlasam iyi olacak.

Benim adım Madeline. 17 yaşındayım ve kaosa sürüklenen bir kıtada yaşıyorum, yaşıyoruz. En büyük orduya sahip krallık olan Jinno'da hayatımı sürdürüyorum ama bu Metin Taşlarından korkmamak için bir sebep değil. Metin Taşları din adamlarının 'Ejderha Tanrının Laneti' yalanıyla andığı bir karabüyü. Beran Seta-u isimli lanet yaratığın cehennemin dibine gömüldükten sonra yarattığı küçük şeytanların dünyamıza yağdırdığı devasa kaya parçaları işin gerçek hikayesi. Bu lanet yüzünden kıta üç ayrı parçaya bölündü. Shinsoo, para için hayatlarını feda eden tefecilerin krallığı. Chunjo, insanları din ile kandıran dindarların krallığı. Ve Jinno, ganimet avındaki askeri krallık. Bütün krallıklar kendi çıkarları için savaşıp bu laneti sonlandırmaya çalışıyor, ama akıllarına birlik olmak gelmiyor.. Tuhaf. Her yıl savaşa yollanacak askerleri seçmek için sınavlar yapılır. Evet, bildiniz. Ben adaylardan biriyim ve kendimi sonuna kadar savaşmaya adayacağıma yemin ederim. Krallıkların birleşip birleşmemesi umrumda değil, bu lanet bitecek ve rahat bir hayat süreceğiz. Belki kendimiz için değil, ama geleceğimiz için, gelecek nesiller için. Korkmadan köyde dolaşmak bile zor geliyor artık insanlara.
ÖNUMUZDEKI GUNLERDE 2 VE 3 BÖLULEYLE DEVAM EDECEM
 
Son düzenleme:
Başarılarının devamını dilerim :)
 
[h=3]2. Bölüm[/h]Uzun ve rahat bir uyku çekmiştim. Kahvaltı hazırdı. Annem ve babam evde değiller, annem iksir yapımında doktorlara yardım ediyor, babam da madencilikle uğraşıyordu. Gelirimiz fena değil ama gösterişi sevmeyen bir yapım var. Aklımı bunlara yorarken bir taraftan masadan kalkıp bugünkü sınav için giysi seçmeye çalıştım. İlk gün abartmaya gerek yoktu, gök mavisi bir elbise giydim. Dudağımı renklendirmek için hafif bir vişne kremi sürdüm, gözüme de sürme çektikten sonra kendimi hazır olduğuma ikna ettim ve yola koyuldum. Parlak zırhlar ve keskin silahlar gözlerimi kamaştırmıştı. Soylular etrafta dostça düellolar yapıp vücutlarını sergilemeye başlamışlardı bile. Bundan pek rahatsızlık duyduğum söylenemez. Etrafta biraz göz gezdirdim, işte, ilerde öğretmenler ve soruları cevaplamaya çalışan adaylar var. Hemen oraya koştum. Tanrım, kuyruk çok uzun. Ne hızla gittiğini görmek için eğildiğim sırada elimde kişisel bilgilerimin bulunduğu kâğıdı yere düşürdüm. Almak için uzanıyordum ki arkamdaki yakışıklı benden hızlı davrandı ve kâğıdı bana uzattı. "Benim de ellerim var" demek isterdim ama yüzünü bana döndüğü an bakışları beni delip geçti. Kumral saçları ve yeşilimsi gözleri vardı, boyu uzun ve hafif kaslıydı. Bunların hepsinin esmer bir vücutta olması ise anafikir. Gözlerimi kırpıştırıp saçımı düzelttikten sonra teşekkür ettim. Her ne kadar pişman olacağımı bilsem de önüme dönmeye yeltendim. O sırada bana adının Josh olduğunu söyledi, karnımda kelebekler uçuşmaya başladı, ne zaman yakışıklı bir çocuk benimle konuşmaya çalışsa bu olur. Artık durdurmak o kadar da zor değil yani. "Senin adın da Madeline olmalı değil mi?" dedi. Bir kaşımı kaldırıp nerden bildiğini sorar gibi yaptım. "Korkma, seni takip etmiyorum, kağıdı yerden alırken gözüme çarptı sadece." dedi ve güldü. Ben de güldüm. Biraz daha konuştuk, fazla gülüyordu ama oluşan görüntü bu rahatsızlığımı alıp götürdü. Biz konuşurken zamanın nasıl geçtiğinin bir önemi yoktu. Belki de vardı, dalmıştım, görevli kolumu dürtüyordu. Sırada sen varsın, içeri gir. Kalp atışlarım birden hızlandı, dizlerimin bağı izin versem çözülecekti. İçerideki sarı ışıklar beni rahatlatmıştı, nedenini bilmiyorum ama sarı renk bana kendimi güvende ve rahat hissettiriyor. Kocaman bir adam geldi ve karşımdaki koltuğa oturdu, benden kâğıdı istedi, uzattım. Sanırım bu Yüzbaşıydı. "Hemen başlayalım, ilk soru, arka saflarda mı, ön saflarda mı savaşmayı seversin?"
"B, ben galiba, arka mı? Hayır, ön değil mi? Durun biraz, bulacağım sabredin!"

"Bu, kişisel bir soru hangisi sana daha uygunsa onu söylemen gerek."

"Özür dilerim, sadece biraz fazla heyecanlandım, benim yerim arka taraflar, çok gözde olmamayı ve daha çok des..."

"Nedenler için zaman yok, söyle ve geç, dışarıda senin gibi yüzlerce asker var!"

"P, peki efendim." Çok korkuyorum.

"İkinci soru, hafif silah ve zırhlar mı kullanmak sana uygun, yoksa ağır silah ve zırhları kaldırabilecek güce sahip misin? Unutma zırh ağırlaştıkça dayanıklılığın çoğalır, ama hareketin de yavaşlar."

"Ben hafif şeyler giymek istiyorum, kolay hareket etmeliyim."

"Üçüncü soru, eğitimin hangisi ağırlıklı olmalı, zeka, çeviklik, güçlü saldırılar veya güçlü savunma?"

"Zeki olmalıyım, rakibime çok zarar vermek istemiyorum o da bir insan, ayrıca saldırırken destek verebilecek yeteneğim de olmalı."

***

Bu şekilde onlarca sorudan sonra bitap düştüm. Yüzbaşı bana gitmem gereken sınıfı söyledikten sonra sert adımlarla odasına döndü.
Öğretmenim sert birine benziyordu, tüm askerler gibi. Elindeki değnekle tahtaya vurup kitapların ilk sayfasını açmamız için bağırdı.
Zor bir gün bizi bekliyor...
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst