- Katılım
- 25 Ocak 2013
- Konular
- 6,740
- Mesajlar
- 21,611
- Online süresi
- 2d 13h
- Reaksiyon Skoru
- 2,176
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 4 Ay 25 Gün
- Başarım Puanı
- 509
- MmoLira
- 2,783
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Sabah uyandığımda sisli bir hava beni bekliyordu. Bu aralar,havanın böyle kapalı olması işe gitme isteğimi bastırsada gitmek zorundaydım. Ah,hadi ama! Sabahın 6sında kim işe gitmek için kalkardı ki? Belki birkaç saat geç gidersem Ben beni affedebilirdi. Yaklaşık bir haftadır böyle düşünüp,yaklaşık 4-5 saat işe geç gittiğim için daha dün tartışmıştık. Bu sefer kesin kovulacağımı biliyordum. Uyuşuk bir şekilde ayaklarımı yataktan sarkıttım ve bir süre gözlerimi odamda gezdirdim. Üzerimi değiştirip,her zamanki kısa ama dar olan siyah eteğimi giyip,paytak adımlarla mutfağa ilerledim. Kendime aceleye gelen bir kahve yaptıktan sonra sonunda ayılabilmiştim.Dışarı çıktığımda soğuk hava beni hazırlıksız yakalamıştı. Tekrar eve girip montumu almaya şendiğim için birkaç adım öteden geçen taksilerden birini çağırdım ve aceleyle kendimi içine attım. Çalıştığım kafenin adresini verdikten sonra çantamdan bir ayna çıkartıp,saçlarıma şekil vermeye çalıştım. Her zamanki gibi birbirine girmiş bir şekildeydi. Bir süre onlarla oyalandıktan sonra,başa çıkamayacağımı anladığımda aynayı çantama geri koydum ve şoföre fazlasıyla para vererek soğuk havaya tekrar çıktım. Ayağımdaki topuklular hızlı yürümeme engel oluyordu. Ah evet doğru duydunuz! Lanet olasıca patronum Ben,kafedeki her kıza aynısını yapıyor,topuklu ayakkabıdan başka bir şey giydirmiyordu. Gittikçe bu huyuna alışsamda topuklu ayakkabılara olan bakışları içimdeki, onun kadınlara özendiği düşüncesini artırıyordu. Tanrı aşkına,hangi erkek topuklu ayakkabılara özenirdi? Üstelik 3 yıldır burada çalışmama rağmen,bir kere bile sevgilisi olduğunu görmemiştim.Hey,sen! Orada daha ne kadar bekleyeceksin? Müşteriler gelmeye başladı,işine dönsen iyi edersin. Ben'in kaba konuşması ve gür sesiyle kendime gelmiş,düşüncelerimden sıyrılmıştım. Sıkıcı bir iş gününün beni beklediği düşüncesi; şimdiden eve gidip,televizyondaki pembe dizilerden birini izlemem konusunda beni teşvik ediyordu.Rachel! Cam kenarındaki masada çok yakışıklı biri var. Tanrım,görmen lazım. Erkenden buraya geldi ve elindeki kağıtlardan bir şeyler okuyor. Bu üçüncü istediği kahve. Ah,kahveyi verirken eline dokundum! Lucy iyice kendini kaptırmış görünüyordu. O her erkeğe böyle yapardı ama ilk defa bu kadar sulandığı için gerçekten merak etmiştim. Çantamı bırakıp,önlüğümü üzerime giydiğinde dediği tarafa doğru ilerledim. Bu sefer haklıydı işte. Cam kenarında oturmuş adam,önündeki kağıtları okurken bile çekici görünüyordu. Sanki manken yerine konulmuştu. Okurken,kaşlarını çatıyor bazı yerlerde ise gülümsüyordu. Meleği andıran gülümsemesini izlerken bir kez daha Ben'in iğneleyici laflarının altında kaldım.Ne o Rachel? Bugün durduğun yerde birilerini izleme günün mü? Mümkünse bunu iş saatlerinin dışında yap! Ona ve laflarına aldırmasamda,o kadar sesli söylemişti ki,karşıdaki meleği andıran adam başını kaldırıp,Ben'in ve benim komik pozisyonuma gülmüştü. Onu izlediğimi fark ettiğinde gözlerini bacaklarımdan,yüzüme kadar gezdirdi. Senin bir sevgilin var Rachel! Saçmalamayı kes! Kendi kendime mırıldansamda,gözlerimi tanımadığım bu yabancıdan alamıyordum. Sanki beni ona çeken bir şeyler vardı. Sonunda bende yüzüne bakabildiğimde yasak bir şeye dokunmuşçasına çekti gözlerini benden. Bu hareketi kırılmama sebep olmuştu.Yan masada oturan birkaç kişiden siparişleri aldığımda,hazırlamak için giderken sıcak bir elin bileğimi kavradığının hissettim. Kim olduğu umrumda değildi,şu an kimsenin yaptığı bir şey umrumda değildi. Ta ki arkamı dönüp,bileğimi tutan kişinin mavi gözlü adam olduğunu görene kadar. Gözleri mavi miydi? Uzaktan pek belli olmasada yakından tüm mükemmelliğiyle bana bakıyordu.Kahve. dedi sıradan bir sesle. Bense karşısında durmuş onu izliyordum. Tepki vermediğimi fark edince sözlerini tekrarladı; Kahve alabilir miyim? Kaşlarını çatmış ona neden baktığımı anlamaya çalışıyordu. Kelimeler dudaklarından dökülürken,dudak kıvrımlarının onu daha çekici bir hale getirdiğini nasıl bilebilirdi ki?Hemen getiriyorum. dedim umursamaz bir sesle ve arkamı dönüp ilerlemeye başladım. Topuklu ayakkabılarımın çokta yardımcı olduğu söylenemezdi.Kahveyi hazırlarken, Lucy'nin tehditkar bakışlarının üzerinde olduğunu fark edebiliyordum. "Ne?" Dedim kahveyle uğraşırken. Başını olumsuz anlamında sallayıp heyecanla konuşmaya başladı, onu dinlemek yerine arada gözlerime değen sıcacık mavi bakışlarla ilgileniyordum."Beni dinlemiyor musun?" İşimi bitirdiğimde gözlerimi devirerek yanından geçtim ve mavi gözlü adamın yanına geldim. Gülümseyerek kahveyi masasına koydum ve gözlerinde oyalanmaya başladım. Eğer Alex, güçlü kollarını belime dolamasaydı, sonsuza kadar o şekilde kalabileceğimize emindim. Onu görebilmek için başımı sol yanıma çevirdiğimde hafifçe dudaklarımı öptü. "Yarın için parti düzenlememiz gerekiyor aşkım, bugün gelemeyeceğim." Başımı salladım ve elimden tutup beni götürmesine izin verdim. Bir kez daha öpmek için yüzüme yaklaştığında başımı çevirdim."Çalışıyorum," Dedim gülümseyerek. "yarın görüşürüz."Başını salladı ve nihayet kafeden çıktı. Gözlerimi masasına çevirdim, yüzünü asmıştı. O, kağıtlarla ilgilenmeye devam ederken, rahatsızca yerimde kıpırdandım. Saçlarımı geriye atarak bir kez daha masasının yanına gittim."Başka bir şey..?" Dedim güleryüzle. Başını kağıtlardan kaldırmadan, "Hayır." diye mırıldandı. Umursamaz tavrı gittikçe artıyor ve bulunduğum yerde beni rahatsız ediyordu.Diğer siparişleri hazırlamak için geri döndüğümde,Lucy'nin kolumdan çekiştirmesiyle kimsenin bizi göremeyeceği bir köşeye geldik.Sana dokundu! İnanamıyorum. Oysa ki sabahtan beri sürekli ona gülüyorum. Buna karışmasan iyi edersin,seninb ir sevgilin var. Alex'i aldatıyormuşum gibi konuşması ve ses tonu hoşuma gitmemişti. Hem, o kimdi ki bana karışıyordu?Bu seni hiç ama hiç ilgilendirmez. Bir sevgilim olduğunu hatırlattığın için sağol,seninde sevgilin yok ve bu gidişle olmayacak. dedikten sonra suratının aldığı ifadeye sinsice gülümsedikten sonra devam ettim; Hatırlattığım için teşekkür etmene gerek yok. Gülümseyerek oradan uzaklaşmam birkaç saniyemi almıştı. Lucy ise söylediklerimi kaldıramamış olacak ki,benden birkaç dakika sonra kendini göstermişti.Monoton bir gün geçireceğimi düşünmem hayatdı sanırım. Çünkü bütün günümü tanımadığım ama çok yakışıklı olan adamla bakışarak geçirmiştim. Bugünün bitmemesini dilerken buldum kendimi. Ama gece olmuştu ve kafede sadece birkaç kişi kalmıştı. Sonunda onlarda kalktığında,yakışıklı yabancı kıpırdamamıştı. Ben,anahtarları bana vermiş,kafeyi kapatmamı söylemişti. Şimdi kafede o ve benim dışımda kimse yoktu. 2-3 dakika içinde kafeyi kapatmam gerekiyordu. Bugün o kadar çok koşturmuştum ki bacaklarım feci ağrıyordu. Ama bütün güne değdiğini söylebilirdim. Şu an tek yapabileceğim şey,bu yakışıklı adamın yarında buraya gelmesini dilemekti. Kalkmaya niyeti olmadığını anlayınca ağır adımlarla yanına ilerledim ve başında durdum.Sanırım kalkmanız gerekiyor,kafeyi kapatmalıyım. Laflarıma tebessüm etsede,yüzüme bakmamıştı.Pekala dedikten sonra hesabı bırakıp dışarıya çıktı. Arkasından derin bir nefes vererek önlüğümü çıkardım ve kapıya doğru ilerledim. Kapıyı kilitlerken boynumda hissettiğim nefesle irkildim. Bu saatte,kim olabilirdi ki?Sanırım korkuttum. Bu arada ben Tom. dedikten sonra elini sevecen bir şekilde uzatmıştı. Bu davranışı midemde kelebeklerin uçuşmasına yol açsada bunu ona belli etmemeye kararlıydım.Ah,belki biraz korkmuş olabilirim. Bende Rachel. Gecede bile maviliğini belli eden gözleri,insanda içinde kaybolma hissi yaşatıyordu. Karanlık gecede ilerliyorduk. Ne o konuşuyordu ne de ben. İkimizde yanyana yürüyor ve aramızdaki etkileşim hakkında tek kelime etmiyorduk. Sonunda belimden tutup beni kendine çektiğinde,nefes nefes olduğumu fark ettim. Birkaç saatte nasıl birine dönüşmüştüm böyle?Sanırım bunu yapacağım.. diye mırıldandı kendi kendine. Ne yapacaktı? Düşüncelerim,dudaklarının dudaklarıma kapanmasıyla kesilmişti. Dudakları ısrarcıydı ama bir şekilde mükemmeldi. O an öpüşüne karşılık verip,kollarımı boynuna doladığımda aklıma ilk gelen şey Alex'i aldatmış olduğumdu. Düşüncenin ağırlığıyla geri çekilmeye çalışsamda,bu çok zor olmuştu. Bir yanım onu bırakmak istemiyor,kollarına geri dönmek istiyordu.Ah! Lanet olsun,benim bir sevgilim var,üzgünüm. dediklerimden sonra hızlı adımlarla ilerledim ve arkamdan seslenmesini umursamadan kendimi ilk bulduğum taksinin içine attım. Evimin adresini verdiğimde,onun orada ne yaptığını merak etmekten kendimi alamıyordum. Aynı zamanda dudaklarını düşünüyor,öpücüğümüzü hatırlıyordum. Alex'i arayıp bize gelmesini söylemeliydim ama aramaya cesaretim yoktu,o yüzden uzun bir mesajla bize gelmesi gerektiğini belirttim. Birkaç dakika sonra eve vardığımda Alex çoktan eve gelmiş,beni bekliyordu. Yanına yaklaştığımda bana sarılmak için ayağa kalktı ama bakışlarım yerinde durmasını sağladı.Rachel? Neyin var? Şüpheli sesi,bir şeyleri anladığını açıklıyordu.Ayrılma vakti geldi sanırım Alex. Ben daha fazla yapamayacağım. dedikten sonra devamını içimden söylemiştim; seni aldattığım halde daha fazla seninle olamam. Seni üzmeye hakkım yok. Bunları söylediğimde surat ifadesi acınacak bir hale gelmişti. Bir süre bana öylece baktıktan sonra bağırarak bir şeyler söyleyip evden çıkmıştı.Ah,seni böylece bırakacağımı mı sanıyorsun? Eğer böyle düşünüyorsan yanılıyorsun. Seni başka biriyle paylaşmaya niyetim yok. Çok yorulmuş olmalısın,ne dediğin hakkında bir fikrin yok. Şimdi uyu,sonra yine geleceğim. Sonra yine geleceğini söylesede kabullenmesi gerekiyordu. Bende bir süre salonda oturup,büyük camdan aşağıyı izledim. Caddedeki arabaların ışıkları beni oyalasada içimdeki sıkıntıyı atamamıştım. Hava almak için dışarı çıkıp yaklaşık yarım saat sonra yürüdükten sonra,Tom'un beni öptüğü parka gelmiştim.Karanlık olduğundan, parkta oturanın kim olduğunu göremiyordum. Biraz daha yaklaştıktan sonra, oturanın Tom olduğunu fark ettim. Yavaş adımlarla yanına ilerledim ve oturdum. Yüzünü bana çevirdi, ani hareketi heyecanlanmamı sağlamıştı, onunlayken huzurluydum. Gülümsemeye çalıştım."Rachel..." Dedi, adımı söylemesini sevmiştim. Başımı omzuna yasladım. "Seni seviyorum." Dedi kısık sesle. Yüzünü saçlarımda gezdirdiğini hissediyordum, sıcaklığını hissediyordum."Seni seviyorum." Diye tekrarladım. Geri çekildi ve başımı kaldırmamı sağladı, yüzümü ellerinin arasına alıp dudaklarımı öptü, ve bir kez daha... Ellerine dokunarak yüzümden çekilmelerini istediğimi belli ettim ve onu çekiştirerek kaldırdım. Sert bir şekilde dudaklarımı öpmeye devam etti, kollarımı boynuna dolayıp büyülü anın keyfini çıkarmaya devam ettim. Ayrılmayı akıl edebildiğimizdeyse, onu nereye götüreceğimi biliyordum."Gel benimle."



