- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,201
- Mesajlar
- 16,345
- Online süresi
- 4ay 15g
- Reaksiyon Skoru
- 3,970
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- TM Yaşı
- 10 Yıl 2 Ay 28 Gün
- MmoLira
- 1,855
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Müslümanlar, pagan arap toplumunun kültürel yapısına vurgu amacıyla İslâm öncesi dönemi "Câhiliye devri" şeklinde nitelemişlerdir. Yine müslümanlara göre İslâm peygamberiyle birlikte evvelâ Arap yarımadasına "İslâm Güneşi" doğmuş ve her yer aydınlanmıştır. Müslümanın kulağına ve gönlüne 'hoş' gelen bu niteleme yığınla insanı uyuşturur ve uyutur. "Güncellenmiş versiyon "en son ve en mükemmel din" İslâm ile gurur duyan müslümanların kahır ekseriyeti, '!inandım' dediği kitabı kendi dilinden açıp da okumaz bile. İnandığı İlah'ın kendisine gönderdiği mesajdan bihaber iken, İslâm'ın en mükemmel din olduğundan pek emindir.
Ne kadar ironik değil mi ?
Her ne ise.
Gelelim sadede.
Bakalım kim câhil, kim medeni imiş.
Bakalım kim merhametli ve ahde vefalı iken, kim mafya tarzı "iş bitirme"ler ile amacına ulaşmaya çabalamaktaymış ?
Buraya aktaracağım hâdiselerin tümünün İslâmi kaynaklarını veriyorum.
İşkembe-i Kübrâdan salllamak yok.
Âfaki konuşma yok.
Hepsi belgeli, dellli, ıspatlı.
Muhayyisa ve Huveyyisa adlı iki kardeşten Muhayyısa, daha önce Müslüman olmuştur. Bu sırada Yahudilerle arası açılan Muhammed, kendisine intisab edenlere "Yahudilerden ele geçirebildiğiniz erkekleri öldürün" emrini verir. Henüz Bu emirden haberi olmayan Yahudi Tüccar İbnü Süneyne, yıllarca ticari ortaklık ettiği Muhayyısa'nın yanına gelir. Muhayyisa, Muhammed'in "Yahudileri öldürün" emri mucibince, ortaklık edip, ekmeğini yediği Yahudi tüccarı oracıkta öldürür. Bakınız hâdise bundan sonra nasıl bir gelişim gösterir ?
İslâmi kaynaklardan tâkib edelim.
...O anda daha Müslüman olmayan Huveyyisa ayağa fırlayarak kalktı ve:
"Bire ALLAH düşmanı, adamı öldürdün mü ne? Vallahi senin şu karnındaki yağlar bile bu adamın malından meydana gelmedir" diye söylenmeye başladı.
Bunu gören kardeşi'de:
"Vallahi onu öldürmeyi bana emreden zat, seni öldürmeyi bana emretmiş olsaydı, hiç tereddüt etmeden senin de boynunu vururdum" dedi.
Bunu gören Huveyyisa'da:
"Muhammed sana beni öldürmeyi emretseydi, Vallahi mi beni öldürürdün?"dedi.
Muhayyısa'da:
"Evet, vallahi o emretseydi, kesinlikle seni öldürürdüm" deyince,
O:
- Seni bu dereceye ulaştıran bir din gerçekten çok enteresan bir dindir; diyerek Müslüman oldu.
îbni İshâk derki: Peygamber (s.a.v.) yahudilerin öldürülmesi hususundaki emrini - bir şeyle kayıtlamadan - mutlak manada söylemiş ve: "Yahudilerden ele geçirebildiğiniz erkekleri öldürün" buyurmuştu.
İbni Hişâm 3/19; Beyhakî Delâil 3/200; Taberî Tarih 2/; Vakidî Meğazî 1/191, 192; Taberî Tarih 2/54; El-Muhabber 121; El-Kâmil tlt-Târih 2/144; Uyûnü'l Eser 1/301; İbni Sa'd 2/1/22. Hadis için bak Ebû Dâvûd 3002.
"Âlemlere rahmet" gönderilen "peygamber"in emrine dikkat !...
"Yahudilerden ele geçirebildiğiniz erkekleri öldürün."
Yâni, birinin müslümanlar tarafından öldürülmesi için Yahudi olması yetiyor.
Kısas olsa, içindeki 'mantık'ı bir nebze de olsa anlamak mümkün.
Fakat; o "şerefli"(!) elçi suçlu-suçsuz ayırmı yapmadan ölüm emri veriyorr.
Öyle ki; Muhayyisa denen çöl bedevisi Muhammed emretti diye öz kardeşini bile öldürmekten çekinmeyeceğini açıkça söylüyor.
Neden acabâ bu denli öldürme hevesi.
Sonunda "Cennet" var ya...
Yâni, o Cennet uğruna önüne geleni öldürmekten çekinmeyen bir "imanlı"(!) topluluğu.
Bir de beş çocuklu dul kadın Esmâ binti Mervan'ın yine Muhammed'in emriyle öldürülmesi hâdisesi var ki; akıllara sezâ.
Bu kadın hiç kimseyi öldürmemiş, şiirleriyle Muhammed'i hicvetmiştir sâdece.
İslâmi kaynaklarda "İnsanları peygamberi öldürmeye teşvik etmekteydi" dense de kadının şiirinden etkilenip de Muhammed'i öldürmeye cesâret eden hiç kimse çıkmamıştır
Buyurun.
Zahmet olmazsa okuyun.
Esma bint Mervan isminde bir kadın, söylediği şiirlerle İslâmiyeti, Müslümanları ayıplar, Peygamberimiz Aleyhissalatü vesselam aleyhinde kışkırtmalarda bulunmaktan geri durmazdı. Hatta Peygamberimizi öldürmeye de teşvik eder, onu incitir, üzer dururdu.
Nitekim bir şiirinde içini ve içinde taşıdığı niyeti şöyle açığa vuruyordu:
"Düşman üzerine seğirterek birbirinizle yarışırcasına yürüyünüz Malik, Nebit, Avf oğulları!
Düşman üzerine seğirterek birbirinizle yarışırcasına yürüyünüz Hazrec oğulları!
Sizler, sizden olmayan, yanınıza gelen bir kimseye itaat ettiniz, boyun eğdiniz ki, o ne Mudar'dandır, ne de Mezhic'dendir!
Başları kestikten sonra, hâlâ ondan pişmiş çorba umulduğu gibi umuyorsunuz! Ondan bir şey uman aldanır, umudundan kesilir."
Esma, bu ve buna benzer şiirleriyle, İslam’a, Hz. Peygamber(a.s.m)’e ve Müslümanlara hakaretler etmekle kalmıyordu. Ayrıca, Medine ve çevresinde bulunan kabileleri Peygamber Efendimizi (asv) öldürmeleri için teşvik ediyordu.
Onun bu tahkirlerini işiten Resulullah (a.s.m), “Bu kadının hakkından gelen yok mu?” dedi. Bu sözünü işiten ve o kadınla aynı kabileye mensup olan Umeyr b. Adî el-Hatmî, hemen harekete geçti ve bir şekilde kadını öldürdü. Sonra dönüp Resulullah (a.s.m.)’a bunu haber verdiğinde, “Ya Umeyr! Sen Allah’a v e Resulüne yardım ettin” diye buyurdu. Umeyr “Yaptığım bu işten ötürü bana bir sorumluluk var mı?” diye sorduğunda, Efendimiz (a.s.m) “Onun için iki keçi bile tokuşmaz/toslaşmaz” buyurdu.
(İbn Hişam, Siret, 2/636-37; İbn Kesir, es-Siretu’n-Nebeviye,4/438)
Okuduysanız, bir şeye dikkat edin.
Fedâi, "Bana bir sorumluluk var mı ?" derken beş çocuklu dul bir kadını öldürüp çocukları öksüz bıraktığı için vicdan azâbından ötürü söylemiyor bunu. Arap kabileleri arasında öldürmelerden ya diyet ödenr ya da kısas yapılır. Umeyr, kendisinin de öldürülmesinden korktuğu için soruyor. İslâm peygamberi de "O kadın için iki keçi bile toslaşmaz." diyor.
İyi de böyle bir kadın "Allah Resûlü"nü neden korkutmuş olabilir ki ?
Korkmasaydı, o kadına dokunmazdı değil mi ?
İnsanları iknâ etmek için "Mûciz-ül beyan" Kur'an yerine fedai ve kılıç devreye giriyor.
Bunlar "Câhil" olmayan peygamber ve müntesiplerinin icraatları.
Bir de "Cahil" ve "müşrik" birisi arkadaşı için ne yapmış ona bakalım.
Ebu'l-Bahteri B. Hişam'ın Öldürülmesi
İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Müslümanları, Ebu'l-Bahte-ri'yi öldürmekten men etmişti. Çünkü O, Mekke'de iken Rasûlullah (s.a.v.)'a müşrikler arasında ilişmeyen hatta onu en çok koruyan kimselerden biri idi. Rasûluüah'a eziyet etmez ve hoşlanmadığı bir işi yapmazdı. Hatta boykot belgesinin yırtılması için teşebbüste bulunanlardan biri de o olmuştu.
Mücezzir b. Ziyad el-Belevî (Ensâr'm müttefiki), Ebu'l-Bahteri'ye rastlamış ve ona şöyle demişti;
- Rasûlullah (s.a.v.), bizi seni öldürmekten menetti. Ebu'l-Bahteri'nin yanında Mekke'den kendisiyle birlikte gelen
Cünade b. Meliha adında bir arkadaşı vardı. Bu arkadaşı, Beni Leys kabilesindendi. Ebu'l-Bahteri, Mücezzir'e şöyle demişti:
- Arkadaşımı da öldürmeyeceksin değil mi? Mücezzir:
- Hayır vallahi! Senin arkadaşını hayatta bırakacak değiliz. Çünkü Rasûlullah, sadece seni öldürmememizi bize emretti, demişti.
Ebu'l-Bahteri:
- Allah'a yemin ederim ki hayır! Öyleyse ben de arkadaşımla birlikte öleceğim. Çünkü Kureyşli kadınların, Mekke'de benim aleyhimde konuşarak hayatta kalmak amacıyla arkadaşımı bıraktığımı söylemelerini işitmek istemiyorum, dedi.
"İbn Hürre (Ebu'l-Bahteri) arkadaşını bırıkmayacaktır. Ölünceye ya da serbest bırakıldığını görünceye kadar mücadele edecektir!"
Böyle dedikten sonra Ebu'l-Bahteri ile Mücezzir çarpıştılar. Nihayet Mücezzir b. Ziyad onu öldürdü.
Daha sonra Mücezzir, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gelip şöyle dedi:
"Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, Ebu'l-Bahteri'yi esir alıp sana getirmek için çok çaba harcadım. Ama o, benimle savaşmak istedi. Ben de mecbur kalıp onu öldürdüm."
İbn Kesîr, El Bıdaye Ve'n-Nıhaye, Çağrı Yayınları: 3/428-429.
Ne kadar ironik değil mi ?
Her ne ise.
Gelelim sadede.
Bakalım kim câhil, kim medeni imiş.
Bakalım kim merhametli ve ahde vefalı iken, kim mafya tarzı "iş bitirme"ler ile amacına ulaşmaya çabalamaktaymış ?
Buraya aktaracağım hâdiselerin tümünün İslâmi kaynaklarını veriyorum.
İşkembe-i Kübrâdan salllamak yok.
Âfaki konuşma yok.
Hepsi belgeli, dellli, ıspatlı.
Muhayyisa ve Huveyyisa adlı iki kardeşten Muhayyısa, daha önce Müslüman olmuştur. Bu sırada Yahudilerle arası açılan Muhammed, kendisine intisab edenlere "Yahudilerden ele geçirebildiğiniz erkekleri öldürün" emrini verir. Henüz Bu emirden haberi olmayan Yahudi Tüccar İbnü Süneyne, yıllarca ticari ortaklık ettiği Muhayyısa'nın yanına gelir. Muhayyisa, Muhammed'in "Yahudileri öldürün" emri mucibince, ortaklık edip, ekmeğini yediği Yahudi tüccarı oracıkta öldürür. Bakınız hâdise bundan sonra nasıl bir gelişim gösterir ?
İslâmi kaynaklardan tâkib edelim.
...O anda daha Müslüman olmayan Huveyyisa ayağa fırlayarak kalktı ve:
"Bire ALLAH düşmanı, adamı öldürdün mü ne? Vallahi senin şu karnındaki yağlar bile bu adamın malından meydana gelmedir" diye söylenmeye başladı.
Bunu gören kardeşi'de:
"Vallahi onu öldürmeyi bana emreden zat, seni öldürmeyi bana emretmiş olsaydı, hiç tereddüt etmeden senin de boynunu vururdum" dedi.
Bunu gören Huveyyisa'da:
"Muhammed sana beni öldürmeyi emretseydi, Vallahi mi beni öldürürdün?"dedi.
Muhayyısa'da:
"Evet, vallahi o emretseydi, kesinlikle seni öldürürdüm" deyince,
O:
- Seni bu dereceye ulaştıran bir din gerçekten çok enteresan bir dindir; diyerek Müslüman oldu.
îbni İshâk derki: Peygamber (s.a.v.) yahudilerin öldürülmesi hususundaki emrini - bir şeyle kayıtlamadan - mutlak manada söylemiş ve: "Yahudilerden ele geçirebildiğiniz erkekleri öldürün" buyurmuştu.
İbni Hişâm 3/19; Beyhakî Delâil 3/200; Taberî Tarih 2/; Vakidî Meğazî 1/191, 192; Taberî Tarih 2/54; El-Muhabber 121; El-Kâmil tlt-Târih 2/144; Uyûnü'l Eser 1/301; İbni Sa'd 2/1/22. Hadis için bak Ebû Dâvûd 3002.
"Âlemlere rahmet" gönderilen "peygamber"in emrine dikkat !...
"Yahudilerden ele geçirebildiğiniz erkekleri öldürün."
Yâni, birinin müslümanlar tarafından öldürülmesi için Yahudi olması yetiyor.
Kısas olsa, içindeki 'mantık'ı bir nebze de olsa anlamak mümkün.
Fakat; o "şerefli"(!) elçi suçlu-suçsuz ayırmı yapmadan ölüm emri veriyorr.
Öyle ki; Muhayyisa denen çöl bedevisi Muhammed emretti diye öz kardeşini bile öldürmekten çekinmeyeceğini açıkça söylüyor.
Neden acabâ bu denli öldürme hevesi.
Sonunda "Cennet" var ya...
Yâni, o Cennet uğruna önüne geleni öldürmekten çekinmeyen bir "imanlı"(!) topluluğu.
Bir de beş çocuklu dul kadın Esmâ binti Mervan'ın yine Muhammed'in emriyle öldürülmesi hâdisesi var ki; akıllara sezâ.
Bu kadın hiç kimseyi öldürmemiş, şiirleriyle Muhammed'i hicvetmiştir sâdece.
İslâmi kaynaklarda "İnsanları peygamberi öldürmeye teşvik etmekteydi" dense de kadının şiirinden etkilenip de Muhammed'i öldürmeye cesâret eden hiç kimse çıkmamıştır
Buyurun.
Zahmet olmazsa okuyun.
Esma bint Mervan isminde bir kadın, söylediği şiirlerle İslâmiyeti, Müslümanları ayıplar, Peygamberimiz Aleyhissalatü vesselam aleyhinde kışkırtmalarda bulunmaktan geri durmazdı. Hatta Peygamberimizi öldürmeye de teşvik eder, onu incitir, üzer dururdu.
Nitekim bir şiirinde içini ve içinde taşıdığı niyeti şöyle açığa vuruyordu:
"Düşman üzerine seğirterek birbirinizle yarışırcasına yürüyünüz Malik, Nebit, Avf oğulları!
Düşman üzerine seğirterek birbirinizle yarışırcasına yürüyünüz Hazrec oğulları!
Sizler, sizden olmayan, yanınıza gelen bir kimseye itaat ettiniz, boyun eğdiniz ki, o ne Mudar'dandır, ne de Mezhic'dendir!
Başları kestikten sonra, hâlâ ondan pişmiş çorba umulduğu gibi umuyorsunuz! Ondan bir şey uman aldanır, umudundan kesilir."
Esma, bu ve buna benzer şiirleriyle, İslam’a, Hz. Peygamber(a.s.m)’e ve Müslümanlara hakaretler etmekle kalmıyordu. Ayrıca, Medine ve çevresinde bulunan kabileleri Peygamber Efendimizi (asv) öldürmeleri için teşvik ediyordu.
Onun bu tahkirlerini işiten Resulullah (a.s.m), “Bu kadının hakkından gelen yok mu?” dedi. Bu sözünü işiten ve o kadınla aynı kabileye mensup olan Umeyr b. Adî el-Hatmî, hemen harekete geçti ve bir şekilde kadını öldürdü. Sonra dönüp Resulullah (a.s.m.)’a bunu haber verdiğinde, “Ya Umeyr! Sen Allah’a v e Resulüne yardım ettin” diye buyurdu. Umeyr “Yaptığım bu işten ötürü bana bir sorumluluk var mı?” diye sorduğunda, Efendimiz (a.s.m) “Onun için iki keçi bile tokuşmaz/toslaşmaz” buyurdu.
(İbn Hişam, Siret, 2/636-37; İbn Kesir, es-Siretu’n-Nebeviye,4/438)
Okuduysanız, bir şeye dikkat edin.
Fedâi, "Bana bir sorumluluk var mı ?" derken beş çocuklu dul bir kadını öldürüp çocukları öksüz bıraktığı için vicdan azâbından ötürü söylemiyor bunu. Arap kabileleri arasında öldürmelerden ya diyet ödenr ya da kısas yapılır. Umeyr, kendisinin de öldürülmesinden korktuğu için soruyor. İslâm peygamberi de "O kadın için iki keçi bile toslaşmaz." diyor.
İyi de böyle bir kadın "Allah Resûlü"nü neden korkutmuş olabilir ki ?
Korkmasaydı, o kadına dokunmazdı değil mi ?
İnsanları iknâ etmek için "Mûciz-ül beyan" Kur'an yerine fedai ve kılıç devreye giriyor.
Bunlar "Câhil" olmayan peygamber ve müntesiplerinin icraatları.
Bir de "Cahil" ve "müşrik" birisi arkadaşı için ne yapmış ona bakalım.
Ebu'l-Bahteri B. Hişam'ın Öldürülmesi
İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Müslümanları, Ebu'l-Bahte-ri'yi öldürmekten men etmişti. Çünkü O, Mekke'de iken Rasûlullah (s.a.v.)'a müşrikler arasında ilişmeyen hatta onu en çok koruyan kimselerden biri idi. Rasûluüah'a eziyet etmez ve hoşlanmadığı bir işi yapmazdı. Hatta boykot belgesinin yırtılması için teşebbüste bulunanlardan biri de o olmuştu.
Mücezzir b. Ziyad el-Belevî (Ensâr'm müttefiki), Ebu'l-Bahteri'ye rastlamış ve ona şöyle demişti;
- Rasûlullah (s.a.v.), bizi seni öldürmekten menetti. Ebu'l-Bahteri'nin yanında Mekke'den kendisiyle birlikte gelen
Cünade b. Meliha adında bir arkadaşı vardı. Bu arkadaşı, Beni Leys kabilesindendi. Ebu'l-Bahteri, Mücezzir'e şöyle demişti:
- Arkadaşımı da öldürmeyeceksin değil mi? Mücezzir:
- Hayır vallahi! Senin arkadaşını hayatta bırakacak değiliz. Çünkü Rasûlullah, sadece seni öldürmememizi bize emretti, demişti.
Ebu'l-Bahteri:
- Allah'a yemin ederim ki hayır! Öyleyse ben de arkadaşımla birlikte öleceğim. Çünkü Kureyşli kadınların, Mekke'de benim aleyhimde konuşarak hayatta kalmak amacıyla arkadaşımı bıraktığımı söylemelerini işitmek istemiyorum, dedi.
"İbn Hürre (Ebu'l-Bahteri) arkadaşını bırıkmayacaktır. Ölünceye ya da serbest bırakıldığını görünceye kadar mücadele edecektir!"
Böyle dedikten sonra Ebu'l-Bahteri ile Mücezzir çarpıştılar. Nihayet Mücezzir b. Ziyad onu öldürdü.
Daha sonra Mücezzir, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gelip şöyle dedi:
"Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, Ebu'l-Bahteri'yi esir alıp sana getirmek için çok çaba harcadım. Ama o, benimle savaşmak istedi. Ben de mecbur kalıp onu öldürdüm."
İbn Kesîr, El Bıdaye Ve'n-Nıhaye, Çağrı Yayınları: 3/428-429.











