-TuRKuaZ- 1
-TuRKuaZ-
SLyFeLLowTR 1
SLyFeLLowTR
TGamesZeus 1
TGamesZeus
Best Studio 1
Best Studio
berkmenoo 1
berkmenoo
InfernoShade 1
InfernoShade
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Agora Metin2 1
Agora Metin2
Bvural41 1
Bvural41
onur akbaş 1
onur akbaş
Hikaye Ekle

İmkansız - 19. Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 92

qecekondu06

Developer
Telefon Numarası Onaylanmış Üye
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
25 Ocak 2013
Konular
6,740
Mesajlar
21,611
Online süresi
2d 13h
Reaksiyon Skoru
2,176
Altın Konu
0
TM Yaşı
13 Yıl 4 Ay 23 Gün
Başarım Puanı
509
MmoLira
2,783
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Rose’un dedikleri, Alec’in beynine resmen işkence ediyordu. Jennifer, karşısında öylece dururken bir şey yapamayıp Rose’u dinlemek adamı yeterince üzüyor ve kendisine lanet etmesine sebep oluyordu.“İğrenç birisin, Rose.” Bunu tekrarlamak adama değişik bir şekilde güç veriyordu. Rose’un o eski halinden, gerçektende eser yoktu.“Sanırım dinlenmelisin, bende uyumalıyım. Ama istersen bana eşlik edebilirsin?” Kadının arsızca sorduğu soruya cevap gecikmemişti. Tek farklılık, cevabın Jennifer’dan gelmesiydi.“Seninle gelmektense, burada kalmayı tercih edeceğine eminim.” Jennifer, Rose’un tiz sesine uyanmış ve başı ne kadar ağrısada kadına cevap vermişti. O lanet olasıca kadın, tırnaklarına bütün vücudunu kanatmıştı. Alec’i sevdiğini düşünsede, artık hepsinin bir saplantı olduğunu anlamıştı Jennifer. Rose, Alec’i saplantı haline getirmişti.“Sana sorduğumu sanmıyorum, sürtük!” Rose’un sesi tıslamayı andırmıştı. Kullandığı kelimeyi severdi aslında. Ama artık bunu yakıştırabileceği tek insan Jennifer’dı, Rose için.“Gelmeyeceğim, Rose.” Alec, kadının adını bastıra bastıra söylüyordu. Onu sinir ettiğini bilmek adamı azda olsa eğlendiriyordu.“Sen bilirsin. Ne de olsa yarın bu sürtüğü geberteceğim.” Rose, kıvırtarak kapıdan çıkarken, Alec ve Jennifer’ı başbaşa bırakmıştı.“Seni tek bıraktığım için üzgünüm.” Alec’in sözleri, Jennifer için çokşey ifade ediyordu. Adamın gözlerindeki hüzün, bütün acısının kaybolmasını sağlamıştı. Alec, onun için üzülüyor ve bu duruma kendisinin sebep olduğunu düşünüyordu. Tabi ki Charlie’nin onu buraya getireceğini bilemezdi.“Senin suçun değil, beni buraya getiren Charlie’ydi. Onun için üzgünüm doğrusu.” Kadın, bir şeyleri anlaması için bu ismi söylemişti. Alec’te tam demek istediğini anlamış ve alayla karışık bir şekilde sormuştu.“Kim öldürdü?”“Brad.” Jennifer, ismi o kadar duygusuz söylemişti ki, duyanlar onu hiç tanımadığını düşünebilirdi. Bu isim ortamı germişti ama kadın konuyu dağıtmayı başarmıştı.“Bunun için gerçekten mutluyum.” Jennifer, ona dönüp gülümserken Alec düşünceli bir şekilde sordu.“Neden öldürdü peki?” Adamın aklından, Brad’in bir tanıdığını niye öldüreceği sorusu geçiyordu. Cevabı düşünmek istemese de, Jennifer söylemişti.“Beni eve sokmaya çalışırken öpmeye kalkınca, Brad onu öldürdü.” Kadın anılarını hatırlamak istemiyordu. Onu bakan gözleri düşündükçe ürperiyordu. Kapının aralanmasıyla ikisi de kapıya döndü. Yorgun ve bitkin vücutları, artık onları taşıyamaz hale gelmişti. Ne kadar süredir, orada asılı kaldıklarını önemsemiyorlardı. İçeri Adrian girdiğinde, Jennifer’ın tepkisini fark eden Alec’te gerilmişti.“Burada ne işin var?” Jennifer’ın nefret saçan sözleri, adamı tereddüte düşürmüştü.“Size yardım etmeye geldim.” Adrian’ın bu sözü üzerine ikisi de kahkaha atmıştı. Hatta öyle ki ses odada yankılanmıştı.“Ben ciddiyim. Çıkmanıza yardım edeceğim. Ama önce beni dinlemenizi istiyorum.” Adrian, üzgün bir ifadeyle ikisine de bakıyordu. Belli ki anlatacak bir şeyleri vardı.“Başla.” Alec’in net sesi onu konuşmaya zorlamıştı.“Ben.. Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama üzgünüm. Ablana yaptıklarım için.” Adrian dönüp Jennifer’a baktığında, ikisinin de gözleri dolmuştu. “Başından beri istemiyordum ama ailem o lanet olasıca herifin, Brad’in elindeydi. Kardeşimi öldürmekle tehdit edince ne yapacağımı bilemedim. Ona ne kadar değer verdiğimi bilemezsin. En az senin ablana verdiğin kadar değer veriyordum. Aslında, ablanda başına gelecekleri az çok tahmin ediyordu. Brad, önce ablanı öldürmemi istedi. Sonra senin karşına çıkacak ve seninle sevgili olmaya çalışacaktı. Ama sen tahmin ettiği gibi davranmadın. O da aileni senden çaldı.” Adrian bakışlarını Alec’e çevirmişti. Alec’te bunları biliyordu, bir kısmını. Ama Jennifer’a söyleyemiyordu. “Seni öldürmekle tehdit edip, onları başka bir yere yerleştirdi. Buna ikna olmazlarsa kötü şeyler olacağını söylemişti. İnanır mısın bilemem ama seni yeniden buldu ve bırakacağını sanmıyorum. Bu yüzden onu öldürmelisiniz. Ama öncelikle, kaçmanız gerek.” Adrian’ın sözleri kadının beyninde tam bir karmaşaya yol açmıştı.“Ailem.. Onlar yaşıyor mu?” Kadının gözleri yaşarmıştı. Belki onları görebilirdi.“Evet. Ama nerede olduklarını bilmiyorum, kendin bulmalısın.” Adrian’ın dediklerine başını sallayan Jennifer bir soru daha sormuştu.“Ablam.. Sence o, ona yardım edemediğim için bana kızgın mıdır?” Jennifer, bunu gerçekten öğrenmek istiyordu.“Hayır, seni kesinlikle suçlamadığına eminim.” Adrian, her ne kadar güvenilmez biri olsa da, Jennifer ona güvenmek istemişti. Başını sallayıp onayladıktan sonra adam ilerlemiş ve Alec’in bileğindeki kelepçeleri, elindeki anahtarla açmıştı. Aynı işlemi büyük bir hızla Jennifer’a da yaptıktan sonra kapıya yöneldi. Etrafı kontrol edip onlara baktığında, gördükleriyle anıları canlanmıştı. Brad, Melissa’yı öldürmeden önce onunda bir sevgilisi vardı. Güzel sevgilisi, gözlerinin önünde can vermişti. Bunları şimdi hatırlamanın sırası değil! Diye uyardı adam kendini.“Gelin.” Adrian’a ayak uydurarak ilerlerken, Alec, bedenini Jennifer’ın önüne atmış onu da elinden tutarak sürüklüyordu. Hepsi sakin ve sessiz nefes alırken çıkışa ulaşmalarına az kalmıştı. Adrian, bir şeyler olacağını sezmiş gibi arkasını dönüp, Alec’e arabasının anahtarını vermişti.“Anahtar arabanın. Eğer ben çıkamazsam buradan kaçın. Hemen çıkışta ve solda, siyah olan.” Adrian’ın dediklerine Alec başını sallamıştı. İçindeki nefret, yerini saygıya bırakmıştı. Brad onu işlerine alet etmişti, sonuçta adamın bir suçu yoktu.“Bakın kimler gelmiş.” Brad’in sesi hepsini bir anda geriye çevirmişti. Yüzleri ona dönüktü ve ifadelerinden sadece nefretleri okunuyordu.“Değer verdiğim herkesi öldürdün, onları öldürmene izin vermeyeceğim.” Adrian’ın sesi de buz gibiydi. Brad’in yüzün öyle bir hal aldı ki, Jennifer neredeyse onun korktuğunu düşünecekti.“Ah, hadi ama! Senden korktuğumu düşünmüyorsun değil mi?” Brad’in sesi alaycıydı. Birinin cevap vermesine izin vermeden konuşmasına devam etti;“Sana hayat öykünü anlatmış olmalı. Aileni satın aldığım zamanı görmeliydi, çok eğlenceliydi. Ama sen çok güzelsin tatlım, bunlar için beni suçlayamazsın.” Bakışları Jennifer’ı delip geçiyordu. Gözleriyle kadını neredeyse soymuştu. Alec bundan rahatsız olarak kadının bedeninin önüne geçip, onu görmesini engelledi.“Bak sen şuna.” Alec’e kaşlarını çatarak baktığında, Adrian’dan gelecek tepkiyi tahmin etmişti. Ona elindeki bıçakla saldıran Adrian’ı, Brad’in arkasında koruma vurmuştu. Bir patlama sesinden sonra etrafa saçılan kanlardan ve adamın yere düşmesinden ağır yaralandığı belli oluyordu. Bu atış, öldürmek için yapılmıştı.“Benimle oynarsan, hayatınla ödersin pislik.” Brad’in nefret dolu sesiyle ayağa zorlukla kalkan Adrian, elindeki bıçağı adamın kalbine sapladı. Adam acıyla bağırırken, koruma ona koştu. Adrian koruma gelmeden bıçağı tekrar sokmuştu kalbine. Şimdi, ikisi de ölüyordu. Öleceklerdi. Bunu anlamışlardı. Adrian, bağışlama isteyen bakışlarını Jennifer ve Alec’e çevirdiğinde, onlardan gelen sıcak ve merhamet dolu bakışlarla gözlerini kapattı. Aam, suçlu olmamasına rağmen canını vermişti. Onlar için. Bu gerçekten saygı duyulacak bir davranıştı. Brad, yerde kıvranırken Alec, Jennifer’ı kucağına alıp dışarıya koşmaya başladı. Arabaya binip, gaza bastığındaysa ikisi de bunların bittiğini düşünüyorlardı. Tek sorun Rose’du ve halledilebilirdi.Ama ne yazık ki ikisininde bilmediği bir şey vardı. Brad işini yarım bırakmayı seven bir adam değildi. Verdiği emir, o ölse bile geçerliliğini korurdu. Ölürken söylediği “öldürün” kelimesi ikisi içinde cehennem ızdırabına yol açacaktı.
399095_289305947787356_679387373_n.jpg
 
Teşekkürler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst