- Katılım
- 25 Ocak 2013
- Konular
- 6,740
- Mesajlar
- 21,611
- Online süresi
- 2d 13h
- Reaksiyon Skoru
- 2,176
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 4 Ay 18 Gün
- Başarım Puanı
- 509
- MmoLira
- 2,783
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Öpüşü her zaman alıştığım tonda değildi. Aksine sahipleniciydi. "Charles!" dedim dudaklarımı ayırıp. Ama "Gel buraya" dedikten sonra,beni geri kendine çekmesi birkaç saniyesini almıştı. Öpücüğü beni serseme çevirdiğindan ne yapacağımı bilmez durumdaydım. Dudakları boynuma kayınca onu daha çok kendime çekmeye çalıştım ama etraftaki kıkırdama sesleri buna engel olmuştu.
"Aman Tanrım! Etrafta insanlar var,olamaz." Utançtan kafamı göğsüne yaslamış,yavaşça nefesler alarak kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Yine de Charles gülerken bu pek mümkün değildi.
"Sanırım devamını izleyemeyeceksiniz,orası evde gerçekleşecek. Sizin için üzgünüm." Charles,arkadaşlarıyla bu konu hakkında dalga geçerken ben iyice kızardığımı hissediyordum. Artık kırmızı bir renk almış olabilirdim. Bunun utancıyla kafamı göğsünden kaldıramazken arkadaşlarının kahkahaları sinirlenmeme sebep oluyordu.
"Tırnaklarımla o güzel yüzlerinizi çizmemi
istemiyorsanız buradan hemen kaybolun,hemen! Bizim aramızda geçen şeyden size ne? Ayrıca devamını izlemek isteyen eve gelebilir. Çünkü Charles'ın yüzü eskisi gibi olmayacak,onu parçalayacağım!"
Suratları şekilden şekile girerken,sonunda Charles'a acıyan gözlerle bakmamaya başlamışlardı bile.
"Aynı şeyi size yapmamı istemiyorsanız şimdi gidin buradan!"
Ben etrafa bağırırken Charles arkamda durmuş gülüyordu. Birkaç yaşlı kadının beni ayıplayan sesleri kulaklarıma ulaşmıştı ama takmamak şu an için en iyisiydi.
"Sevgilim,eve gitmeye ne dersin? Hatta odamıza."
"Sanırım bahçede yatmaya çok heveslisin." Sözlerimle yüzü asılsada,beyninde binlerce hain planın dolaştığına emindim.
"Bence soğuk olur,bana gelebilirsin." Duyduğum sesle arkama döndüğümde,kızıl saçlı ve kahvenin en koyu rengini taşıyan gözleriyle bize,daha doğrusu Charles'a bakan,kadını gördüm. Nasıl hala tepki vermediğimi anyamasamda kadın Charles'a doğru ilerlemeye başladığında,önüne geçip,durmasını sağladım.
"Ben bahçemizi seviyorum,gerek yok." Charles kollarını belime dolarken,kadına nazik davranmaya çalışmıştı.
"Ah,ısrar ediyorum." Kadın dudaklarını yapmacık bir şekilde büzüyor,gözleriyle resmen Charles'ı bitiriyordu.
"Sen ne dediğini sanıyorsun!?" Sonunda konuşabilmiştim. Hayır,aslında konuşmamıştım. Adeta kükremiştim.
Kadının "o benim" der gibi olan bakışları iyice rahatsızlık duymamı sağlıyordu.
"Sadece sokağa atılmış birine yardımcı oluyorum. Bunda bir sorun göremedim." Sözleriyle kendi cenazesini hazırladığını bilseydi,belki susardı.
"Gelmek istemediğimi söyledim,tekrardan teşekkürler." Charles cevap vermeme izin vermeden kadını geri çevirip,benide yürütmeye başlamıştı. Aslında geri dönüp,o sürtüğün saçlarını yolabilirdim,ama yapmadım. Tabii,sadece geri sönme kısmını. Çümkü kadın telaşlı adımlarla önümüze geçmiş,ellerini Charles'ın göğsüne koymuş gelmesi için ikna etmeye çalışıyordu.
"Bu yaptığına pişman olacaksın,sürtük!" Kadına bağırıp,o çok özenerek yaptığı iğrenç saçlarını çekmeye daha doğrusu yolmaya başladım. Kadın karnına yediği tekmelerle yere düştüğünde neredeyse kıpırdayamıyordu. Yanına eğilip saçlarından tuttum ve bana bakmasını sağladım.
"Beni iyi dinle sürtük. Eğer seni çevremde bir daha görürsem,bir kez daha kocama yaklaşırsan ve özellikle ona dokunursan,seni mahvederim."
Titrek gözlerle bana bakarken,elleri titriyordu.. Eh,bu kadar korku ona yeterdi herhalde.
"T-tamam." Titreyen sesi bile sinirimi geçirmemişti. Ayağa kalkıp Charles'a baktığımda,benimle eğlendiğini fark ettim. Ona bakmadan eve doğru biraz ilerledikten sonra hala neden güldüğünü anlamak için suratıma ters bir ifade yerleştirim ve ona döndüm.
"Beni kıskandın." dedi gülerek.
"Ah,hayır Sadece o kadın bunu hak ediyordu."
"Ne istersen onu söyle,beni kıskandığını biliyorum sevgilim. Bende seni kıskanıyorum,hemde her şeyden,herkesten." Bana yaklaşıp,yüzüme öpücüklerini kondurmaya başlamıştı. "Bunu biliyorsun" diye yüzüme doğru fısıldadığında,nefesini tenimde hissetmemle ürperdim.
"Bunda gülünecek bir şey yok." diyebildim ancak. Şu an bununla değil,daha çok dudaklarıyla ilgileniyordum. Elleri elbisemden içeri girip,tenime değdiğinde ağzımdan kaçan bir inleme geri çekilmesine sebep olmuştu. Şaşkınca ona bakarken,bunu neden yaptığını anlayamamıştım.
"Unutma sevgilim,bugün bahçede yatacağım. O yüzden çok kaptırmasak iyi olur. Sonraya saklayalım." Hayretle açılmış ağzım,onun gülmesine sebep oluyordu.
"Ah,olamaz.." diye mırıldanmıştım kendi kendime.
"Ne dedin sevgilim? Anlayamadım." Bunları söylerken hala sırıtıyordu.
"Hiçbir şey. Sadece bahçede çok üşüyeceğini düşünüyorum. Ama ben tek uyumayıda sevmem. Bir arkadaşını çağırır mısın? Belki benimle uyuyabilir,ne dersin?" Masumca sorduğum soru homurdanmasına sebep olmuştu.
"Öyle bir şey olmayacak,emin olabilirsin. Ama haklısın. Belki Hannah beni ısıtacak bir şeyler düşünebilir."
"Belki bu sefer onu öldürebilirim! Onunla hiçbir şey yapamazsın. Sana dokunamaz! Sen benimsin. Bunu kavrasan iyi edersin! " Bunları nasıl söylediğimi,tüm gün neler yaptığımı anlayamıyordum. Tanrı aşkına,bana ne olmuştu böyle!?
"Ben seninim,öyle mi?" Beni daha da utandırmak için yaptığı her halinden belliydi.
"Ah evet,öyle. Doğru duydun." Meydan okuyan bakışlarımı ona çevirdiğimde bakışları derinleşmişti.
"Pekala,sen kiminsin o zaman?"
"Ben özgürüm." dedikten sonra bunun çok yanlış olduğunu fark etmem zaman almadı.
"Öyle demek istemedim. Ben özür di-" Özür dilemek istesemde buna izin vermemişti. Yüzünden hüzün okunuyordu. İlerlemeye başladığında önüne kesip sarıldım.
"Sevgilim,öyle demek istemedim biliyorsun. Ben sadece seninim. İnanmazsan kanıtlayabilirim." Düşünürcesine bana bakıyordu. Büyük ihtimalle ne yapacağımı kestirememişti.
"Bu gece.." diye ekledim anlaması için.
"Pekala.. Ama ikna olur muyum bilemiyorum."
"Bende seni ikna edene kadar uğraşırım o zaman." Boynuna bir öpücük bıraktıktan sonra yüzüne baktım.
"Göreceğiz."
Eve geldiğimizde,Hannah sanki bizi,yani Charles'ı,bekliyormuş gibi önümüze atlamıştı.
"Ah,seni çok merak ettim Charles." Hala ona neden Charles diyordu? Bu saate kadar uyumayıp,Charles'ı mı beklemişti yani?
"Charles'ı gördüğüne göre gidip yatabilirsin." Ters cevabıma aldırmadan omuz silkti ve konuşmaya başladı;
"Charles demen gitmeyeceğim."
"Gidebilirsin Hannah,iyiyim." Sesi çok duygusuz çıksada kadın,sanki ona dünyanın en güzel kelimelerini söylemişçesine mutlu olmuştu.
"Ah,iyi geceler o zaman." dedikten sonra kıvırta kıvırta uzaklaşmıştı. Ancak o uzaklaşırken fark edebilmiştim korsesinin iplerinin açık olduğunu. Tanrı bilir,ne yapmaya çalışıyordu bu kadın?
"Ölümü benim ellerimden olacak." diye sinirle Charles'a döndüm ve bana aldırmadan sanki bir yastıkmışçasına beni kucakladı ve öpmeye başladı. Öpücüğünün derinliğiadete içime işlemişti. Kapıdan içeri girdiğimizde yavaşça korsemi çıkarırken,onun yavaşlığına inat,daha korsem çıkmadan onu yatağa itip tekrar öpmeye başladım. Aynı zamanda gülümsediğini hissedebiliyordum. Ellerim beceriksizce gömleğinin düğmelerini açmaya çalışırken,o ise korsemi aşağıya çekiyordu. Sonunda pes ettim ve gömleğini çıkarması için onu bekledim. O ise hemen gömleğini çıkarmış,korsemi açmaya çalışıyordu. Sonunda cansız bir şekilde,yerde duran korsem ikimizinde umurunda değildi.
"Nerede kalmıştık? Beni ikna edecektin sanırım?" Karşımda gülümsemeye başladığında,kendini zor tuttuğunu fark edebilmiştim. Oysa ki benim konuşmaya hiç niyetim yoktu. Ama belki onu biraz kızdırabilirdim. Örtüyü aldığım gibi yataktan inip gülmeye başladım.
"Seni küçük canavar! Gel buraya." diye bağırıp peşime geldiğinde,çok büyük olmayan odada ondan kaçıyordum. Sonunda gülmekten nefes alamayınca yatağa oturdum ve bana gelmesini bekledim. Yanıma gelip beni yatağa tekrar yatırdığında,gözlerinde tutku neredeyse ürpermeme sebep oluyordu.
Dudaklarım sanki yeni bir şey keşfetmişçesine vücudunda geziniyor,inlemelerini duymak için farklı şeyler yapıyordu. Beni yatağa yatırıp,göğüslerime dokunmaya başladığında altında kıvrılıp,onu daha da kendime çekmem birkaç saniyemi almıştı. Artık inlemelerimi tutmuyor,onu kendime daha da bastırıyordum. Ne kadar kıvrandığımı bilmediğim bir süreden sonra,Charles içime girmişti. Şimdi neredeyse onun yüzünü bile görmüyor,gözlerim kapalı bir şekilde onun hareketlerini daha çok hissediyordum. Sonunda ikimizde doyuma ulaştığımızda yanıma uzanmış saçlarımla oynuyordu.
"İkna oldun mu?" Sorum onu aniden yakalamıştı.
"Ah,belki. Ama belki biraz daha ikna edici olabilirdin." Üzüntüyle dudaklarını büzdüğünde şapşal ifadesi gülmeme sebep olmuştu.
"İkna olman gerekiyordu." dedikten sonra cevap vermesine fırsat vermeden,ellerimle vücudunu keşfetmeye başladım. Yavaşça aşağıya inen ellerim,Charles'ın yüzünün korku tüneline girmiş,ve içindekilerden korkan bir çocuğun suratına dönmüştü.
"Sevgilim,korkuyor musun?" dedim onu kızdırmak için. Ama konuşamamış,sadece yutkunmuştu. Ah! Bu sefer eğlenecektim! Dudaklarımla göğsüne minik öpücükler bırakarak aşağıya inmeye başladım. Aynı zamanda yüzüne bakıyordum. Karnından biraz aşağıya geldiğimde tekrardan inledi ve beni altına alıp,içime girdi. Aynı tempoda devam ettikten sonra yorgunlukla yattığımızda,sorumu tekrar sormuştum.
"İkna oldun mu,sevgilim? Yoksa devam edeyim mi?"
Burnumun ucuna bir öpücük kondurup konuşmaya başladı.
"Sen asla uslanmazsın! Tanrı aşkına,uyuyalım artık!"
"Aman Tanrım! Etrafta insanlar var,olamaz." Utançtan kafamı göğsüne yaslamış,yavaşça nefesler alarak kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Yine de Charles gülerken bu pek mümkün değildi.
"Sanırım devamını izleyemeyeceksiniz,orası evde gerçekleşecek. Sizin için üzgünüm." Charles,arkadaşlarıyla bu konu hakkında dalga geçerken ben iyice kızardığımı hissediyordum. Artık kırmızı bir renk almış olabilirdim. Bunun utancıyla kafamı göğsünden kaldıramazken arkadaşlarının kahkahaları sinirlenmeme sebep oluyordu.
"Tırnaklarımla o güzel yüzlerinizi çizmemi
istemiyorsanız buradan hemen kaybolun,hemen! Bizim aramızda geçen şeyden size ne? Ayrıca devamını izlemek isteyen eve gelebilir. Çünkü Charles'ın yüzü eskisi gibi olmayacak,onu parçalayacağım!"
Suratları şekilden şekile girerken,sonunda Charles'a acıyan gözlerle bakmamaya başlamışlardı bile.
"Aynı şeyi size yapmamı istemiyorsanız şimdi gidin buradan!"
Ben etrafa bağırırken Charles arkamda durmuş gülüyordu. Birkaç yaşlı kadının beni ayıplayan sesleri kulaklarıma ulaşmıştı ama takmamak şu an için en iyisiydi.
"Sevgilim,eve gitmeye ne dersin? Hatta odamıza."
"Sanırım bahçede yatmaya çok heveslisin." Sözlerimle yüzü asılsada,beyninde binlerce hain planın dolaştığına emindim.
"Bence soğuk olur,bana gelebilirsin." Duyduğum sesle arkama döndüğümde,kızıl saçlı ve kahvenin en koyu rengini taşıyan gözleriyle bize,daha doğrusu Charles'a bakan,kadını gördüm. Nasıl hala tepki vermediğimi anyamasamda kadın Charles'a doğru ilerlemeye başladığında,önüne geçip,durmasını sağladım.
"Ben bahçemizi seviyorum,gerek yok." Charles kollarını belime dolarken,kadına nazik davranmaya çalışmıştı.
"Ah,ısrar ediyorum." Kadın dudaklarını yapmacık bir şekilde büzüyor,gözleriyle resmen Charles'ı bitiriyordu.
"Sen ne dediğini sanıyorsun!?" Sonunda konuşabilmiştim. Hayır,aslında konuşmamıştım. Adeta kükremiştim.
Kadının "o benim" der gibi olan bakışları iyice rahatsızlık duymamı sağlıyordu.
"Sadece sokağa atılmış birine yardımcı oluyorum. Bunda bir sorun göremedim." Sözleriyle kendi cenazesini hazırladığını bilseydi,belki susardı.
"Gelmek istemediğimi söyledim,tekrardan teşekkürler." Charles cevap vermeme izin vermeden kadını geri çevirip,benide yürütmeye başlamıştı. Aslında geri dönüp,o sürtüğün saçlarını yolabilirdim,ama yapmadım. Tabii,sadece geri sönme kısmını. Çümkü kadın telaşlı adımlarla önümüze geçmiş,ellerini Charles'ın göğsüne koymuş gelmesi için ikna etmeye çalışıyordu.
"Bu yaptığına pişman olacaksın,sürtük!" Kadına bağırıp,o çok özenerek yaptığı iğrenç saçlarını çekmeye daha doğrusu yolmaya başladım. Kadın karnına yediği tekmelerle yere düştüğünde neredeyse kıpırdayamıyordu. Yanına eğilip saçlarından tuttum ve bana bakmasını sağladım.
"Beni iyi dinle sürtük. Eğer seni çevremde bir daha görürsem,bir kez daha kocama yaklaşırsan ve özellikle ona dokunursan,seni mahvederim."
Titrek gözlerle bana bakarken,elleri titriyordu.. Eh,bu kadar korku ona yeterdi herhalde.
"T-tamam." Titreyen sesi bile sinirimi geçirmemişti. Ayağa kalkıp Charles'a baktığımda,benimle eğlendiğini fark ettim. Ona bakmadan eve doğru biraz ilerledikten sonra hala neden güldüğünü anlamak için suratıma ters bir ifade yerleştirim ve ona döndüm.
"Beni kıskandın." dedi gülerek.
"Ah,hayır Sadece o kadın bunu hak ediyordu."
"Ne istersen onu söyle,beni kıskandığını biliyorum sevgilim. Bende seni kıskanıyorum,hemde her şeyden,herkesten." Bana yaklaşıp,yüzüme öpücüklerini kondurmaya başlamıştı. "Bunu biliyorsun" diye yüzüme doğru fısıldadığında,nefesini tenimde hissetmemle ürperdim.
"Bunda gülünecek bir şey yok." diyebildim ancak. Şu an bununla değil,daha çok dudaklarıyla ilgileniyordum. Elleri elbisemden içeri girip,tenime değdiğinde ağzımdan kaçan bir inleme geri çekilmesine sebep olmuştu. Şaşkınca ona bakarken,bunu neden yaptığını anlayamamıştım.
"Unutma sevgilim,bugün bahçede yatacağım. O yüzden çok kaptırmasak iyi olur. Sonraya saklayalım." Hayretle açılmış ağzım,onun gülmesine sebep oluyordu.
"Ah,olamaz.." diye mırıldanmıştım kendi kendime.
"Ne dedin sevgilim? Anlayamadım." Bunları söylerken hala sırıtıyordu.
"Hiçbir şey. Sadece bahçede çok üşüyeceğini düşünüyorum. Ama ben tek uyumayıda sevmem. Bir arkadaşını çağırır mısın? Belki benimle uyuyabilir,ne dersin?" Masumca sorduğum soru homurdanmasına sebep olmuştu.
"Öyle bir şey olmayacak,emin olabilirsin. Ama haklısın. Belki Hannah beni ısıtacak bir şeyler düşünebilir."
"Belki bu sefer onu öldürebilirim! Onunla hiçbir şey yapamazsın. Sana dokunamaz! Sen benimsin. Bunu kavrasan iyi edersin! " Bunları nasıl söylediğimi,tüm gün neler yaptığımı anlayamıyordum. Tanrı aşkına,bana ne olmuştu böyle!?
"Ben seninim,öyle mi?" Beni daha da utandırmak için yaptığı her halinden belliydi.
"Ah evet,öyle. Doğru duydun." Meydan okuyan bakışlarımı ona çevirdiğimde bakışları derinleşmişti.
"Pekala,sen kiminsin o zaman?"
"Ben özgürüm." dedikten sonra bunun çok yanlış olduğunu fark etmem zaman almadı.
"Öyle demek istemedim. Ben özür di-" Özür dilemek istesemde buna izin vermemişti. Yüzünden hüzün okunuyordu. İlerlemeye başladığında önüne kesip sarıldım.
"Sevgilim,öyle demek istemedim biliyorsun. Ben sadece seninim. İnanmazsan kanıtlayabilirim." Düşünürcesine bana bakıyordu. Büyük ihtimalle ne yapacağımı kestirememişti.
"Bu gece.." diye ekledim anlaması için.
"Pekala.. Ama ikna olur muyum bilemiyorum."
"Bende seni ikna edene kadar uğraşırım o zaman." Boynuna bir öpücük bıraktıktan sonra yüzüne baktım.
"Göreceğiz."
Eve geldiğimizde,Hannah sanki bizi,yani Charles'ı,bekliyormuş gibi önümüze atlamıştı.
"Ah,seni çok merak ettim Charles." Hala ona neden Charles diyordu? Bu saate kadar uyumayıp,Charles'ı mı beklemişti yani?
"Charles'ı gördüğüne göre gidip yatabilirsin." Ters cevabıma aldırmadan omuz silkti ve konuşmaya başladı;
"Charles demen gitmeyeceğim."
"Gidebilirsin Hannah,iyiyim." Sesi çok duygusuz çıksada kadın,sanki ona dünyanın en güzel kelimelerini söylemişçesine mutlu olmuştu.
"Ah,iyi geceler o zaman." dedikten sonra kıvırta kıvırta uzaklaşmıştı. Ancak o uzaklaşırken fark edebilmiştim korsesinin iplerinin açık olduğunu. Tanrı bilir,ne yapmaya çalışıyordu bu kadın?
"Ölümü benim ellerimden olacak." diye sinirle Charles'a döndüm ve bana aldırmadan sanki bir yastıkmışçasına beni kucakladı ve öpmeye başladı. Öpücüğünün derinliğiadete içime işlemişti. Kapıdan içeri girdiğimizde yavaşça korsemi çıkarırken,onun yavaşlığına inat,daha korsem çıkmadan onu yatağa itip tekrar öpmeye başladım. Aynı zamanda gülümsediğini hissedebiliyordum. Ellerim beceriksizce gömleğinin düğmelerini açmaya çalışırken,o ise korsemi aşağıya çekiyordu. Sonunda pes ettim ve gömleğini çıkarması için onu bekledim. O ise hemen gömleğini çıkarmış,korsemi açmaya çalışıyordu. Sonunda cansız bir şekilde,yerde duran korsem ikimizinde umurunda değildi.
"Nerede kalmıştık? Beni ikna edecektin sanırım?" Karşımda gülümsemeye başladığında,kendini zor tuttuğunu fark edebilmiştim. Oysa ki benim konuşmaya hiç niyetim yoktu. Ama belki onu biraz kızdırabilirdim. Örtüyü aldığım gibi yataktan inip gülmeye başladım.
"Seni küçük canavar! Gel buraya." diye bağırıp peşime geldiğinde,çok büyük olmayan odada ondan kaçıyordum. Sonunda gülmekten nefes alamayınca yatağa oturdum ve bana gelmesini bekledim. Yanıma gelip beni yatağa tekrar yatırdığında,gözlerinde tutku neredeyse ürpermeme sebep oluyordu.
Dudaklarım sanki yeni bir şey keşfetmişçesine vücudunda geziniyor,inlemelerini duymak için farklı şeyler yapıyordu. Beni yatağa yatırıp,göğüslerime dokunmaya başladığında altında kıvrılıp,onu daha da kendime çekmem birkaç saniyemi almıştı. Artık inlemelerimi tutmuyor,onu kendime daha da bastırıyordum. Ne kadar kıvrandığımı bilmediğim bir süreden sonra,Charles içime girmişti. Şimdi neredeyse onun yüzünü bile görmüyor,gözlerim kapalı bir şekilde onun hareketlerini daha çok hissediyordum. Sonunda ikimizde doyuma ulaştığımızda yanıma uzanmış saçlarımla oynuyordu.
"İkna oldun mu?" Sorum onu aniden yakalamıştı.
"Ah,belki. Ama belki biraz daha ikna edici olabilirdin." Üzüntüyle dudaklarını büzdüğünde şapşal ifadesi gülmeme sebep olmuştu.
"İkna olman gerekiyordu." dedikten sonra cevap vermesine fırsat vermeden,ellerimle vücudunu keşfetmeye başladım. Yavaşça aşağıya inen ellerim,Charles'ın yüzünün korku tüneline girmiş,ve içindekilerden korkan bir çocuğun suratına dönmüştü.
"Sevgilim,korkuyor musun?" dedim onu kızdırmak için. Ama konuşamamış,sadece yutkunmuştu. Ah! Bu sefer eğlenecektim! Dudaklarımla göğsüne minik öpücükler bırakarak aşağıya inmeye başladım. Aynı zamanda yüzüne bakıyordum. Karnından biraz aşağıya geldiğimde tekrardan inledi ve beni altına alıp,içime girdi. Aynı tempoda devam ettikten sonra yorgunlukla yattığımızda,sorumu tekrar sormuştum.
"İkna oldun mu,sevgilim? Yoksa devam edeyim mi?"
Burnumun ucuna bir öpücük kondurup konuşmaya başladı.
"Sen asla uslanmazsın! Tanrı aşkına,uyuyalım artık!"



